Şu an KozanBilgi.Net 'de 0 Üye 61 Misafir Bulunmaktadır. Buraya Tıklayarak Görebilirsiniz...
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHarita
KozanBilgi.Net - Türkiye'nin Bilgi Paylaşım Portalı
Bugün 18.04.2014 
          
Ana Sayfa
          
Forumlar
          
Yazılar
          
Resimler
          
Videolar
        
Kozan
          
Şiirler
          
Dosyalar
          
Hesabım
          
Gizlilik Bildirimi
          
Forum Kuralları
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -      Aklından Neler Geçiyor ? Canlı Destek
» Türkmenistanda Çocukla İlgili İnançlar Önceki  Sonraki

TÜRKMENİSTAN'DA ÇOCUKLA İLGİLİ İNANÇLAR

 

(Turan Dergisi, Sayı 4, s.129, 2005)

 

                   Hamilelik dönemi doğumla sonuçlandıktan sonra gelen mutluluk; Türkmenler’de çocuğun konuşmasıyla, yürümesiyle, adının konulmasıyla, ilk saçının kesilmesiyle, kırklanmasıyla, ilk dişinin çıkmasıyla devam eder. Bu konularla ve  çocuğun nazardan korunmasıyla ilgili pek çok inanç ve âdetlere Türkmen halkı arasında rastlanır.

                   Türkmenlerde çocuklar şu şekilde sıralanır; Oğul (Öz oğul), Ağtık (Torun), Çovluk (Torunun çocuğu), Yuvluk (Torunun çocuğunun çocuğu), Govluk (Torunun çocuğunun, çocuğunun çocuğu). Halk arasındaki inanca göre; yuvluğunu gören bir kimseyi yıkamadan defnetmek mümkündür ve cennetliktir.

                   Türkmenlerde insanın ömrü  yedi bölümde ele alınır. Bu sıralama şöyledir: 0-12 Çocukluk yılları,12-25 Gençlik yılları, 25-37 Yiğitlik yılları, 37-49 Orta yaş yılları, 49-61 Aksakal yılları, 61-73 Garrılık (yaşlılık) yılları, 73-84 Gocalık yılları, 84 ve yukarısı için  haram yaşı denir.

                   Yukarıda da belirttiğimiz gibi 0-12 çocukluk yılları ile ilgili olarak pek çok inanç ve âdet vardır. Şimdi onları sıralayalım.

 

                  

                   a. Çocuğa Ad Koyma İle İlgili İnanç ve Âdetler                                 

                  

 

                   Türkmenlerde çocuğa adını çoğu zaman dede verir. Ancak bunun yanında çocuğun annesi (ece-ene–mama), kerametli sayılan kimseler, köyün yahut şehrin saygın yaşlıları, ülkenin başkanı, çocuğu olan ailenin değerli bir misafiri de isim verebilmektedir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![1] Türkmenlerde verilen adın büyüleyici gücüne ve adı taşıyan kişinin geleceğine, karakterine doğrudan doğruya tesir ettiğine inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![2] Adın gecikmeden çocuğun kendini belli etmesiyle, yani hareketlenmesi sonucunda verilmesi gerekir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![3] Eğer çocuk doğduktan sonra adı konmadan birkaç gün geçerse, onun çatal dilli; yani yalancı olacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![4] Bu sebeple Türkmenler ad verme konusunda acele ederler.

                   Bu âdetle ilgili olarak,“Türkmenlerde çocuğa nasıl ad konur?” şeklinde sorduğumuz soruya, Ovadangüzel isimli lise öğrencisi şöyle cevap vermiştir: “Son on yıldır hastanede doğan çocuklara hemen orada annesinin eline bir rapor veriliyor ve o rapora çocuğun adı da yazılmış oluyor. Fakat daha önceleri, mesela benim doğduğum zamanlarda çocuk hastaneden üç günden önce çıkarılamazdı. Çocuğu  hastaneden aldıktan sonra eve gelinir, bir din âlimi çağrılır, o çocuğu kucağına alarak Mekke’ye baktırır, ilk önce sağ kulağına ezan; sonra sol kulağına kamet okur ve yüksek sesle her iki kulağına da üç kez adını söylerdi. Bütün bunlar yapılırken anne-babanın her ikisi de hazır bulunurdu.

                   Merasimin bu bölümü bittikten sonra gelen akrabalara çeşit çeşit pişirilen yemeklerle ziyafet verilir. Aynı zamanda, pişirilen yemeklerden komşulara da dağıtılır. Gelen mihmanlar (misafirler) çocuğa çeşit çeşit hediyeler verirler. Kendi aralarında esprili konuşmalar yaparlar. Çocuğun ismini genellikle çocuğun büyük annesi veya büyük babası bulur. Mesela; annemin anlattığına göre benim Ovadan ismimi büyük babam söylemiş. Güzel ismimi de büyük annem vermiştir. Bu isimler birleştirilerek Ovadangüzel şeklinde benim ismim konulmuştur.

                   Türkmen ailelerinde kız çocuğu doğduğunda onun ismi çiçeğe, güle, aya, güneşe vb. gibi  nazik, kibar, estetik ve güzel olan şeylere benzetilerek verilir. Mesela; Ovadangüzel, Aygüzel, Şemşat, Gülşat....gibi. Erkek çocuk doğduğunda; güçlü, hiçbir şeyden korkmayan, yaptıklarını en iyi yapan, gürbüz ve başarılı olsun diye denizlerin, vahşi hayvanların, tarihi şahsiyetlerin isimleri verilir. Mesela; Batırmırat, Maksatmırat, Mergen, Arslan, Şirmehmet....gibi.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![5]

                   Sorduğumuz aynı soruya bir başka Türkmen de şöyle cevap vermiştir: “Çocuk doğduktan sonra üç gün adsız kalabilir. Üç günden sonra hükmen (muhakkak) ad koymak gerekiyor. Ad koyarken çoğu zaman çocuğun doğduğu “ay”a bakılır. Hangi ayda doğmuş ise o ayla ilgili ad konur. Mesela; Ramazan ayında doğdu ise Oraz (Ramazan) adı konur. Recep ayında doğmuş ise Recep adı konur. Yeni doğan çocuğa herkesin saygı duyduğu, hürmet ettiği büyüklerden birisi ad takar. Çocuğun anne-babası güçleri nispetinde yemekler yaparlar ve komşulara, akrabalara ziyafet verirler. Eve davet edilen mihmanlar çocuğun doğumunu kutlarlar. O saygı duyulup, hürmet edilen kimse çocuğun kulağına ezan okur. Bu çok önemlidir. Çünkü  Türkmenlerde çocuk, kulağına ezan okuyanın, göbeğini kesenin ve kendisini doğum evinden eve taşıyanın karakterini taşır inancı vardır.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![6]  

                   Çocuğa ad koymayla ilgili olarak yaptığımız görüşmede  başka bir Türkmen de şu bilgileri vermiştir: “Çocuklara adlar doğdukları zamana göre verilir. Mesela; çocuk ilkbaharda doğmuş ise, çoğu zaman ismine Yazmırat, Yazgeldi, Yazbibi... gibi adlar verilir. Ailede ilk doğan çocuğa çoğu zaman Serdar gibi yiğitlik ifade eden isimler konur. Veya çocuk doğduğunda bir hastalığı varsa, çocuğa o hastalığın ismi konur, büyüdüğünde o isim ezan okunarak değiştirilir. Bir ailede her doğan çocuk ölüyor ve sonra bir çocuk daha doğuyor da o yaşıyorsa o çocuğa köpek isimlerinden bir ad verilir. Gücük, İtalmaz vb. gibi.”Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![7]

                   Türkmenlerdeki “ad koyma” geleneğini şu şekilde tasnif etmek mümkündür:

 

 

                   1. Dede ve Baba Adlarını Koyma

 

                  

                   Türkmenler; dede ve baba adlarını yaşatmak, çocukların onlar gibi uzun ömürlü olmasını dilemek gibi sebeplerle torunlarına ve çocuklarına dede veya babalarının adlarını verirler. Bazı uygulamalarda dedenin veya babanın adına bir ad daha ekleyerek genellikle torunlara iki ad verirler. Çocuk, aile içinde dede ve  babanın adı ile sevilir. Dede veya babanın adını taşıyan çocuklar şanslıdırlar. Çünkü, büyüklere  hürmeten taşıdığı addan dolayı  o çocuklara incitici sözler söylenmez ve azarlanmazlar. Hitap sözlerine özenle dikkat ederler. Hatta bunlar  çoğu kez adlarıyla çağrılmaz.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![8] Çocuk ismini kimden almışsa onun adını söylerler. Ata Can, Dede Can gibi. Bu maksatla verilen adlar: Ata, Ene, Kaka, Dedebay, Kakacan, Baba, Eceş vb. şeklindedir. Çocuğa iki ad verme âdeti Teke ve Yomut Türkmenlerinde daha da yaygındır.

 

 

                  

 

                   2. Çocuğu Daima Ölen Ailelerde Ad Koyma

 

                  

                   Eğer bir ailenin çocuğu devamlı ölüyorsa; Türkmen âdetine göre, ölen çocuktan sonra doğan çocuğu Azrail’in dikkatinden uzaklaştırmak ve Azrail’i yanıltmak maksadıyla onu tenha  bir yere koyup sonra onu bulmuş gibi oradan alırlar. Böylece  Azrail’i yanıltmış olacaklarına inanırlar. Veya bebeği yakın bir komşunun evine saklarlar. Daha sonra büyükbaba yahut büyükanne giderek  bebeği komşudan satın alıyormuş gibi alır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![9]

                   Ölen bir çocuğun göz değmesinden veya çileden öldüğüne inanılırsa, sonraki doğan çocuğa göz değmemesi ve çocuğun kötü güçlerden koruması için Eşek, İtalmaz, Ganuk, PorsukBağlantı adresi Sadece üyeler içindir![10] gibi adlar vermenin gerektiğine inanılır. “İtalmaz” adının “Ali’li” tiresinde (kabilesinde) şöyle bir uygulaması anlatılır: Çocuk daha anne karnında iken, çocuk elbisesinin büyüklüğünde ikiye katlanmış bir kumaşa yaka gibi bir delik açarak itin boynuna giydirildikten sonra geri alırlar. Çocuk doğduktan sonra, ilk önce o elbiseyi giydirirler. Sonra da çocuğu kundaklarlar, kundağın ipine bir veya yarım ekmek bağlayarak köpeğin önüne bırakırlar. Köpek çocuğu koklayarak kundaktaki ekmeği alır gider. İşte bundan sonra akrabaları veya çocuğun ebesi, çocuğu getirerek “bunu it bile almadı” derler ve çocuğa “İtalmaz” ismini verirler.

                   Çocukları sürekli ölen aileler “delik duasını” (ötük) taşırlar. Hamileliğin başlangıcından çocuk doğana kadar delik duası boyunda taşınır. Delik duası; dört köşesine Arapça dualar yazılmış olan bir kağıttır. Ortası çocuk sığacak şekilde yuvarlak olarak açılmıştır. Çocuk doğar doğmaz göbeği kesilerek o delikten üç kez geçirirler. Dua yazılı olan kağıdı da güzelce katlayarak anne yine boynunda taşımaya devam edebilir. Bunların yanında Türkmenlerde az da olsa ömrü uzun olsun dileği ile Seksenbay, Yüzbay isimlerine de rastlanırkenBağlantı adresi Sadece üyeler içindir![11] şimdi bu gelenek kalkmıştır. Günümüzde böyle isimlere rastlanmıyor.

                   İlk çocuğu doğup fazla yaşamadan ölen ailelerin peşinden doğan çocuğuna; Durdu, Ölmez, Ömür, Dönmez, Solmaz, Bâki vb. gibi adlar verilir. Oğlu ölen aileler kızlara; Oğuldurdu, Oğuldolan, Oğuldöndü, Oğulsapar vb. adları, kızı ölen aileler de oğlanlara; Kızdurdu gibi adlar verirler. Peşi peşine kızları olup oğullarının olmasını isteyen aileler de kızlarına; Kızsonu, Doyduk gibi adlar verirler. 

 

 

                   3. Uzun Ömür Dileğiyle Ad Koyma

 

                  

                   Türkmenistan'da çocuğun uzun ömürlü olması isteğinin işareti olarak hayvan, mineral ve maden gibi şeylerden mülhem adlar verilir. Çocuk doğduktan sonra saç ayağından veya kurt derisi içinden geçirilerek; Tağan (saç ayağı), Möcek (kurt), Börü (kurt)Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![12] vb. gibi adlar verilir. Aslan, Geyik, Demir gibi adlar da bu maksatla verilen adlardandır.

 

 

                   4. Yeniden Ad Koyma

 

                  

                   Türkmenlerde çok uzun süreli hasta yatan çocuğun -adının ağır geldiğine inanılarak- adını değiştirme geleneği vardır. Adının değiştirilmesiyle bu hastalıktan kurtulacağına inanılır ve Açıl, Öre (ayağa kalksın) gibi adlar verilir.

 

 

                   5. Doğum Sırasına Göre Ad Koyma

 

                  

                   Birinci doğana “ak”lı isimler verilir. Akmuhammet, Akmırat gibi. İkinci doğana; Dengli, Çora, Taylı gibi isimler verilir. Üçüncü doğana Tağan (saç ayağı) ile başlayan Tağan Durdu, Tağan Cuma gibi adlar verilir. Dördüncü çocuğa Dörtbay, Dörtkulu, Çarı gibi isimler verilir. Beşinci çocuğa Beşim, Beşkulu vb. gibi isimler verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![13]

 

 

                   6. Adıyla Doğana Ad Koyma

 

                  

                   Eğer doğan çocuğun herhangi bir yerinde bir alamet, bir işaret, bir nişan, bir iz varsa; ona bağlı olarak onunla başlayan isimler verilir. Mesela; beni varsa Benli, göz rengine göre Karagöz, Sarı, Kara; saçlı doğmuşsa Saçlı gibi isimler verilir. Eğer çocuk altı parmaklıysa Altı, Artık; parmakları bitişik ise Goşa (yapışık); doğduğunda dişli ve saçlı ise Sedef, Saçlı; perdeli doğanlara Perdeli, Göynekli, Duvaklı gibi adlar verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![14]

 

 

                   7. Çocuğun Doğduğu Zamana Göre Ad Koyma

 

                  

                   Türkmenler çocuklarına doğduğu günlere, haftaya, aylara, mevsimlere ve yıllara göre de isimler verirler.

                   Haftanın Günlerine Göre: Eğer çocuk haftanın beşinci günü doğarsa ad olarak Anna, Cuma gibi adlar verilir. Şayet doğan kız ise adının önüne “gül” veya “bike” eklenir. Şayet çocuk, güneş doğduğunda dünyaya gelmişse ona Gündoğdu; ay doğduğunda dünyaya gelmişse Aydoğdu; ay dolunay iken doğarsa Aydoldu; şafakta doğana Tanatar gibi adlar verilir.

                   Yılın Aylarına Göre: Çocuğa Aşır, Oraz, Bayram, Recep gibi doğduğu aya göre isimler verilir. Bunda da kızların isimleri önüne “gül” veya “bike” eklenir.

                   Yılın Mevsimlerine Göre: Bahar, Bahargül, Yazım, Yazgeldi, Yazmırat, Güzmırat gibi isimlerin yanında mevsimlerdeki hava durumuna göre de isimler verilir. Mesela; Yağmur, Karlı, Ayaz, Nuryağdı, Karyağdı vb. gibi.

                   Hem Haftanın Günlerine Hem de Aya Göre: Annagurban, Annarecep, Annasapar, Annameret vb. gibi isimler verilir.

                   Yolculuk Zamanına Göre: Eğer çocuk bir yurttan bir yurda göçerken veya herhangi bir yolculuk esnasında doğarsa o çocuğa; Amangeldi, Elaman, Aman, Selamet vb. gibi isimler verilir.

                   Mutluluk Zamanına Göre: Çocuk düğün, bayram gibi ailenin mutlu olduğu bir zamanda dünyaya gelirse, o çocuğa; Sehet, Akbaht, Bagtıgül, Toylu, Bayram gibi isimlerin verilmesi âdeti de vardır.

 

                   8. Çocuğun Karakterine Tesir İçin Ad Koyma

 

                  

                   İleride çocuğun karakterinin benzemesini istedikleri şeyin adını verme geleneği de vardır Türkmenlerde. Buna göre;

Yiti (keskin, zeki, anlayışlı, uyanık) olsun diye; Balta, Kılıç gibi adlar verilir. Kesgir (keskin)  olsun diye; Kılıç, Orak gibi adlar verilir. Kendini korusun diye; Kalkan, Demir, Daş gibi adlar verilir. Olgun olsun diye; Kemal vb. gibi adlar verilir.

                   Tarihe mal olan önceki kahramanlar gibi olması için çocuklara ad verme geleneği de vardır. Mesela bu maksatla Oğuzhan, Köroğlu, Batır, Kahraman gibi adlar verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![15] Yine aynı maksatla, Güçgeldi, Dayanç, Serdar, Arslan gibi adlar da verilir.

 

 

                   9. Kötü Gözden ve Sözden Korumak İçin Ad Koymak

 

                  

                   Allah’ın gazabından, kötü gözlerden ve kötü sözlerden korumak maksadıyla Türkmenler çocuklarına bazı Peygamberlerin isimlerini verirler. Muhammed, Yusuf, İsa, Musa, Davut, Süleyman, Yakup, İbrahim....vs. Bunlarla beraber Hulefa-i Raşidin’in (dört halifenin) isimlerini de  çocuklarına verirler. Diğer taraftan yine bu maksatla, iyi bilinen millete mal olmuş büyük insanların adlarını da çocuklara vermektedirler. Hoca, Ata, Mahdum, Şıh, Seyit vb. gibi isimler bu maksatla verilen isimlerdendir. Peygamberlere, evliyaya adanan çocuklara Allaguli, Hudaguli, Muhammedguli, Peygamberguli, Mahdumguli gibi adlar verilir. Bir süre çocuk olmayıp Allah’tan diledikten sonra doğan çocuklara da Allahverdi, Hudaverdi, Tanrıverdi, Rahmanverdi gibi adlar verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![16]

 

 

                   10. İkizlere Ad Koyma

 

                  

                   Türkmen âdetinde ikiz çocuklara birbiriyle uyumlu adlar verilir. İkizlere  daha çok halk destanlarındaki kahramanların adları verilmektedir. Oğul-Kız ise: Zöhre-Tahir, Yusuf-Züleyha, Şahsenem-Garip, Aslı-Kerem, Şirin-Ferhat gibi isimler verilir.

Oğlan-Oğlan ise: Yusuf-Ahmet, Hasan-Hüseyin, Hıdır–İlyas, Aydoğdu, Gündoğdu gibi isimler verilir.

Kız-kız ise: Eşe-Fatma, Şirin-Leyli, Zöhre-Mahım, Alma-Hurma, Altın-Gümüş, Fatma-Hatice gibi adlar verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![17]

                   Türkmenlerin çocuklarına isim seçerken; tabiatla iç içe yaşadıkları için mevsimlerden, mevsimlerde cereyan eden hadiselerden, tabiatta yaşayan hayvanlardan, bitkilerden, kuşlardan, madenlerden ve hatta renklerden isimler alıp çocuklarına ad olarak verdiklerini daha önce belirtmiştik. İslam’dan önceki dini inançlarından gelen bazı adlar (Günhan, Ayhan, Yıldızhan, Ateş, Yadigar gibi) yanında, kendi tire-tayfalarının (Teke, Salır, Çovdur, Sarık, Göklen) adını da çocuklarına isim olarak verenler vardır.*

 

                   11. Lakap Takma

 

                  

                   Türkmenlerde eskiden çocuğun ismi sık sık söylenmezmiş. Çocuğun asıl adı yerine ikinci bir ad (lakap) konulurmuş. Böylece çocuğun kötü ruhlardan korunduğuna inanırlarmış. Daha sonra çocuk büyüyerek olgunluğa erişip halk arasında tanındıktan sonra çevresindekiler, onun ana-babasının verdikleri isme ilave olarak gencin dış görünüşüne, suretine, toplumdaki durumuna göre bazı yakıştırmalar yaparak lakaplar takmışlardır.. Bu âdete göre Türkmenlerde; Baba Kel, Baba Tüylü, Keymir Kör, Timur Lek, Baba Kesikkulak, Baba Saçlı, Baba Sarı, Baba Cimri, Baba  HanBağlantı adresi Sadece üyeler içindir![18] vb. gibi  lakaplara rastlamak mümkündür.

 

 

                   12. İslam Büyüklerinin Adını Koyma

 

                  

                   Bu isimlerin aynı zamanda kötü göz ve kötü ruhlardan korunmak maksadıyla verildiğini yukarıda belirtmiştik. Muhammed, Nur Muhammed, Mammed, Ömer, Osman, Ali, Hatice, Ayşe, Fatma, Hüseyin, Yusuf, Yakup, Süleyman vb. gibi adlar İslamî hassasiyeti olan Türkmenler tarafından bir saygı, sevgi ve bağlılık ifadesi olarak verilir.

 

                  

                   13. Allah’ın Sıfatlarından Ad Koyma

 

                  

                   Türkmenler çocuklarına ad seçerken Allah’ın sıfatlarından da  isim seçmektedirler. Örneğin; Aziz,  Cabbar, Gafur, Kerim, Rahman vb. gibi adlar Allah’ın sıfatlarından seçilmiş olup Türkmenlerde sık rastlanan isimlerdendir.

 

 

                   14. Uzun Bekleyişten Sonra Doğan Çocuk İçin Ad Koyma

 

                  

                   Uzun süre çocuk sahibi olamayan aileler, çocuğa kavuştuklarında çocuğun ayağına köstek bağlarlar. Sonra kösteğin bir tarafı  kesilerek tek ayağında bırakılır. Daha sonra o köstek çocuğun salıncağına bağlanarak orada bırakılır. Gümüşten yapılan bu kösteğe “burma” adı verilir. Çocuğa ad olarak da Maksat, Murat, Arzu, Geldi vb. gibi adlar seçilir.

 

 

                   15. Kızlara Güzel Olmaları İçin Ad Koyma

 

                  

                   Türkmen âdetlerine göre kızlara, adı gibi güzel olsun diye güzel olduğu bilinen, güzel anlam ifade eden isimler seçilir. Cennet, Şirin, Laçin, Selvi,Tavus vb. gibi isimler bu maksatla verilir.

 

 

                   16. Erkek Beklenirken Kız Doğan Çocuğa Ad Koyma

 

                  

                   Türkmen ailelerde erkek bebek beklerken, eğer kız olarak dünyaya gelirse, böyle durumlarda çocuğa Oğulsapar, Doyduk, Oğuldöndü, Oğulgerek, Oğultaç, Oğulsultan, Oğulnur, Oğulbaht, Oğulcennet gibi adlar verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![19]

                                                                                   

                  

 

                   b. Çocuğun Kırklanması İle İlgili İnanç ve Âdetler

 

                  

                   Türkmen âdetlerinden biri de çocuk kırk günlük olduktan sonra onun kırklanmasıdır. “Çocuk nasıl kırklanır?” şeklinde sorduğumuz soruya Türkmenlerden aldığımız cevaplar şöyledir: Çocuk doğumundan 40 gün sonra, yani kırkıncı gün yıkanır, buna kırklama denir. Sabah kalkılır, kırklanacak çocuk için ılık su hazırlanır. Çocuk yalancı olmasın diye suyun içine gümüş yüzük, küpe veya para atılır. Sonra o su ile çocuk yıkanır. Bazı aileler o gün sadaka da verirler. Çocuğu yıkama işi bittikten sonra bebeğin ninesi bebeği kucağına alarak yanına da bir iki küçük çocuk alıp, bebeği göstermek maksadıyla yedi komşuya gider. Geleneğe göre komşular nineye de bebeğe de hediyeler verirler. Bu uygulamanın sebebi; bebek büyüdüğü zaman topluluğa karışsın ve iyi bir insan olsunBağlantı adresi Sadece üyeler içindir![20] inancıdır. Türkmenlerin bazıları kırklama suyuna papatya ve dereotu da katarlar.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![21] Ayrıca kırklama suyuna bazı Türkmenler, çocuğun neslinin devam etmesi için yumurta kabuğu, rızkının bol olması için buğday tânesi, zengin olması için takı, sağlıklı olması için tuz, son zamanlarda da ilimli-bilimli olsun diye kalem katmaktadırlar. Bunlardan biri katılmazsa o çocuğun güçlü ve sağlıklı olmayacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![22] Ancak, Türkmen Tirelerinin hepsinde çocuğu yıkama (kırklama) süresi aynı değildir. Tekeler 7 gün sonra yıkarlar, Alliler erkek çocuğu 9, kız çocuğunu 10 gün sonra yıkarlar, Anevliler 9 gün sonra, Magtımlar 40 gün sonra yıkarlar. Bunlara sırayla “yedi çileden çıkarma”, “onundan çıkarma” ve “kırklama” adları verilir.

                   Eğer çocuk güçlenmemişse veya çocukta yaralar çıkmışsa yahut  bunlara benzer herhangi bir durumda çocuğa çile düştüğüne inanılır. Türkmen âdetinde, çocuğa çile düşmemesi için, unla tuz karıştırılır, dışarıdan evin duvarlarının dibine ince bir çizgi halinde dökülür. Bazı bölgelerde ise; kilitli kapıdan çile geçmez düşüncesiyle 40 gün kapının tokmağında kilitlenmiş bir kilit asılı bırakılır. Ayrıca anne ile bebeğin etrafı alaca iple (deve yününden yapılan özel ip) çevrilir.

                   Çileye düşmüş olan bir çocuğu bu durumdan kurtarmak için şu uygulamalar yapılır. Çocuğa ölü çilesi (cenazeden gelen birinin bebeğin yanına girmesiyle, bebeğin hastalandığına inanılması) düştüğüne inanılıyorsa, ölen kimsenin mezarından veya 7 tane mezarın her birinden birer avuç kum alınarak çocuk yıkanır. Bazı Türkmenler de ölü çilesi için şu uygulamayı yaparlar: Çocuğu mezarlığa götürerek, 7 mezarın ayak ucunda çocuğu yatırırlar. İki baş parmaklarının arasını ipek bir iple bağlarlar. O ip, bir kız tarafından önce üç kez “keseyim mi” diye sorulur ve sonra da kesilir. Buna “çile kesme” denir. Bazı yörelerde de çile düşen çocuğun yıkanacağı suyun içine canlı balık konulur.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![23] Kimi Türkmen inancına göre, insan doğduğunda da öldüğünde de temiz olsun diye gümüş katılan su ile yıkanır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![24]

 

                  

                   c. Çocuğun Yürümesi İle İlgili İnanç ve Âdetler

                  

 

                   Çocuğun yatma ve emekleme devrelerini geride bıraktıktan sonra yavaş yavaş ayağa kalkarak adımlar atmaya başlaması çocuk için de aile için de önemli bir merhaledir. Çünkü artık çocuk yerde emeklemekten ve  sürünmekten, aile de yavaş yavaş çocuğu kucağında  taşımaktan kurtuluyor. Türkmenlerde işte bu önemli aşama ile ilgili bir dizi inanç ve âdetleri görmek mümkündür.

                   Çocuğun yürümesiyle çörek yapılır ve iki ayağının arasından yuvarlanır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![25] Eğer çocuk yürüyemiyorsa; üç çarşamba o çocuk yonca üzerinde sürüklenirse yürüyeceğine inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![26] Yine eğer çocuk zamanında yürümeye başlamazsa; o çocuk, elinden tutulup yeni doğan aya karşı yürütülür, böylece  ayağa kalkıp yürüyeceğine inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![27] Bir başka inanca göre de yürüyemeyen çocuk için şu uygulama yapılır. Çocuğun yürüme zamanı geldiği halde hâla yürüyemiyorsa; çocuğun ayakları yeni kesilmiş bir koyunun bağırsakları ile bağlanır. Sonra o bağırsakların kesilmesiyle çocuğun kısa zamanda yürüyeceğine inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![28]

                   Çile düşerek uzun süre güçlenemeyen, yürüyemeyen veya hasta olan çocuğun çilesinin iki şekilde sona ereceğine inanılır. Birincisi, çocuğun ayağına kırmızı veya mavi ip örülür ve çözülür, ikincisi de koyun bağırsağının bir ucu eşiğin bir tarafına, diğer ucu da öbür tarafına gelecek şekilde uzatılıp, bağırsak kesilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![29] İnanca göre böylece çocuk çileden kurtulur.                                                                          

 

                   d. Çocuğun İlk Saçı İle İlgili İnanç ve Âdetler

 

                  

                   Türkmen halk inançlarına göre doğumdan sonra çocuğun ilk saçını dayısının kesmesi gerekir. Eğer çocuğun ilk saçını dayısı kesmezse, daha sonra o çocuğun ağrılı sızılı, mutsuz veya hırsız olacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![30] Bununla birlikte saç kesiminden sonra çocuğa hediyeler vermek de gerekir. Çocuğun doğumundan sonra kesilen ilk saçına “çile” saçı denir ve bu saç saklanır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![31] Bazı kimselerin inancına göre de çocuk oniki aylık olunca, saçlarını dayısı kesmeli ve bu saç dayısından alınıp saklanmalıdır. Çocuk delikanlı olunca saçları ona verilmeli, artık o, saklamaya devam etmelidir. Türkmenlerde saç kesimi sırasında  tören (toy) yapılır. Bu törende davetlilere; patlamış mısır, haşlanmış buğday, küncü ve toy çöreği ikram edilir. Özellikle bunların ikram edilmesinin sebebi şudur: Ekmek; çocuğun ekmeği bol, sofrası bereketli olsun demektir. Küncü; çocuğun yemeği yavan olmasın demektir. Patlamış mısır; çocuğun yolu ak olsun geleceği parlak olsun demektir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![32]

                   Türkmen halk inancında şu üç şeyi (saç, tırnak ve diş) insanların basabilecekleri  yerlere atmak doğru sayılmaz. Eğer saç, tırnak ve diş insanların basabileceği bir yerlere atılırsa, saçı atılan kimsenin hastalanacağına inanılır. Hatta karanlık bir yerde saç taramanın, dost evinde tırnak, düşman evinde saç kesmenin günah olduğuna inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![33] Ayrıca yerlere atılan saçlar kuşların ayağına takılarak başka yerlere gidebileceğine, art niyetli insanların ellerine geçebileceğine ve saç sahibinin başına ağrılar gireceğineBağlantı adresi Sadece üyeler içindir![34] inanılır. Bu sebeplerle en azından erkek çocuğu sünnet oluncaya kadar, kız çocuğu da ergenlik çağına girinceye kadar “çile saçı” saklanmazsa, o çocuğun sağlıklı olmayacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![35]

 

            

                   e. Çocuğun İlk Dişi İle İlgili İnanç ve Âdetler

 

            

                   Türkmen halkı arasında yaygın olan inanca göre, çocuğun ilk dişini gören kimseye hediyeler verilir. Birinci dişten sonra da bir tören (toy) yapılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![36] Törende komşulara, dost ve akrabalara ziyafet verilir. Bu tören haftanın çarşamba veya cuma günü yapılır. Bunun dışında ziyafet yerine bir fakiri tepeden tırnağa giydirme âdetleri de vardır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![37]

                   Eğer çocuğun düşen süt dişi herhangi bir yere atılırsa, çocuğun dişlerinin ağrıyacağına veya çabuk döküleceğine inanılır. Düşen diş kuzunun ayaklarının altına atılırsa, yerine kuzu dişi gibi küçük diş, atın ayaklarının altına atılırsa, yerine atın dişi gibi sağlam bir dişin çıkacağı inancı vardır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![38] Köpek dişi gibi sivri ve keskin olması için de köpeğin çömleğine atılması gerektiğine inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![39]

                   Ayrıca çocuğun dişi düştükten sonra yerine yeni diş çıkarken, eğer çocuk o dişin çıkacağı yere dilini sürekli değdirirse, çıkan dişin eğri olacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![40] Bu sebeple küçük çocuklara çıkan dişinin yerine dilini değdirmemesi sıkı sıkı tembihlenir. Yine bir inanca göre, yeni dişi çıkmaya başlayan çocuğa nikah şerbeti içirilirse, dişi hem çabuk çıkar hem de sağlıklı olur.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![41]

                   Bazı Türkmenler çocuk dişli doğduğunda çocuğun üzerine pişme (hamurdan hazırlanan ve yağda pişirilen bir tür yiyecek), şeker, para vb. gibi şeyler saçarlar. Diğer çocuklar da bunları toplarlar. Çocuğun çıkmaya başlayan ilk dişini görene, çocuğun velisi bir hediye alır. Çocuğun dişlerinin güzel olacağı inancıyla bazı kimseler çocuğu kuzunun üzerine oturturlar. Eğer atın ve eşeğin üzerine oturtulursa, dişlerinin iri ve çirkin olacağına inanılır.

                   Türkmenler tarafından kutlanan diş toyu, ekonomik duruma göre şekil alır. Zenginler daha geniş çaplı ve görkemli bir toy yaparlarken, fakirler yakın akrabalarına ziyafet vermekle yetinirler. Çocuğun başından saçılanlar arasında muhakkak mısır kavurgası olmasına dikkat edilir. Çünkü mısırın olması, çocuğun dişlerinin mısır taneleri gibi dizilmesi temennisinin gereğidir. Çocuğun üzerine saçılacak şeyleri çocuğun ya babaannesi yada anneannesi saçar. Saçarken de şunları mırıldanır. “Senin de dişlerin şu mısır kavurgası gibi saçılarak çıksın, mısır gibi sıralansın, şekerleri kıtırdatsın, beyaz kurtları kıtırdatsın, taş değdiğinde kırılmasın, körelmesin”.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![42] Türkmenler ayrıca çocuğun dişi sağ salim çıksın diye “dişlik “denilen bir sadaka da verirler.

                  

                  

                   f. Çocuğun İlk Tırnağı İle İlgili İnanç ve Âdetler

 

                  

                   Türkmen âdetine göre bir çocuğun tırnağı ilk kesildiği zaman çocuğun eline önce ekmek sonra para verilerek kesilir. O parayı da o gün gelen misafire verirler.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![43] Çocuğun tırnağı kırk günden önce kesilmez.

 

                   g. Çocuğun Konuşması İle İlgili İnanç ve Âdetler

 

                  

                   Türkmen halk inançları arasında çocuğun konuşamaması, kekeme olması veya geç konuşması gibi konularla ilgili inançlara da rastlanmaktadır.

                   Eğer çocuğun konuşma zamanı geldiği halde konuşamazsa, o çocuğun konuşabilmesi için Kurban Bayramında kurban edilen yedi tane malın dilinin yedirilmesiyle konuşacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![44] Yine buna benzer bir inanca göre eğer çocuğun dili peltek veya çocuk dilsiz ise, ona kesilmiş yedi dananın dilini yedirmek gerekir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![45]  Diğer taraftan küçük yaşta çocuğun eliyle oynanırsa dilinin ağır olacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![46] Bununla birlikte eğer çocuğun eline ayna verilirse çocuğun dilinin çetrefilli olacağına da inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![47]

                   Çocuğun ilk konuşmaya başladığında söylediği sözlerle ilgili olarak da Türkmenler’de şu şekilde inanışlar vardır. Eğer çocuk “baba” diye konuşmaya başlarsa peşinden oğul, “anne” kelimesiyle başlarsa peşinden kız doğacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![48]     

 

                  

                   h. Çocuğu Sünnet Ettirmek İle İlgili İnanç ve Âdetler   

 

                  

                   Türkmen örf ve âdetlerine göre, anne babanın çocuklarına karşı üç mühim vazifesi vardır. Birincisi; çocuk doğduğunda ona güzel bir ad koymak, ikincisi; kız olsun oğlan olsun olgunluk çağına geldiklerinde münasip birisiyle evlendirmek, üçüncüsü de; oğlan çocuğunu çocukluk dönemi içinde sünnet ettirmektir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![49]             

                   Türkmen âdetine göre, oğlanı çocukluk dönemi içinde sünnet ettirmek zaruridir. Belirtildiğine göre önceleri oğlan çocukları çok daha erken sünnet edilirken şimdi 1, 3, 5, 7 yaşlarında sünnet ettirilmektedir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![50] Bazı Türkmenler ise 3, 5, 7, 9 yaşlarında sünnet ettirirler.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![51]

                   Çocuğu en geç dokuz yaşına kadar sünnet ettirmek gerekir. Eğer bir çocuk dokuz yaşına kadar sünnet ettirilmemiş ise, onun günahı ebeveyninin boynuna yüklenir diye inanılır. Dokuz yaşına kadar sünnet ettirmenin zarureti şöyle açıklanır. Türkmenlerde erkek çocuklar 9-10 yaşlarında olgunlaşırlar ve hatta evlenebilmeleri bile mümkündür. Çünkü bu yaşlardan sonra cinsi duyguları uyanmaya başlar.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![52] Bu sebeplerden dolayı erkek çocuk en geç 9-10 yaşlarında sünnet ettirilmelidir.   

                   Türkmenlerden çoğu kimse sünnet maksadıyla akrabalarını, tanıdığı bildiği dostlarını ve komşularını davet ederek görkemli düğün (ulu toy) yaparlar. Bazı çocuklar cinsi azasının sünnet olması gereken fazlalığı olmadan doğarlar. Bu çocuklara “sünnetli” denilir. Bu çocukları tekrar sünnet ettirmeye gerek duymazlar. Türkmen halk inancına göre bu çocuklar melekler tarafından sünnet edilmiştir.

                   Türkmenler sünnet zamanı olarak bahar ve güz mevsimlerini seçerler. Ancak ayın 9, 19 ve 29’unun hayırlı olmadığına (uğursuz) inanıldığı için bu günlerde sünnet yapmazlar. Çocuk sünnetten sonra birkaç gün daha ussa (sünnetçi) tarafından kontrol edilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![53] Çocuğun yarasına, iyileşmesi için yakılan pamuk yağı sürülür.

                   Sünnetçi sünnete başlamadan önce usturasını suyun içinde iyice kaynatır. Sonra onu keskinleştirir. Sünnetçi ayrıca çocuğun kesilecek fazlalığını ölçebilmek için temiz kamıştan bir çöp hazırlar. Bir taraftan yere bir döşek serilir, üzerine de temiz bir çarşaf yazılarak hazırlanan rahat bir yatağa çocuk yatırılır. Sonra sünnetçi çocuğun yatağının yanına gelip oturur ve çocuğun korkusunu yenmesi ve neşelenmesi için kendi aralarında konuşurlar. Mesela; sünnetçi bugün ben buna dokunacak değilim, ölçeğimi alıp gideceğim....vb. gibi  sözler söyleyerek çocuğu yatıştırmaya çalışır. Bu arada hazırladığı ölçekle çocuğun fazlalığını ölçer. Sonra akrabalarına çocuğun el ve ayaklarını tutturup sünneti gerçekleştirir. Çocuğun cinsel organındaki fazlalığı kesip aldıktan sonra akan kanı durdurmak için sünnetçi, kazan karasını yanan yağa ezilen pamuğu ya da kavrulan çöğeni hazırlar ve sürer. Fakat genelde hazırlanan kazan karası sürülür. Yaranın dış kısmına da iyice yanan yağa ezilen pamuk dolanır. Çocuk sünnet edilirken yanına kadınlar girmez. Sünnetçinin yanında ona yardım edenler; çocuğun atası, dayısı ve başka erkek kimseler bulunabilir.                                            

                    Çocuk sünnet edilirken ağlayacağı vakit ağzına bir parça ekmek kıstırılır. Bu olmazsa çocuğun susması için atası veya akrabaları onun ağzındaki çöreği alırlar ve eline para verirler. “Al sana para veriyorum, sen şimdi koç oğul oldun. Sana ağlamak ayıp, hem kocaman adam ağlar mı?...” gibi sözlerle onu susturmaya çalışırlar. Sonra davetlilerin hepsi çocuğu ve babasını kutlarlar ve çocuğa para ve oyuncak gibi hediyeler verirler. Sonra çocuğun yanına kadınların, kızların girmesine izin verilir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![54]

                   Türkmenlerin çok eskilere dayanan bu âdeti, Türkmenistan’da Sovyet Hükümeti zamanında yasaklanmıştır. Çocuğunu sünnet ettirenler için komünist partisi mensuplarına, devlet işinde çalışan başlıklara (yetkililere) sıkı tembihlerde bulunulmuştur. Buna rağmen Türkmenler çocuklarını çeşitli yollarla gizlice sünnet ettirmişlerdir. Fakat bu gizlilik açığa çıktığında, çocuğunu gizlice sünnet ettirenler “partiya devlet sistemasının azaları”yla karşılaşmışlardır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![55] Ancak; Türkmenistan bağımsızlığa kavuştuktan sonra Saparmurat Niyazov’un “Sünnet azatlığı ve yaş oğlanları sünnete yatırmağı kaideleştirmek” hakkındaki fermanıyla Türkmenler’in bu kadîmi geleneğine tekrar izin verilmiştir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![56] Bu izinden sonra sünnet, kliniklerde ve hastanelerde rahatça yapılmaya başlanmıştır.

                   Daşoğuz bölgesinde sünnetçiye “berber” denilmektedir. Bunlar halk içinde yaşarlar ve aynı zamanda sünnet işini de yaparlar.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![57] Bazı Türkmenler, çocuğun sünnet edilen fazla parçasını yedi gün saklarlar, sonra onu ya gömerler veya bir akar suya bırakırlar.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![58] Bazıları da o fazlalığı devenin kuyruğuna bağlarlar, onun kuş olup uçtuğuna inanırlar.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![59] Bazıları da atın kuyruğuna bağlarlar ki, erkek çocuk evde oturup durmasın aktif olsun.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![60]

 

                  

                   i. Çocuk İle İlgili Diğer İnanç ve Âdetler

 

                  

                   Türkmen halk inançları arasında yukarıda tasnif ettiklerimizin dışında çocuklarla ilgili daha pek çok inanışlar vardır. Bu, Türkmenlerin zengin bir folklorunun olduğunu göstermektedir.

                   Anne-baba ve çocuk ilişkisini düzenleyen; “çocuğa boş yere kızılmaz, dövülmez. Eğer çocuğun giysileri atılır veya tekmelenirse bir daha çocuk olmayabilir” inancı vardır. Yeni doğan çocuğun göbeği uzunsa, ondan sonra uzun süre çocuk olmayacağına, çocuğun göbeği kısa ise ondan sonra kısa süre sonra bir çocuk daha olacağına inanılır.

                   Çocuk güğümle yıkanmayıp arkta yıkanırsa buşuk (idrarı tutamama hastalığı) olacağına inanılır. Çocuktan sonra başka bir bebek doğuncaya kadar o çocuğun giysilerinin etekleri geriye katlanmaz.

                   Çocukları sevindirmekle ilgili olarak; Türkmenlerde genç bir yetim çocuğu sevindirmek, sevap bakımından Kabe’yi ziyaret etmekle eşit kabul edilir. Çocuk ateşle oynarsa, idrarını yattığı yere yapar. Yeni dikilen yorgan, şilte veya dokunmuş halı üzerinde yuvarlanıyorsa, o ailenin mutlu olacağına inanılır. Ayrıca seher vaktinde doğan çocuğun mutlu, kafasını eşiğe koyan çocuğun da mutsuz olacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![61]

                   Çocuğa altın, gümüş gibi takılar takılırsa, büyüdüğünde sağlıklı olacağına inanılır. Çocuğun ilk defa geldiği yerde yalnız bırakılmaması gerektiğine inanılır. Çocuk parmağını emiyorsa mal dilediğine yorumlanır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![62]

                   Türkmen halk inançlarında çocuğun taşınma şekli bile belirlenmiştir. Bebek, iki el altına konularak taşınmaz; zira ölü bebek böyle taşınır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![63] Çocuk zamanında güçlenmezse, büyümezse tuzla tartarlar. Terazinin bir kefesine çocuğu korlar, diğer kefesine de tuz korlar ve üç çarşamba tartarlar. Buna başlandıktan sonra her hafta çocuğun kilosunda artma olursa faydalı olduğuna inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![64]

                   Çocuk, ilk gittiği evden eli boş dönerse kulağı ağrıyacağına inanılır. Boş beşiği sallamanın, çocuğun kulağının ağrımasına sebep olacağına inanılır. Yine boş beşiği sallamak Türkmenlere göre şeytanı sallamak olarak değerlendirilir. Diğer bir inanca göre, bir kimse başka birinin çocuğunu kınarsa o şeyin kendi başına geleceğine inanılır. Yine bir kimse başkasının çocuğuna iftira ederse aynısının kendi çocuğunun başına da geleceğine inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![65] Çocuğun tabanına tokat atılırsa boyunun kısa olacağına inanılır.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![66]

                   Türkmen âdetine göre her Türkmen'in şu temel prensipleri yerine getirmesi gerekir.Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![67]

                  

Yapılması gerekenler:

Her doğan çocuğa ad koymak zorunludur. Bunu anne-baba veya akrabalar yerine getirir.

Her erkek çocuğun sünnet ettirilmesi zorunludur.

Olgunlaşmış, sağlıklı her bir kişinin nikahla evlenmesi zorunludur.

Herkesin kendinden büyüklere saygı göstermesi, büyüklerin belirttikleri talepleri yerine getirmesi zorunludur.

Herkesin hükümdarının (yöneticisinin) emirlerine kefil olması ve fermanlarını yerine getirmesi zorunludur.

Herkesin giyimli olması zorunludur.

Herkesin vatanını, şerefini ve namusunu koruması zorunludur ve gerektiğinde bu uğurda canını vermesi zorunludur.

Az olanların çoğunluğa uymaları gerekir.

Her bir insan doğruyu desteklemek, gerçeği tutmak zorundadır.

Ölen herkesi defnetmek zorunlu ve cenazeyi gömmeye imkanı olan herkesin katılması zorunludur.

                  

Yapılmaması Gerekenler:

Her bir kimsenin haram bir şeyi yemesi içmesi yasaktır.

Haram şeylere değmek yasaktır.

Kendini öldürmek, birine suikast düzenlemek yasaktır. 

Anne-babanın gönlünü kırmak yasaktır.

Tabiata zarar vermek yasaktır.

Allah’ın emirlerine karşı gelmek yasaktır.

 

 

 

 


 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![1] Örayev Arazbay, Adat, Ruh Neşriyat, Aşkabat 1995, s.18

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![2] Ataniyazov Sultanşa, Türkmen Kişi Adlarının Açıklamalı Sözlüğü, Türkmenistan Neşriyat, Aşkabat 1992, s.14

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![3] Batırov  Muhammed,  46 Yaşında, Üniversite Mezunu, Bayramali.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![4] Örayev Arazbay, a.g.e., s.27; Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.15

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![5] Karagözova Ovadangüzel, 17 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![6] Atayev Allanur, 17 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![7] Begniyazov Serdarniyaz, 18 Yaşında, Öğrenci, Nebitdağ.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![8] Ataniyazov Sultanşa, a.g.e., s.14

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![9] Ataniyazov Sultanşa, a.g.e., s.15

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![10] Örayev Arazbay, Adat, s.22

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![11] Çarıyeva Ecegız, “Irımlar ve Bebeğe Takılan Adlar”, Türkmenistan’ın Halk Maarifi Dergisi, S.11, 1992, s.15-17

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![12] Ataniyazov Sultanşa, a.g.e., s.15; Çarıyeva Ecegız, a.g.m., s.15-17

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![13] Ataniyazov Sultanşa, a.g.e., s.16

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![14] Örayev Arazbay, Adat, s.20; Ataniyazov Sultanşa, a.g.e. s.16; Goçmıradov Bayram, a.g.e. s,53

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir! 

[15] Örayev Arazbay, Adat, s.22

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![16] Örayev Arazbay, Adat, s.21

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![17] Ataniyazov Sultanşa, a.g.e. s.17

*Türkmen adlarıyla ilgili geniş bilgi için bkz. Ş. Annagılıçov, Türkmenlerde Ad Dakılışı, Aşkabat 1969; Sultanşa, Ataniyazov  Adın Neme?, Aşkabat 1978; Çarıyeva Ecegız, Irımlar ve Bebeğe Takılan Adlar, s. 15-17

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![18] Örayev Arazbay, Adat, s.32,33

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![19] Kılıç Mehmet, Tarihin Yapraklarında Türkmenler, Furkan Ofset Matbaacılık, Bursa 1998, s.22-23; Arazgeldiyeva Oğulsultan, 15 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat; Atayeva Sona, 15 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![20] Hocayev Sohbet, 15 Yaşında, Öğrenci, Nebitdağ; Berdiyev Sapar, 16 Yaşında, Öğrenci, Nebitdağ.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![21] Kadirov Geldimurat, 42 Yaşında, Yüksekokul Mezunu, Denev.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![22] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s. 41

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![23] Çarıyeva Ecegız, “Yeni Doğan Çocuklu Ailelerde Uygulanan İnanç ve Âdetler”, Halıpa Dergisi, S.8,1993, s.15-17

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![24] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.53

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![25] Yaylımova Oğulgül, 50 Yaşında, Arşivci, Aşkabat; Ahmedova Gülnara, 17 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![26] Goçmıradov Bayram, a.g.e. s.36

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![27] Örayev Arazbay, Irımlar, s.51

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![28] Örayev Arazbay, Irımlar, s.47

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![29] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.41

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![30] Örayev Arazbay, Irımlar, s.51

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![31] Cumabayev Kamilcan, 43Yaşında, Yüksekokul Mezunu, Çarcov

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![32] Kalafat Yaşar, “Türkmenistan Halk Sufizmine Dair Notlar”, Milli Folklor Dergisi, C.4, S.26, 1995, s.24

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![33] Örayev Arazbay, Irımlar, s.41

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![34] Goçmıradov Bayram, a.g. e., s. 6

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![35] Goçmıradov Bayram, a. g.e., s.35

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![36] Durduyeva Gövher, 26 Yaşında, Üniversite Mezunu, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![37] Kalafat Yaşar, “Türkmenistan Halk Sufizmine Dair Notlar I”, Milli Folklor Dergisi,  1995, C.4, S.26, s.24

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![38] Goçmıradov Bayram, a.g. e., s. 6

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![39] Gurbanlıyev, Nurmurat, 17 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![40] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.33; Goçmıradov Bayram, a.g.e., s. 42

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![41] Goçmıradov Bayram, Türkmen Halk Irımları (Yayımlanmamış Doktora Tezi), s. 60

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![42] İlyasova Gurbancemal, “Diş Toyu”, Altın Nesil Dergisi, S.4, Aşkabat 2000, s.27; Seyitnepesova Gülcemal, 15 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![43] Matiyeva Maysa, 16 Yaşında, Öğrenci, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![44] Örayev Arazbay, Irımlar, s. 50

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![45] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.32

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![46] Kadırov Alla’nın Kendi Şahsi Arşivinden.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![47] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.33

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![48] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s. 34; Görgeçemen Obasından Toplanan Halk Dörediciliği, 1961, Kolyazmaları Enstitüsü, Kolyazma no: 945

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![49] Örayev Arazbay, Adat, s.56

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![50] Örayev Arazbay, Adat, s.57

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![51] Hayıtova Akgül, 40 Yaşında, Üniversite Mezunu, Kerki.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![52] Örayev Arazbay, Adat, s.59

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![53] Örayev Arazbay, Adat, s. 62

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![54] Örayev Arazbay, Adat, s. 60-61; Süleymanov Süleyman, 65 Yaşında, Lise Mezunu, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![55] Artikov Hudaynazar, a.g.e., s.7; Örayev Arazbay, Adat, s.63; Hayıtova Akgül, 40 Yaşında, Üniversite Mezunu, Kerki.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![56] Örayev Arazbay, Adat, s.63

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![57] Artikov Hudaynazar, a.g.e., s.14

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![58] Kalafat Yaşar, “Türkmenistan Halk Sufizmine Dair Notlar I”, s.24

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![59] Govşakov Oraz, 50 Yaşında, Üniversite Mezunu, Daşoğuz.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![60] Gurbanov Mered, 43 Yaşında, Lise Mezunu, Aşkabat.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![61] Garayeva Maral, 39 Yaşında, Yüksekokul Mezunu, Ağayusuf Köyü-Bayramali.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![62] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s.32-37

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![63] Goçmıradov Bayram, a.g.e., s. 8

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![64] Çarıyeva Ecegız, a.g.m., s.15-17

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![65] Örayev Arazbay, Irımlar, s. 50.

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![66] Görgöçemen Obasından Toplanan Halk Dörediciliği, Kolyazmaları Enstitüsü , Kolyazma No: 945, 1961

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir![67] Örayev Arazbay, Geçmişten İşidilenler, s.138-139


False
   
» Modüller
Kozan İçerik 82
Konuklar İçerik 58
Sanat İçerik 272
eKitap İçerik 9
Web Sitemiz İçerik 9
Hikayeler İçerik 228
Kitaplar İçerik 50
Çeşitli Yazılar İçerik 38
Fıkralar İçerik 112
Filmler İçerik 8
Oyunlar İçerik 42
Dost Siteler İçerik 2
Şiirler İçerik 191
» Sanat Kategorileri
Kozanlı Sanatçılar 19
Abdulkadir Ünlü 24
Gürbüz Ali Güvenç (Kul Gürbüz) 26
Adnan Deniz 73
Arzu Bacı 11
Nizamettin Özcan (Kul Nizami) 17
Hacı Karakılçık 4
Mümin Eker 1
Karacaoğlan 3
Ekrem Özbay 5
Ahmet Şener 11
Sefer Karabulut 2
Cengizhan Secenoğlu 6
Selahittin Okutan 50
Veli İmir (Aşık Meşguli) 4
Fikret Altınsoy 7
Adnan Özcandan 12
Sarı Kılıç 7
Recep Çağlar (Oğuzsoylum) 9
 » Son Sanat
Son Şans
Yazan : TurkesManga Hit : 133
Tarih : 30.Oca.2014 16:33:59
Ata'nın Erleri
Yazan : CSecenoglu Hit : 729
Tarih : 24.Haz.2013 21:11:49
Vatan
Yazan : CSecenoglu Hit : 411
Tarih : 24.Haz.2013 21:02:39
Silivri 1
Yazan : TurkesManga Hit : 432
Tarih : 05.Nis.2013 21:11:13
Silivri 2
Yazan : TurkesManga Hit : 342
Tarih : 05.Nis.2013 21:10:08
Bayraksızlar, Bayrak-Sızlar
Yazan : TurkesManga Hit : 481
Tarih : 05.Nis.2013 20:22:29
Onlar öğretmendi
Yazan : TurkesManga Hit : 323
Tarih : 29.Mar.2013 19:26:13
Demek gidiyorsun öğretmenim
Yazan : TurkesManga Hit : 306
Tarih : 29.Mar.2013 19:25:11
Özledim ben kozan'ımı özledim...
Yazan : TurkesManga Hit : 256
Tarih : 29.Mar.2013 19:24:23
Ondan Mutluymuş Öğretmenleri
Yazan : TurkesManga Hit : 234
Tarih : 29.Mar.2013 19:23:33
Kimdir Dersin Öğretmenim?
Yazan : TurkesManga Hit : 201
Tarih : 29.Mar.2013 19:22:28
Kozan'a Selam
Yazan : TurkesManga Hit : 363
Tarih : 29.Mar.2013 19:21:29
Hey, Hey Kozan'ım Hey
Yazan : TurkesManga Hit : 215
Tarih : 29.Mar.2013 19:19:47
Deniz Meltemi Azra
Yazan : TurkesManga Hit : 149
Tarih : 29.Mar.2013 19:18:07
Gölgelerdenmiş Yaşamı Baharın
Yazan : TurkesManga Hit : 198
Tarih : 29.Mar.2013 19:17:11
 » Hit Sanat
Türkmenistanda Çocukla İlgi
Yazan : TurkesManga Hit : 7243
Tarih : 01.Oca.2010 17:54:10
Aşık Arzu Bacı
Yazan : TurkesManga Hit : 5999
Tarih : 29.Ara.2009 17:48:51
KozanBilgi.Net
Yazan : TurkesManga Hit : 5378
Tarih : 14.Tem.2010 10:42:40
Aşık Arzu Bacı Hakkında
Yazan : TurkesManga Hit : 3870
Tarih : 30.Ara.2010 19:26:12
Ekrem Özbay (Özgeçmişi)
Yazan : TurkesManga Hit : 3286
Tarih : 01.Oca.2010 17:46:49
Türkeş Manga Sitesi
Yazan : TurkesManga Hit : 3145
Tarih : 07.Mar.2011 16:36:30
Veli İmir (Aşık Meşguli)
Yazan : TurkesManga Hit : 2935
Tarih : 29.Ara.2009 16:52:19
Anneme Mektup...…..
Yazan : TurkesManga Hit : 2907
Tarih : 27.Oca.2010 21:51:55
Sefer Karabulut Son Albümü (Marmaristen
Yazan : TurkesManga Hit : 2807
Tarih : 29.Ara.2009 21:18:22
Aşık Hacı Karakılçık
Yazan : TurkesManga Hit : 2799
Tarih : 29.Ara.2009 17:27:40
Gaziköyü
Yazan : TurkesManga Hit : 2713
Tarih : 14.Tem.2010 10:28:42
Okumanın Önemi
Yazan : TurkesManga Hit : 2607
Tarih : 23.May.2010 09:29:54
Abdulkadir Ünlü
Yazan : TurkesManga Hit : 2448
Tarih : 02.Oca.2010 13:13:52
Recep Çağlar (Oğuzsoylum)
Yazan : TurkesManga Hit : 2429
Tarih : 05.Mar.2011 22:14:10
5 Ocak Kurtuluş Bayramı
Yazan : TurkesManga Hit : 2339
Tarih : 03.Ara.2011 20:04:50
 » Son Yorumlar
Ben Muhsin Tozlu. Kozanilçesine geldiğin
Yazan : Misafir205202
Tarih : 09.Nis.2014 11:20:43
AY CANIM ATAMay canım ATAM BİZİM İÇİN NE
Yazan : seda özdemir
Tarih : 05.Oca.2014 13:11:24
Ben nerde oturduğunu biliyorum istersen
Yazan : Misafir455193
Tarih : 02.Ara.2013 22:42:41
Muhteşem Bir Şiir .. İnanılmaz Bir Kahra
Yazan : Misafir628201
Tarih : 09.Kas.2013 17:27:18
GELMEZSEN GELMEGELMEZSEN GELME Türküsü A
Yazan : TurkesManga
Tarih : 01.Eki.2013 11:50:53
GELMEZSEN GELMEİbrahim TATLISES'in 'gelm
Yazan : Misafir659114
Tarih : 01.Eki.2013 11:31:11
yazdığı şiirlere nasıl ulaşabiliriz bilg
Yazan : baranberk
Tarih : 04.Nis.2013 16:00:05
Arzu bacının nerede oturduğunu bilen var
Yazan : Misafir171235
Tarih : 01.Nis.2013 20:39:59
babamaaşkım babam
Yazan : Misafir696200
Tarih : 19.Mar.2013 16:24:49
HELAL OLSUN MÜKEMMEL SES MÜKEMMEL YORUM
Yazan : Misafir072196
Tarih : 10.Mar.2013 16:50:56
gaziköy nereye gidiyor taş üstüne taş ko
Yazan : Misafir918961
Tarih : 03.Şub.2013 21:52:53
işte bu adam benım babam başka ne diye b
Yazan : Misafir113214
Tarih : 13.Ara.2012 19:17:09
türkmenıstany söyyarınmenın yurdum türkm
Yazan : Misafir917337
Tarih : 13.Ara.2012 17:21:09
marmaristen datçayasiteniz çok güz ama ş
Yazan : buket kucan
Tarih : 06.Ara.2012 15:51:00
SENİ UNUTMAK MÜMKÜNMÜ OGUZSOYLUM GARDAŞI
Yazan : Misafir514844
Tarih : 26.Kas.2012 15:37:55
» Sanat Ara
Başlıklarda : İçeriklerde :
» Sanat İstatistikleri
» Ust Kategori (1)
» Alt Kategori (19)
» Sanat (272)
» Okunma (233102)
» Yorum (83)
» Toplam Adettir
» CopyrightYukarı Git
2oo6-2o14 © KozanBilgi.Net - Türkiye'nin Bilgi Paylaşım Portalı
KozanBilgi.Net © Türkeş Manga Tarafından Kurulmuştur. Sitedeki İçerik, Site Sahibinin İzni Olmadan Veya Kaynak Link Gösterilmeden Başka Sitelerde Kullanılamaz.
ÖNEMLİ NOT: Sitemizde, 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine Göre, Tüm Üyelerimiz Yazdıkları Mesajlar ve Konulardan Kendileri Sorumludur.
Sitemizde bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildiriniz. İletişim Adresimiz : turkesmanga@windowslive.com