Bilgi İçin Tıklayınız!
Şu an KozanBilgi.Net 'de 0 Üye 24 Misafir Bulunmaktadır. Buraya Tıklayarak Görebilirsiniz...
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHarita
KozanBilgi.Net - Türkiye'nin Bilgi Paylaşım Portalı
Bugün 02.09.2014 
          
Ana Sayfa
          
Forumlar
          
Yazılar
          
Resimler
          
Videolar
        
Kozan
          
Şiirler
          
Dosyalar
          
Hesabım
          
Gizlilik Bildirimi
          
Forum Kuralları
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -      Aklından Neler Geçiyor ? Canlı Destek
Bilgi İçin Tıklayınız!...
» Konu Açan TurkesManga   
 KozanBilgi.Net Forumları
 Çocuk Oyunları
       Okuma Bayramı Skeçleri

Okuma bayramı için skeçler, 1. sınıf okuma bayramı skeçleri

Çocuk: Ey güneş biraz ara versen ne olur sanki.

Sahne: Çocuk ayakta çalışmaktadır. Güneş maketinin ortasında bir başka çocuk yüzü görülmektedir.
Güneş şarkısını söylerken, çocuk oflaya poflaya çalışmaya devam eder.

Güneşin şarkısı
Işık topuyum parlarım
Donarsınız ben olmazsam
Yarın yeniden doğarım
Kaybolsam bile bu akşam.

Çocuk çalışmaya devam ederken şekilli parlak bir şişe bulur. Tapasını açar, içinden bir dev belirir.

Çocuk: Hiii! Bu da nesi?
Dev: (Tok ve yavaş tempolu bir sesle) Sağ ol çocuk, beni bu şişeden kurtardın.
Çocuk: (Korkuyla) Sen de kimsin?
Dev: Ben bu şişeye hapsedilmiş bir cinim. Yüzyıllardır beni şişeden birisinin kurtarmasını bekliyordum. Sen, iyi kalpli çocuk! Beni kurtardığın için seni ödüllendireceğim. İyi düşün. Yalnızca üç dileğini yerine getirebilirim.
Çocuk: (Sevinir) Yaşasııın.
Dev: Dile benden ne dilersen.
Çocuk: (Bir süre düşünür ve güneşe dönerek) İşte onun gibi güçlü olmak istiyorum. Her yeri aydınlatmalıyım ve her şeyi ısıtmalıyım. En güçlü o. Güneş olmak istiyorum.
Dev: Pekâlâ. (bağırarak, vurgulu) lebbeyk! Sahip güneş olsun!

Güneş maketinin arkasında artık çocuk vardır. Neşe içinde güneşin şarkısına başlar.

Güneşin şarkısı
Lay lay lay la lay lay lom
Lay lay lay la lay lay lom
Işık topuyum parlarım
Donarsınız ben olmazsam
Yarın yeniden doğarım
Kaybolsam bile bu akşam

Şarkı devam ederken güneşin önüne bulut maketi taşıyan başka bir çocuk gelir.

Çocuk: Hişşt! Çekil önümden!
Bulut: (Şımarık) Çekilmem.
Çocuk: Çekil diyorum sana.
Bulut: Bana ne.
Çocuk: Bak şimdi öyle bir sıcak olacağım ki çekip gideceksin.
Bulut: (Gülerek) Hadi ne yaparsan yap.

Bulut şarkısını söylerken çocuk kızmakta ve yakınmaktadır.

Bulutun şarkısı
Pamuk deniziyim gökyüzünde
Kar yağmur taşırım ben göğsümde
Bazen şimşekler çıkar benden
Sular vardır benim özümde

Çocuk: Ciiin ciiin. Çabuk gel.

(Dev gelir)

Dev: Ne istiyorsun ey sahip.
Çocuk: En güçlünün güneş olduğunu sanıyordum ama şu bulut geldi, önümde durdu. Hiç bir şey yapamıyorum. Demek ki, bulut daha güçlüymüş. Bulut olmak istiyorum. Hadi, hadi! Bulut yap beni. Çabuk ol!
Dev: Peki ey sahip. Lebbeyk! Sahip bulut olsun

Çocuk artık bulut maketindedir.

Çocuk: Yaşasııın! Yağmurlar yağsın, şimşekler çaksın!
Neşeyle şarkısına başlar.

Bulutun şarkısı

Pamuk deniziyim gökyüzünde
Kar yağmur taşırım ben göğsümde
Bazen şimşekler çıkar benden
Sular vardır benim özümde

Şarkı devam ederken, rüzgâr sesi duyulur ve tülleri savrulan bir çocuk girer. Salınarak gelir ve bulutu itmeye başlar. Bulut bir süre direnir.

Çocuk: Ne oluyor yaa. Neden beni itiyorsun.
Rüzgâr: (Kibirli) Önüme katarım her şeyi. Çok götürdüm senin gibisini.
Çocuk: İtme beni, itme ne olur.
Rüzgâr: Hele bulutlara hiç acımam.
Cocuk: Neden yaaa!

Rüzgâr değişik yönlere doğru dans ederek giderken şarkısına başlar

Rüzgârın şarkısı
Koşarım ben hiç duramam
Esmezsem ben, ben olamam
Biraz deliyim darılmayın
Durdurmak için yorulmayın

Yeniden buluta doğru gelir ve onu itmeye başlar. Beraberce ve yavaşça hareket ederler.

Çocuk: (Ağlamaklı bir sesle) Vay be. Rüzgâr daha güçlüymüş. (bağırarak) Ciiin, ciin. Yetiş!

Dev yeniden sahneye gelir.

Dev: Söyle ey sahip.
Çocuk: Tam güneşin önünü kapatıp yağmurlar yağdıracaktım ki, rüzgâr gelip beni kovaladı. Asıl en güçlü olan rüzgârmış. Rüzgâr olmak istiyorum. Rüzgâr olmak istiyorum.
Dev: Lebbeyk. Sahip rüzgâr olsun.

Çocuk rüzgâr tülleriyle dans ederek süzülür ve şarkısına başlar.

Rüzgârın şarkısı

Koşarım ben hiç duramam
Esmezsem ben, ben olamam
Biraz deliyim darılmayın
Durdurmak için yorulmayın

Şarkı devam ederken çocuk dağa çarpar. Şarkıyı söylemeyi bırakır.

Çocuk: (Şaşırarak) A aaa! Ne oluyor ben nereye tosladım.
Dağ: (Kendinden emin rahat bir sesle) Bre gafil! Ne dolanırsın önümde?
Çocuk: Şimdi görürsün sen.

Çocuk geriler bir daha dağa doğru hamle yapar. Yine çarparak durur. Gittikçe sinirlenir.

Dağ: Yavrucuğum boşuna yorma kendini.
Çocuk: Öyle bir eseceğim, öyle bir eseceğim ki seni yıkıp geçeceğim.

Çocuk her seferinde dağa çarparak birçok kez hamle yapar.
Dağ güler ve şarkısına başlar.
Dağın şarkısı
Ak saçlarım kardandır
Bütün gövdem kayadandır
Eskilere dayanır yaşım
Belki ağırlığım ondandır

Şarkı bitince,

Çocuk: Nasıl oluyor ben ki o kadar güçlüyüm ama şu dağı yerinden kımıldatamıyorum. Dağ daha güçlüymüş. Dağ olmalıyım, dağ olmalıyım. Ciiin, ciiin!

Dev gelir.

Dev: Yine ne istiyorsun?
Çocuk: (Ağlamaklı) Tam en güçlü olmanın keyfini çıkartıyordum. Şu koca dağ önüme çıktı ne yapsam onu geçemiyorum. Bana yardım et.
Dev: Nasıl yardım edebilirim?
Çocuk: Beni dağ yapabilirsen en güçlü olabilirim.
Dev: Yalnızca üç hakkın vardı ve sen onu kullandın. Artık dileklerini yerine getiremem.
Çocuk: Ama bu haksızlık. Ben dağın daha güçlü olduğunu bilmiyordum. Bir şey yapamaz mısın?
Dev: Sen iyi kalpli bir çocuk olduğun için sana son bir şans vereceğim. İyi düşün ve söyle. Çünkü başka şansın olmayacak. Gerçekten dağ olmak istiyor musun?
Çocuk: Eeveeet.
Dev: lebbeyk! Sahip dağ olsun!

Çocuk dağ maketinin ardına geçmiştir. Keyifle şarkısına başlar.

Dağın şarkısı

Ak saçlarım kardandır
Bütün gövdem kayadandır
Eskilere dayanır yaşım
Belki ağırlığım ondandır

Şarkı devam ederken bir madenci (veya madenciler) dağa kazma vurmaya başlar.

Çocuk: Aman ne oluyor. Birisi içimi oyuyor. Ama nasıl olur en güçlü benim.

Madenci(ler) şarkı söyler
Cehenneme ben inerim
Kömürü de ben sökerim
Kara kışta titrerim
Hani benim hani benim (k)
Hani benim kömürüm (k)
Hani benim kömürüm (k)

Çocuk: Heeey! Ne yapıyorsunuz siz orada niye içimi oyuyorsunuz.
Madenci(ler): Ben (biz) emekçi bir insanım (insanlarız). Fabrikalar çalışsın ve insanlar ısınsın diye çalışır kömür çıkarırım(çıkarırız).
Çocuk: Eyvah mahvoldum. şu içimi oyan insan çok daha güçlüymüş benden. Ciiiin, ciiin.

Dev yeniden gelir.

Dev: Yine ne var?
Çocuk: (Ağlamaklı) Ben insan olmak istiyorum.
Dev: Sana başka şansının olmadığını söylemiştim. Hem sen, zaten insandın.
Çocuk: Ama en güçlü oymuş.
Dev: İşte böyle çocuğum. İnsan kendi gücünün ve yeteneğinin farkına varmıyor. Bu ders senin için en büyük ödüldür. Seni tekrar eski haline döndüreceğim.

Çocuk: Yaşasın eski halime döndüm. Vay be! (Dağa ve güneşe bakar) Demek ki çalışan, üreten insan, aslında en güçlü olanmış. Hiç başkalarına öykünmeye gerek yokmuş. İnsan gücünün farkına varmalı ve kendi geleceğini eline almalı.

Ayağa kalkar ve çalışmaya başlar.


KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

False
TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Etiketler     okuma,bayramı,skeçleri,
» Benzer BaşlıklarHit...
“Nader ve Simin: Bir Ayrılık” Filminin Politik-Top
674
Ücretle Kur’an okumak
205
Türk subayı ( herkes okumalı )
380
Suriye’de “Kuşatmaya Meydan Okuma Günü” ve Beklent
514
Suriye’de “Kuşatmaya Meydan Okuma Günü” ve Beklent
465
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

ABBAS



Oyun için sadece bir kanepe yeterli olmaktadır.



Abbas:karıcım bana su getirir misin?(gazete getirir)

Latife(içeri girer suyla)aa manyak mıdır nedir git kendin al(suyu içer)

Abbas:ya hayatım neden böyle yapıyorsun ama?

Latife:bana hayatım deme yapmacık olmayalım lütfen abbas bey ben sana hayatım diyor muyum benim adım latife edici bana latife diyeceksin ayyy!!

Abbas:latife gibisin hayatım latife

Latife:bak daha hala hayatım diyor.

Abbas:aaa yeter artık lütfen ne zaman yemek yiyeceğiz

Latife:eee sen yemeği ne zaman yaparsan

Abbas:ya hayatım..ay latife yapma böyle zaten işten geldim yorgunum

Latife:vallaha orası beni germez abbas bey okul müdürü olmayı siz tercih ettiniz babam seni şirketine genel müdür yapacaktı fakat sen okul müdürü olmayı tercih ettin eşek gibi yorulacaksın tabii ...ah babacım ah mübarek adam...

Abbas:latife istersen o konuyu hiç açmayalım

Latife:ay kalk daha mutfağı toparlayacaksın tembel adam kalk..elin adamı işten gelirken takılar küpeler getiriyor sen karına toka getirmedin bugüne kadar toka!

Abbas:karıcım tokayı da mı ben alayım Allah Allah

Latife:bak karıcım diyerek yapmacık olmayalım lütfen.ayrıcana yemek yedikten sonra kahve yapacaksın hatırlatmış olayım sonra mutfaktan elin boş kıçın yaş gelmez isen çok iyi etmiş aksi takdirde gece okuyacağım kitabı bana sesli bir şekilde okumak zorunda kalırsın.

Abbas:lütfe terbiyeli ol latife Allah Allah kadın sen ne işe yararsın Allah aşkına ya sabahtan akşama kadar okulda çoluk çocukla uğraş lütfen ya.. yani latife biraz bana yardımcı ol lütfen

Latife:Allah Allah öyle mi al o zaman çocuklarına bakıcı al biri top oynar üstünü batırır biri daha yemek yemesini bilmez üstüne çorba döker.. ay bende faal bir kadınım e her gün günlerimiz oluyor konuşuyoruz e öğleden sonra gelin kaynana yarışmaları oluyor e sabahları desen kadın programları var ay ben hangi iş yapayım ama yetişemiyorum hayatım

Abbas: yapma ama hayatım evde her şey üst üste hani reklamlarda olsun bir el atsan şu çamaşırlara

Latife:ay gelme artık üstüme abbas bak hepten bitiyorum bayılacağım şimdi

Abbas:tamam tamam aman bayılmada çocuklar nerede?(çocuklar gelir)

Çocuklar:baba hadi yemeyi yapmayacak mısın?

Abbas:yemeği ananız yapacak it oğlu itlere bak!!(çocuklar gider)

Latife:hössst boğazına dursun kim yapacakmış bana bak abbas bey benim adım latife edici yemek yapıcı değil

Abbas:latife ben seni aldatıyorum!

Latife:ne!

Abbas:hiç latife ettim(güler)bana bak neden çocuklara yemeği benim yaptığı söylüyorsun

Latife:ne sen yapmıyor musun?

Abbas:ama diğer ailelerde genelde kadınlar yapıyor değil mi?

Latife:e tamam işte bizim evde de sen yapıyorsun

Abbas:latife!

Latife:tamam canım üff geçen gün yaptığın yemeği beğenmişler eline sağlık anne dediler bende senin hakkını yemiş gibi olmayım diye babanız sağolsun dedim

Abbas:bana baksana şu gömleğimi de yarın bir yıkasan ya leş gibi kokmuş

Latife:koy çamaşır makinesine yıkasın ne ağzımda mı yıkıyacam sanki bana yıka diyor yav

Latife ediciye yav aaa

Abbas: ne olmuş yani hem bak söylemiyorum diye üstüme gelme senin soyadın benimle evlendikten sonra değişmez oldu canım kızlık soyadını kullanma istersen o kızlıkta kaldı

Latife:aaa sana ne! bir kere ben hala bir kızım abbas bey

Abbas:ya iki çocuk anası manken latife değişmez pardon latife edici öyle mi

Latife:sus abbas sus (kaynana girer)

Lütfiye:Abbas hoş geldin oğlum!!

Abbas:hoş bulduk anacım

Lütfiye:ne diyor bu zevzek kadın?

Abbas:hiç anne öylesine işte

Latife:abbas anne söyle anana zevzek kelimesi kendisine çok yakışıyormuş söyle söyle.

Abbas:yine başlamayın lütfen

Lütfiye:oğlum o kadına söyle yemek yapmayı öğrenmiş mi? en son menemen yapmayı öğreniyordu da..

Latife:abbas söyle o kadına oğlu kadar iyi bilmese de biliyormuş

Lütfiye:benim oğlum aslan parçasıdır

Latife:evet efendim parçasıdır hangi parçasıysa biz göremedik o parçayı

Abbas:anne! Latife!

Latife:bu annen var ya abbas bana ütü yaptırıyor,bulaşık yıkattırıyor

Lütfiye:a ben mi yapacağım

Latife:oğlun yapabilir mesela

Lütfiye :a çocuğun işi gücü yok ütü yapacak bulaşık yıkayacak öyle mi

Latife:tabi efendim ben faal bir insanım ama

Lütfiye:tabi canım! doğum hane görevlisi sanki

Latife:sizi saygıya davet ediyorum lütfiye hanım

Lütfiye:bende sizi mutfağa davet ediyorum latife hanım.karnımız zurna çalıyor yanına davul lazım kalkın da bir yemek yapma teşrifinde bulunun

Abbas:ya tamam sorun yemekse ben yaparım(içeri mutfağa girer)

Lütfiye:sus abbas sus !tüh kılıbık adından utan be rahmetlinin kemikleri sızlayacak

Latife:ya aslan parçası aslan!!

Lütfiye:bak bizi madara ettin şu kadın kurusuna

Latife:aaa terbiyeli olunuz kaynana benim adım latife edici bana latife deyiniz lütfen

Lütfiye:hıh latife latife bende latife ettim zaten!!ha bir kere sen evlenip gerdek gecesinden geçtikten sonra soyadın değişmez oldu bir kere değişmez!!(el hareketi yapar)

Latife:siz ne dediğinizin farkında mısınız?

Lütfiye:hiç latife ediyorduk latifeymiş.adını söyleyeceğine kalkta bir iki yemek yapta kadınlığını görelim

Abbas:ya domates nerede latife:

Lütfiye:elenin köründe tühh yazıklar olsun sana emzirdiğim sütler!

Latife:bakın kadınlığını göster dediniz oğlunuz atladı hemen hah(güler)aslan parçası

Lütfiye:bana bak latife misin nesin bu evde benim oğluma kadın diyemezsin yoksa..

Latife:yoksa ne yaparsın kaynana bir kere burası benim evim babam aldı burasını oğlun mu aldı sanıyorsun

Lütfiye:(şaşırır)almadı mı?

Abbas(bağırır)yeter yeter!! Nedir sizden çektiğim benim ulan bir rahat geçinemiyorsunuz öyle olsun latife bunca sene sonra bana bunu dedin ya al evini...

Lütfiye:bir yerine sok.

Abbas:anne!artık kim bakarsa sana.benimle evlenmek isteyen sendin ben değil baban gelmişti annemden istemeye hatırladın mı?

Lütfiye(el hareketi yapar,güler)al kapak olsun.aslan oğlum benim konuş

Abbas:anne! Bunları seni küçük düşürmek için söylemedim ettiğin lafın karşılığını alman için söyledim ha yemek yapmaya meselesine gelince bir yemek yapmakla erkeklik yere düşmez merak etme. Neden ahçıların çoğu erkek sence, bunca sene yaptım yine yaparım icabında

Lütfiye:zaten bunun(latifeyi gösterir) yaptığı bir şeye benzemiyordu!

Abbas(bağırır)anne!

Lütfiye:tamam sustum

Abbas:ayrıca babanın bana vad ettiği genel müdürlüğü tercih etmemin sebebi onun yaptığını bildiğim ama görmezden geldiğim sahtekarlıklarına karşı çıkarak ilişkimizi bitirmemekti bunu da iyice anla bugüne kadar bu eve haram para getirmedim getirmemde orada Allah’a çok şükür evimi geçindirecek maaş alıyorum ha belki sana dediğin inciler boncuklar alamıyorum ama senin şu yaptıklarına katlanıyorum sırf şu çocuklara mutlu hayat yaşatabilmek için ama bugün gördüm ki bu iş tek taraflı olmayacak kalk anne gidiyoruz.

Lütfiye:nereye oğlum böyle rahattı!

Latife:abbas dur ne olur gitme üzgünüm biraz ileri gittim çok üzgünüm sinirlenme haklısın ne yapıyım bende böyleyim işte affet beni lütfen

Lütfiye:ya oğlum hem ben gelinimi severim ne kadar kavga etsek de vakit geçiriyoruz sabahları değil mi gelin

Abbas(şaşırır)Allah Allah!

Latife:ya hem de nasıl severiz! sen burada böyle olduğumuza bakma seni görünce şımarıyoruz nasıl sevildiğini anla işte!

Lütfiye:naz yapma ulan karı gibi gel buraya edepsiz

Latife:tamam yemeği ben yaparım hayatım bak hayatım diyorum hadi ama

Abbas:anladım anladım! Allah’ım bu kadın milleti!!

Latife:yalnız gel bana yardımcı ol ben bilmem pek(elinden tutar mutfağa götürür)





IŞIK KAPANIR

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

AT HIRSIZI

HASAN : Hayrola Rüstem, üzgün görünüyorsun, ne oldu?
RÜSTEM : Ben üzülmeyeyim de kim üzülsün Hasan?
HASAN : Hele anlat bakalım seni bu kadar perişan eden olay neymiş, merak ettim yahu!
RÜSTEM : Bütün paramı verip bir at almıştım.
HASAN : Ee, at öldü mü yoksa?
RÜSTEM : Ölse teselli olacak bir yanı var?
HASAN : Ne oldu peki?
RÜSTEM : Dün gece ahıra bir hırsız girip atımı çalmış.
HASAN : Yapma yaa... İnan ki çok üzüldüm. İnşallah bulursun atını.
RÜSTEM : Pek sanmıyorum bulabileceğimi ama hayırlısı neyse o olsun. Ne diyelim.
HASAN : Benim acele bir işim var, gitmek zorundayım. Hadi kal sağlıcakla...
RÜSTEM : Yolun açık olsun Hasan.
HIRSIZ : Lanet hayvan yürüsene be!
RÜSTEM : Aman Allah´ım rüya mı görüyorum yoksa! Bu at benim atım yahu! Hey, heey, bu benim atım!
HIRSIZ : Yanlışın var Beyim. Bu at yıllardan beri benimdir.
RÜSTEM : Madem ki bu at yıllardan beri senin, o halde söyle bakalım, bu atın hangi gözü kör?
HIRSIZ : Hangi gözü mü kör? Bunu bilmeyecek ne var, tabi ki sol gözü kör.
RÜSTEM : Bilemedin.
HIRSIZ : Pardon pordon, ben sağ gözü diyecektim, yanıldım. Evet evet, sağ gözü kör bu atm.
RÜSTEM : Sen sadece hırsız değil ayrıca beceriksiz bir yalancısın da.
HIRSIZ : Niye?
RÜSTEM : Bu atın iki gözü de sapasağlam çünkü! Ver atımı...

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

BEN SENİN YAŞINDAYKEN...

BABA : Oğlum gel bakalım buraya!
ÇOCUK : Buyur baba!
BABA : Bu hafta yapılan sınavda kaçıncı oldun?
ÇOCUK : 25. oldum baba.
BABA : Ama nasıl olur! Daha geçen hafta 21. idin. Nasıl dört sıra birden geriledin? Tembel herif.
ÇOCUK : Ne yapayım baba? Sınıfa dört tane yeni öğrenci daha geldi. Dolayısıyla 21.likten, 25. liğe geriledim. Hem bana kızmaya senin hakkın yok.
BABA : Bak şu bacaksıza! Bu kadar tembel olacaksın ve benim sana kızmaya hakkım olmayacak, öyle mi?
ÇOCUK : Tabii... Demek ki mükemmel bir çocuk dünyaya getirememişsiniz. El alem öyle çocuk yapıyor ki! Hepsi süper zeka.
BABA : Kızdırma beni alırım ayağımın altına bak. Sınıfta kalmış abuk subuk, aptal saptal konuşuyor.
ÇOCUK : Niye kızıyorsun baba? Sınıfta kaldıysak ne olmuş! Daha iyi ya!
BABA : Neresi iyi bunun?
ÇOCUK : Sürekli maddi sıkıntıdan bahsediyordun, düşünsene yeni sınıf için yeni kitaplar almak zorunda kalacaktın. Şimdi buna gerek kalmadı. Aynı kitapları yeniden kullanacağım.
BABA : Yahu şu karneye bak.Bütün dersler bir, bir, bir.... Allah aşkına bir tane bile iki yok. Yuh sana, nasıl becerdin bunu?
ÇOCUK : Hepsi bir mi, emin misin baba?
BABA : Bir de utanmadan şaşırma numarası yapıyor. Utan, utan! Al da kendi gözlerinle bir daha bak karneye.
ÇOCUK : Allah, Allah! Ver bakalım şu karneyi. Hepsi bir olmamalıydı...
BABA : Şunun söylediğine bak. Doğru hepsi bir olmamalıydı. Sıfır olmalıydı.Bir sene boyunca yattın tabi... Bir bile fazla sana. Ben senin yaşındayken sınıfın en iyisiydim. Karnemde bütün notlarım "5" idi, "5"....
ÇOCUK : Yapma baba. Bu benim karnem değil. Dün bu karneyi tavan arasında buldum. Senin karnen bu. Neee! Benim karnem mi? Hadi canım...Ver bakiiimL.Aaa! Sahi ya... Eee... Şeeey yani. Diyecektim ki!..
ÇOCUK : Demek bütün notların beşti haa... İşte bak bu da benim karnem. İtiraf et baba, ben senden daha çalışkanım.
BABA : Tamam, tamam anladık, para istiyorsun. Söyle ne kadar vereyim?
ÇOCUK : Şeey! Ne desem bilmem ki! 500 yeter. Ama şimdilik...
BABA :Ne 400 mü? 300 neyine yetmez? Al şu 200´ü 100´ ünü geri getir.
ÇOCUK : Ama baba...
BABA : Aması maması yok. Al şunu! Dur bakim, senin eline ne oldu böyle?
ÇOCUK : Önemli değil baba
BABA : Nasıl önemli değil oğlum? Avuçların kıpkırmızı olmuş. Ne oldu?
ÇOCUK : Öğretmen dövdü.
BABA : Öğretmen mi dövdü? Hangi çağdayız? Dağ başı mı burası? Ben ona sorarım.
ÇOCUK : Dur, dur! Dur baba. Tabiki burası dağ başı değil. Ama galiba kabahat bendeydi.
BABA : Niye, ne oldu ki?
ÇOCUK : Arkadaşım öğretmenin sandalyesine raptiye koymuştu.
BABA : Raptiye koyan arkadaşınsa seni niye dövdü? Onu dövseydi ya!
ÇOCUK : Asıl olay ondan sonra.
BABA : Nasıl yani?
ÇOCUK : Ben de öğretmen raptiyenin üzerine oturmasın diye, tam oturacağı sırada sandalyeyi çektim. Hooop! Gümm! Tabiki...
BABA : Hak etmişsin. Bu gün okulda ne yaptınız?
ÇOCUK : Bu gün okulda dinamit yaptık.
BABA : Peki yarın ne yapacaksınız okulda?
ÇOCUK : Hangi okulda? Dinamit yaptık yaptık diyorum, okul falan kalmadı ortada.

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

BİR GARİP DAVA
MUHAFIZ :Padişahım üç adam geldi. Bir davaları varmış. Huzurunuza çıkmak istiyorlar.
PADİŞAH :Gelsinler bakalım.
MUHAFIZ : Geçin bakalım şöyle. Padişahımız sizi bekliyor.
PADİŞAH :Hoşgeldiniz ağalar. Anlatın bakalım derdinizi.
SAKALLI :Efendim biz üç arkadaştık. Üçümüz beraber bir iş yaptık. Ve iyice bir para kazandık. Birbirimize de hiç güvenmiyorduk.
PADİŞAH :Ee...
PALABIYIK: “Paramızı hepimizin güveneceği birine verelim” dedik ve bu arkadaşa teslim ettik.
PADİŞAH : Sonra ne oldu peki?
SAKALLI : Parayı bu arkadaşa emanet ederken « üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme » diye sıkı sıkı tembih ettik.
PALABIYIK: Tembih etmemize rağmen emanete ihanet etti bu adam.
SAKALLI :Evet ihanet etti. Parayı tek başına gelen diğer arkadaşımıza verdiğini söylüyor.
PADİŞAH : Doğru mu söylüyor bunlar efendi?
KESE : Doğru efendim ama eksik anlattılar.
PADİŞAH :Nasıl yani?
KESE :Evet, bunlar bana bir kese para bıraktılar. „Üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme.“ dediler.
PADİŞAH :E niye verdin o zaman paraları diğer adama?
KESE :Ama padişahım, henüz elli adım bile gitmemişlerdi ki içerden biri geri geldi ve paraları istedi. Bu ikisine uzaktan bağırdım. “Bakın bu arkadaşa veriyorum.” dedim.
PADİŞAH : Bunlar ne yaptı peki?
KESE :Vallahi ikiside kafa sallayıp “Tamam ver” dediler.
PADİŞAH :Siz söyleyin bakalım, bu beyefendi doğru mu söylüyor?
SAKALLI :Valla padişahım, keseyi emanet edip gidiyorduk ki şimdi burada olmayan arkadaşımız aniden durdu. “Akşam yiyeceğimiz yemeğin parasını alalım.” dedi. Biz de “yemek parası al gel, bekliyoruz dedik..” Meğer adam tüm parayı almış.
PADİŞAH : Demek arkadaşınız parayı alıp kaçmış ha?
PALABIYIK :Evet ama bu emanetçiye “Biz üçümüz birlikte gelmezsek, hiçbirimize parayı verme” demiştik. O da kabul etmişti.Vermeseydi. Versin bizim paramızı...
PADİŞAH :Ne diyorsun efendi? Adamlar paralarını istiyorlar.
KESE : Doğru, paralarını vermem gerekiyor ama anlaşmaya bağlı kalıyorum ben. Bu yüzden şu an paralarını vermem.
PADİŞAH :Ne demek o?
KESE :Şu demek padişahım. Anlaşmaya göre, bunlara parayı vermem için üçünün birlikte gelmesi gerekiyordu. Getirsinler diğer arkadaşlarını da vereyim paralarını!
PADİŞAH :Doğru. Hadi bakayım, getirin üçüncü arkadaşınızı, alın paranızı!Bir daha da güvenmediğiniz insanlarla iş yapmayın

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

GERÇEK ZENGİNLİK SAĞLIKTIR
ÖĞRETMEN :Çocuklaar! Piknik sona erdi. Hava kararmak üzere... Toparlanın okula yetişmeniz lazım.
ALİ :Biz hazırız öğretmenim.
ÖĞRETMEN :Haydi bakalım, geldiğimiz yoldan geriye dönüyoruz...
VELİ :Öğretmenim şuraya bakın! Ne kadar güzel bir köşk burası...
ÖĞRETMEN :Aaa! Gerçekteeen! Harika bir ev bu! Kimin acaba çocuklar?
CAN :Bilmem.... Ama keşke bu evin sahibinin oğlu olsaydım...
ÖĞRETMEN :Niye?
CAN :Niye mi? Baksanıza, boğaz manzaralı, yem yeşil bahçesi olan olağanüstü bir ev bu.
Kimbilir içinde neler neler vardır.
ÖĞRETMEN :Eğer sen bu evin sahibinin oğlu olsaydın neler yapardın?
CAN : Sizleri evime davet ederdim.
ALİ : Öğretmenim ne olur şu evin bahçesine bir girelim.
ÖĞRETMEN :Niye, ama geç kalıyoruz çocuklar.
VELİ :Ne olur öğretmenim! Hemen geri çıkarız.
ÖĞRETMEN : İzinsiz olmaz. Bir bakalım kim var içeride?
ALİ : Öğretmenim bakın orada bir kadın var.
ÖĞRETMEN :Evet gördüm. Heey! Bakar mısınız?
BAKICI :Buyrun, ne istemiştiniz?
ÖĞRETMEN :Şeey! Ben öğretmenim. Bunlarda Gümüş İlköğretim Okulu öğrencileri. Sınıfça buraya
pikniğe gelmiştik. Dönerken bu köşkü gördük. Kime ait olduğunu merak ettik. Bu köşk
kimin acaba?
BAKICI :Bu köşk ülkemizin en zengin insanına ait.
CAN : Öğretmenim orada bir çocuk var. Tekerlekli sandalyede oturuyor.
BAKICI :Bir dakika onu buraya getireyim.
ALİ : Aa! Çocuk hasta galiba.
BAKICI :Bu çocuk da bu köşkün sahibinin oğlu. Gördüğünüz gibi tekerlekli sandalyeye mahkum.
Bende onun bakıcısıyım.
ÖĞRETMEN :Yaa! Demek bu çocuk bu köşkün sahibinin oğlu ha.. Çocuklar! Az önce "Keşke bu
köşkün sahibinin oğlu olsaydım." diyen kimdi?
CAN :Şey bendim öğretmenim...
ÖĞRETMEN :Şimdi ne düşünüyorsun?
CAN :Şeey, ne diyeceğimi bilemiyorum...
ÖĞRETMEN :Bakın çocuklar zenginlik sandığınız gibi mal ve varlık yönünden herşeye sahip olmak
değildir. Gerçek zenginlik gönülle olur. Eğer gönlünüz huzur doluysa siz dünyanın en
zengin insanısınız demektir.
ALİ :Nasıl yani öğretmenim.
VELİ : Gönlün huzur dolu olması ne demek öğretmenim.
CAN : Gerçek zenginlik nedir öğretmenim?
ÖĞRETMEN : Çocuklar, sizler hepiniz aslında milyardersiniz. Örneğin sen çocuğum, sana 100 milyar
verseler gözlerini satarmısın?
ALİ .-Hayır, kesinlikle satmam. Gözlerim olmadıktan sonra parayı ne yapayım?
ÖĞRETMEN :Ya kalbini 100 milyara satar mısın?
ALİ :Olur mu öğretmenim? Kalbim olmazsa ben nasıl yaşarım?
ÖĞRETMEN :Peki sana 500 milyar verseler bir ayağını satar mıydm?
VELİ :Hayır...
ÖĞRETMEN :Peki 500 milyara bir kolunu satar mısın?
YELİ :Hayır...
ÖĞRETMEN : Gördüğünüz gibi hiç biriniz milyarlarca paraya rağmen bir organınızı bile satmıyorsunuz. Demek ki bu organlarınızın değeri çok çok fazla. Örneğin çok çok zengin olan bir insan ölmek üzereyken, birazcık daha yaşamak için, bütün servetini vermeye razı olur. Yani anlıyacağınız önemli olan sağlıktır. Sağlık ve huzur! Nice insanlar vardır ki, servet içinde yüzüyorlar, ama mutsuzlar!
CAN :Teşekkür ediyorum öğretmenim. Bana gerçek zenginliğin ne olduğunu gösterdiniz.
Demek ki ben çok çok zengin bir insanmışım.
(Cengiz Tan - Yürek Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

GÜLSÜM'ÜN KISMETİ
BABA : Biliyor musun Hanım, Gülsüm’e ne çıktı?
ANNE : Piyango mu çıktı yoksa bey?
BABA : Onun gibi bir şey, bil bakalım.
ANNE : Kısbet mi çıktı?
BABA : Pehlivan mı bu? Ne kısbeti? Kısmet demek istedin herhalde.
ANNE : He ya, tam onu diyecektim.
BABA : Aferin sana, evet ondan çıktı.
ANNE : Peki kim?
BABA : Kim kim?
ANNE : Herif, kısmet kim?
BABA : Kısmet de kim?
ANNE : Ayol, Gülsüm´e çıkan kısmet kim?
BABA : Düşünüyorum, sen de düşün.
ANNE__ : Olur.
GÜLSÜM : Ana, baba, ne oluyor burada?
ANNE : Ne bağırıyorsun kız! Otur sen de düşün.
GÜLSÜM : Oluur.
BABA : Yahu Hanım, ne düşünüyoruz biz?
ANNE : Gülsüm´e çıkan kısmetin adını...
GÜLSÜM : Nee! Bana kısmet mi çıktı?
BABA : He ya...
GÜLSÜM : Ne duruyorsunuz öyleyse, verin gitsin.
BABA : Kime vereceğiz kız?
GÜLSÜM : İsteyen adama...
BABA : O kim? îşte onu düşünüyoruz.
GÜLSÜM : Baba, beni kim istedi?
BABA : Karşı köyden biri.
ANNE : Herif, madem biliyordun neden söylemedin?
BABA : Ne düşünüyorduk demin biz?
ANNE : Gülsüm´ün kısmetini düşünüyorduk!
BABA : Hay Allah ben de ne düşünüyoruz diye düşünüyordum.
GÜLSÜM : Peki kim bu adam baba?
BABA : Çiftçi. Seni de şehzade istemez ya...
GÜLSÜM : Nerede görmüş beni?
BABA : Görmemiş ki...
ANNE : Bey, bu nasıl iş? Kızı görmeden mi alacak bu adam?
BABA : Görmeden olur mu kadın? Görecek tabi.
ANNE : Ne zaman?
BABA : Nerdeyse gelir.
GÜLSÜM : Amanın! Ana kız, hemen ortalığı toparlayalım.
BABA : Kapı çalınıyor, kim o?
DÜNÜR : Benim, haber yollamıştım. Aldınız mıydı?
BABA : Haber bu, kaybolur mu? Aldık tabi.
ANNE : Gülsüm! Gel kız buraya!
GÜLSÜM : Süsleniyorum ayol, herif gelip beni böyle mi görsün?
BABA : Şeey, bizim kızımız biraz şeydir...
ANNE : Akılsız...
DÜNÜR : Aman efendim, akıllı kadın daha tehlikeli olur.
BABA : Zaten ben hiç akıllı kadın görmedim.
GÜLSÜM : İşte geldim. Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz yahu? Bu da kim?
BABA : İşte, bu kısmetin...
DÜNÜR : Adım İsmet.
ANNE : Kızım hele bi sor. Kısmet efendi ne içmek ister?
GÜLSÜM : Ne içecek! Şıra tabii.
DÜNÜR : Neden?
GÜLSÜM : Bizim şıramız iyi de ondan. Aptal değilsen şıra içersin.
BABA : Kusura bakma oğul bizim kız kıt akıllıdır.
DÜNÜR : Aman aman, böylesi daha iyi.
GÜLSÜM : Anaaaa, anaaaaa, üüüüüüüüü,üüüüü...
ANNE : Ne oldu kız? Niye ağlıyorsun?
GÜLSÜM : Ağlarım tabi.
ANNE : Kız, kocaya gidiyorum diye ağlanır mı?
GÜLSÜM : Ona ağlamıyorum. Şu baltaya ağlıyorum.
ANNE : Baltanın nesine ağlıyorsun?
GÜLSÜM : Ben evlenince çocuğum olmayacak mı?
ANNE_ : Olacaak!
GÜLSÜM : Çocuk buraya şıra olmaya gelmiyecek mi?
ANNE_ :Geleceek!
GÜLSÜM : O balta yavrumun kafasına düşerse ya...
ANNE : Essahtan kuz. Vah benim torunum. Vay talihsiz yavrum!
BABA : Nooluyor orada be!
ANNE : Beey, bey yetiş!
BABA . :Noldu?
ANNE : Bu balta ilerde torunumuzun kafasına düşerse nolur halimizİ bir düşünsene...
BABA : Amanın, bunu ben hiç düşünmemiştim yahu. Vay torunum/
DÜNÜR : Yahu sabahtan beri sizi dinliyorum oradan. Çok safsınız ha...
BABA : Vay yavrum, oy torunum, ooy!
DÜNÜR : Yahu kesin şu ağlamayı. Bakın baltayı aldım oradan. Artık çocuğunuza bir şey olmaz.
BABA : Vaay, ne kadar akıllıymış bu kısmet yav! Allah razı olsun evladım.
DÜNÜR : Bakın, ben Gülsüm´ü akıllı değil diye alacaktım ama, dünyanın en aptal kızıyla da evlenemem.
GÜLSÜM : Ana, ana, almayacak bu adam beni!
DÜNÜR : Belki en aptal değildir. Bunu öğreneceğim.
BABA : Nereden öğreneceksin?
DÜNÜR : Şimdi yola düşeceğim. Eğer kızınızdan daha aptal birini görürsem gelir kızınızla
evlenirim. Beni beklesin.
BABA : Zaten kim alır ki onu? Mecbur bekleyecek.
GÜLSÜM : Benden aptal insan yoktur dünyada. Bulamaz. Evlenemiyeceğim.
DÜNÜR : Sözüm söz. Hadi hoşça kalın
BABA : Merak etme kızım, buralar aptal doludur. Döner alır seni.
- sahnenin önünde
DÜNÜR : Kolay gelsin hemşerim!
ÇOBAN : Kolaysa başına gelsin. Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi.
DÜNÜR : Ne yapmaya çalışıyorsun?
ÇOBAN : Eşeği yukarı, ağaca çıkaracağım.
DÜNÜR : Zor bir iş ama, eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Görmüyor musun, hayvanın karnı aç. Hadi aslanım, çık yukarı.
DÜNÜR : İyi de eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Manzara seyredecek! Tövbe yarabbi! Karnını doyuracak karnını!
DÜNÜR : Yani ağaca karnını doyurmak için mi çıkacak?
ÇOBAN : Len git işine! Sorgu meleği misin sen?
DÜNÜR : Kızma, sahiden merak ettim.
ÇOBAN : Ağaçta ne var?
DÜNÜR : Yapraak...
ÇOBAN : Haa, demek kör değilsin. Ya kör olmalıydın ya aptal. Demek ki kör değilsin.
DÜNÜR : Eşek ağaçta ne yapacak?
ÇOBAN : Len hemşerim, "hayvan aç" diyorum.
DÜNÜR : Haa, anladım. Çıkarıp onları yedireceksin.
ÇOBAN : Afferin sana.
DÜNÜR : Ama şöyle yapsan, dalı tutup aşağı çeksen öyle yedirsen daha kolay olmaz mı?
ÇOBAN : Vaay canına!...
DÜNÜR :Yaa!...
ÇOBAN : Yahu sen sandığım gibi aptal değilmişsin be.
DÜNÜR : Sana bu kadarı yeter. Hadi eyvallah.
ÇOBAN : Uğurlar ola!
sahnede --------------
GÜLSÜM : Hoş geldiniz. Bak geçen gün şıranı içmemiştin. Sakladım. îç.
DÜNÜR : Yani sen üç gündür elinde bardakla beni mi bekledin?
GÜLSÜM : Ne var bunda? Başka işim mi var ki?...
DÜNÜR : Ya hiç gelmeseydim?
GÜLSÜM : Babam "mutlaka geri döner" dedi. Benden daha aptal insan çokmuş. Söyle bakalım beni alacak mısın?
DÜNÜR : Alacağım Gülsüm
GÜLSÜM : Yaşasın, demek benden aptallar da var şu dünyada. Ne gördün, anlatsana. DÜNÜR : Bir adam gördüm. Aç olan eşeği zorla ağaca çıkarmaya çalışıyordu. Eşek ağaca çıkınca oradaki dalları yiyecekmiş. Zavallı hayvanı itip duruyordu.
GÜLSÜM : Hah hah hah ha! Aptal adam. Eşek öyle itmeyle ağaca çıkar mı? Önce kendi ağaca çıkıp, sonra iple eşeği yukarı çekseydi ya!.
(Halk Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

Okuma Bayramı Skeçleri

GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR.

HULUSİ :Allah´ım bu ne sıkıcı bir hayat böyle! Her günüm adeta zehir, her akşamım cehennem gibi geçiyor. Ben artık dayanamayacağım. Bunca yıl çalışıp didindim, elde avuçta bir şey yok. Hala yamalı elbiselerle dolaşıyorum. Çorabımın ucu delik, gömleğimin düğmeleri yok. Allah´ım ölmek istiyorum artık!
CEVDET -.Hayırlı sabahlar amca!
HULUSİ :Böyle hayırlı sabah mı olur be adam?
CEVDET :Niye, hayrola ne oldu? Canını sıkan olay nedir?
HULUSİ :Şu kılığıma kıyafetime bir bak. Dilenci gibiyim. Fakirlik beni kahrediyor. Çoraplarım bile yamalı, delik deşik
CEVDET :Üzüldüğün şeye bak! Haline şükretsene yahu. Bak benim ayaklarıma, çorapları bırak, ayaklarımda ayakkabım bile yok. Ama senin gibi halimden şikayetçi değilim.
HULUSİ :Peki niye mutlusun?
CEVDET :Ben halime şükrederim.
HULUSİ : Şükredecek neyin var ki, baksana bir ayakkabın bile yok.
CEVDET :Bak beyim şu gelen adamı görüyormusun? O benim kardeşimdir. Bak onun ayakkabıları değil, ayakkabı giyecek ayakları bile yok. En azından benim ayaklarım var. Ya ben de onun gibi olsaydım. Bu yüzden Allah´a şükrediyorum. Çünkü kardeşim gibi sürünerek yaşamıyorum.
ŞEHMUZ-.Merhaba Abi!
CEVDET :Merhaba kardeşim. Hoş geldin.
ŞEHMUZ :Hoşbulduk abi. Ne o, arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?
HULUSİ :Şeey ben Hulusi. Duvar ustasıyım.
ŞEHMUZ :Memnun oldum. Ben Şehmuz. Ben de şu gördüğün tartı aletiyle geçinip gidiyorum işte.
Kazancım az-maz ama buna da şükür. Kimseye muhtaç olmadan yaşamam için yetiyor. HULUSİ :Halinden memnun musun yani?
ŞEHMUZ: Niye memnun olmayacakmışım ki? Bak elim, kolum tutuyor. Ayaklarımdan başka bir eksiğim yok ki. Gerçi ayaklarım da olsaydı daha iyi olurdu ama, ne yaparsın işte kader. Trafik kazasında kaybettim onları. Yaşadığıma şükrediyorum.
HULUSİ :Yahu hala şükredecek neyin kalmış ki.
ŞEHMUZ :Aaa, öyle deme. İnsan şükretmek için hep daha aşağıdakilere bakmalı. Bak, bak, bak. Bizim Cemal de geliyor. Kör Cemal derler ona. Gözlerini daha 6 yaşındayken kaybetmiş. Anlıyacağm dünyası kapkaranlık. En azından benim dünyam aydınlık. Ya onun yerinde olsaydım.
HULUSİ :Pes doğrusu!
ŞEHMUZ :Heey Cemal, bu taraftayız! Direğe dikkat et. Gel, gel de seni yeni arkadaşla tanıştırayım. CEMAL :Merhaba.
HULUSİ :Hoşgeldiniz, ben Hulusi.
CEMAL :Ben de Cemal. Kör Cemal derler bana. Üzülürüm öyle demelerine ama ne yaparsın, körüz işte. Adamlar haklı. Ama ben mi seçtim ki kör olmayı? Ben de istemez miydim dünyayı doyasıya seyretmeyi. Kuşları, böcekleri, insanları izlemeyi. Kimbilir şuradaki çiçekler ne kadar güzeldir. Öyle değil mi?
HULUSİ :Eee, evet gerçekten o çiçekler çok güzel ama nasıl farkettiniz o çiçekleri.?
CEMAL :İnsan sadece gözleriyle görmez dünyayı Hulusi bey. İşte ben bunun için halime şükrediyorum ya. Dokunabiliyorum, tadabiliyorum ve en önemlisi koku alabiliyorum. Orada çiçek olduğunu kokusundan anladım. Sahi sen farketmemiş miydin onları?
HULUSİ :Şeey, yani siz deyince farkına vardım tabi.
CEMAL : Yazık, çok yazık. Oysa Allah o güzelliği sizin gözleriniz için yaratmıştır. Siz gözleriniz sapasağlam olmasına rağmen farkedemiyorsanız hayattan nasıl lezzet alıyorsunuz peki?
HULUSİ :Be, be, ben evet ben mutsuz biriyim. En azından az öncesine kadar mutsuz biriydim. Mutsuz oluşumun sebebini fakirlik sanıyordum, oysa mutsuzluğumun sebebi kör olmammış. CEMAL : Bakın beyefendi, kimse görmeyi bilmeyen kadar kör olamaz. Doğru, benim gözlerim görmez ama mantığımın gözleri çok keskindir. Asla, keskin sirke olup da küpüme zarar vermem. Ve halime şükrederim.
HULUSİ :Sen de mi haline şükrediyorsun, niye?
CEMAL :Niyesi var mı? Ya yatalak hasta olsaydım. Felçli olsaydım. Yoo, öyle bile olsam mutlu olmak için bir sebep bulurdum. Şimdi halime bir kere daha şükrediyorum. Çünkü ya sizin gibi olsaydım. O zaman benim halim ne olurdu? Bakar kör ve mutsuz biri.
CEVDET :Hulusi Bey, siz ağlıyorsunuz!
HULUSİ :Evet dostlarım, ağlıyorum. Bırakın ağlıyayım. Taşlaşmış kalbimin hamuru göz yaşlarımla yıkanıp yumuşar belki. Sizler bana mutluluğu öğrettiniz. Ne olur aranıza beni de alın.
ŞEHMUZ :O nasıl söz Hulusi Bey, biz kimiz ki seni de aramıza alalım?
CEMAL :Evet, biz üç garibanız sadece. Hergün bu parka gelir, bu banka oturur sohbet ederiz. Bundan sonra sen de gel. Daha mutlu oluruz.
HULUSİ :Evet dostlarım, daha mutlu oluruz, bizden daha mutlusu da olmaz hatta. Sizleri çok seviyorum.

KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

SKEÇ-7: KAYBOLAN SİLAH

PAŞA :FirdevsBacı!
FİRDEVS BACI : Buyrun efendim.
PAŞA : Herkese söyle,saat 10´da salonda hazır bulunsunlar!
FİRDEVS BACI :Başüstüne efendim.
PAŞA . : Unutma çok önemli!
FİRDEVS BACI : Unutmam efendim.
(Ev halkı gelir)
PAŞA : Oturun, ayakta kalmayın.Şimdi beni iyi dinleyin. Hepimiz bir tabancam olduğunu bilirsiniz. Her zaman çekmecemde durur.
EV HALKI : Biliyoruz Paşa Hazretleri!
PAŞA : Bu sabah tütün tabakamı almak istediğimde tabancam yerinde yoktu.Ev boş kalmadığına göre ve hırsız giremiyeceğine göre mutlaka biriniz aldınız.
EV HALKİ : Estağfirullah paşa hazretleri!
PAŞA : Susun! Bu evden ve sizden ben sorumluyum. Bir cahillik etmenizden korkuyorum.Ben sağ oldukça kimse kılınıza bile dokunamaz.Allah büyüktür.Bu günler de geçer.Karanlık gecelerin sabahı yakındır.
EV HALKI : İnşallah paşa hazretleri!
PAŞA : Zeynel Çavuş sen mi aldın?
ZEYNEL ÇVŞ. : Paşam, eski bir asker olarak hemen belirteyim ki, eğer tabancayı ben almış olsaydım, hiç çekinmeden söylerdim.
PAŞA :Ya sen Firdevs bacı, sakın sen almış olmayasın?
FİRDEVS BACI :Niye alayım ki paşam?
PAŞA :Hemen alınma öyle! Hani demez miydin "Bu düşman askerlerini bir kaşık suda boğasım geliyor. Bunların ne işi var vatanımızda?" diye?
FİRDEVS BACI :Paşam, paşam, elbette öldüresim geliyor.eğer iş bana kadar düşerse cephedeki nişanlımdan geri kalmam.Fakat yemin ederim ki ben almadım.
PAŞA :Peki, peki sana inanıyorum. Sen işinin başına dönebilirsin.Bırak ağlamayı! Betül kızım, bak gelinimsin.Şehit kocanın hatırı için doğruyu söyle.Sen mi aldın tabancayı?
BETÜL : Paşa Hazretleri, hani geçen akşam kapı çalınmıştı ya...
PAŞA : Evet.
BETÜL : Düşman subayları kapıya dayanmıştı ya...
PAŞA : Eee...
BETÜL : Konağı boşaltmamızı istemişlerdi hani...
PAŞA : İyi ama daha sonra vaz geçmişlerdi.
BETÜL : Biliyorum. Ama ben sokaklarımızı pis çizmeleriyle kirleten düşmanların evimize göz dikmeleri yüzünden üstlerine bütün kurşunları boşaltmayı düşünmüştüm.
PAŞA :Ve bunun için aldm silahı öyle mi?
BETÜL : Hayır Paşa hazretleri! Alacaktım ama yerinde yoktu.Benden önce birisi almış.
PAŞA :Allah aşkına kim aldı öyleyse?Kızlarım, sadece siz kaldınız.Hadi getirin şu silahı!
KIZLAR : Biz mi?
PAŞA :Tabii ki siz.Başka kim kaldı?Hadi utanmayın, inanın affedeceğim.
BÜYÜK KIZ : Fakat baba ben almadım. KÜÇÜK KIZ : Ben de!
PAŞA : Tepemi attırmayın.Güzellikle getirin şunu çabuk!
KIZLAR : Seni nasıl inandırabiliriz?
PAŞA : Tabancayı getirmekle...
KIZLAR : Ama biz almadık ki...
PAŞA : Hanım, ne dersin sen bu işe?
HANIM : Vallahi Paşam, benim de aklım karıştı.Alsalardı açık verirlerdi.
PAŞA : Yahu herkes sorguya çekildi mi?
HANIM : Tabi bey, hepimiz buradayız.
PAŞA : Tabi ya, nasıl da unutmuşum.Şimdi hatırladım.
HANIM : Gördün mü bey, herkesin boş yere günahını aldın.Demek tabancayı koyduğun yeri hatırladın.
PAŞA : Hanım, hanım! Yine mı bana "unutkan"dıyorsun7
HANIM : Canım sen demedin mi ´hatırladım"diye?
PAŞA : Dedim ama sandığın gibi değil!
HANIM : Yaa!
PAŞA . : Herkes salonda toplansın dememiş miydim?
HANIM : Demiştin.
PAŞA : Peki sevgili torunum niye gelmedi?
HANIM : Ne? Şimdi de el kadar çocuğa mı iftira ediyorsun?
PAŞA : Göreceğiz, çabuk çağır gelsin!
HANIM : Tamam tamam, sakin ol.Şimdi çağırırım.
PAŞA : Sizler gidebilirsiniz.
FAZIL : Bir şey mi var dedeciğim? Beni istemişsiniz.
PAŞA : Hanım, sen de çıkabilirsin.
FAZIL : Dedeciğim, neden dik dik bakıyorsun?
PAŞA : Gel yanıma şöyle. Nasılsın bakalım?
FAZIL : Babama ve ordumuza duacıyım dedeciğim.
PAŞA : Aferin sana. Bak oğlum, sonunda İstanbul işgal edildi.
FAZIL : Defolup gitsinler!
PAŞA : Merak etme geldikleri gibi gidecekler zaten.
FAZIL : Ne zaman?
PAŞA : Her şeyin zamanı var oğlum. Hele bir Anadolu kurtulsun.Ondan sonra inşallah.
FAZIL : İnşallah dedeciğim.
PAŞA : Fazıl!
FAZIL : Buyur dede.
PAŞA : Tabancamı sen mi aldın?
FAZIL : Şey,neden alayım ki?
PAŞA : Ne bileyim, baban gibi şehit olmak isterdin hep.
FAZIL : İsterim tabi!
PAŞA : Bunun için silah gerekmez mi?
FAZIL : E-e-evet!
PAŞA : Tabancamı sen aldın değil mi?
FAZIL : Evet!
PAŞA : Hala getirmeyecek misin şu tabancayı?
FAZIL : Ama dedeciğim, ben onunla düşmanları vuracaktım!
PAŞA : Aslan oğlum benim. Sen henüz küçüksün. Önünde vatana hizmet edecek uzun yıllar var. Kuvayı milliye boş durmuyor. Adım adım zafere gidiyoruz. Sabırlı olmalıyız. Bütün Anadolu, başlarında Mustafa Kemal ile şahlandı.
FAZIL : İyi ama dedeciğim, onlar koştururken biz burada eli kolu bağlı...
PAŞA : Oğlum, İstanbul da boş durmuyor. Burada herkesin kalbi Anadolu için atıyor. Hadi artık ağlamayı bırak.
FAZIL : Peki dedeciğim.
PAŞA : Aferin sana. Hadi şimdi getir tabancayı...
(Sızıntı Dergisi´nden Uyarlanmıştır.)


KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
» Cevap Veren TurkesManga   

MİLLET MALI
KOMUTAN : Hey, durun bakalım.
GELİN : Buyur kumandan.
KOMUTAN : Ne yapıyorsunuz burada?
GELİN : Cepheye, Türk ordusuna cephane taşıyoruz..
KOMUTAN : Allah emeğinizi zayi etmesin bacım, sizin hakkınızı bu millet nasıl öder?
GELİN : Şu düşmanı yurdumuzdan bir atalım da kumandan,boş ver sen bizim hakkımızı..
KOMUTAN : İnşallah bacım, bu düşmanın hepsini atacağız yurttan. Söyle bakalım, sen kaç yaşındasın?
GELİN : Şeeey, 18 yaşındayım.
KOMUTAN : Allah´ım, görüyorsun, genciyle yaşlısıyla, çocuğuyla kadınıyla hepimiz seferber olduk. Sen bizi muzaffer kıl..
GELİN : Amiiin..
KOMUTAN : Bacım, bu yaşlı teyze kim?
GELİN : O benim ninem. Oğlunun biri savaşta şehit oldu.
KOMUTAN : Peki şu oturan delikanlı niye bize hiç bakmıyor?
ANA : O benim oğlum evladım. Abisi savaşta şehit oldu.
KOMUTAN : Niye bize ilgi göstermiyor, yoksa bizi küçük mü görüyor?
ANA : Estağfurullah evladım, olur mu öyle şey?
KOMUTAN : Peki niye ayağa kalkmıyor da öyle gururla kurulmuş oturuyor...
ANA : Gururundan değil evladım, o da abisi gibi savaşa gitmişti, ama bir bacağını kaybetti cephede.. Ayağı iyileşir iyileşmez hemen tekrar cepheye gidip savaşmak istedi.Ama almadılar onu askere "bir bacağı takma" diyerek... KOMUTAN :Yaaaa....
ANA : Şu 18 yaşında olduğunu söyleyen taze gelin ve kucağındaki bebek de onun...
KOMUTAN : Niye konuşmuyor, dilsiz mi yoksa?
ANA : Hayır dilsiz değil. Kunuşabilyor. Ama vatanımız düşman işgalindeyken askere alınmamak ona öyle ağır geldi ki o gün bu gündür tek kelime etmedi kimseye...
KOMUTAN : Dur bakalım nine. Bir konuşalım bu Anadolu aslanıyla.
ANA : Boşuna yorma kendini evladım. Selamını bile almaz kimsenin.
KOMUTAN : Delikanlı, duyduğuma göre savaşta bir bacağını vatan uğruna vermişsin. Adın ne senin?
DELİKANLI :
KOMUTAN : Bu ne haldir bre...! Sen ne biçim askersin ki, karşında bir Türk komutanı var ve sen kılını dahi kıpırdatmadan oturuyorsun. Kalk ayağa !
DELİKANLI :
KOMUTAN : Bak yiğidim. Acını anlıyorum. Hangi Türk istemez ki bu zor zamanda cephede olmayı? Hangi Anadolu delikanlısı düşmana karşı şehitlik sevdasıyla coşmasın? Seni anlıyorum. Haklısın. Üzülmekte haklısın. Ama
yanıldığın bir şey var. ASLAN YARALI DA OLSA ASLandIR... Bu topal halinle hiçbir işe yaramadığını sanıyorsun. Yanılıyorsun. Koşamasan da ata binebilirsin. Haydi kalk. Cepheye gidiyoruz.
DELİKANLI : Doğru mu? Bu söylediklerin doğru mu kumandanım? Sahiden beni yeniden cepheye götürecek misin? KOMUTAN : Evet, sana, senin gibi bir kahramana çok ihtiyacımız olacak.
DELİKANLI : Bu topal halimle mi?
KOMUTAN : Bir ayağın yok ama kanatların var ya... Bu yiğidi ata bindirin. Benim tüfeğimi de verin eline. Toparlanın gidiyoruz. Sağlıcakla kalın nine.
DELİKANLI : Şükürler olsun... Allah´ım sana şükürler olsun. Ana , ana kal sağlıcakla. Sen., sen de yavruma iyi bak köylü kızı. Ona babasının ve amcasının nasıl bir asker olduğunu anlat birgün... Sen de hakkını helal et. Ben artık komutanımla gidiyorum.
ANA : Uğurlar osun evladım....
GELİN : Gittiler ana. Haydi biz de yola koyulalım.
ANA : Doğru, yola koyulalım artık. Ama bu bulutlar da ne! Kızım yağmur yağacak. Cephaneler ıslanacak şimdi. Ne yapacağız? Yanımızda bir örtü de yok...
GELİN : Dur nine!
ANA : Kızım ne yapıyorsun? Bebeğin üstündeki örtüyü niye çıkarıyorsun? Hava soğuk! Üşütecek, hasta olacak zavallı...
GELİN : Bebeğin örtüsünü cephanenin üstüne örteceğim.
ANA : Ama bebek? Ya hasta olur, ölürse...
GELİN : Nine, nine! Bebek, benim bebeğim. Ama bu cephane millet malıdır. Ne yapayım ölürse! Vatan sağolsun!


KozanBilgi.Net 'Türkiyenin Bilgi Paylaşım Portalı'

Resimler Sadece üyeler içindir!

"Bende bir elma, Sende de bir elma varsa;
Ben sana bir elma verirsem, Sen de bana bir elma verirsen:
İkimizin de de birer elması olur.
Fakat, bende bir bilgi, Sende bir bilgi varsa;
Ben sana bir bilgi verirsem, Sen de bana bir bilgi verirsen:
Bende iki bilgi, Sende de iki bilgi olur!" [Konfiçyüs]

 

BİZ BATIDA ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SAVAŞIRKEN,
BAZILARI DOĞUDA BİZİMLE SAVAŞSIN DİYE ÇOCUK YAPIYOR!..
BU ÜLKEYİ UCUZA ALMADIK BEDAVAYA DA VERMEYİZ !

 

TurkesManga
Genel Yayın
Yönetmeni


Durumu Dışarıda
Bu konuda 1 Sayfa 9 Cevap Var
» Son Konular İstatistik Forumda Ara
Kozan Ticaret Odası Temmuz Ayı Meclıs Toplantısı Y...
Gaziköy Jandarmadan Uyuşturucuya Geçit Yok...
DOHAYKO’dan Kozan Belediyesi’ne teşekkür...
Çeşitli dernek ve kurumlardan Başkan Musa Öztürk’e...
Hukuksuz Kıyıma ve Ön Yargıya Hayır...
Üst Kategori (13)
Alt Kategori (160)
Konular (30080)
Cevaplar (3877)
Toplam Adettir

Başlık : Konu : Cevap :
» Bugün Giren Üyeler : 0
|#Genel Sorumlu|@Site Yöneticisi|*Bölüm Editörü|+Forum Editörü|!Sohbet Editörü|Gezici Üye|Normal Üye|Hevesli Üye|Azimli Üye|
|Çalışkan Üye|Verimli Üye|Bağımlı Üye|Abone Üye|Tiryaki Üye|Yıldız Üye|Bilgin Üye|Prof Üye|Üstad Üye|Süper Üye|Altın Üye|Ulu Üye|
» CopyrightYukarı Git
2oo6-2o14 © KozanBilgi.Net - Türkiye'nin Bilgi Paylaşım Portalı
KozanBilgi.Net © Türkeş Manga Tarafından Kurulmuştur. Bu sitede yer alan bilgiler KozanBilgi.Net adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
ÖNEMLİ NOT: Sitemizde, 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine Göre, Tüm Üyelerimiz Yazdıkları Mesajlar ve Konulardan Kendileri Sorumludur.
Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildiriniz. İletişim Adresimiz : turkesmanga@windowslive.com