
SAĞLIK EN DEĞERLİ VARLIĞIMIZDIR
Gerek Allah (c.c)' nün ayet-i kerimelerinde gerekse peygamber efendimizin (a.s) hadisi şeriflerinde, bizlere ulaştırılan, emir ve yasaklarda, yaptığımız ibadetler ve kaçındığız haramlarla insanlığın dünya ve ahiret mutluluğu göz önünde tutulmuştur. Sağlıklı bir beden, sağlıklı bir ruh hali ve sağlıklı bir davranış biçimi içerisinde olmalıyız. Çünkü insanın sağlıklı olması, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Bu üç sağlık alanının birinin bozukluğu diğerine de yansır.(1)
Toplumumuzda "Allah (c.c) kimsenin ağzının tadını bozmasın " diye güzel bir duamız vardır. Buradaki ağız tadı ilk planda damak tadı olarak anlaşılsa da geniş manada insanın bütün dünyasını etkiler. İnsanın ağzının tadı bedensel bir rahatsızlığından dolayı(soğuk algınlığı, grip, diş ağrısı vs.) bozulabilir. Üzüldüğü zaman, bir şeye canı sıkıldığı zaman, bir şeyini kaybettiği zaman, bal yese bile ağzında tat olmaz insanın. Çevresiyle ilişkisi bozulduğunda, dertleşecek, anlaşacak kimsesi kalmadığı zaman da insanın ağzının tadı kaçar.
Dolayısıyla tam sağlıklı bir insanın beden, ruh ve sosyal sağlığı yerinde olmalıdır. Beden sağlığımızı bozan mikrop ve virüsler olduğu gibi, ruhsal ve sosyal sağlığımızı bozan mikrop ve virüsler de vardır. Beden sağlığımızı; mikrop ve virüslerin yanında, yetersiz ve dengesiz beslenme, uykusuz kalma, hareketsiz ortamda kalma, aşırı sıcak, aşırı soğuk, içki, kumar , uyuşturucu , aşırı stres ve sıkıntılar vb. durumlar da bozmaktadır.Çoğu hastalara özellikle ileri yaşlarda , ilaç ile birlikte yürüyüş de tavsiye edilmektedir.
Camilerde cemaatle namaz kılma alışkanlığı olan kardeşlerimiz bir bakıma camiye gidip gelirken bu yürüyüşü yerine getiriyorlar demektir. Onun için namazlarımızı mümkün oldukça camilerde kılmaya devam etmeliyiz. Camilerde diğer insanlarla kurduğumuz sosyal ilişkiler, sohbet etme, dert ve kederleri paylaşma, ölçüler içinde yarenlik edip, şakalaşmak da insanlarımızın ruh ve sosyal sağlığı açısından önemlidir.
Ruh sağlığımızı bozan bazı mikrop ve virüsler de vardır. Manevi mikroplar diyebileceğimiz bu olumsuzluklardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür. Gıybet, aşırı hırs, haset, kin, nefret, başkalarının kusurlarını araştırma, cimrilik, yalancılık, başkaları hakkında zanda bulunup emin olmadığımız halde karar ve kanaatlerde bulunmak. Allah (c.c) bu konu ile ilgili olarak "Ey iman edenler! Zandan çokça sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir." ( Hucurat/ 12) buyurmaktadır.
Bu ayet-i kerime ile Allah (c.c) bizleri ruhumuza musallat olan manevi mikrop ve virüslerden sakınmamızı emretmektedir. Bu manevi mikropları taşımayı, ölü kardeşimizin etini yeme örneği ile dikkat çekiyor ve ne kadar çirkin bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Gıybet, haset, cimrilik, kusur araştırma, zanda bulunma gibi, saydığımız diğer mikroplar toplumda fitne oluşmasına sebep olur. Herkes birbirinin kusurunu araştırırsa, insanlar arasında güven ve samimiyet kalmaz, toplum düzeni bozulur, gelişme ve ilerleme durur. Bir topluma fitne fesat ve tefrika girerse başka düşman aramaya gerek yok. Allah (c.c) "Fitne adam öldürmekten daha şiddetlidir" ( Bakara/191) buyuruyor. Fitne ve tefrikanın toplumları ne hale getirdiğini İstiklal şairimiz M.Akif ERSOY mısralarında şöyle dile getiriyor.
En büyük düşmanıdır ruh-i nebi tefrikanın
Adı batsın onu islama sokan kaltabanın
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça, yürekler onu top sindiremez
Sen ben desin efrat ortadan vahdeti kaldır
Milletler için işte kıyamet o zamandır
Evet sağlığımız da Allah (c.c) tarafından bize verilen bir emanettir. Bunu iyi korumalıyız. Sağlığımızı kaybettiğimiz zaman diğer varlıklarımızın da pek önem ve anlamı kalmamaktadır. Sağlığımız bizim en büyük devletimizdir. Özellikle gençlik yıllarında insan hep genç ve problemsiz kalacağını zannediyor, ama yaş ilerledikçe hastalıklar kendini gösteriyor. Gençlik yıllarında özellikle hareketsiz kalmaktan, sigara, içki ve benzeri alışkanlıklardan kaçınmalıyız. Hele hele ilerleyen yaşlarda üç beyaz diye ele alınan, şeker, un ve tuz tüketimini azaltmalıyız. Unutmayalım ki can boğazdan gelir, ama boğazdan da çıkar. Kanuni Sultan Süleyman ne güzel söylemiş.
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
İnsanlar devlete sahip olmak isterler, yükseklerde olmak, güç ve kuvvet sahibi olmak, bütün insanların arzusudur. Fakat bir nefeslik sıhhatin bile devlete sahip olmak kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Osmanlı devletinin en büyük güç ve kudret sahibi, en geniş topraklara hükmeden Kanuni'nin, bir nefeslik sıhhati, devlete sahip olma gibi ifade etmesi, çok anlam ifade etmektedir.
Allah (c.c)'nün hastanelerde ve evlerinde şifa bekleyen kardeşlerimize acil şifalar vermesini, dert ve kederler içinde kıvranan kardeşlerimizi huzur ve saadete erdirmesini, borç ve sıkıntı içinde olan kardeşlerimize de edalar nasip etmesini bütün kalbimle niyaz ediyorum. Bu nimetlere ulaştıktan sonra da cümlemizin beden, ruh ve sosyal sağlığını daim eylesin.
---------------------------------
1)Prf. Dr.K. Çakmaklı /Öğrenmek ve başarı sanatı
False