
İnsan Özel Bir Varlıktır
Ekrem Özbay
Eğitimci Yazar
Allah, evreni “ol” emriyle yoktan var eder. Sonra hayvan ve bitki gibi bütün canlıları yaratarak insanın rahat bir şekilde yaşayabileceği ortamı hazırlar. Daha sonra insanı yaratır ve yaratılan bütün varlıkları da onun hizmetine sunar.
İnsanın yaratılışı Kur’an-ı Kerimde şöyle anlatılır: Allah meleklere balçıktan bir insan yaratacağını, ona en uygun biçimi verip can verdikten sonra önünde yere kapanmalarını emreder.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Melekler, seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler varken bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? derler. Allah: kendisinin bildiği, fakat meleklerin bilmediği pek çok şey olduğunu ifade eder ve Ademi yaratır sonra ona her şeyin ismini öğretir, daha sonra da onları meleklere sunup isimlerini söylemelerini ister. Melekler: Senin bize bildirdiğin dışında bizim bir bilgimiz yoktur. Her şeyi bilen ve hikmet sahibi olan sensin derler. Allah, Ademden o şeylerin isimlerini onlara bildirmesini ister ve Adem de bildirir. Bunun üzerine Allah, göklerin ve yerin gizli gerçeklerini, açıkladıklarınızı ve gizlediklerinizin tümünü ben bilirim dememiş miydim buyurur.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Bunun üzerine bütün melekler yere kapanırlar. Ancak İblis böbürlenerek yere kapanmaz. Her şeyi bildiği halde Allah İblise; Ey İblis yarattığım şu varlığın önünde yere kapanmaktan seni alıkoyan nedir? Başka bir yaratık önünde boyun eğmeyecek kadar kibirli misin? Yoksa kendini üstün mü görüyorsun? diye sorar. İblis: Beni ateşten, onu ise balçıktan yarattın dolayısıyla ben ondan daha üstünüm diyerek cevap verir. Bunun üzerine Allah, İblisi lanetleyerek meleklik konumundan uzaklaştırır. İblis: İhlâslı kullar hariç diğerlerinin tümünü şiddetli bir sapıklığa sürükleyeceğini ve kıyamete kadar Allah’tan kendisine mühlet vermesini ister. Allah tarafından belli bir zamana kadar bu mühlet verilir ve Allah: Gerçek yolu gösterdiğini buna rağmen İblis’e uyanları cehenneme koyacağı konusunda uyarır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
İnsan ve eşi bir nefisten (candan) yaratılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Allah Adem’e sen ve eşin bu bahçede yerleşin ve neyi gönlünüz çekerse yiyin, ama şu ağaca sakın yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz uyarısında da bulunur. Bunun üzerine şeytan onlara farkında olmadıkları çıplaklıklarını göstermek amacıyla fısıldayarak Rabbiniz sizi bu ağaçtan uzak tutması, melekler gibi olmayasınız ya da sonsuza kadar yaşamayasınız diyedir. Ben sizin iyiliğinizi isteyen biriyim diye yemin ederek onları yanıltır. Adem ve eşi sözü edilen o ağacın meyvesinden tadar tatmaz çıplaklıklarının farkına varırlar ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyulurlar. Bunun üzerine Allah, daha önce bu konuda onları uyardığını hatırlatır ve birbirinize düşman olarak buradan inin der. Yer yüzünde bir süre için konacak bir yurt ve geçiminizi sağlayan şeyler bulacaksınız. Orada yaşayacak, orada ölecek ve kıyamet günü oradan da çıkarılacaksınız buyurur. Adem ve eşi hatalarını anlarlar ve Rabbimiz, biz kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen şüphesiz kaybedenlerden olacağız diye dua ederler.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Sonra Adem Rabbinden yol gösterici sözler (vahiy) alır. Ve Allah onun tövbesini kabul eder.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
İnsanın biyolojik olarak yaratılışı ve amacı da şöyle açıklanır: “Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için katışık bir sperm damlasından yarattık da onu işitme ve görme duyuları ile donatılmış bir varlık kıldık. Biz ona yolu gösterdik şükredici veya nankör olması artık kendisine kalmıştır.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! İnsana “doğru” ve “yanlış” iki yol gösterilmiştir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Artık “…Allah’a şükreden kişi, yalnızca kendi iyiliği için şükretmiş olur; nankörlük yapan kişi ise (bilsin ki) Rabbim hem sınırsız cömert hem de mutlak manada kendine yeterlidir.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! “…Ve kim bu dünyanın nimetlerini arzularsa kendisine ondan vereceğiz, kim de ahiretin nimetlerini arzularsa ona da bunu vereceğiz. Ve (bize) şükredenleri mükafatlandıracağız.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! İsteyen Allah’ın emir ve yasaklarına göre hareket ederek ona şükreder. İsteyen de onun uyarılarını tanımayarak ona karşı nankörlük eder ve sonucuna katlanmak zorunda kalır.
Varlıklar değerini taşıdığı özelliğinden alır. Her varlıklığın kıymeti ise sahip olduğu değere bağlıdır. Bu noktada insan; akılıyla düşünme, sorgulama ve muhakeme etme, özgür iradesiyle karar verme ve tercihte bulunma, gönlüyle sevme ve hoşlanma, sorumluluğu ile yapacağı işlerin sonucunu hesaplama ve bir amaca yönelik olarak eylemde bulunma özelliklerine sahiptir. Bunun ötesinde yüce yaratıcı insanı muhatap olarak kabul eder, ona sorumluluk yükler, yanlış yollara düşmesini istemediğinden ve ona merhametinden dolayı kılavuzlar (vahiy) gönderir. Bununla da yetinmez gönderdiği kılavuzları açıklayarak anlatan ve örnek olarak kendi hayatlarında uygulayan bir de elçiler (peygamberler) görevlendirir.
İnsan dışındaki canlılar içgüdülerine (ilahi program) göre hareket derken insan özgür iradesiyle yapacağı seçimin sonucunu bilerek tercihlerde bulunur. Örneğin insan iyiyi, kötüyü, yanlışı ve doğruyu kendi iradesiyle seçebilir. Seçtiği eylemlerin ne getirip ne götüreceğini muhakeme edebilir. Bu yetenek sadece insanlara verilmiştir. Halbuki bir inek yabancı birinin tarlasından otlarken yediğinin helal mı, haramı olduğunu düşünmez. Tarlanın sahibi kızarak onu tarlasından uzaklaştırsa, birkaç dakika sonra tekrar gelerek oradaki otlardan yine yemeye başlar ve ben yasak-yanlış bir iş yapmışım diye asla düşünemez. O içgüdüsel olarak sadece karnını doyurmaya bakar. Veya sahibi onu aç bıraksa, sahibim bana yiyecek vermedi, bugün ben de ona süt vermeyeyim diye düşünemez. Fakat insanoğlu böyle mi?
İnsan ne yaptığının farkında olan bir varlıktır. Bu bilinç onu yaptıkları eylemlerinden sorumlu yapar. Yüce duygu ve düşünceler sadece insana mahsustur. Bu sayede yüce yaratıcının varlığını ancak insan kavrayabilir. Dolayısıyla hayvanlarda din ve Allah inancı gibi yüce düşünceler bulunmaz.
Allah yarattığı hiçbir varlığı boş yere yaratmamıştır. Evrendeki her varlığın bir yeri ve değeri vardır. Onlar içinde insan apayrı bir yere ve değere sahiptir. Allah evrende her şeyi yerli yerine koyup düzenledikten sonra insanı yaratır. Adeta kulları için bu gezegeni özel olarak donatır. Allah, “Gerçek şu ki, biz Adem oğullarını üstün ve onurlu kıldık…”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! buyurarak bu hususa işaret eder. Yüce yaratıcı çok değer verdiği kullarını yarattıktan sonra kendi hallerine de bırakmaz. “Eğer kullarım sana benim hakkımda sorular sorarlarsa (bilsinler ki) ben çok yakınım; dua edenin yakarışına her zaman karşılık veririm…”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! buyurarak onlara yakınlığını belirtir. Allah yarattığı bu evreni, ”kullarım” diyerek iltifat ettiği “çok esirgediğini”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!, ve “çok yakın” olduğunu belirttiği, aynı zamanda bir çok özelliklerle donattığı insanın hizmetine sunar. Örneğin Câsiye suresi’nin 13. ayetinde “O, göklerde ve yerde olan her şeyi, kendinden (bir bağış olarak) emrinize vermiştir…” İnsanlar Allah’ın bu lütfünden kabiliyet ve çalışmaları oranında faydalanırlar.
İnsan özel bir varlıktır ve bu özel konumunu korumak yine kendi elindedir.
False