| Hacı Hasan Efendi (K.S) Kimdir? 29/01/2007 ŞemailiOrta boylu, buğday benizli, kaşları hilal gibi, alınları pırıl pırıl, latif bir simaya sahip idi. *** Hacı Hasan Efendi (ks.) 1914de (H. 1339) Kayserinin *****lı İlçesi, Kavacık Mahallesi nde dünyaya gelir. Büyük dedesi seyyidlerden Hacı Osmanzade, dedesi Hacı Ahmed Efendi, babaannesi de Halime Hanımdır. Babaları, Erbilli Muhammed Esad Efendi Hazretleri (k.s.)nin halifesi Mustafa Hulusi Efendi, anneleri de Baba Hocalardan H. Mehmed Hocanın kızı Ayşe Hanımdır. Her iki yönden, Peygamberimiz (s.a.v.)in nur nesIine dayanan asil bir ailedendir. *** çocukluk DönemiYakinen tanıyanların ifadesine göre, üç yaşında, başından geçenlerihatırlayacak kadar keskin bir zekaya, ruhunun derinliklerinde taşıdığı ulvi seciye ve yüksek karakteri aksettiren bir olgunluğa sahipti. Kötü söz duyulmazdı ağzından. Kimseyle dövüşüp çekişmez, kötü ahlak sahibi çocuklarla oynamazdı. Arkadaşlarıyla oynarken dizdiği taşlarda bile bir düzen, bir intizam bulunurdu. Altı-yedi yaşlarında mahallenin yakınındaki Deve kayası denen bir taştan düşüp ayağı kırıldığında duygularını şu dörtlüklerle dile getirmiştir: Tıfl iken cezbe buldum Musibetle ihtila oldum Şükür olsun sabır kıldım Hamdimiz Mevlaya olsun Cesedim kayadan düştü Ciğerim yandı tutuştu Mürşidim geldi yetişti Hamdimiz Mevlaya olsunSabi idim sabreyledim Her daim şükreyledim Allahtan hediye bildim Hamdimiz Mevlaya olsun *** Gençliği On dörtte vurdular manevi aşıDurmadan akardı gözümün yaşı. dizeleriyle başlayan şiirlerinden anlaşıldığına göre, on dört yaşında babalarından ders alarak fiilen tasavvuf yoluna girerler. Dersler... Zikirler... Sohbetler... Kılavuz Hafız isimli bir arkadaşı can dostudur. Her dem beraberdirler... Allah için sevmenin, O (c.c.)nun için dost olmanın örneğini sergilerler. Mustafa Hulusi Efendiyi, maddi anlamda bir baba olmaktan öte, manevi bir baba, bir önder olarak çok sevmişlerdi. İkaz anlamı taşıyan ciddi bir üslupla, Hasan! dese, gayretinden bayılacak gibi olurlardı.Giyim, kuşam ve temizlik konusunda da son derece dikkat1iydiler. Dışlarında da içlerindeki gibi bir düzen ve tertip hakimdi. Bir süre, zamanın alimlerinden Mustan Hoca Efendinin fıkıh derslerine katılırlar. Oldukça zeki ve kabiliyetlidirler. Bir gün Kılavuz Hafızla birlikte Adanaya giderken başlarından şöyle bir olay geçer:Akşam üzeri Niğde hudutlarında bir köye ulaşırlar. Gece orada misafir kalmaları gerekir. Akşam ezanı sırasında köyün camiine giderler. İmam, her şeyi en iyi kendisinin bildiğini zanneden, herkese tepeden bakan bir adamdır. İmam, ezanı okuyup inerken, avluda bekleyen tanımadığı gençleri görünce duraklar. Tuhaf tuhaf yüzlerine bakar. Sonra da in misiniz, cin misiniz? der gibi, Necisiniz? diye sorar. Bu garip davranışa Hadis-i Şerifle cevap verir Hacı Hasan Efendi: Müminin ferasetinden sakınınız! çünkü o, Allahın nuruyla nazar eder. Hoca beklemediği bu cevap karşısında şaşkına döner fakat inadından vazgeçmez. illa bilgiçliğini ortaya koymaveyakarşısındakini mat etme çabasındadır. Akşam misafir oldukları evde, köylülerin yanında yine sataşır imam. Sigaranın hükmünü sorar ve imtihan eder aklınca. Fakat aldığı anlamlı cevaplar karşısında, daha fazla rezil olmamak için çareyi kaçmakta bulur. Ve Efendi Hazretleri bu olayı -daha sonra hikaye ederken- tevazuen Yunus Emrenin aşağıdaki mısralarıyla yorumlarlar: Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere Yalan değil gerçektir ben de gördüm t Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!ARŞİVDEN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZFalse |
Mustafa_Babac Üye Silindi

 Durumu Yaş : 0 Cinsiyet : Üye Silindi Mesaj Sayısı : 0 Giriş sayısı : 0 Forum T. Puanı : 0 MSN : Üye Silindi Kişiyi : Arkadaşım Yap
Olgunluk
0% Aktiflik
0% Forum Katkısı
0% Tüm Siteye Katkısı
0% |