At ile Aslan'ın beldeleri birbirine komşu idi. Zaman zaman birbirlerinin beldelerine gelirler, kişneşip kükreşirlerdi.
Birbirlerinin ziyaretine epey ara vermiş gibiydiler. At, kendi beldesinde; Aslan, kendi beldesinde yaşamlarını sürdürmeye devam ediyordu.
Bir gün At, Aslan'ı ziyarete geldi. Gelir gelmez de, Aslan'ın yelesinden öptü.
Daldaki Güvercin bunu görmüştü. Havalandı. Bir köşede kıvrılmış oturan Tilki'ye gelip;
''Merakımı sen giderebilirsin, Tilki Kardeş!'' dedi. ''Bu beldeye epeydir uğramayan At, ansızın geldi, Aslan'ın yelesinden öptü. Peki, düğün değil, bayram değil; At Aslan'ın yelesinden niye öptü?''
Tilki;
''Dur düşüneyim, Güvercin Kardeş!'' dedi. Sonra, kulaklarını dikti. Kuyruğunu tatlı tatlı sallayıp;
''Tamam. Buldum!'' dedi. At, Aslan'nın beldesinin bir tarafında otlamak isteyecek muhakkak!''
İbrahim Faik Bayav
(30 Kasım 1993)
False