
AŞURE TAT ALMA GÜNÜ DEĞİL DERS ALMA GÜNÜDÜR
Muharrem ayının onuncu günü, tarihi olayların ışığında bir takım etkinlikler ve ibadetler yaparız. Muharrem orucu, bunlardan birisidir, aşure tatlısı yapmak ise bir diğeridir.10 Muharrem'de Kerbela'da Hz. Hüseyin'in şehit edilmesini hatırlayıp, onu saygı ile anmak, dua etmek ve tarihin derinliklerinden ders çıkarmak ise en önemlisidir.
Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi Müslümanların gönlünde hala derin bir yaradır. Müslümanlar olarak bir daha böyle olaylarla karşılaşmamak için gereken dersleri ve de önlemleri almalıyız. Dünyada ve çevremizde estirilmeye çalışılan fitne, fesat hareketlerinden kendimizi korumalıyız. Nefsimizin istek ve arzularıyla değil, kalbimizin muhabbeti ve zihnimizin feraseti ile olayları değerlendirip geleceğe yönelmeliyiz.
Allah (c.c) ayet-i kerimesinde "Allah'a ve Resul’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Allah sabredenlerle beraberdir."(Enfal/46) buyurmaktadır.
Bir birimizle uğraşma, gücümüzü, kuvvetimizi, zamanımızı boşa harcama yerine, bu değerlerimizi Müslümanların dertlerinin halledilmesine ve acılarının dindirilmesine yönlendirmeliyiz. Bunu başaramazsak gücümüz elden gider, devletimiz zayıflar, başka devletlerin avı haline geliriz. Bir birimizi anlamaya, dertlerimizi kavramaya, birbirimize kol kanat germeye çok ama çok ihtiyacımız var.İşte aşure günü bizlere bunları hatırlatmalı ve ibadet vecdi içerisinde birliğe , dirliğe giden yola yönelmeliyiz.Şair Ziya PAŞA aşağıdaki mısraları söyleyeli yaklaşık 160 yıl geçmiş ama, alem-i İslam’da umumi manzara pek iç açıcı görülmemektedir.
Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler görgüm
Dolaştım mülk-ü İslam’ı bütün viraneler gördüm
İşte bu günlerde tarihimizde yaşanan acı olaylardan ders alıp, ümit ve güven içinde gelecek günlere yönelmeliyiz. Bu arada geçmişte Müslümanlara bu acıları yaşatan, zihniyet, olay ve toplulukların uzantıların zamanımızda nerelerde, nelerle meşgul olduklarını da iyi tespit etmeliyiz.
Bu günlerde yapılan aşure tatlısının öyküsü ise şöyle anlatılır. Hz. Nuh un gemisi ve gemiye sığınanlar kurtulunca yiyecek sıkıntısı çekilir. Bazılarında az az ve çeşitli yiyecekler bulunur. Her kes elindekini getirir, bir kazanda karıştırılıp, pişirilir ve aşure denen tatlı oluşturulur ve he kes huzur güven içerisinde yer. Kimse kimseden bir şey saklamaz, hiç bir ürün diğerini dışlamaz, güzel bir tat oluşturmak için her gıda üzerine düşen görevi yerine getirir.
Biz insanlar hele Müslümanlar olarak güzel bir tat oluşturabilmek için ne kadar gayret gösterebiliyoruz, kaçımız bu tadın peşindeyiz? Aşure tatlısındaki fasulye ile nohudun, fındık ile cevizin, şeker ile unun, üzüm ile kaysının, su içindeki uyumu bizlere ibret vermelidir. Ateş bu nimetlerin tadının olgunlaşmasını ve güzelleşmesini sağlamıştır.
Anadolu'nun topraklarını bir aşure kazanına benzetirsek, Ülkemizin her köşesinin insanları bir araya gelerek, İslam’ın engin hoş görüsü ile bir biriyle kucaklaşmış, çektiğimiz çile ve sıkıntılarda pişip, aziz Türk milletini oluşturmuşuz. Aşureyi oluşturan maddelerden ders alıp bizler de etrafımıza tat ve güzellikler saçmalıyız. Bunu yapmaya çalışırken de Yezit ile Hz. Hüseyin'i karşı karşıya getiren düşünce, his, fitne ve fesat ocaklarının hala etrafımızda kol gezdiğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir araya gelişlerimizde aşure tatlısı ikramıyla ağzımız tatlansın ama esas gayenin tarihin derinliklerinden ders almak olduğunu unutmayalım. Hz. Hüseyin ve bütün şehitlerimizi en derin hürmet ve saygı ile anarken, cenab-ı Allah'dan tuttuğumuz oruçların kabulünü niyaz ederim.
False