| Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliğine Yapılan Saldırının Düşündürdükleri | | Bilgay DUMAN, ORSAM Ortadoğu Uzmanı | | | Resimler Sadece üyeler içindir! Türkiye ile Irak arasında son dönemde yaşanan siyasi gerginlik, Bağdat’taki Türk Büyükelçiliğine 18 Ocak 2012 tarihinde yapılan saldırıyla bir üst seviyeye taşınacak gibi görünmektedir. Özellikle Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi’ye yönelik tutuklama kararının çıkartılmasının ardından, Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin Türkiye’ye yönelik suçlamalarda bulunan açıklamalar yapması ve arkasından bu suçlamaları bir adım öteye götürerek, Türkiye’ye karşı tehditvari açıklamalarının ardından yaşanan bu gelişme Türkiye-Irak ilişkileri açısından kriz dönemine doğru yol alındığını gösterir niteliktedir. Biri Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nin koruma duvarına isabet eden, 2’sinin nereye düştüğü belli olmayan, 3 roket güdümlü el bombasıyla yapılan saldırının kim ya da kimler tarafından yapıldığını söylemek ya da bilmek olayın sıcaklığı itibariyle henüz mümkün görünmemektedir. Bu açıdan olay olur olmaz herhangi bir grup, kişi ya da kişileri suçlamak yanlış olacaktır. Yine de Türkiye ve Irak Başbakanı Nuri El-Maliki arasındaki restleşmelerin ardından böyle bir olayın yaşanması dikkat çekicidir. Bu ifade ile hiçbir grup, kişi ya da kişiler suçlanmamaktadır. Sadece olayın meydana geldiği konjonktür açısından düşünüldüğünde, siyasi gerginliğin had safhada olduğu bir dönemde yaşanması, iki ülke ilişkilerini daha da gergin hale getirebileceği endişesi ortaya konmaktadır. Zira Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği, Irak’taki güvenli bölge olarak ifade edilen “Yeşil Bölge”nin dışındaki nadir diplomatik temsilcilikten birisidir. Bağdat’ın Veziriye semtinde bulunan Türkiye Büyükelçiliği’nin korunması, Irak güvenlik güçlerinin sorumluluğundadır. Bu nedenle saldırının bilinçli ya da bilinçsiz yapılıp yapılmadığı, bilinçli yapıldı ise faillerinin Irak hükümetine bağlı güvenlik güçleri tarafından tespit edilmesi ve yakalanması gerekmektedir. Zira Irak’ın istikrarı ve demokratik değerlere sahip bir devlet yapılanması ortaya çıkarabilmesi için bütün komşu ülkelerin desteğine ihtiyacı olduğu gibi, bu anlamda Türkiye’nin yapacağı katkının diğer bütün ülkelerden fazla olduğu düşünülmektedir. 2003 sonrası Türkiye-Irak ilişkilerinin seyri incelendiğinde de Türkiye’nin Irak’ın demokrasisine yaptığı katkı ortadadır. 2003 sonrası dönemde Arap ülkeleri de dahil olmak üzere Irak’taki büyükelçiliğini kapatmayan tek ülke Türkiye olmuştur. Buna rağmen 2003’te Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliğine üç kez saldırı düzenlenmişse de çalışmalarına devam etmiştir. Öte yandan bu süreçte Irak’a destek sağlanması adına Irak’a komşu ülkeler inisiyatifi başlatılmış ve bu süreç 2008’e kadar devam ettirilmiştir. Demokratik süreçlerin en önemli parçalarından biri olan seçimler konusunda da Türkiye’nin gerekli bütün çabayı gösterdiği düşünülmektedir. Bu süreçte 2005 yılında yapılan ilk seçimlerde siyasi süreç içerisinde yer almayan Sünni gruplar ikna edilerek, 2005 ve daha sonra yapılan seçimlere katılımı sağlanmış ve bu anlamda demokrasiye geçişte tam katılım sağlanması adına önemli bir rol oynamıştır. Irak’taki bütün gruplarla ilişkilerini geliştirmeye gayret gösteren Türkiye, Irak’taki önemli Şii, Sünni, Kürt, Türkmen ve azınlık grup temsilcileriyle yakın ilişki kurmuştur. Bu durum Türk yetkili makamları tarafından her minvalde dile getirilmektedir. Öte yandan Türkiye ile Irak arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler de yükselen bir grafik seyretmektedir. Savaşın başladığı 2003'te 942 milyon dolar değerinde olan Türkiye ile Irak arasındaki ticaret, 2011 yılı itibariyle 12 milyar dolara yaklaşmıştır. Ayrıca Irak’ın yeniden yapılandırılması sürecinde Türk firmalarının payı azımsanmayacak derecededir. Diğer taraftan bakıldığın da Irak da Türkiye için önemli bir komşudur. Zira Irak’ta yaşanan her olay Türkiye’yi doğrudan ve dolaylı olarak bir şekilde etkilemektedir. Özellikle terör örgütü PKK ile mücadele konusunda Irak’ın yardımı son derece önemlidir. Ayrıca Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında da Irak kritik rolü oynamaktadır. Dahası son derece karmaşık bir siyasi yapının hakim olduğu Ortadoğu bölgesinin istikrara kavuşması ve dengenin sağlanması açısından Türkiye ve Irak arasındaki işbirliğinin sağlanması ve bu işbirliği olanaklarının arttırılmasının iki ülke kadar bütün bölgeyi olumlu yönde etkilemesi muhtemeldir. Sonuç olarak, Irak’ın Türkiye ile restleşmesinin ne Türkiye ne Irak ne de Ortadoğu için bir fayda sağlaması beklenmemelidir. Uzun ve derin bir geçmişe ve birlikteliğe sahip iki ülkenin tarihi, coğrafi, sosyal bağlılıkları iki ülkenin birbirinden kopamayacağının en büyük göstergeleri olarak nitelendirilebilir. Bu açıdan özellikle Iraklı yetkili makamların iç politikada yaşadıkları sıkıntıları da dikkate alarak, en azından bölge ülkelerinin desteğiyle bu sıkıntıları aşmaya çalışmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir. | ---İMZA---
Resimler Sadece üyeler içindir! "Bende bir elma, Sende de bir elma varsa; Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen: İkimizin de de birer elması olur. Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa; Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen: Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs] BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN, BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!.. BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ ! False |
TurkesManga Site Sahibi

 Durumu İçeride Yaş : 46 Cinsiyet : Bay Mesaj Sayısı : 21244 Giriş sayısı : 9651 Forum T. Puanı : 187 MSN : turkesmanga@windowslive.com Kişiyi : Arkadaşım Yap
Olgunluk
65% Aktiflik
965% Forum Katkısı
2124% Tüm Siteye Katkısı
2767% |