Adana-Konya karayolunda nöbetçi olan Trafik Polisi, anormal gördüğü taksiye işaret etti:
''Sağa çek... sağa çek!''
Taksi yavaşladı. Yolun sağındaki güvenlik şeridine girip durdu.
Çatılan kaşlarıyla yaklaşan Trafik Polisi, taksinin kapısını açıp bekleyen Şöför'e sordu:
''Ne yaptığının farkında mısın Bayım? Kurallara uymak gerekiyordu değil mi?''
Şöför, mahçup hâl aldı. Yavaş ses tonuyla;
''Farkındayım Memur Bey, farkındayım!'' diye cevap verdi. ''Yanlış yaptım; bu yoldaki hız sınırına uygun davranmadım!''
Trafik Polisi, bir elinde defter, bir elinde kalem tuttuğu halde, şöför'e yine sordu:
''Bana bir çay mı ısmarlamak istersin; yoksa, cezayı mı keseyim?''
Şöför, dik vaziyet aldı. Polis'e;
''Cezayı kes Memur Bey!'' dedi. ''Cebimde çay içecek kadar bile para olmadığından, vardığım yerde cezayı öderim!''
Trafik Polisi, ''Hayret ya!'' deyip kafasını kaşıdı. Sonra Şöför'ün yüzüne baktı. Hayat akıntısının normalin dışına çıkmışlığını fark edip;
''Nereden geliyorsun böyle şaşkın?'' diye sordu..
Şöför;
''Bir yakınımın cenazesine gitmiştim!..'' diye başladı cevap vermeye. ''Defin işlemini bitirdim. Hem yoruldum; hem uykusuz kaldım. Şu anda, işime yetişmem gerektiğinden geriye dönüyorum!''
Trafik Polisi, gülümser hâlde;
''Yolda canın çay içmek istese ne olacak peki?'' diye yeniden sordu.
Şöför de diklenmeyi sürdürdü. O'na;
''Dedim ya Memur Bey!'' diyerek cevap verdi. ''Çay içecek kadar bile para yok cebimde!''
Trafik Polisi, kalemini defterini çantasına koydu. Elini cebine soktu. Çıkardığı parayı şöför'e uzatıp;
''En yakın yerde mola verip bir bardak çay iç!'' dedi. ''Yaptığı hatayı bilen, cezasını da ödemeye razı olan birine, bu memleketin, çook... ama çoook ihtiyacı var!''
İbrahim Faik Bayav
(24 Haziran 1995)
False