Aslan, hâkim olduğu beldede sakin oturuyordu. Birden bir acı duydu. O acıyla yerinden fırladı. Oturduğu yere baktığında iki minnacık gözün, kendisine alaylı bakışıyla irkildi.
Önce, yüzünün şeklini değiştirip ''Aoovvv!'' etti Aslan. İki minnacık gözün, yerinden ayrıldığını fark edince de peşine düştü.
Aslan, hırçın vaziyette koşuyordu. Kenarda otlamakta olan At, bunu gördü. Bir anlam veremediğinden;
''Niye böyle hırçın koşuyorsun Aslan Kardeş?'' diye sordu.
Aslan;
''Fare kovalıyorum At Kardeş!'' diyerek cevap verdi O'na.
At, anlamadığını belli etmek için ''hiiii'' etti önce. Sonra;
''Yazık değil mi Aslan Kardeş?'' diyerek laf attı. ''Onun da bir can taşıdığını hatırlasana!''
Aslan, kızdı. Kuyruğunu sertçe sallayıp;
''Ya benim taşıdığım can ne olacak At Kardeş?!'' diyerek karşılık verdi. ''Can taşıyor dediğin o dişli yaratık, senin değil, benim kuyruğumu ısırdı!''
İbrahim Faik Bayav
(5 Nisan 1995)
False