Kara kara bulutlar bir yere toplanmıştı. Yerdekilerin güneşle irtibatı kesilmişti. Gökgürültüsü, Şİmşek ve Yıldırım, hazırlanmışlardı gökte olanları yerdekilere gösteremek için. Yıldırım, ''sırasıyla gösterelim'' teklifi yaptı; anlaşma kesinleşti.
Gösterme sırası Gökgürültüsü'ndeydi. Bir gürledi, hanelerinde oturanlar 'bismillah bismillah' deyip yerlerinde zıpladılar.
''Nasılım ama?..'' dedi Gökgürültüsü. ''Yürekleri ağızlara getirecek kadar şiddetliyimdir işte!''
Gösterim sırası Şimşek'teydi. Çaktı çakabildiği kadar. Görenler, trafo patladı da etrafa bin volt elektrik yayıldı sandılar. Baş parmaklarıyla üst çenelerini kaldırıp ''Rabbimiz korusun'' diyerek niyazda bulundular.
Ya ben nasılım?..'' dedi Şimşek. ''Bakanın gözlerini kör edecek kadar güçlüyümdür değil mi?!''
Sıra yıldırıma gelmişti. ''Şimdi düşerim bahçenin böğrüne'' dedi. Ve kayboldu.
Gökgürültüsü ile Şimşek, ''Hey Yıldırım!'' diyerek seslendiler Yıldırım'a. ''Bahçeye düştün mü? Yakıcı gücünü gösterdin mi?''
Yıldırım'ın sesi derinden geldi:
''Paratönere takıldım arkadaşlar, paratonere!.. Paratonerin ulaştığı yer ise ıssız mekan! Ben bahçeye düşseydim birileri yanacaktı; şike yüzünden oraya düştüm; o birileri şimdi beni yakacak!''
İbrahim Faik Bayav
False