Şu an KozanBilgi.Net 'de 0 Üye 64 Misafir Bulunmaktadır. Buraya Tıklayarak Görebilirsiniz...
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHarita
KozanBilgi.Net - Türkiye'nin Bilgi Paylaşım Portalı
Bugün 18.04.2014 
          
Ana Sayfa
          
Forumlar
          
Yazılar
          
Resimler
          
Videolar
        
Kozan
          
Şiirler
          
Dosyalar
          
Hesabım
          
Gizlilik Bildirimi
          
Forum Kuralları
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -      Aklından Neler Geçiyor ? Canlı Destek
» Konu Açan TurkesManga   
 Forum
 Hukuk
       Yargıtay Kararlarında Evlilik Birliğinin Sarsılması nedeni ile Boşanma

Yargıtay Kararlarında "Evlilik Birliğinin Sarsılması nedeni ile Boşanma


Yargıtay Kararlarında "Evlilik Birliğinin Sarsılması veya Müşterek Hayatın Yeniden Kurulamaması" Nedeniyle Boşanma (Mk. 134) (Av. Talih UYAR)
"Evlilik birliğinin sarsılması veya müşterek hayatın yeniden kurulamaması" kenar başlığını taşayan MK. 134, 4.5.1988 tarihinde 3444 sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonucunda bugünkü şeklini almıştır.
Daha önce bu hüküm "imtizaçsızlık" kenar başlığını taşıyor ve iki fıkradan oluşuyordu.*
Adalet Bakanlığı`nda 1951 yılında Medeni Kanunun değiştirilmesi amacı ile, Bakanlık bünyesinde "hukuk doktrin ve uygulamasında temayüz etmiş değerli hukukçulardan oluşan bir komisyon kurularak"1 çalışmalara başlanmış ve bu çalışmalar sonucunda -son redaksiyonu komisyon raportörlüğünü yürüten Ord. Prof. Dr. H.V. Velidedeoğlu tarafından yapılan- ve 1971 yılında yayınlanan "Türk Medeni Kanunu Ön Tasarısı" ortaya çıkmıştır.
Bu Ön Tasarı hazırlanırken, medeni Kanunun diğer maddeleri yanında doktrinde2 "genel boşanma sebebi" olarak nitelendirilen bu hükmün "uygulamada çıkan sorunlar ve beliren gereksinimler karşısında yetersiz kaldığı" belirtilerek "hükmün bunlara cevap verecek bir içeriğe kavuşturulması" dileği ile MK. 134 de ele alınmış ve hazırlanan Ön Tasarıda bu madde MK.134 ve 134/A maddeleri olarak - kenar başlıktaki (imtizaçsızlık) kelimesi yerine, aslında olduğu gibi (evlilik birliğinin sarsılması) ve (ortak hayatın kurulamaması) kenar başlıkları ile aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Gerçekten, bu Ön Tasarıda;
"Evlilik birliğinin kökünden sarsılmasını bir boşanma sebebi olarak koymuş olan bu madde uygulamada en çok güçlük doğuran ve çeşitli tatbikata sebep olmuş bulunan bir maddedir. Bir defa bu maddedeki (geçimsizlik) acaba objektif olarak mı, yoksa subjektif olarak mı değerlendirilecektir? Yani eşlerden hiçbirine kusur isnat edilmesi mümkün olmadığı halde sadece onların yaradılış ve karakter bakımından ayrı ayrı tabiatlarda olması ve bu yüzden evlilik birliğinin sarsılması bir boşanma sebebi teşkil edecek midir? Eğer bu düşünce kabul edilirse bu madde objektif olarak yorumlanacak ve uygulanacak demektir. Yok eğer bu geçimsizliğin temelinde ille bir kusur aranması şartının kabul edilmesi maddenin subjektif yorumlanması ve uygulanması demektir.
Medeni Kanunumuzun boşanma hükümlerinin esprisi ve bu tasarıyla yapılan değişiklikler bu maddenin objektif olarak yorumlanmasını gerektirmektedir. Aksi takdirde, sırf karakter ayrılığı yüzünden bu maddeye dayanarak boşanmak isteyen eşleri birbirine karşı ille kusur yüklemeye zorlamak ve mahkeme huzurunda isnatlarda bulunmak gibi hiç de doğru olmayan hareketlere sevketmek sonucu doğar.
Bu maddenin uygulamada güçlükler doğurması pek tabidir. Çünkü boşanmalarda en çok dayanılan madde, gerek bizde ve gerek İsviçre`de bu maddedir.
İsviçre`de 1941 yılında vuku bulan 3066 boşanmadan 2412`si geçimsizlik yüzünden ve geri kalan 654`ü de öteki beş boşanma sebebi yüzünden olmuştur.
Türk Mahkemelerinde de 1932-1942 yıllarında verilmiş olan bütün boşanma kararlarının %60` geçimsizlik sebebine, geri kalanın %40`ı ise öteki beş sebebe dayanmaktadır. Yine Türkiye`de 1946-1952 yıllarında verilen topyekün 54.124 boşanma kararından 32.928`i yani %70`i geçimsizliğe ve geri kalan %30`u öteki beş boşanma sebebine dayanmaktadır. Durum böyle olunca (geçimsizlik) yani evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinin boşanma bakımından ne kadar önemli olduğu kendiliğinden meydana çıkmaktadır.
Yukarıda boşanmaya ait (4. Bölümün) başındaki genel düşünce ve gerekçede ayrıntılı bir şekilde belirtildiği gibi Yargıtay`ın yerleşmiş içtihatlarına göre 134. madde subjektif açıdan yorumlanıp uygulanmakta ve mahkemelerin -davacının dava hakkını tespit için- kusur meselesini kendiliğinden daha başlangıçta araştırması gerektiği kabul edilmiş bulunmaktadır. Bundan da tabiatıyla büyük sakıncalar doğmaktadır. Bu sebeple bu maddeye eklenen son fıkra ile (taraflar ileri sürmedikçe yargıcın kendiliğinden ve doğrudan doğruya kusuru araştıramayacağına) dair bir fıkra eklenmiştir.
Bununla birlikte geçimsizliğe dayanan boşanma davalarında eşler, genel olarak birbirlerine kusur yüklediklerinden bu kusurun derecesini tayin etmek davanın kabul veya reddi bakımından yine de önemlidir. Yani hiçbir kusur yüklenmediği halde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı mahkemece ispat edilince, yargıç artık kendiliğinden kusuru aramakla ödevli olmadığı halde, yukarıda belirtildiği gibi, birçok durumlarda eşler birbirlerine kusur yüklediği için bu kusurlardaki ağırlık derecesini yargıcın o zaman araması ve ölçmesi zorunludur. Eğer kusur sadece davacıda ise onun kendi kusuruyla sebep olduğu geçimsizliğe dayanarak dava açması, tabiatıyla caiz değildir. Eğer davacının kusuru ile birlikte davalı da kusurlu ise fakat davacının kusuru davalınınkine kıyasla çok ağır bulunuyorsa, bu halde dahi davacının davasını reddetmek gerekir. İşte bu maddeye eklenen son fıkra kusur meselesinden doğan güçlüğün bir kısmını hafifletmiş yani kusurun davanın başında hakim tarafından doğrudan doğruya araştırması hususundaki içtihadı kaldırarak, bunun göz önüne alınmasını ancak eşlerden birinin bunu ileri sürmesi şartına bağlamıştır. Bununla birlikte eşlerden biri ötekinin kusurunu ileri sürdüğü zaman bunun araştırılması ve iddianın doğru olup olmadığının saptanması yargıcın görevidir. Eğer dava, davacının kusurunun ağır basması yüzünden reddolunmuşsa o zaman çok uzun süren ayrı yaşamaların doğurduğu sakıncaları gidermek için Medeni Kanuna eklenen 134/A maddesine göre boşanma davası açma yolu, o maddedeki şartlar dairesinde, yine açıktır."
Gerekçesiyle, MK. 134: "Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, onlardan her biri boşanma davası açabilir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşlerden yalnız birinin ağır kusuru varsa veya her ikisi kusurlu olup da, birinin kusuru ötekine kıyasla çok ağır ise, boşanma davasını yalnız öteki eş açabilir.
Taraflar ileri sürmedikçe yargıç, kusuru kendiliğinden göze alamaz."
şeklinde düzenlenmiştir.
Yine bu Ön Tasarıda;
"Bu kuralın yasaya eklenmesinin sebepleri, hayatta bugün çok rastlanan bir olayı göz önüne almak zorunluluğudur. Bu olay, boşanma davası reddolunan eşin aynı sebeple yeniden dava açamaması ve ortak hayatın yeniden başlamaması yüzünden eşlerin çok uzun yıllar tamamen ayrı yaşamak zorunda kalmaları olayıdır. Böylece evlilik bağlantısı devam ettiği halde fiili ayrılık, müzmin bir hastalık gibi yıllar boyu sürüp gitmektedir. Mesela bir kimse geçimsizlik yüzünden boşanma davası açmış fakat kendi kusuru mahkemece ağır görüldüğü için bu davası reddedilmiştir; bu durumda o kimse ortak hayata dönmek istemezse ne olacaktır? Bugünkü toplum hayatımızda bu yüzden beş hatta on yıl ve daha fazla bir süre ayrı yaşamakta olan karı kocaya rastlanmaktadır. Bu durum onları belki de mutlu olabilecekleri yeni bir aile yuvası kurmaktan alıkoyduğu gibi nikâhsız veya gizli birleşmelere de sevketmekte, ahlak düşmekte, ayrıca soydanlığı düzgün olmayan çocuklar gizlice dünyaya gelmektedir.
Boşanma davası açan taraf daha çok kusurlu olduğu için davası reddolunursa ve o taraf ortak hayata geri dönmek istemezse kanuni müeyyideler hiçbir zaman onu bu hayata geri dönmeye zorlayamaz. Şu halde bu gibi durumlara bir çare bulmak lazımdır. işte bu tasarıya konulmuş olan 134/A maddesi ile bu çare düşünülmüştür. Gerçi buna karşı: (bu madde kusurlu eşe tek taraflı olarak boşanma imkânı sağlamaktadır) denilebilir. Bu itirazda gerçek payı olmakla beraber, davası reddolunan eş, uzun süre ortak hayata dönmedikten sonra bu evlilikten eşler ve varsa çocuklar ve nihayet toplum ne hayır bekleyecektir? Kaldı ki Medeni Kanunun nafaka ve tazminatla ilgili maddelerinde yapılan değişiklikler ile kusursuz eşi tatmin etmek ve onun maddi zararlara uğramasına meydan vermemek ayrıca sağlanmış bulunmaktadır. Yasaya yeni eklenen bu 134/A maddesinden yararlanmak isteyecek tarafın çoğu defa koca olacağı düşünülürse, boşanan kadının mağdur olmaması nafaka ve tazminat hükümlerindeki değişikliklerle sağlanmasındaki isabet kendiliğinden meydana çıkar. Ayrıca 134/A maddesinde beş yıl gibi oldukça uzun bir süre konulması ve bu sürenin boşanmanın reddine dair kararın kesinleşmesinden başlatılması da ekseriye mağdur durumda bulunan ve mali ve iktisadi çaresizlikler içinde kalan kadını koruyacak tedbirlerdendir.
Birikmiş durumda olan uzun süreli ayrılıkları, Medeni Kanunda yapılan bu değişiklik ile tasfiye etmek için yeni eklenen 134/A maddesinde (bu yasanın yürürlüğe girmesinden önce veya sonra) kaydı konulmuş ve böylece Medeni Kanunda yapılan bu değişiklik, daha önceki durumları kapsayacak şekilde ifadeye bağlanmıştır. Ancak bu eski durumlara, yasanın bu tasarıyla değiştirilen nafaka, yoksulluk nafakası ve tazminat hükümleri uygulanmak suretiyle, bu tasarının kanunlaşmasından önceki boşanma davalarıyla sonraki boşanma davaları arasında bir fark ve ayrım gözetilmeyerek adalet eşit olarak sağlanmıştır.
Davası reddolunan eş 134/A maddesine göre boşanabilmek için red kararının kesinleşmesinden başlayarak beş yıl beklemek zorunda olduğuna göre, bu madde gelişigüzel tek taraflı boşanmalara açık kapı bırakan bir madde değildir.
Bundan başka yukarıda belirtilen tazminat ve nafaka istemleri hakkı da, herhangi bir tereddüte yer vermeyecek şekilde 134/A maddesinin ikinci fıkrasında ayrıca belirtilmiş ve bu hakların saklı olduğu kuralı konmuştur."
Gerekçesiyle, MK.134/A: "Bu yasanın yürürlüğe girmesinden önce veya sonra, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış olan boşanma davasının reddine karar verilmiş ve kararın kesinleştiği tarihten beş yıl geçtiği halde, eşlerden birinin istemi üzerine her halde boşanmaya karar verilir.
Bu yasaya göre tazminat ve nafaka istemi hakkı olan tarafın bu hakkı saklıdır."
şeklinde düzenlenmiştir.3
Bu "Ön Tasarı"dan sonra 28.4.1976 yılında yeni bir komisyon kurularak çalışmalara başlanmış ancak 17.2.1978 tarihinde bu komisyonun çalışmalarına son verilmiştir. Milli Güvenlik Konseyi döneminde komisyon çalışmalarının yeniden başlaması uygun görülerek ilk toplantısını, 3.7.1981 tarihinde yapan yeni komisyona 1981 yılında E. Şener, 1982 yılında Prof. Dr. K. T. Gürsoy ve 1983-1984 yılında da Prof. Dr. K. Oğuzman`ın başkanlık etmesiyle, komisyon çalışmalarını 17.6.1984 tarihinde tamamlamış ve bu suretle 1984 tarihli "Türk Medeni Kanunu Öntasarısı" ortaya çıkmıştır.
Bu "Öntasarı" da -bugün yürürlükte olan 134. madde- "evlilik birliğinin sarsılması" kenar başlığı ile, 130. madde olarak;
"Geçimsizlik sebebiyle boşanma hükümleri toplumda üzerinde çok durulan bir konudur.
Bir eşin kendi kusuru ile evlilik birliğini sarsmış olmasına rağmen geçimsizliğe dayanarak boşanma davası açıp açamaması ve eşlerin boşanma için anlaşmış olmalarının boşanma kararı verilmesi için yeterli sayılıp sayılmaması, üzerinde durulan iki önemli sorundur.
Birinci konuda yürürlükteki kanunun 134/II`de yer alan "eğer geçimsizlik iki taraftan birine daha ziyade kabili isnat ise boşanma davasını ikame hakkı ancak diğer tarafa aittir" hükmünün katı bir tarzda uygulanması şikâyetlerin odak noktasını teşkil etmektedir.
Belirli bir süre, mesela beş yıl, eşlerin ayrı yaşamış olması halinde kesinlikle boşanma kararı verilmesini öngörerek şikâyetleri gidermeye çalışmak ise, tam aksi yönde sakıncalara yol açacak ve evliliğin geçici heveslere alet edilmesine, toplumun temelini teşkil eden aile müessesesinin ciddiyetinin azalmasına elverişli bir ortam yaratacaktır.
Tasarıda aile müessesesini zayıflatmayacak fakat devamında yarar kalmayan evliliklerde de sırf davacı daha fazla kusurludur diye boşanmayı engellemeyecek bir çözüme yer verilmiştir. Evvela herhangi bir kusur şartı aranmaksızın evlilik birliğini temelinden sarsan geçimsizliğin boşanma sebebi teşkil edeceği temel kural olarak birinci fıkrada kabul edildikten sonra ikinci fıkrada, evlilik birliğini temelinden sarsarak boşanma sebebi teşkil eden olaylarda davacının daha fazla kusurlu olması halinde davalının boşanmaya itiraz edebileceği belirtilmiştir. Fakat, şayet evliliğin devamında davalı eş ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, daha genel ifadesiyle davalının boşanmamakta direnmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise, itiraz etkisini kaybedecek ve davacı daha fazla kusuru olmasına rağmen hakim, boşanmaya karar verecektir.
Eşlerin uzun süre ayrı yaşamaları, olayın tüm şartları dikkate alınarak evlilik birliğinin devamında yarar kalmadığını gösteren bir unsur teşkil edebilir. Bir olayda, şartlar dikkate alınınca, üç yıldır eşlerin ayrı yaşaması artık evliliğin devamında yarar kalmadığı sonucuna götürebilirken, başka bir olayda, yedi yıldır ayrı yaşama, aynı nitelikte görülmeyebilir. Evliliğin süresi, eşlerin yaşları, sağlık durumları, boşanmanın çocuklar üzerinde yapacağı çeşitli faktörler, boşanmaya itiraz eden eşin hakkını kötüye kullanıp kullanmadığını takdir etme hususunda rol oynayacaktır.
İkinci konuda, yürürlükteki kanun, tarafların anlaşmasını boşanma için yeterli saymamıştır. Uygulamada tarafların anlaşması bazen boşanmayı sağlamakta bazen sağlamamaktadır. Bu hususta tasarıyla getirilen esas, eşlerin bir yıl ayrı yaşamış olmaları halinde birlikte başvurdukları veya birinin açtığı davayı diğeri kabul ettiği takdirde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı hususunda başka delil aranmasına gerek olmaksızın boşanmaya karar verilmesidir. Fakat bu hususta hakimin, tarafları dinlemesi ve boşanma iradesinin serbestçe açıklandığı kanaatine varması şarttır.
Böylece her ikisi de boşanmayı isteyen eşlere bu imkân tanınmış, fakat bir yıl ayrı yaşama kaydıyla, küçük kırgınlıklarda ani olarak yapılacak boşanma taleplerinin etkili olması önlenmek istenmiştir. Hakimin, tarafları dinlemesi ise, çeşitli baskılarla alınabilecek rızaları etkisiz kılmakta önemli bir tedbir olabilecektir."
şeklindeki gerekçeyle
MK.130: "Ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı hallerde eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Evlilik birliğini temelinden sarsan olaylarda davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalının itiraz hakkı vardır. Bununla beraber, davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve özellikle evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa davacının kusurunun daha ağır olması boşanma kararının verilmesine engel olmaz.
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır."
şeklinde değiştirilmiştir.4
1998 yılında hazırlanan -ve halen TBMM`de görüşülmek üzere sırasını bekleyen- (3). Medeni Kanun Öntasarısında "evlilik birliğinin sarsılması" kenar başlığı ile 166. madde olarak "yürürlükteki 134. maddede, 3444 Sayılı kanunla yapılmış değişiklik uygun görülerek ve herhangi bir değişiklik yapılmayarak" -sadece kenar başlığı kısaltılarak- madde aynen muhafaza edilmiştir.5
MK.134 ile ilgili bu kısa "tarihçe"ye ilişkin açıklamalardan sonra, on yılı aşkın süredir uygulanmakta olan yeni hüküm6 çerçevesinde boşanmaya karar verilebilmesi için;
a) Birinci boşanma sebebi; "evlilik birliği temelinden sarsılmış olmalı" ve "bu sarsılma sonucunda ortak yaşamın sürdürülmesi eşler için çekilmez hale gelmiş olmalı"dır.
Bu sebep, MK.134/I ve II`de -3444 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önce "şiddetli geçimsizlik" sebebiyle boşanmayı düzenleyen hükümlerin7 yerini alarak düzenlenmiştir.
Bu boşanma sebebi, "genel ve takdire bağlı" bir boşanma sebebidir.8
Hangi olayların "ortak yaşamı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek derecede evlilik birliğini temelinden sarsmış olacağını" ve "tarafların boşanmalarına karar verilmesine neden olacağını" her somut olayın özellikleri göz önüne alarak hakim taktir edecektir. Boşanmaya karar verilmesi için, ortak yaşamın her iki eş için de çekilmez hale gelmiş olması aranmayacaktır. Eşlerden sadece biri yönünden çekilmezlik olsa bile, bu eş boşanmayı isteyebilecektir.9
Yargıtayımız, aşağıda özetlerini sunduğumuz çeşitli kararlarında bu madde çerçevesinde hangi nedenlere dayanılarak boşanma kararı verilebileceğini (ya da verilemeyeceğini) belirtmiştir.
Bu maddeye göre boşanmaya karar verilebilmesi için, "davacının daha ağır kusurlu olmaması" gerekir. Ancak hemen belirtelim ki, hakim bu hususu kendiliğinden göz önünde bulunduramaz. Davalı tarafın bu hususu ileri sürmesi (MK.134/II, c: 1`de "davalının davaya itiraz hakkı"ndan bahsedilmekte ise de bu itiraz hakkı teknik anlamda "itiraz" olmayıp niteliği itibariyle burada bir "def`i" sözkonusudur.)10 halinde, hakim "daha çok kusurlu olan" davacının açtığı boşanma davasını reddedemez.
Davacının daha fazla kusurlu olduğu hallerde davalının bunu itiraz (daha doğrusu def`i) olarak ileri sürmesi "hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise" ve "evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa", davacının daha fazla kusurlu olmasına rağmen hakim boşanma kararı verebilecektir. 11 12 (MK. 134/II, c: 2)
İki tarafında "kusursuz" olması veya iki tarafında "eşit kusurlu" olması boşanmaya karar verilmesine engel teşkil etmez. 13 14
"Kimin daha fazla kusurlu olduğu" konusunda önceden bir ölçüt (kıstas) öngörülemez. Bu husus her somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak hakim tarafından takdir olunur.15 Hakimin bu takdiri Yargıtayın denetimine tabidir.
b) İkinci boşanma sebebi, uygulamada "anlaşmalı boşanma" olarak isimlendirilen ve MK. 134/III`de düzenlenmiş olan durumdur. Aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi halinde, kanun "evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu" kabul etmiştir. (MK. 134/III, c: 1)
Bu hükme göre; 16
- Evlilik "en az bir yıl" sürmüş olmalı, 17
- Eşler boşanmak için "birlikte" mahkemeye başvurmalı ya da eşlerden biri diğerinin açtığı boşanma davasını kabul etmelidir., 18
- Tarafları hakim "bizzat dinleyerek" 19 boşanma konusundaki iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir.
- Taraflar "boşanmanın mali sonuçları" ve "çocukların boşanmadan sonraki durumları" 20 konusunda anlaşmış olmalı ve bu anlaşma hakim tarafından uygun bulunmuş olmalıdır.21 Hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmazsa, tarafların ve çocukların çıkarları doğrultusunda anlaşma metninde değişiklik yapabilir. Bu değişiklik taraflarca benimsenirse, boşanma gerçekleşir, aksi halde boşanma davası reddedilir.22
c) Üçüncü boşanma sebebi, uygulamada "fiili ayrılık" olarak isimlendirilen ve MK. 134/IV`de düzenlenmiş olan durumdur.
Bu hükme göre;
- Daha önce boşanma sebeblerinden herhangi birisiyle açılmış olan boşanma davası23 reddedilmiş olmalıdır. Burada, önceki davanın kimin tarafından ve ne sebeple açılmış olduğu ve -"yetkisizlik" sebebi dışında- 24 hangi sebeple reddedilmiş olduğu önem taşımamaktadır.25 Buna karşın, boşanma davası açılmadan eşler ne kadar uzun süredir ayrı yaşıyor olsalar dahi, daha önce açılıp reddedilmiş bir boşanma davası mevcut olmadığı için sırf fiili ayrılığa dayanarak dava açamayacaklardır.26
- Önceki red kararının kesinleşmesinden itibaren27 üç yıl geçmiş28 ve bu üç yıl içinde her ne sebeple olursa olsun,29 ortak yaşam yeniden kurulamamış olmalıdır.30
- Eşlerden birisi boşanma davası açmış olmalıdır.
Bu koşulların oluşması halinde, hakim -ayrıca tarafların kusur durumlarına bakmadan-31 boşanmaya karar verip vermeme konusunda takdir yetkisine sahip olmayıp, boşanmaya karar vermek zorundadır.32
MK.134`ün içeriği hakkındaki bu kısa hatırlatma niteliğindeki açıklamalardan sonra, şimdi Yargıtay`ın bu maddeyi -bugüne kadar- nasıl yorumlayıp uyguladığını belirtelim.* Yüksek Mahkeme;
• "Kesinleşen red kararından sonra, tarafların üç yıl biraraya gelmemeleri halinde, MK.134/IV uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için, ayrılığın nedeninin (saikinin) önem taşımadığını" 33
• "Dinlenen davacı tanıklarının bir kısmının sözlerinin, MK.134/I`de öngörülen `evlilik birliğinin temelinden sarsılma` durumunu belirtmemesi ve bir kısmının ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak bulunması halinde, boşanma kararı verilemeyeceğini" 34
• "Karısına bağımsız ev temin etmeyen, zaman zaman karısını döven kocanın `ağır kusurlu` olduğunu ve bu nedenle boşanma davası açamayacağını" 35
• "Başka kadınla ilişki kurup, evden kovan kocanın boşanma davası açamayacağını" 36
• "MK.134`ün yeni -3444 s. kanunla değişik- şeklinde, `kusur` yerine `evlilik` birliğinin onarılmaz biçimde sarsılmasına yer verilmiş olduğunu, ancak bu madde uyarınca boşanma davası açabilmek için `tamamen kusursuz` ya da `az kusurlu` olmaya gerek olmayıp `daha fazla kusurlu` tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için, davalının az da olsa kusurunun bulunmasının zorunlu olduğunu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında hiç kusuru bulunmayan eş hakkında boşanma kararı verilemeyeceğini" 37
• "Beş yıldır evini terk eden ve eşi ile ilgilenmeyen davalının bu tutumunun müşterek hayatı temelinden sarsmış olacağını" 38
• "Her akşam içki içip eşini döven ve üç yıldır eşinden ayrı yaşayan davalı hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 39
• "Evlilik birliğini terk etmiş olan eşe, eve dönmesi için ihtar gönderen eşin, önceki olayları hoşgörü ile karşılamış sayılacağını ve ihtardan önceki olaylara dayanarak başanma davası açamayacağını" 40
• "Davalı ile arasında geçen olaydan sonra, karısını tekrar eve döndürmek için karısının arkasından giden kocanın bu davranışının, evlilik birliğinin kökten sarsılmadığını göstereceğini" 41
• "Tanıkların -bizzat görmedikleri / işitmedikleri- taraflardan naklen duyduklarına dayanan ifadelerinin, hükme esas olamayacağını" 42
• "Kocanın karısını başkaları ile aldatmış olmasının -kocası hakkında boşanma davası açma hakkına sahipken bu hakkını kullanmamış olan- karısına, kocasına hakaret hakkı vermeyeceğini (bu durumda, kocanın istemesi üzerine boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini)" 43
• "Almanya`da olduğu belirlenen tanıklar dinlenmeden boşanma istemi hakkında karar verilemeyeceğini" 44
• "Tanıkların -bizzat görmedikleri/işitmedikleri- taraflardan naklen duyduklarına dayanan ifadelerinin, hükme esas olamayacağını" 45
• "Önceki boşanma davasına ait dilekçe, şekli bir sebeple reddedilmiş veya dava açılmamış sayılmışsa, bu durumun MK.134/IV`e göre açılacak davaya dayanak olamayacağını" 46
• "Kocasını devamlı başka kadınlarla ilgilenmekle itham edip, küfür eden kadının aile birliğinin devamına imkân vermeyecek davranışta bulunmuş sayılacağını" 47
• "Davalı kocanın başka bir kadınla olan ilişkisinin, müşterek hayatı temelinden sarsacağını" 48
• "Evliliğin devamının toplum düzenini zedeler hale gelmiş, toplum için sorun oluşturmaya başlamış, evliliğin sosyal ve ahlaki yönden çökmüş olması halinde, hakimin `evlilik birliğinin temelinin sarsılması` nedeniyle (MK.134/I) boşanmaya karar vermesi gerekeceğini" 49
• "Davacı karısının sadakatsizliğini bile bile davalı kocanın evlilik birliğinin devamını istemesinin `hakkın kötüye kullanılması` sayılacağını" 50
• "Eşine hakarette bulunma ve onun onurunu kırıcı davranışlarda bulunmasının boşanma sebebi sayılacağını" 51
• "Cinsel ilişkiden kaçınan eşin `kusurlu` sayılacağını -Cinsel ilişkiden kaçınan, kocasına hakarette bulunan kadının da, kocası kadar kusurlu sayılacağını" 52
• "MK.134/I uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için, evlilik birliğinin (müşterek hayatın sürdürülmesini imkânsız kılacak derecede) temelinden sarsılmış olmasının zorunlu olduğunu" 53
• "Kadının çalışmak istemesinin tek başına boşanma sebebi olmayacağını" 54
• "Birbirinden ayrı yaşayan eşlerin kısa süreli bir araya gelmelerinin, evlilik birliğinin kurulduğunu göstermeyeceğini" 55
• "Damadı ile karı-koca hayatı yaşayan davacı-kadın, davalıdan daha fazla kusurlu olmakla beraber, tarafların müşterek çocukları reşit olduğundan ve ailenin korunmasında toplum yararı kalmadığından, boşanmaya karar verilmesinin uygun olacağını" 56
• "Az kusurlu eşin, aleyhine açılan boşanma davasına karşı çıkması (itiraz etmesi) halinde, `bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde` ise de `davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa` boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 57
• "MK.134`e dayalı boşanma davalarında, dava dilekçesinde geçimsizlik nedeni olan olayların hasredilmesinin zorunlu olmadığını" 58
• "Karısına noter ihtarnamesi göndererek eve davet eden kocanın, önceki olayları hoşgörü ile karşılamış sayılacağını" 59
• "Davacının 2. HD. 12.9.1997 T. E: 7549, K: 8889 (İBD. 1998/2 sh: 501) - HGK. 9.6.1993 T. E: 2-115, K.437`ın `bakirelik iddiası` raporla tespit edilmeden karar verilemeyeceğini" 60
• "Davacı eşine, `deli, manyak` diyen ve eşinin kızkardeşinden `orospu` diye bahseden davalı hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 61
• "Kocası tarafından dövülen kadının açtığı boşanma davasının kabulü gerekeceğini" 62
• "Davalının söz ve davranışlarının "hakaret" teşkil edip etmediğinin mahkemece takdir edilebileceğini, bunun takdirinin tanıklara bırakılamayacağını" 63
• "Davalının, davacıya demir çubukla vurmak istemesinin, evi pis tutmasının, yoldan geçen erkeklere göz koymasının, evlilik sırlarını dışarı vurmasının, boşanma sebebini oluşturacağını"64
• " `İki taraflı ve doğuştan kalça çıkığı` rahatsızlığı nedeniyle cinsel birleşmeyi kısmen engelleyen bir yapıya sahip olan kadın hakkında, boşanma kararı verilemeyeceğini" 65
• "Annesi ile geçinemeyen karısına bağımsız ev temin etmeyen kocanın bu eyleminin evlilik birliğini temelinden sarsacağını" 66
• "Hoşgörü ile karşılanan olayların boşanma nedeni yapılamayacağını (bu olayların evlilik birliğini temelinden sarsmış sayılamayacağını)" 67
• "Davacı kocanın bağımsız ev temin etmemesi, davalı kadının da davacıya ağır hakaretlerde bulunması halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını" 68
• "Kadının evi terk etmeyi alışkanlık haline getirmesinin, eve dönmesini isteyen kayınvalidesinin yüzüne tükürmesinin, evlilik birliğini temelinden sarsacağını" 69
• "Yaş farkının başlı başına boşanma sebebi olmadığını" 70
• "MK.134/IV`e göre `fiili ayrılık` nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için, redle sonuçlanan taraflar arasındaki önceki davanın kesinleşmiş olması gerektiğini" 71
• "Önceki davanın feragat nedeniyle reddedilmiş olması halinde de -MK.134/IV`deki diğer koşulların da özellikle `boşanmadan sonra biraraya gelmeme` koşulunun da gerçekleşmesi halinde- `fiili ayrılık` sebebiyle boşanma kararı verilebileceğini" 72
• "Eşler arasında evlenme tarihinden itibaren -psikolojik nedenlerle de olsa- sağlıklı biçimde cinsel ilişkinin gerçekleşememesinin, evlilik birliğini temelinden sarsacağını (bu durumda taraflardan birine tam kusurun yüklenemeyeceğini) ve bu nedenle boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 73
• "Boşanma davasının red ile sonuçlanmasından sonra, ihtar üzerine eve gelen kadının eve alınmamasının -üç yıl sonra- MK.134/IV uyarınca boşanma kararı verilmesini engellemeyeceğini" 74
• "Fiili ayrılığın -terk sebebiyle boşanma davasına konu edilmedikçe- tek başına boşanma nedeni olmadığını" 75
• " `Anlaşmalı boşanma` kararının verilmesinden sonra biraraya gelerek evlilik birliğini yeniden kuran eşlerin, üç yıl sonra aralarının açılması halinde, davacının önceki kararı davalıya tebliğ ettirmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağını (verilen boşanma kararının bozulması gerekeceğini)" 76
• " `Boşanma davasının reddine` ilişkin kararın kesinleşmesinden önce biraraya gelerek evlilik birliğini yeniden kuran eşlerin daha sonra aralarının açılması halinde, önceki red kararını kesinleştiren davacının bu davranışının kötüniyetli sayılacağını ve bu kesinleşme tarihinin MK.134/IV`e göre açılacak davaya başlangıç olamayacağını" 77
• "MK.134/IV hükmünün, Anayasa`nın 10 ve 41. maddelerine aykırı olmadığını" 78
• "Akıl hastası olan eş hakkında, MK.134/I`de öngörülen `evlilik birliğinin temelinden sarsılması` nedenine dayanarak boşanma davası açılamayacağını" 79
• "MK. 134/III uyarınca verilen `anlaşmalı boşanma` davalarında, davayı kabul eden davalının, yargılama giderlerinden kurtulamayacağını" 80
• "Önceki boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, tarafların biraraya gelmemeleri ve fiili ayrılığın üç yıl devam etmesi halinde, boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 81
• "Önceki boşanma davası sonucunda mahkemenin verdiği red kararını onaylayan Yargıtay kararının suretinin taraflara tebliğ edilmeyip sadece `kararın onandığı`nın bildirilmesi ile karar düzeltme süresinin işlemeye başlayacağını ve bu suretle kesinleşen kararın, üç yıllık fiili ayrılık süresine başlangıç teşkil edeceğini" 82
• "Anlaşmalı boşanma davalarında, hakimin MK.272 vd. göre, anlaşmaya müdahale ile çocuk hakkında hüküm kurabileceğini" 83
• MK.134/III uyarınca verilen boşanma kararlarında, `bir tarafın diğer taraftan daha fazla kusurlu` olarak nitelendirilemeyeceğini" 84
• "Davalının evinin yolunu şaşıracak derecede içki içip, eve geç gelmesinin boşanma sebebi olmadığını" 85
• "MK. 134/IV`deki sürenin `dava koşulu` olup mahkemece doğrudan doğruya gözetileceği, önceki açılan davanın kesinleştiği güne, üç yıl sonra tekabül eden günde üç yıllık sürenin dolacağı ve ertesi gün boşanma davasının açılabileceğini" 86
• "Önceki boşanma davasının `yetkisizlik` nedeniyle reddedilmiş olması halinde, bu davanın MK.134/IV`e göre açılan davaya dayanak olmayacağını" 87
• " `Daha bağımsız bir ev tutulması` konusunda, eşinden istekte bulunmamış olan kadının sırf anne-babası ile birlikte oturan kocası aleyhine -birlikte oturulan kişilerden kaynaklanan ve evlilik birliğini temelinden sarsan bir geçimsizlik kanıtlanmadıkça- boşanma davası açamayacağını" 88
• " `Zina olayı`, `şiddetli geçimsizliğe` de neden olacağından, davacının dilerse MK 129`a dilerse MK 134`e göre dava açabileceğini veya bu iki haktan her birini ayrı ayrı dava konusu yapabileceğini yahut bunları aynı dava içinde -iki boşanma nedeni olarak- ileri sürebileceğini" 89
• " `Zina` olayının hem `zina sebebiyle boşanma davası`na (MK 129) ve hem de `geçimsizlik sebebi boşanma davası`na (MK.134) konu olabileceğini" 90
• "Boşanma davasının açılmasından sonra gelişen olaylara ve söylenen sözlere dayanarak karar verilemeyeceğini" 91
• " `Tarafların üç yılı aşkın süreden beri bir araya gelmediklerini` belirten davalı vekilinin bu beyanı karşısında `üç yıllık fiili ayrılık` koşulunun gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekeceğini" 92
• "Alkol alıp evine bakmayan kocanın, evi çok pis tutan kadına nazaran daha ağır kusurlu sayılacağını ve kadının MK.134/II uyarınca boşanmaya karşı çıkmaması nedeniyle, boşanmaya karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayacağını" 93
• " `Yargılamanın iadesi` istemi sonucunda verilen `boşanma hükmünün iptali ile boşanma davasının reddine` dair kesinleşmiş kararın, MK.134/IV`e göre verilecek `fiili ayrılık` sebebiyle boşanma kararına dayanak olabileceğini" 94
• "Boşanma davası açıldıktan sonra tarafların biraraya gelerek evlilik birliğini devam ettirmelerinin önceki olayları hoşgörü ile karşıladıklarını göstereceğini" 95
• " `Çocukların velayeti ve boşanmanın mali sonuçları` konusunda MK. 134/III`e göre- tarafların yaptıkları anlaşmayı uygun bulmayan hakimin, bu sebeple boşanma davasını reddedemeyeceğini, bu durumda anlaşmada gerekli gördüğü değişikliğin taraflarca kabul edilmesi halinde `boşanma`ya, aksi takdirde `boşanma davasının reddine` karar vermesi gerekeceğini" 96
• "Boşanmaya ilişkin yabancı mahkeme kararının -MK.134/IV`deki süre bakımından- tanıma kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren sonuç doğuracağını" 97
• "Davacı kocadan icra kanalı ile nafaka alacağını tahsil eden kadının `evlilik birliğinin yeniden kurulduğu iddiasının dinlenemeyeceğini, ayrı yaşayan eşlerin bayram veya diğer günlerinde çocukların evlerinde biraraya gelmelerinin MK.134/IV`e göre -fiili ayrılık nedeniyle- boşanmaya karar verilmesine engel teşkil etmeyeceğini" 98
• "Anlaşmalı boşanma davasının yargılaması sırasında, önce, açılan boşanma davasını `kabul` eden davalının, bir sonraki oturumda `önceki kabulünün serbest irade ile olmadığını` belirterek, kabulünden dönmesi halinde, mahkemece anlaşmalı boşanma` kararı verilemeyeceğini" 99
• "Aksine ciddi, inandırıcı delil ve olayların bulunmaması halinde, tanıkların doğruyu söylemiş olduklarının kabulü gerekeceğini" 100
• "Görgüye dayanmayan tanık ifadelerine göre karar verilemeyeceğini" 101
• "Tarafların `eşit kusurlu` olmaları halinde de -örneğin kadının kocasına hakarette bulunması, kocasını bıçaklaması, kocanın karısını başkası ile aldatması, dövmesi-boşanma kararı verilebileceğini" 102
• "Barışarak biraraya gelen eşlerin barışma tarihinden önceki olaylara dayanarak boşanma davası açamayacağını" 103
• "Parklarda yabancı kişilerle oturan, kocası gece vardiyasında çalışırken eve birden fazla yabancı kişiyi alan ve böylece kocasının güven duygusunu sarsan kadın hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 104
• "Davacıya `o yatakta kızkardeşinle yat` şeklinde söylenen sözün, davacı ile davalı arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede geçimsizliğin varlığını göstereceğini" 105
• " `Fiili ayrılığın gerçekleşmediğini` savunan davalının gösterdiği tanıklar dinlenmeden, boşanma kararı verilemeyeceğini" 106
• "Müşterek hayatı devam ettiren eşler arasında, müşterek hayatı çekilmez hale getiren geçimsizlikten bahsedilemeyeceğini" 107
• " `Boşanmanın mali sonuçları` ve `çocukların durumu` konusunda taraflarca yapılan anlaşmanın, hakim tarafından uygun bulunmadıkça, MK.134/III`e göre `anlaşmalı boşanma` kararı verilemeyeceğini" 108

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

False
TurkesManga
Site Sahibi


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren 24654   

Devamı...


"MK. 134/III uyarınca, tarafların boşanmanın mali sonuçları veya çocukların durumu konusunda anlaşamamaları halinde, tarafların delilleri toplanarak, tanıkları dinlenerek MK. 134/I, II, IV ve 150 çerçevesinde hüküm verilmesi gerekeceğini" 109
• "Daha önce açılan ve reddedilen `evliliğin butlan ve feshi` davasının, MK.134/IV`deki üç yıllık fiili ayrılık süresine başlangıç teşkil edemeyeceğini" 110
• "Tanık beyanlarına göre, karısı taksi içinde başkaları ile sevişen, eve başka erkekleri alan koca için, müşterek hayatın temelinden sarsılmış sayılacağını" 111
• "Davalı kadının, kendisini birçok kez döven kocasına `Allah belanı versin, asalak herif` demek suretiyle hakaret etmiş olmasının, aleyhine açılan boşanma davasında `davacının daha ağır kusurlu olduğunu` belirterek itirazda bulunmasına engel teşkil etmeyeceğini (kadının bu itirazının `hakkın kötüye kullanılması` olarak değerlendirilemeyeceğini)" 112
• "Evlenmeden önceki olayların, boşanma sebebi teşkil etmeyeceğini" 113
• " `Anlaşmalı boşanma davası`nda, davacının babasından kalan dulluk maaşını alabilmek düşüncesiyle dava açmış olmasının, boşanma kararı verilmesini önlemeyeceğini" 114
• "Sara hastalığının boşanma sebebi sayılmayacağını" 115
• "MK. 134/IV`e göre açılan boşanma davalarında, davacının `fiili ayrılığın kesintisiz üç yıl devam ettiğini` ispat etmesi gerekeceğini, davalının ikrarı ile karar verilemeyeceğini" 116
• "Davalı karısını kuaförde gelinliği ile uzun süre bekleten ve sonra da almayan davacı kocanın açtığı boşanma davasının kabul edilmeyeceğini" 117
• "Boşanma sebebi olarak ileri sürülen ve taraflar arasında geçimsizlik yaratan olaydan sonra, davacı ile davalının biraraya gelip bir süre birlikte yaşamaları halinde, davacının bu olayları hoşgörü ile karşılamış ve davalıyı affetmiş sayılacağını" 118
• "Gece geç saatlere kadar sokaklarda dolaşan, yabancı erkeklerle gezen, kahvelerde okey oynayan kadının evlilik birliğini temelinden sarsmış olacağını" 119
• "Evlendikten sonra fiilen biraraya gelerek karı-koca olmamış eşler hakkında - evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu ayrıca kanıtlanmadıkça- MK. 134/I`e göre boşanma kararı verilemeyeceğini" 120
• "MK.134/III çerçevesinde verilecek `anlaşmalı` boşanma kararlarında, tarafların anlaşmalarına sadık kalınarak, infazda zorluk yaratmayacak, tartışmaya meydan vermeyecek şekilde hüküm kurulması gerekeceğini" 121
• "Anneni, evden çıkan yangın sonucu çocukların ölümünden sorumlu tutularak, hakkında boşanma kararı verilemeyeceğini"122
• "Tarafların `anlaşmalı boşanma` kararı verilmesini sağlamak için `nafaka ödenmemesi` konusunda anlaşmış olmaları halinde, `yoksulluk nafakası`na hükmedilemeyeceğini" 123
• "Akrabalık ve arkadaşlığın, başlı başına tanık ifadesini değerden düşüren bir etken olmadığını" 124
• "Kadının çalışmasının, evlilik birliğinin kendisine yüklediği ödevleri ağır şekilde ihlal ettiği kanıtlanmadıkça, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabul edilemeyeceğini" 125
• " `Anlaşmalı boşanma` davalarında, anlaşma uyarınca edayı da sağlayacak biçimde hüküm verilmesi gerekeceğini" 126
• "Dava dilekçesinde hem `evlilik birliğinin temelinden sarsılması` (MK. 134/1) ve hem de `fiili ayrılık` (MK. 134/IV) sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilmesinin istenebileceğini" 127
• "En az bir yıl sürmemiş olan evliliklerde `anlaşmalı boşanma` kararı verilemeyeceğini, mahkemece MK.134/1 çerçevesinde tarafların delilleri toplandıktan sonra karar verilmesi gerekeceğini" 128
• "Geçimsizlik kaynağı olaylardan sonra tarafların Almanya`ya gitmiş olmaları halinde, önceki olayları hoşgörü ile karşılamış sayılacaklarını" 129
• "MK. 134/III`e göre boşanmaya karar verilebilmesi için tarafların mutlaka duruşmada hazır bulunmalarının zorunlu olduğunu" 130
• "Geçimsizliğe dayalı boşanma davalarında geçimsizlik kaynağı olayların dava dilekçesinde ayrıntılı biçimde açıklamasının zorunlu olmadığını, yargılama sırasında belirtilmelerinin `iddianın genişletilmesi` niteliğini taşımayacağını" 131
• "Çalışmayan, evine bakmayan, aşırı içki içen ve karısını döven kocanın bu davranışlarının evlilik birliğini temelden sarsmış olacağını" 132
• "Kocası hakkında zinadan şikâyette bulunmuş olan kadının, aleyhine açılmış olan boşanma davasına itiraz etmesinin, `hakkın kötüye kullanılması` niteliği taşıyacağını" 133
• "Anlaşmanın infazını önleyecek ya da infazda tereddüt yaratacak biçimde - örneğin; koca tarafından karısına verilmesi öngörülen aracın, taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu araştırılmadan- anlaşmalı boşanma kararı verilemeyceğini" 134
• "Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı durumlarda, daha önce boşanma davası açmış olan daha az kusurlu eşin, aleyhine açılan boşanma davasına itiraz etmiş olmasının `hakkın kötüye kullanılması` niteliğini taşıyacağını" 135
• "Kadının evlenirken kız olmadığı`nı teyit eden bir bulgu olmadığı halde, kocasının etrafa böyle bir söylenti yaymış olmasının, kadın bakımından evlilik birliğini temelinden sarsmış olacağını" 136
• "MK. 134/III`deki koşulların oluşmamış olması halinde, MK.134/I ve II`deki koşulların oluşup oluşmadığının -tarafların delilleri toplanarak- araştırılması gerekeceğini" 137
• "MK. 134/III`de öngörülen ve kamu düzeni ile ilgili olan üç koşul gerçekleşmeden `anlaşmalı boşanma kararı` verilemeyeceğini" 138
• " `Kocasını istemediğini ve kocası ile gitmeyeceğini` söyleyen ve nişan yüzüğünü kocasına iade eden kadının bu tutumunun, evlilik birliğini temelinden sarsmış sayılacağını" 139
• "Eşine hakaret eden, bıçakla üzerine yürüyüp `ananın ve senin kanını içeceğim` diye tehditte bulunan eş hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 140
• " `Geçimsizlik` sebebiyle açılmış olan boşanma davası (MK. 134/I) ile `fiili ayrılık` sebebiyle (MK. 134/IV) açılmış boşanma davası arasında derdestlik durumunun söz konusu olamayacağını" 141
• "Aksine ciddi ve inandırıcı kanıtlar bulunmadıkça, tanıkların gerçeği söylemiş olduklarının kabul edilmesi gerekeceğini" 142
• "Kadındaki, cinsel birleşmeyi engelleyen fiziksel özrün tıbbi müdahale ile düzeleceğinin saptanması halinde, kadının tedaviyi kabul etmediği kanıtlanmadıkça, boşanma kararı verilemeyeceğini" 143
• " `Anlaşmalı boşanma` kararında, boşanmanın mali sonuçları hakkında bir hüküm bulunmaması halinde, ilgili eşin genel hükümler çerçevesinde `maddi/manevi tazminat` ya da `yoksulluk nafakası` için dava açabileceğini" 144
• "Ev eşyalarını eşi ve çocuklarına kullandırmayan, evde soba yaktırmayan, aşırı cimri davranışlarda bulunan kocanın bu davranışları ile müşterek hayatı çekilmez hale getirdiğinin kabulü gerekeceğini" 145
• " `Davalı kadının, hormon bozukluğu nedeniyle erkek gibi sakallı olduğu` iddiasının ve `tedavisinin mümkün olup olmadığı` hususunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğini" 146
• "Davacı karısına hitaben `ben seksi bir adamım; sen bana istediğim şekilde karılık yapamıyorsun, bu çocuk kimin, ben onun babası mıyım,` diyen davalı-koca hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 147
• " `Kocasının homoseksüel ilişki içerisinde bulunduğu` söylentisini yayan kadının bu durumunun koca için, `karısının yatağında başka bir erkeği yatıran` kocanın bu durumunun da kadın için evlilik birliğini temelinden sarsacağını ve boşanma sebebi teşkil edeceğini" 148
• "Daha fazla kusurlu eşin açtığı boşanma davasının kabul edilebilmesi için, davalının itirazının `kötü niyetle yapılmış bir itiraz` olup olmadığının (MK. 134/II) araştırılması gerekeceğini" 149
• "Karısının infak ve iaşesini sağlayamayan, karısını ve ailesini tehdit edip hakaretlerde bulunan koca hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 150
• "Hiçbir sebep yokken `eşini istemediğini` bildiren ve davacı karısını babasının evine sığınmak zorunda bırakan koca hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 151
• "Davalı kadının bir yandan kendisini aldatan kocasının cezalandırılmasını isterken, diğer yandan kocanın açtığı boşanma davasına karşı çıkmasının `hakkın kötüye kullanılması` (MK. 134/II) sayılacağını" 152
• "Eşlerin uzun süre ayrı yaşamalarının başlı başına geçimsizlik nedeni olamayacağını" 153
• "Kocanın karısına `bağımsız konut` sağlamamasının tek başına boşanma nedeni olamayacağını, bu durumun kadının `bağımsız konut` sağlaması için kocasına ihtar göndermesine vesile olacağını" 154
• "Tarafların tek bir konuda anlaşamamış olmaları halinde MK.134/III uyarınca `anlaşmalı boşanma` kararı verilemeyeceğini, bu durumda ancak tarafların delilleri toplanarak MK. 134/I, II ve IV çerçevesinde karar verilebileceğini" 155
• "Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü olayların hem MK.134/I hem de MK. 134/IV kapsamına girebileceğini" 156
• "Ameliyattan sonra cinsel ilişkide bulunmaya hazır duruma gelen kadın hakkında `cinsel ilişkiye girmediği` iddiası ile boşanma davası açılamayacağını" 157
• "Önceki boşanma davasına ilişkin red kararı, yabancı bir mahkemece verilmiş olsa dahi-Türk mahkemelerince tanınmış olmak koşulu ile- MK. 134/IV`E göre boşanma kararı verilebileceğini" 158
• "Davranışları ile kocasının kendisine olan güven duygularını sarsan kadın aleyhine açılan boşanma davasının kabulü gerekeceğini" 159
• "MK. 132`ye dayanan boşanma davasında, MK. 134/III`e dayalı anlaşmalı boşanma isteminde bulunulamayacağını" 160
• "Tarafların mahkeme dışında kabul ettikleri anlaşmalı boşanma isteminin hakim huzurunda red edilmesi halinde, MK. 134/III`e göre `anlaşmalı boşanma` kararı verilemeyeceğini" 161
• "Evlenir evlenmez yurt dışına giden ve ilk iki sene onar gün için Türkiye`ye gelen ve son üç sene hiç gelmeyen koca hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 162
• "Çeşitli yer ve zamanlarda `eşini sevmediğini` söyleyen kadının bu davranışının `şiddetli geçimsizlik` nedeni olarak kabul edilmesi gerekeceğini" 163
• "On yıldır, aynı evi paylaştığı kocası ile konuşmayan kadının, kocasının açtığı boşanma davasına karşı çıkmasının `hakkın kötüye kullanılması` niteliğinde olacağını" 164
• "Kocasının iktidarsız olduğunu sağda solda gelişigüzel açığa vuran kadının aleyhine boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 165
• "Davacı karısını evden kovan davalı koca hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 166
• "MK. 134/III çerçevesinde oluşan boşanma kararı kesinleşinceye kadar, davacının davadan feragat edebileceğini" 167
• "Hakaret ederek kendisini döven kocası hakkında şahsi ceza davası açan kadının kocası tarafından açılan boşanma davasına itiraz etmesinin `hakkın kötüye kullanılması` olarak nitelendirilemeyeceğini" 168
• "Mevcut fiili ayrılığı -ister 3444 sayılı kanundan önce, ister sonra gerçekleşsin MK.134/IV`deki diğer yasal koşulların varlığı halinde boşanmaya karar verilmesine neden olacağını" 169
• "Kendisine karşı müessir fiilde (yaralamada) bulunan karısı hakkında açılan ceza davasında, karısı ile barıştığını bildiren kocanın daha sonra karısına karşı -aynı olaya dayanarak- boşanma davası açamayacağını" 170
• "MK. 134/IV uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için üç yıllık fiili ayrılığın kesintisiz devam etmesi gerektiğini" 171
• "Maddi olgularla bağdaşmayan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini" 172
• "Boşanma davalarının, kanunda öngörülen belirli sebeplerin varlığı halinde bir hukuki durumun (evliliğin) değiştirilmesini (evlilik birliğinin sona erdirilmesini) ve ayrıca bu sonuçla ilgili yan tedbirlerin de birlikte düzenlenmesini sağlama amacına dayalı yenilik doğuran (inşai) bir dava türü olduğunu" 173
• "Boşanma davası açan kocanın, çocuklarına ve tanıklara `eşini sevdiğini, önemli bir olay olmadığını, ilişkide bulunduğu kadının baskısıyla dava açtığını` söylemesinin, evlilik birliğinin temelinden çökmediğini göstereceğini" 174
• "Aynı dava dilekçesinde `geçimsizlik` (MK.134/I), `fiili ayrılık` (134/IV) ve `pek fena muamele` (MK. 130) sebeplerine dayanılabileceğini" 175
• "Davalının herhangi bir kusurundan kaynaklanmayan göz rahatsızlığının, boşanma nedeni olarak kabul edilemeyeceğini" 176
• "Yasada öngörülen boşanma nedenlerinden birine dayanmadıkça, fiili ayrılığa dayanılarak boşanma kararı verilemeyeceğini" 177
• "Tokat atma olayından sonra biraraya gelerek evlilik birliğini devam ettirmiş olan eşlerin, bu olaydan dolayı birbirlerini bağışlamış sayılacaklarını" 178
• "Başka kadınlarla ilişki kuran ve karısını döven kocanın boşanma davası açma hakkına sahip olmadığını" 179
• "Kocasından sürekli dayak yiyen kadının kocasına beddua etmesinin, kadın aleyhine boşanma nedeni olamayacağını" 180
• "Kocasının başka kadınla ilişkisini öğrenen kadının, o anda kocasına karşı bir sefere mahsus reaksiyonunun (tokat atmasının) boşanma nedeni olamayacağını" 181
• "Kocasını kıskanan davalının eşine `dürzü, pezevenk, kavat` diye hakaret edip onu küçük görmesinin, boşanma nedeni sayılması gerekeceğini" 182
• "Fiili ayrılık sebebi ile boşanma davalarında (MK. 134/IV), daha önce açılmış birden fazla davadan herhangi birine dayanılabileceğini, bu davada `davacının kusuru`ndan veya `dava hakkını kötüye kullanılması`ndan bahsedilerek, davanın reddedilemeyeceğini" 183
• "Eşiyle barışma teşebbüsünde bulunan, eşini ikna etmek için onun yanına giden tarafın, önceki olayları hoşgörü ile karşılamış sayılacağını ve bundan sonra önceki olaylara dayanarak boşanma davası açamayacağını" 184
• "Akıl hastalığının, `fiili ayrılığın varlığını kesen bir engel` (MK. 134/IV) olarak kabul edilemeyeceğini, (fiili ayrılığın varlığı yeterli olup, ayrılık nedeninin önem taşımayacağını)" 185
• "Taraflar dinlenmeden, vekillerinin beyanı üzerine MK. 134/III`e göre `anlaşmalı boşanma` kararı verilemeyeceğini" 186
• "MK. 134/IV`e göre boşanma kararı verilebilmesi için fiili ayrılığın `kesintisiz` devam etmesinin zorunlu olduğunu" 187
• " `Anlaşmalı boşanma` kararı verilebilmesi için (MK. 134/III) mahkemenin ayrıca delil toplamasına gerek bulunmadığını" 188
• "Tarafların çocuklarının velayeti konusunda anlaşamamış olmaları halinde `anlaşmalı boşanma` (MK. 134/III)`den söz edilemeyeceğini" 189
• "Hem karısı ile hem de başka bir kadınla yaşayan kocanın boşanma davası açamayacağını" 190
• "Her ne kadar açılan üçüncü boşanma davası, ikinci boşanma davasının redle sonuçlanması ve kesinleşmesi tarihinden itibaren üç yıl geçmeden açılmış olsa bile, davacının üçüncü boşanma davasını ilk açılan davaya dayandırmış olmasının, üçüncü boşanma davasının reddini gerektirmeyeceğini" 191
• "Davalı kadının, ancak barışma tarihinden sonraki hakaretlerine dayanılarak boşanma kararı verilebileceğini" 192
• "Davacı kocadan kaynaklanan söylentilere dayanılarak kadın aleyhine boşanma kararı verilemeyeceğini" 193
• "Eşlerden birinin yoksulluk nafakası istemesine rağmen, diğer eşin tedbir nafakası vermeyi kabul etmesinin, taraflar arasında `boşanmanın mali sonuçları` konusunda anlaşma sağlanamadığını göstereceğini" 194
• "Fiili ayrılığın, boşanma sebeplerinden birine dayalı olarak MK.134/IV`de gösterilen süre kadar devam etmemesi halinde, boşanma kararı verilemeyeceğini" 195
• "Fiili ayrılık süresi üç yıl dolmadan açılan dava üzerine boşanma kararı verilemeyeceğini" 196
• " `Fiili ayrılık` nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için, tarafların kusur durumlarının ayrıca araştırılmayacağını (eşlerden birinin kusurlu olmasının, sonucu değiştirmeyeceğini)" 197
• "Boşanma davasının, harcın ödendiği tarihte açılmış sayılacağını" 198
• "MK. 134/IV uyarınca açılan boşanma davalarında, üç yıllık fiili ayrılık süresinin, dava tarihi itibariyle dolmuş olmasının, boşanma kararı verilmesi için yeterli olduğunu" 199
• "Altını sürekli ıslatan eşe katlanmanın, diğer eş için `tahammül gücünü aşan` bir seviyeye gelmesi halinde, boşanma sebebi olarak kabul edilmesi gerekeceğini" 200
• "Karı kocanın boşanma davası devam ederken barışarak biraraya gelmeleri halinde, önceki olayları hoşgörü ile karşılamış sayılacakları ve boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekeceğini" 201
• "Geçirilen trafik kazası nedeniyle fiilen ayrı yaşayan eşler hakkında, MK. 134/IV hükmünün uygulanamayacağını" 202
• "Davalı (davacı) ile arasında husumet bulunan kişinin tanıklığına itibar edilemeyeceğini" 203
• "Çok eski yıllara ait olaylara dayanılarak -bu olaylardan sonra taraflar biraraya gelerek müşterek hayatı sürdürmüşlerse- `geçimsizlik` nedeniyle boşanma kararı verilemeyeceğini" 204
• "Boşanma davasının -harca bağlı bir dava olduğu için- harcın ödendiği tarihte açılmış sayılacağını" 205
• "Davalı eşin dört yıl önceki sözlerinin, davacı tarafından boşanma sebebi yapılamayacağını (davacının, dört yıl önceki sözleri, hoşgörü ile karşılamış sayılacağını)" 206
• "Eşini ölümle tehdit ettiği kesinleşen mahkumiyet kararı ile anlaşılan davalının bu eyleminin, aile birliğini çekilmez duruma getireceğini" 207
• "Nikahtan sonra fiilen biraraya gelmemiş olan eşler hakkında da, geçimsizlik sebebi ile boşanma kararı verilebileceğini" 208
• "Kadının kayınpederi ile görümcesine hakaret etmesinin, kocasına boşanma davası açma hakkı vermeyeceğini" 209
• "Boşanma davasına rağmen eşlerin aynı çatı altında oturmaya devam etmelerinin - ayrı odalarda oturarak, birbirleri ile konuşmadan, cinsel ilişkiyi tekrar sürdürmeden- tek başına tarafların barıştığını göstermeyeceğini" 210
• "Kadının güven sarsıcı ve koca üzerinde şüphe uyandırıcı davranışlarda bulunmasının, evliliği koca açısından çekilmez hale getireceğini" 211
• "Açtığı boşanma davasından sonra, eşini sevdiğini açıklayan, mektuplarla bu duygusunu dile getiren davacının, eşinin önceki söz ve davranışlarını hoşgörü ile karşılamış sayılacağını" 212
• "Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararları hukuk hakimini bağladığından, davalının kesinleşmiş mahkumiyete konu davranışlarına dayanılarak boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 213
• "Eve dönmesi için ihtar gönderilen kadının açtığı geçimsizliğe dayalı boşanma davasının, sırf ihtarı geçersiz hale getirmek amacı ile açılıp açılmadığının araştırılması gerekeceğini" 214
• "Nikahtan sonra eşlerin birleşmemiş olmalarının, boşanma davası açılmasını engellemeyeceğini" 215
• "Her akşam eve sarhoş gelen, eşi ve çocukları ile ilgilenmeyen, aile fertlerini komşulara muhtaç bırakan kocaya karşı karısının söylediği sözlerin `hakaret olarak değil `kocasının haksız hareketlerine tepki` olarak algılanması gerektiğini" 216
• "Kızlık zarının doğuştan geniş olmasından davalı eş sorumlu tutulamayacağından, `zifaf gecesinde kız çıkmadığı` iddiası ile davalı hakkında açılan davanın reddi gerekeceğini" 217
• "Eşlerin ayrı yaşamakta oluşlarının, geçimsizliğe dayalı boşanma davasının dinlenmesine engel teşkil etmeyeceğini" 218
• "Hem `terk` hem de `geçimsizlik` sebebiyle boşanma davası açılamayacağını" 219
• "Yüzeysel tanık beyanları ile yetinilerek, taraflar arasında ortak hayatı çekilmez duruma getiren şiddetli geçimsizliğin varlığı kabul edilerek, boşanma kararı verilemeyeceğini" 220
• "Eşini ihmal eden, çocukları ile ilgilenmeyen, bazı davranışları ile hakkında söylentiye neden olan kadının bu tutumunun boşanma nedeni olacağını" 221
• "Davalıdan kaynaklanmayan, davacının sebebiyet vermediği söylentilere dayanılarak -ne kadar yaygın olursa olsun- boşanmaya karar verilemeyeceğini" 222
• "Arkadaşları ile eve gelen kocasına hakaret eden `söyleyin beni boşasın, emekli bir başçavuş buldum, onunla evleneceğim` şeklinde haber gönderen kadının bu davranışları ile evlilik birliğini temelinden sarsmış olacağını" 223
• "İfadesi ciddi ve inandırıcı olmayan tanığın beyanına dayanılarak boşanma kararı verilemeyeceğini" 224
• "Karısına -tanık beyanlarına göre- boşanması için daire, para, altın teklif eden kocanın, `karısının zina ettiğini` ileri sürmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğini" 225
• "Bir önceki dava açılmadan önce gerçekleşen olayların, sonraki davada boşanma nedeni olarak ileri sürülemeyeceğini" 226
• "Aile birliğini çekilmez hale getiren cinsel uyumsuzluğun boşanma nedeni olacağını" 227
• "Dayanaksız ithamların zina için delil sayılıp boşanmaya karar verilemeyeceğini" 228
• "Nikahtan sonra düğün yapmamakta direnen kocanın bu davranışının, başlı başına boşanma nedeni olamayacağını" 229
• "Kadının iffeti ve çocuğun nesebi` konusunda söylentilere yol açan kocanın, bu eylemine dayanıp boşanma davası açamayacağını" 230
• "Kadının zorla ırzına geçilmesinin, koca bakımından ortak hayatı çekilmez duruma getiren, evlilik birliğini temelinden sarsan, MK. 134/I`e göre boşanma nedeni olduğunu" 231
• "Mahkemece tanıklar dinlenmeden -`küze susuz, ev sözsüz olmaz`, `kadının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmamak gerekir` gibi bir takım ata sözlerine atıf yapılarak, kadın tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verilemeyeceğini" 232
• "Davalı kadının, müşterek evi terkedip kızının evine gitmesinin, başlı başına geçimsizlik sebebiyle boşanmaya neden teşkil etmeyeceğini" 233
• "Red edilen boşanma davasından sonra, yeni olaylara dayanılmadıkça boşanma davası açılamayacağını" 234
• "Karısının karşı koymasına rağmen, davalı kocanın erkek arkadaşlarını eve getirip içkili toplantı düzenlemesinin boşanma sebebi sayılacağını" 235
• "Kocanın başka bir kadınla ters ilişkide (livata`da) bulunmuş olmasının, kadına boşanma hakkı vereceğini, hem genel hem de özel boşanma sebebine yol açacak nitelikteki bir olaya dayanarak dilerse iki sebebe dilerse de bu sebeplerden birisine dayanılarak, boşanma davası açılabileceğini" 236
• "Çift cinsiyetli olmanın hem evlenmenin feshine yol açacağını, hem de boşanma nedeni olduğunu" 237
• "Davacının `bağımsız evi bulunmaması`nın, geçimsizliğe dayalı boşanma davasında, başlıbaşına `red sebebi` olamayacağını" 238
• "Eşine iftira suçundan mahkum olan davalı hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 239
• "Kendisine laf atıldığı için cinayet işlemiş olan kişiyle evlendikten sonra, kocası aleyhine `işlediği cürüm nedeniyle` boşanma davası açan kadının isteminin kabul edilemeyeceğini" 240
• "Akıl hastası eş hakkında, geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılamayacağını" 241
• "Davacı koca ile değil de, davacının yakınları ile karısı arasındaki geçimsizlik ve çekilmezliğin boşanma sebebi olamayacağını" 242
• "Evlenmeden önce eşinin kızlığını bozmuş olan kocanın nikahtan sonra `karısının kız çıkmadığını` ileri sürerek açtığı `evlenmenin feshi` davasının reddi üzerine, kadın tarafından `ortak hayatın çekilmezliği` nedeniyle açılan boşanma davasının kabul edilmesi gerekeceğini" 243
• "Evlilikten sonra, kadının kızlığının geç bozulmuş olmasının (kocanın cinsel birleşmeyi bir süre geciktirmiş olmasının) boşanmayı gerektiren bir neden (kusur) olmadığını" 244
• "Zina sebebiyle geçimsizliğe dayanan boşanma davasının, zina olayından sonra kocanın uzun süre karısıyla ortak hayatı sürdürmüş olması halinde reddi gerekeceğini" 245
• " `Zina` eylemi kanıtlanamamış olsa dahi, eşin güven duygularını sarsan ve sadakat görevini zedeleyen davranışların, ortak hayatı çekilmez duruma getireceğini ve boşanma nedeni sayılacağını" 246
• "Yıllardan beri kocanın felç olup, cinsel ilişkide bulunamayacak durumda olmasının, boşanma sebebi olamayacağını" 247, 248
• "Beynindeki rahatsızlığı nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olan kocası ile ilgilenmeyen kadın hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 249
• "Kızlık zarının doktor müdahalesi ile yırtılmasına izin veren kadın hakkında, kocası tarafından boşanma davası açılamayacağını" 250
• "Nişan töreninde başörtüsüz resim çektirmiş ve orta öğretim sırasında örtünmemiş kızın evlendikten sonra -kocasının karşı çıkmasına rağmen- baş örtüsü ile gezmekte ısrar etmesinin, ortak hayatı çekilmez duruma getireceğini" 251
• "Bir davranışın, eşler için müşterek hayatı çekilmez duruma getirip getirmediğinin, tarafların sosyal seviyelerine göre belirleneceğini" 252
• "Cinsel ilişkiye yanaşmadığı için kendisini döven kocası hakkında boşanma davası açan kadının istemi doğrultusunda boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 253
• "Tarafların birbirlerine hakaretlerinin tartışmaya neden olmadıkça, boşanma nedeni olamayacağını, kocanın yabancı bir kadınla sinemaya gidip, kol kola dolaşmasının, kocayı kadına karşı ağır şekilde kusurlu kılacağını" 254
• "Eşin gusl (boy abdesti) almakta ihmalkar davranmasının başlı başına boşanma nedeni sayılmayacağını" 255
• "Kadının iffetsizliği yolundaki -koca tarafından çıkartılmamış olan- söylentinin, kadın aleyhine boşanma nedeni olacağını" 256
• "Erkek görünüşlü ve ömür boyu ilaç kullanarak dişiliğini korumak için çaba harcayan bir kadınla birlikte yaşamaya, davacı kocanın zorlanamayacağını" 257
• "Kocası ile cinsel hayatını başkalarına anlatan, başka bir erkeğe olan özlemini dile getiren kadının müşterek hayatı çekilmez hale getirdiğinin kabulü gerekeceğini" 258
• "Karısının hakaretinden dört yıl sonra dava açan kocanın bu isteminde samimi sayılamayacağını" 259
• "Evlendikten itibaren yirmi yıl fiilen ayrı yaşayan taraflar arasında evlilik birliğinin devamını imkânsız kılacak derecede şiddetli geçimsizlik bulunduğunun kanıtlanması halinde, boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 260
• "Elinde olmayan hastalık nedeniyle bir süre cinsel ilişkide bulunamayan kadının bu durumunun, boşanma nedeni olarak ileri sürülemeyeceğini" 261
• "Kocasını amirlerine şikâyet eden, onur kırıcı sözler söyleyen kadınla, sadakatsız kocanın kusurunun diğerinden ağır olduğunun söylenemeyeceğini" 262
• "Kayınvalidenin yol açtığı, ortak hayatı çekilmez hale getirecek nitelikte olmayan huzursuzlukların boşanma nedeni olamayacağını" 263
• "Kocasına her yerde (`eşşek oğlu eşşek`) diyerek hakaret eden, grup halinde de olsa, sık sık kocasından ayrı olarak başkaları ile plaja giden kadının bu tutumunun ortak hayatı çekilmez hale getireceğini" 264
• "Açtığı boşanma davası devam ederken, eşi ile barışmak isteyen davacının, aralarındaki geçimsizliğin ortak hayatı çekilmez duruma getirmediğini kabul etmiş sayılacağını" 265
• "Kadının doktorlarca cinsel ilişkiden yasaklanmış olmasının -kadının kocası ile yatması ve cinsel ilişkiye varmayan sevişme sınırı içinde kalan davranışlarla onu tatmin etmesi mümkün olduğundan- koca tarafından boşanma sebebi olarak ileri sürülemeyeceğini" 266
• "Zifaf gecesinde kadının genç kızlığının verdiği utançla cinsel ilişkiden kaçınmasının başlı başına boşanma sebebi olmayacağını" 267
• "Karısına sevgi dolu mektuplar yazan kocanın, eşini bağışlamış sayılacağını" 268
• "Davalı kadının bir kaç kez babasının evine gitmesinin, başlı başına boşanma nedeni olamayacağını" 269
• " `Başka bir kadınla ilişkisinin varlığı nedeniyle kocasının açtığı boşanma davasının reddinden sonra, aynı ilişkiye dayanarak kadının açtığı boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekeceğini" 270
• "Eşinin küçümseyen ve onu eski kocasıyla kıyaslayıp onurunu kıran kadının, evlilik birliğini temelinden sarsmış olacağını" 271
• "Kadının, kızgınlıkla ve olayın tesiri altında kocasına `bıçağı kalbine saplayabilirim` demesinin, başlı başına -ortak hayatı temelinden sarsan- boşanma nedeni olarak kabul edilemeyeceğini" 272
• "Kocanın, karısının başka biriyle cinsel ilişkide bulunmasını teşvik etmesinin, evlilik birliğini temelinden sarsacağını" 273
• "Doktor raporu ile, `kadının dölyatağının ameliyat ile alınmış olmasının cinsel ilişkiye engel olmadığı` belirlendiğinden, bu durumun boşanma nedeni olamayacağını" 274
• "Sürekli çalışmayan, kazandığı parayı da içkiye veren kocanın bu davranışının boşanma sebebi teşkil edeceğini" 275
• "Taraflardan birinin ani (fevri) ve doğal tepkisinin -yer, zaman ve saik gözetilmeden - geçimsizlik doğuran boşanma nedeni olarak değerlendirilemeyeceğini" 276
• "Kendisini başkasıyla aldatan eşine karşı, diğer eşin onur kırıcı davranışta (hakarette) bulunmasının, ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmeyeceğinin, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekeceğini" 277
• "Tanıkların ifadelerinin, sırf tarih yanlışı nedeniyle geçersiz sayılamayacağını" 278
• "Kocanın çıkarmadığı söylentiye dayanarak, kadın hakkında boşanma kararı verilebileceğini" 279
• "Davalı kadının, kaynanası ve kayınbiraderi ile kız olup olmadığı konusunda yaptığı tartışmanın, boşanma sebebi sayılamayacağını" 280
• "Gereksiz yere başvuruda bulunarak eşinin akıl hastanesine yatırılmasına neden olan eşin bu davranışı ile evlilik birliğini kökünden sarsmış olacağını" 281
• "Eşin `bayılma` şeklinde ortaya çıkan rahatsızlığının nikahtan önce mevcut olup da tedavisinin mümkün olmaması halinde `nikâhın feshi` davasının açılabileceğini, nikahtan sonra meydana gelip de tedavi imkânı bulunmaması halinde, diğer eşin buna katlanmak zorunda olduğunu, hastanın tedaviye yanaşmaması halinde ise boşanma davası açılabileceğini" 282
• "Kavga (tartışma) sırasında hiddetle söylenen sözlerin (hakaretlerin) boşanma nedeni olarak kabul edilemeyeceğini" 283
• "İhtardan sonra bir aylık süre içinde biraraya gelen eşler arasında geçimsizlik yaratan yeni olaylar olmuşsa, ihtarda bulunan eşin dilerse `terk`, dilerse `geçimsizlik` nedeniyle boşanma davası açabileceğini" 284
• "Birbirini başkalarıyla aldatan karı-kocanın bu davranışlarının, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını göstereceğini" 285
• "Çalışabilir durumda olduğu halde, eş ve çocukların bakımıyla ilgilenmeyen kocanın bu durumunun boşanma nedeni olduğunu" 286
• " `Davalının ağzının koktuğu` iddiasının doğru olup olmadığının, doktor raporuyla tespit ettirilmesi gerekeceğini" 287
• "Kadının, kocasının cebinden habersiz para almasının, ortak hayatı temelinden sarsacak bir davranış olduğunu" 288
• "Boşanma davası açıldıktan sonra, yaz mevsimlerinde yurda izinli olarak geldiğinde, davalı kocası ile beraber olan davacının açtığı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekeceğini" 289
• "Kadının, uzaktan akrabası olan bir erkeğin bisikletine binerek tarlaya gitmesinin kocasının güven duygusunu sarsacağını" 290
• "Dava dilekçesinde yer alan tüm sebepler incelenip, bunlara ilişkin kanıtlar toplanmadan karar verilemeyeceğini" 291
• "Kadının kocasına `obur` demesinin, kocanın haysiyetini kıracağını, çocuklarına sert davranmasının da geçimsizlik nedeni olacağını" 292
• "Kocanın başka bir kadınla ilişkisinin olmasının, kadına da sadakatsiz davranma hakkını vermeyeceğini, aksi takdirde kadının da aynı derecede kusurlu sayılacağını" 293
• "Eğlence sınırını aşan, evlilik birliğini ekonomik sıkıntıya sokan oyun (kumar) oynama alışkanlığının, ortak hayatı çekilmez hale getirerek boşanma nedeni olacağını" 294
• "Zina sebebiyle açılan boşanma davasının zina olgusunun kanıtlanamaması nedeniyle reddinden sonra `zina olayının geçimsizlik yarattığı` gerekçesiyle boşanma davası açılamayacağını" 295
• "Hırçın, kavgacı, kocasına karşı tecavüzkar olan kadının bu tutumunun, ortak hayatı çekilmez duruma sokacağını" 296
• "Boşanma kararının Dairece bozulmasından sonra fakat Hukuk Genel Kurulu`nca henüz incelenmeden önce davacının ölmesi halinde, `davanın konusu kalmadığından` boşanmaya karar verilemeyeceğini" 297
• "Eşler arasında kan uyuşmazlığı bulunmasının boşanma nedeni olamayacağını" 298
• "Koca tarafından aldatılan kadının, aleyhine açılan boşanma davasında davayı kabul etmemesinin `hakkın kötüye kullanılması` olarak nitelendirilemeyeceğini çünkü hiç kimsenin kendi yararına dava açmaya zorlanamayacağını" 299
• "Yurt dışında kocası aleyhine boşanma davası açarak, boşanma kararı alan kadının, Türkiye`de kocasının açtığı boşanma davasının reddedilmesini istemesinin iyiniyet kurallarına aykırı olacağını" 300
• "Kocasının kendisini başkasıyla aldatması üzerine, ona bıçak çeken kadının `daha ağır kusurlu` sayılacağı ve kocanın istemi üzerine boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 301
• "Kocasına mutfakta yemek pişirten, bulaşık yıkatan kadının bu davranışlarının ortak hayatı çekilmez duruma getireceğini" 302
• "Kadının -kocasının izni olmadan- erkek olan iş arkadaşlarını kocasının evde bulunmadığı sırada eve misafir etmesinin, kocasının güven duygularını zedeleyeceğini" 303
• "Yabancı mahkeme ilamında yer alan `kocanın başka bir kadınla ilikisi`ne dair hükmün, kocanın sadakatsizliğinin ispatı bakımından Türkiye`de açılan boşanma davasında da delil niteliğini taşıyacağını" 304
• "Sadakatsiz kocanın, kıskançlık gösteren karısı hakkında boşanma davası açamayacağını" 305
• "Başka bir kadınla ilişki kurarak evine gelmeyen ya da geç gelen kocasına `defol` diye hitap eden kadın aleyhine açılan boşanma davasının kabulüne karar verilemeyeceğini" 306
• "Karısının öğretmen olduğunu bile bile evlenen kocanın, eşinin kurslara katılmasına zaman zaman olabilecek gecikmelere katlanmak zorunda olduğunu" 307
• "Kocasına yazdığı mektupta `aralarındaki geçimsizliğin son safhaya geldiğini` belirten davalının bu beyanı yerine, aksi doğrultudaki tanık beyanlarına itibar edilerek boşanma kararı verilmemesinin hatalı olacağını" 308
• "Gereksiz yere fazla kıskançlık gösteren eşin bu davranışının müşterek hayatı çekilmez hale getirmiş sayılacağını" 309
• "Kadının yeni kiralanan eve gitmemesinin açılacak `terk sebebiyle boşanma davası`nda tartışılabileceğini, geçimsizlik yaratan başka maddi olay ileri sürülüp kanıtlanmadıkça boşanmaya karar verilemeyeceğini" 310
• "Kısırlığın -taraflar arasında, müşterek hayatı çekilmez hale getiren bir geçimsizlik doğurmadıkça- tek başına boşanma nedeni olamayacağını" 311
• "Kocanın cinsel görevini yerine getirebilip getiremediği konusunun -kendisinin tekrar muayeneye gönderilerek- açıklığa kavuşturulması gerekeceğini" 312
• "Kocanın, kadının davranışları yüzünden evden uzaklaşmış olmasının, kendisine başka kadınlarla ilişki kurma hakkı vermeyeceğini" 313
• "Başka bir erkeğe ithaf edilmiş fotoğraftaki yazının ve imzanın, davalı kadına ait olup olmadığının bilirkişi raporu ile kesin olarak saptanmadan boşanma istemi hakkında karar verilemeyeceğini" 314
• "Kadında evlenme sırasında mevcut olan işitme ve konuşma kusurunun daha sonra koca tarafından boşanma sebebi yapılamayacağını" 315
• "Kadının, kanunen değil ahlaken üvey çocuklarına bakmak durumunda olduğu, bu durumdaki karısının basit asabi hallerini kocasının hoşgörü ile karşılamak zorunda olduğunu" 316
• "Zaman zaman görülen akıl hastalığına dayanarak, geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açılamayacağını" 317
• "Karısının pavyonda çalışmasını isteyen kocanın açtığı boşanma davasının reddedilmesi gerekeceğini" 318
• "Basit karı-koca münakaşalarının evlilik birliğinin temelini sarsmayacağını ve boşanma nedeni olamayacağını" 319
• "Tarafların birbirleriyle sürekli kavga ederek küfür etmelerinin, sık sık birbirlerini terk etmelerinin, evlilik birliğinin temelinden çöktüğünü göstereceğini" 320
• "Kocanın sadakatsiz hareketleri, eşini ve çocuğunu ihmal etmesi karşısında eşinin gösterdiği sinirliliğin ve zaman zaman çıkardığı tartışmaların, boşanma nedeni olarak kabul edilemeyeceğini" 321
• "Kadının üvey çocuğuna kötü muamele ve işkence yapmasının koca bakımından ortak hayatı çekilmez duruma getireceğini" 322
• "Geçimsizlik sebebine dayalı boşanma davalarında, tanıkların, taraflar arasındaki geçimsizliği, olaylara dayanarak açıklamaları (anlatmaları) gerekeceğini" 323
• "Kocanın yasaklamasına rağmen, kadının kumar oynamakta ısrar etmesinin, geçimsizliğe ve dolayısıyla boşanma kararı verilmesine neden olacağını" 324

• "Çocuk dünyaya getiremeyecek kadının, kocasının başkasıyla yaşamasına izin vermemesinin boşanma sebebi olamayacağını" 325
• "Fiilen ayrı yaşayan karı-koca arasında da yeni geçimsizlik sebeplerinin ortaya çıkabileceğini, bu durumda bu sebeplere dayanarak boşanma davası açılabileceğini" 326
• "Meslekdaş olmanın, başlı başına tanık ifadesini değerden düşüren bir etken olmadığını" 327
• "Karısını kayınvalidesi (veya görümcesi) ile beraber oturmaya mecbur eden koca hakkında boşanma kararı verilmesi gerekeceğini" 328
• "MK. 116/2 uyarınca açılan `evliliğin feshi` davasının red edilmiş olmasının, sonra -aynı olaya (iktidarsızlığa) dayanan- açılan `boşanma davası`nda kesin hüküm oluşturmayacağını, kocanın iktidarsızlığının psikolojik nedenlerle sekiz ay sürmüş olmasının, boşanma nedeni sayılacağını" 329
• "Red ile sonuçlanan terk sebebiyle boşanma davasından sonra, biraraya gelinmeden geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açılamayacağını" 330
• "Davacı kadının kızlığının bozulup bozulmadığı konusu aydınlığa kavuşturulmadan, boşanma istemi hakkında karar verilemeyeceğini" 331
• "İki tarafın da kusursuz olması halinde, boşanma kararı verilebileceğini" 332
• "Tarafların birlikte yaşamalarına imkan vermeyecek derecede olmayan (evlilik birliğini temelinden sarsmayan) geçimsizliğin, boşanma nedeni olamayacağını" 333
• "Nikahtan sonra taraflar arasında evlilik birliği henüz tam olarak kurulmadan gelişen olayların şiddetli geçimsizliğin ortaya çıkması halinde boşanmaya karar verilmesi gerekeceğini" 334
• "Kocasını terk ederek Alman uyruğuna geçen ve orada otuz üç yıl oturduktan sonra Türkiye`ye dönen kadın hakkında verilen boşanma kararının isabetli olduğunu" 335
• " `Geçimsizlik` ve `terk` sebebiyle açılan ve reddedilen boşanma davalarından sonra, yeniden terk ve geçimsizlik sebebiyle boşanma davaları açılabileceğini ancak açılacak yeni geçimsizlik sebebine dayanılan davada, ihtar üzerine gerçekleşen birleşmeden sonraki olaylara dayanılabileceğini" 336
• "Vasinin kısıtlı adına `geçimsizlik nedeniyle` boşanma davası açamayacağını" 337
• "Kadının kedilere aşırı düşkünlüğünün ve kocası tarafından uygun görülmeyen bazı kadın arkadaşları ile görüşmeye devam etmesinin, boşanma nedeni olduğunu" 338
• "Davacı kocanın evlendikten bir iki gün sonra `karısını sevmediğini` belirterek evden ayrılmasının ve tekrar bir araya geldikten sonra yine karısını terk etmesinin, boşanmaya karar verilmesi için yeterli olmadığını" 339
• "Karısı tarafından başkası ile yaşamasına izin verilen kocanın daha sonra açtığı geçimsizlik sebebiyle boşanma davasının kabulüne karar verilemeyeceğini" 340
• "Karısına müstakil ev temin etmeyerek, akrabaları ile birlikte oturmaya mecbur eden, karısını dövmekten mahkum olan kocanın `karısının hırçın olduğu`ndan bahisle açtığı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekeceğini" 341
• " `Kadının cinsel ilişkide bulunabileceği` doktor raporu ile belirlendiğinden, bu sebebe dayanarak boşanma kararı verilemeyeceğini" 342
• "Varlığı kanıtlanan zührevi hastalığın, geçimsizlik sebebi sayılacağını" 343
• "Boşanma davalarında akrabalık ilişkisinin tek başına tanıklığa engel olmadığını" 344
• "Davalının (kocanın) `taşınmazın yarısını kendisine vermesi için` davacıya (karısına) baskı yapmasının ve isteğinin kabul edilmemesi üzerine camları kırıp, eşyaları yırtmasının, eşler arasında geçimsizliğin varlığını göstereceğini" 345
• "Karısına hakaret ederek onurunu inciten koca hakkında, hakaret olayından altı ay sonra da boşanma davası açılabileceğini" 346
• "Tarafların babaları (anneleri) arasındaki geçimsizliğin boşanma sebebi sayılamayacağını" 347
• "Başkasıyla zina yaparak gayrimeşru çocuk doğuran davacı kadının açtığı boşanma davasını kabul etmeyen davalı kocanın bu tutumunun `hakkın kötüye kullanılması` niteliğini taşıyacağını" 348
• "Davalı kadının, ismi kötüye çıkmış bir kadının evine gidip geceyi orda geçirmesinin boşanma sebebi sayılacağını" 349
• "Davacı kadının kocasına hakaret ettiğinin, davalı kocanın da karısını başkasıyla aldattığının anlaşılması halinde, boşanma kararında her iki tarafın da kusurlu olduğunun belirtilmesi gerektiğini" 350
• "Frengi hastalığının, boşanma nedeni olacağını" 351
belirtmiştir...

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

24654
Site Sahibi


Durumu Dışarıda
Bu konuda 1 Sayfa 1 Cevap Var
» Son Konular İstatistik Forumda Ara
Sümeyye Erdoğan, CHP'li Vekile Açtığı Davayı K...
Erdoğan'a, Gül'ün Siyaset Planım Yok Sözle...
Burhan Kuzu: Cumhurbaşkanlığı Erdoğan'ı Öldürü...
2013 Seviye Belirleme Sınavı İptal Edildi...
MİT Yasası Kabul Edildi...
Üst Kategori (18)
Alt Kategori (203)
Konular (35517)
Cevaplar (4358)
Toplam Adettir

Başlık : Konu : Cevap :
» Bugün Giren Üyeler : 3 » ustahakki » yilmazo1 » TurkesManga
|#Genel Sorumlu|@Site Yöneticisi|*Bölüm Editörü|+Forum Editörü|!Sohbet Editörü|Gezici Üye|Normal Üye|Hevesli Üye|Azimli Üye|
|Çalışkan Üye|Verimli Üye|Bağımlı Üye|Abone Üye|Tiryaki Üye|Yıldız Üye|Bilgin Üye|Prof Üye|Üstad Üye|Süper Üye|Altın Üye|Ulu Üye|
» CopyrightYukarı Git
2oo6-2o14 © KozanBilgi.Net - Türkiye'nin Bilgi Paylaşım Portalı
KozanBilgi.Net © Türkeş Manga Tarafından Kurulmuştur. Sitedeki İçerik, Site Sahibinin İzni Olmadan Veya Kaynak Link Gösterilmeden Başka Sitelerde Kullanılamaz.
ÖNEMLİ NOT: Sitemizde, 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine Göre, Tüm Üyelerimiz Yazdıkları Mesajlar ve Konulardan Kendileri Sorumludur.
Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildiriniz. İletişim Adresimiz : turkesmanga@windowslive.com