
Hz. Muhammed’i Anlamak
Anlamak; bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramaktır. Hz. Muhammed’i anlamak ise onun mesajını ve yaşam tarzını Kur’an ışığında kavramak demektir. Hz. Muhammed’i doğru anlayabilmemiz için önce onun bir insan, sonra da Allah’ın peygamber olarak görevlendirdiği seçkin bir kimse olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir.
Beşer üstü sıfatlar yükleyerek Hz. Peygamber’i her şeyden haber veren insanüstü bir varlık kabul edip veya ona, Kur’an’ı getiren bir postacı gözüyle bakıp peygamberlik görevini basite indirgeyerek doğru anlayamayız. Çünkü o Allah’ın kulu ve resulüdür.
Hz. Muhammed her şeyden önce bir insandı. Bizim gibi yer içer çalışır, yorulur, uyur, kızar, ağlar, sevinir ve üzülürdü. Bir insanın, insan olarak sahip olduğu tüm sıfatlar onda da vardı. Oğlu İbrahim ölümüne yakın can çekişmeye başlayınca efendimizin gözleri yaşla dolmuş ve şöyle buyurmuştu: “Göz ıslanır, kalp mahzun olur. Fakat biz Allah’a isyan etmeyiz. Vallahi İbrahim, biz senden dolayı çok üzgünüz.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Hz. Peygamber ne bir melekti, ne de gaipten haber veren bir kimseydi. Bu durumu Kur’an-ı Kerim şöyle açıklar: “... (De ki;) Ben gaybı bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum...”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! “...Ben de sizin gibi bir insanım...”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Peygamberimiz insan üstü sıfatların kendisine yakıştırılmamasını istemiş ve şöyle buyurmuştur: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övmekte aşırı gittikleri gibi siz de beni övmekte aşırılığa gitmeyin. Çünkü ben sadece Allah’ın bir kuluyum. Bana Allah’ın kulu ve elçisi deyiniz”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Diğer Peygamberler gibi Hz. Muhammed de bir insan olarak yaşadı ve vefat etti. Bu gerçeği Kur’an şöyle dile getirir. “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce birçok peygamber gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse, dininizden dönecek misiniz.?Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Sahabeden bazıları onu o kadar seviyorlardı ki ölümünü önce kabullenememişlerdir. Örneğin, Hz. Ömer, Hz. Peygamberin vefat ettiğini duyunca, “Kim Muhammed öldü derse onu kılıcımla iki parça ederim.” diyerek üzüntüsünü dile getirirken Hz. Ebu Bekir sağduyulu davranarak üzüntüsünü şöyle dile getiriyordu: “Kim ki Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki o ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki Allah ölümsüzdür.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Hz. Peygamber geçimini bizzat kendisi temin etmiştir. Neyle nasıl geçineceğine yine kendisi karar vermiştir. Bu tür tercihlerinde insanlık gereği isabetli veya hatalı karar verdiği de olmuştur. Nitekim o bir sözünde, “Ben ancak bir beşerim, sizin gibi ben de unutup yanılabilirim.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! buyurmuştur. O başka bir hadislerinde de “Hakkında vahiy gelmemiş konularda ben de sizin gibiyim.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! buyurarak beşer kimliğine vurgu yapmıştır.
Hz. Muhammed için Kur’an “O Allah’ın resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur...”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! buyurur ve onun“...yüce bir ahlak üzere”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! olduğunu belirtir. Onun ahlakı, Kur’an öğretisinin canlı bir örneği olduğunu Hz. Ayşe sahabelere, “ Siz Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’an ahlakıdır.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! diyerek açıklamıştır. Kur’an-ı Kerim Hz. Peygamberin, üstün ahlaki kişiliğine, insani erdemlerine değindiği hâlde onun fiziki yönüne, bir insan olarak yaptığı; yeme, içme, giyinme, uyuma, oturup kalkma gibi özelliklerine değinmemiştir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! Kur’an, Hz. Peygambere itaat edilmesini isterken Peygamberlik misyonuna, onu örnek gösterirken de ahlaki meziyetlerine dikkat çekmiştir. Örneğin Kur’an-ı Kerimde onun “yüce bir ahlak sahibi”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!, “müminlere karşı çok düşkün şefkatli ve merhametli”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!, “utangaç”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!, “nazik ve yumuşak kalpli”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! olduğuna işaret edilir. O halde Peygamberimizin söz ve fiillerinde bize dinî sorumluluk yükleyen, onun peygamberlik görevi ve ahlaki kişiliği ile sınırlıdır.
Hz. Muhammed, insanları iyi, doğru, güzel ve hakka çağıran bir davetçi idi. Bu görevini Kur’an şöyle belirtir: “Resulüm Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve en güzel şekilde mücadele et...”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! “Resulüm, öğüt ver, sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Peygamberimiz, sade bir hayat yaşar, fakir, dul ve yetimlere yardım ederdi. Güçsüz ve kimsesizlere karşı nazik ve şefkatli, yabancı ve yolda kalmışlara sıcak davranırdı. Mükemmel kişiliği ile sosyal kültürel ve ahlaki alanlarda gerçekleştirdiği çabalar sayesinde cahiliye dönemi yerine barış ve huzuru hâkim kılarak yeni bir toplum inşa etmiştir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! İşte Hz. Muhammed’i örnek alarak toplumda huzur, mutluluk ve barışın sağlanması için çaba harcayanlar peygamberi gereği gibi anlamış olurlar.
O, Allah’ın verdiği kutsal görevi eksiksiz olarak yerine getirirken ahlaki kişiliği, ilkeli, tutarlı, azimli, sabırlı ve fedakâr tutumuyla her insana örnek olacak davranışlar sergilemiştir.
Hz. Peygamberin yaşamında bireysel ve toplumsal hayatımıza yön verecek hedef, ilke ve prensipler vardır. Müslüman bunları referans olarak alır, çağın gelişen ve değişen şartları çerçevesinde sorunlarına çözümler üretir. Hz. Muhammed, Muaz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak gönderirken karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğini sorar. Muaz: “Önce Kur’an’da çözüm arayacağım, onda çözüm bulamazsam sünnete bakacağım. Onda da çözüm bulamazsam aklımı kullanarak kendi görüşüme göre karar vereceğim.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! der. Muaz’ın bu anlayışından dolayı peygamberimiz memnun olur. Bu tür uygulamalara bizzat Peygamberimiz referans olmuştur. Örneğin; Peygamberimiz “Hakkında vahiy bulunmayan konularda ben kendi görüş ve içtihadımla hükmederim.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! buyurmaktadır. Bu örneklerden de anlaşıldığına göre, İslam’da çözümsüzlük yoktur.
Hz. Peygamber aile fertlerine ve yakınlarına da iltifat ve ilgiyi ihmal etmeyen bir kimseydi. Nitekim bir gün evine uğrayan yaşlı bir kadına fazlasıyla iltifat ettiğini gören Hz. Aişe; ihtiyar kadın gittikten sonra bu iltifatın sebebini sorar. Bunun üzerine Peygamberimiz şu cevabı verir: “Ayşe, bu kadın Hatice’nin bir arkadaşıdır. Onun sağlığında bize uğrardı. Dostluğa vefa imandandır.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Hz. Peygamber inananlar için bir örnek olduğundan davranışlarındaki amaç ve hikmetler iyi bilinmelidir. Onun davranışları amaçlarından soyutlanarak anlaşılmamalıdır. Aksi halde amaçlar şekilde kaybolur.
Hz. Muhammed insan yaşamını kolaylaştırıcı yeni ve güzel şeyler ortaya koymayı teşvik ederdi. Sevgili Peygamberimiz, faydalı icat ve teknolojik buluşlar kim tarafından bulunursa bulunsun sahip çıkılıp Müslümanların hizmetinde kullanılmasını tavsiye etmiştir. Bir gün bir sahabesi Şam’daki Hıristiyanlardan aldığı içi zeytinyağı dolu bir kandili getirip mescide asar. O zamana kadar Müslümanlar Medine’de böyle bir kandil henüz görmemişlerdi. Mescide gelen sahabelerin bir kısmı, bunun Şam’daki Hıristiyanlardan alındığını öğrenince, “Müslümanların mescidine Hıristiyanların yaptığı kandili mi asıyorsun? Resulüllah gelince sana kızar.” diyerek o sahabeye tepki gösterirler. Az sonra Hz. Peygamber gelip kandili görünce, ‘Kim getirdi bunu?’ diye sorar. Oradakiler getireni göstererek “Şam’da Hıristiyanlardan alıp getirmiş.” derler. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz kandili getiren sahabeye tebessümle bakarak şöyle dua eder: “Sen bizim mescidimizi aydınlattın, Allah da senin kabrini aydınlatsın!” Sonra da şöyle devam eder: “İnsanlığa faydalı olan şeyler müminin kaybettiği malı gibidir. Nerede ve kimde bulursa bulsun hemen sahip çıkarak getirip Müslümanların istifadesine sunmalıdır.” Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Hz. Muhammed’i anlamak için şu noktaları da göz önünde bulundurmamız gerekir: Hz. Peygambere bir mesele sorulduğunda, herkesin seviyesine göre cevap verir ve muhataplarının durumunu, içinde bulunulan şartları yer ve zamanı, göz önünde bulundururdu. Örneğin, Peygamberimize; “Hangi Müslüman daha faziletlidir” diye sorulduğunda; “Elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir.?”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! diye cevaplarken, aynı soruya başka bir zamanda; “Yemek yediren, tanıdığı ve tanımadığı herkese selam veren kimsedir”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! şeklinde soru soranın durumuna göre cevap vermiştir. Söylediği sözleri nerede, ne zaman, niçin ve ne maksatla söylediğini bilmek onu hakkı ile anlayabilmemiz için önemlidir. Dolayısıyla Peygamberimizi ancak söz ve eylemlerindeki amacı kavrayarak örnek alabiliriz.
Onun hayatında dünya hayatının bütün iniş ve çıkışlarını görmek mümkündür. O evinin geçimini sağlayan bir aile reisi, ideal bir eş, müşfik bir baba, torunlarını seven bir dedeydi. O, bütün insanların kurtuluşunu düşünen, ölümüne kadar bu uğurda çabalayan bir peygamberdi. Hz. Peygamber bütün bu hâllerde en güzel davranış örnekleri sergilemiş ve onun bu örnek yaşayışı birçok insanın gönlünü fethetmiştir.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!
Sonuç olarak Hz. Muhammed’i anlamak için onun beşer ve peygamber kimliğini göz ardı etmeden, sünnetini Kur’an ışığında kavramamız gerekir. Bunun için önce Hz. Muhammed’in hayatını öğrenmeliyiz.
False