cicekler.jpg)
Küçük öykü / Üç kağıt - iki kağıt
Devlet Görevlisi, şehir içinde dolaşırken, kuytu yere birikmiş kalabalığı fark etti. Yaklaştı. Küçük bir sandık önünde çömelip iki eliyle üç kağıdı ha bire karıştıran adamı gördü. Ona sordu:
''Hişt, sen kimsin?''
Çömelmiş adam, istifini bozmadan cevap verdi:
''Üç kağıtçı!''
Devlet görevlisi, bu ne demekse!.. diye içinden geçirip; yine sordu:
''O yaptığın şey nedir? Onunla ne elde etmek istersin?''
Çömelmiş adam, önce, 'Bul karayı, al parayı' diye söylendi. Sonra, kafasını kaldırıp;
''Aha şuna bak âbiciim!'' dedi. ''Bu, kara. Bunu, bunların arasına koyarım. Derken, karıştırırım. Ordan oraya; ordan oraya, değiştiririm. Kara, ya bundadır, ya şundadır, ya onda.''
Devlet Görevlisi, beğenmemişti. Yüzünü astı. Çömelmiş adama;
''Haydi, toparlan hinliğinle de, defol!'' dedi. ''Burada, senin üç kağıtçılık yapmana izin vermeyeceğim!''
Ertesi gün, Devlet Görevlisi, yine dolaşıyordu şehir içinde. Aynı yerde aynı kalabalığı fark edince yine yaklaştı. Aynı adamı, aynı davranışta bulunurken gördü. Çıkıştı:
''Ben, senin üçkağıtçılık yapmana izin vermeyeceğim demedim mi?''
Adam, alttan aldı;
''Emin ol üç kağıtçılığı bıraktım, âbiciim!'' dedi. Gördüğün gibi, bunlar iki kağıt. Aha, bu kara. Koyup karıştırıyorum. Bul karayı: Ya bundadır; ya şunda!''
İbrahim Faik Bayav
(19 Eylül 2003)
False