Şu an KozanBilgi.Net 'de 0 Üye 111 Misafir Bulunmaktadır. Buraya Tıklayarak Görebilirsiniz...
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHarita
Bugün 25.05.2012 
          
ANASAYFA
          
FORUMLAR
          
YAZILAR
          
RESİMLER
          
DUVARIM
          
VİDEOLAR
        
KOZAN
          
ŞİİRLER
          
DOSYALAR
          
HESABIM
          
SOHBET
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -      Aklından Neler Geçiyor ? CANLI DESTEK
» Kozanı Tanıyalım   Sonraki
Kozan'ın Tarihi:

KOZAN TARİHİKozanın tarihi oldukça eskilere dayanmakta olup M.Ö.XV. Hitit Federasyonundan Asurlularının hakimiyeti altında bulunuyordu. Kozan Kalesinin de bir Asur eseri olduğu tarihi birkaç kitabeden anlaşılmaktadır .M.Ö. VI.Y.Y. da Medlerin ve Perslerin M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’in eline geçmiş, onun ölümünden sonra da Selefkusların eline geçmiş, bu Hanedan ile Mısır Batlamyos Hanedanı arasında büyük mücadelelere sahne olmuştur. M.Ö. 66 - 64 yıllarında Pompe tarafından Roma İmparatorluğuna ilhak edildikten sonra M.S. 395 tarihinden sonra da yöre Bizans İmparatorluğunun eline geçmiştir.

Çukurova Bölgesi ve dolayısıyla Kozan yöresine ilk İslami akınların VII. Asrın ilk yarılarında başladığı, asıl fetih hareketinin de Emeviler döneminde gerçekleştiği görülmüştür. Yöreye ilk Türk akını ise Abbasiler devrinde yapılmıştır. Bölge X.asrında Rumların, XI.asrında Selçukluların hakimiyetine girmiş daha sonra Bizans İmparatorluğuyla Kilikya Ermeni Prensi arasında nüfuz mücadelesine sahne olmuştur. Miladi 1200 yılında Kilikya Prensi II.Leon tarafından yaptırılan büyük Katedral ile kent Krallığın Tarsus’dan sonra önemli ruhani bir merkez olmuştur. Bu dönemde şehir kalesi Ermeniler tarafından yenilenerek bir takım ekler yapılmıştır. Çukurova ve yöremiz XIV. yy ortalarından itibaren Mısır Memluklularına ve bunlara bağlı Türkmenlerin Yüreğir koluna mensup Ramazan oğullarının eline geçmiştir. Bu devletin hakimiyetini Yavuz Sultan Selim 1517 yılı Mısır seferiyle son vererek bölgeyi tümden Osmanlı topraklarına katmıştır. Sis, Adana ve Tarsus şehirleriyle birlikte sancak halini almıştır. Sancak , 1610 yılından itibaren Kıbrıs Beyler beyliğine bağlanmıştır. Osmanlı döneminde Müslüman Türklerle Ermeniler yörede bir arada iyi ilişkiler içinde yaşamlarını sürdürürken I. Dünya savaşından sonra Kozan ve yöresi 7 MART 1919 Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransız işgali ile birlikte bu güçler tarafından Ermeniler silahlandırılarak şiddet hareketlerine girmişler ve önemli ölçülerde Müslüman kanı dökülmüş, daha sonra Saimbeyli ve Osman Tufan bey idaresinde teşkilatlanan mukavemet güçleri 2 HAZİRAN 1920 de Fransız işgalciler ve Ermeni güçlerinden temizlenmiştir. Bu tarihten itibaren Sis’e Kozan adı verilmiştir. 1865-1923 yılları arasında Mutasarrıflık olan Kozan Cumhuriyet döneminde bir ara ( 1923-1926 ) yılları arasında Vilayet haleni almış 1926 yıllarından sonra Vilayetliği lağvedilerek Adana İli’ne bağlı İlçe haline getirilmiştir. 1920 Yılında Kozan Türkiye Büyük Millet Meclisine Maraşal Fevzi Çakmak Milletvekili olarak gönderilmiştir. Bu tarihi dönemlerden günümüze kadar gelen tarihi eserler ise, Kozan Kalesi, Anavarza Kalesi, Karasis Kalesi ile Memluklar döneminde ( 1448) inşa edilen Hoşkadem Camii, Kozan suyu üzerinde 9 gözlü köprü ile önemli ölçüde tahribat gören Ermeni Kilisesi kalıntıları mevcuttur.

Coğrafi Yapısı:

CO?RAFİ YAPISI İlçe Merkezi Adana Ovasının yukarı ova denilen kısmında düz arazi ile dağlık kesimin birleştiği kısmın yarı engebeli bir alan üzerine kurulmuş olup, il merkezine uzaklığı 68 km.dir. İlçe, Kuzeyde Kayseri, Yahyalı, Feke, Saimbeyli; Doğuda Osmaniye, Kadirli; Güneyde Ceyhan, İmamoğlu; Batıda Aladağ ilçeleri ile çevrili olup, yüz ölçümü 1690 Km2 dir. İlçenin yüzey şekilleri birbirinden farklı iki konumdadır. Birinci kesimin arazi yapısı Adana ovasının devamı niteliğinde olup, verimli mümbit araziye sahip olup, takriben ilçenin tüm alanının ¼ ünü kapsamaktadır. Geri kalan ¾ ü ise dağlık ve engebelik görünüm arz etmektedir. İlçe merkezinde rakım 109.85 m olup,tipik bir Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir.yazları kurak ve sıcak kışları ılık ve yağışlıdır. Yıl boyunca don olayına rastlanmaz.İlçe Meteoroloji Müdürlüğünün kayıtlarında Yıllara göre ortalama yağış miktarı yaklaşık 900.mm.dir. İlçe merkezi yazları çok sıcak ve kuru geçtiği için söz konusu bu dönemde önemli bir kesimi kuzeyde yer alan dağlık kesimi yaylalara göç etmektedir.en önemli yaylalarımız Horzum, Gedikli, Göller, Elmalı ve Savruk’tur.dağlık ve yaylalık yer aldığı kuzey kesim geniş çam ormanları ile kaplıdır. İlçemiz sınırları içerisinde yer alan başlıca akarsularımız Kilgen çayı,Deli Çay, Zamantı,Göksu ve Sumbas Çayıdır. Kilgen Çayı üzerine 1973 yılında Kozan Barajı inşa edilmiş olup,takriben 70 bin dekar arazi sulamakta olup,ilçeye bolluk ve bereket getirmiştir.

Resimler Sadece üyeler içindir!

NÜFUS DURUMU


Ülkemizde ilk resmi nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır.Aynı sayımda Kozan İlçe Merkezinin nüfusu 5266 olarak tespit edilmiştir.İlçe Merkezinin nüfusu 1957 yılına kadar oldukça düşük bir hızla artış göstererek 7894 kişiye ulaşa bilmiştir. 22.10.2002 tarihinde yapılan nüfus sayımında ise resmi olan rakamlar ile İlçe merkezi 75.833,Kasaba ve Köyleri toplam nüfusu 56.482 olmak üzere 132.315 kişiye ulaşmıştır.Bu Nüfus sayımına göre İlçemiz merkezinde 13.745 kişi artış göstermiş olup İlçe ölçeğinde nüfus hareketi incelendiği takdirde başta Adana olmak üzere diğer İllere az bir göç yaşanırken İlçemiz merkezine Feke,Saimbeyli ve Tufanbeyli gibi komşu İlçelerden bir hayli nüfus akımı yaşanmaktadır. Kozan, nüfus yoğunluğu yönünden Adana’nın dokuzuncu büyüklükteki ilçesidir. İlçede nüfus artışı çok hızlıdır. Kozan’da nüfus artışı yeni doğumlarla, çevreden gelip ilçeye yerleşenlerden oluş maktadır. Göç aldığı yerlerin başında Saimbeyli ve Tufanbeyli ilçeleri gelir. Ayrıca Feke ilçesini ve ona bağlı köyleri de unutmamak gerekir. Merkez nüfusu 1990 sayımına göre 54.500, köylerdeki nüfus sayısı da 63.204 olmak üzere toplam nüfus 117.704’tür. Bu duruma göre ilçede km 70 kişi düşmektedir. Bu oran Türkiye ortalamasının altında bulunmaktadır. Fakat Akdeniz bölgesi ortalamasının üzerinde bulunmaktadır. Genel nüfusun %52.2 kadarı ilçe merkezinde, %47,8 ise köylerde yaşamaktadır. 30 Kasım 1997 yılında yapılan nüfus tespiti sonuçlarına göre ise, Kozan’da şehir nüfusu 62,088, köy nüfusu ise 56,97 1 olmak üzere toplam, 119.059 kişidir. Bu tespite göre ilçe nüfusu 1990’dan 1997 kasımına kadar geçen süre zarfında 1355 kişi artmıştır. Nüfus yoğunluğu da 70 kişi olmuştur. 2000 yılında yapılan nüfus sayısının kesin olmayan sonucuna göre ilçe nüfusu, merkez 85.173 ve kırsal ise 56.101 olmak üzere toplam, 141.274 olmuştur.

Aşağıdaki tabloda Kozan ilçe nüfusunun yıllara göre dağılımı verilmiştir.

Resimler Sadece üyeler içindir!
Yukarıdaki şekilde de görüldüğü gibi ilçe nüfusu 1985-90 yılları arasında bir düşüş kaydetmiştir. Bu nüfus azalmasının sebebi, İmamoğlu’nun bir çok köy ile birlikte (18 tane) Kozan’dan ayrılıp ayrı bir ilçe olmasından kaynaklanmaktadır. (19 Haziran 1987 tarihli ve 3392 sayılı yasayla Kozan ilçesine bağlı İmamoğlu bucağının ilçe yapılmasına karar verilmiştir.)

Kültür:

ÖRF-ADET-GELENEK VE GÖRENEKLER Her toplumun kendine özgü geçmişten günümüze taşıdığı örf-adet-gelenek ve görenekleri vardır. Kozan ve çevresinde de çeşitli konularda geleneksel bir takım uygulamalar devam etmektedir.

DO?UM:
Kozan ve çevresinde doğumla ilgili bazı inançlar mevcuttur. Bu inanışlar Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi, yörede de zamana ve mekana göre bazı değişmelere ve gelişmelere uğramıştır. Ayrıca, bir kısım inanışlar da unutulmuştur. Kozan ve köylerinde hamile kadınlara “gebe, hamile, iki canlı, yüklü ve bebekli” denmektedir. Yurdumuzun hemen her yöresinde olduğu gibi Kozan ve çevresinde de yeni doğum yapan kadında “al basması” olayı görüleceğinden korkulur. Yeni doğum yapmış kadın kırk günü doldurmadıkça onun mezarının açık olduğu, cinlerin ona tesir edebileceği inancı mevcuttur. Bu sebepten dolayı, doğum yapan kadın kırk gün evden çıkarılmaz. Yanında bir bakıcı bulunur. Dışarı çıktığı taktirde al basması olacağından korkulur. Kozan’da geçmişte doğumlar, tecrübeli kadınlara ve köy ebelerine yaptırılıyordu. Fakat günümüzde kadınlar doğumlarını hastane ve en yakın sağlık ocaklarında yapmaktadırlar. Al basması olayının yeni doğum yapmış kadında görüleceğine inanıldığı gibi, aynı şekilde, yeni doğan çocuğa da musallat olabileceğine inanılır. Mecburi olarak kırkı dolmadan dışarıya çıkarılıyorsa çocuğun koynuna yumurta, ekmek, bıçak vs. koyarlar. Hamileliğin belirtisi olan aşerme olayı, ilçe ve köylerinde de gözlenmektedir. Aşeren kadının canı istediği şeyi yemez ise, çocuğun zayıf veya eksik doğabileceğine inanılır. Bu yüzden aşeren kadının istediği yerine getirilmeye çalışılır. Yeni doğan çocuğun, bir kaç gün sonra düşen göbek bağı götürülüp bir okulun bahçesine gömülür. Çünkü, bu sayede çocuğun okuyup büyük bir insan olacağına inanılır. Bu inanç yörede hala devam etmektedir. Sakat doğan çocukla ilgili olarak yöre ve çevresinde çeşitli inançlar vardır. Kozan çevresinde sakat doğan çocuğun iyileşmesi için büyük velilerin türbeleri ziyaret edilir. Onlar vasıtasıyla Allah’a dua edilir. Çocuğun iyileşmesi için koyun, keçi vs. kurban edilir veya daha başka adaklarda bulunulur. Çocuk iyileştiği zaman bu adaklar yerine getirilir. Bundan ayrı olarak hocaya götürülür, okutulur ve muska yazılır. Yeni doğan bebeğe “Maşallah” denir ve sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına ise kamet getirilir. Yakınları bebeğe elbise, mama, takım gibi hediyeler getirirler. İlk doğumda bebeğin yatak takımını çocuğun ninesi hazırlar. Doğum yapan kadınların yakınları, doğum yapan kadına loğusa ziyaretlerinde bulunurlar. Bu ziyaretlerde “kaynar” içilir. Kaynar; şeker, baharat, tarçın ve cevizden yapılarak çay gibi içilir. Çocuğun ilk çıkan dişini görene hediye alınır. İlk dişini çıkaran çocuk için “hedik” kaynatılır. Hedik; Kozan’da bulgurluk buğdaya verilen isimdir. Yeni doğan bebek yedinci, yirminci ve kırkıncı gün yıkanır. Kırkıncı gün bebek hamama götürülür ve kırklanır. Bebekler kırkı çıkma dan gezmeye çıkarılmaz. Kozan’da, çocuğun adını geçmişte aile büyükleri koymaktaydı. Ancak günümüzde anne ve baba isim koymaktadır. Erkek çocuğu olmayanlar, kız çocuklarına “Döndü, Döne, Yeter” gibi isimler koyar. Çocuğu yaşamayanlar ise, yeni doğan çocuğuna Yaşar, Dursun gibi isimler koyarlar. Yine bu konuyla ilgili olarak bir inanç daha yaygındır. Çocuğu yaşamayan kadının koluna yedi demir parçasının birleştirilmesinden meydana gelen bir bilezik takılır. Yörede çocuğa nazar değmesi durumunda da yapılan bazı uygulamalar vardır. Bunlar: “üzerlik otu tüttürülür ve çocuğun üzerinde gezdirilir, kurşun dökülür, nazarlık ve karaçalı takılır.” Kozan ilçesi ve köylerinde çocuğu olmayan kadınlar geçmişte hocaya gidip muska yazdırmakta, tekke ve türbelere ziyarete gidip adak adamakta ve halk hekimliği yapan kişilerin yaptığı ilaçları kullanmaktaydılar. Günümüzde ise daha çok doktora gidiliyor olmasına rağmen, geçmişteki uygulamaların halen yer yer sürdürüldüğüne rastlanmaktadır. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Kozan’da da erkek çocuk makbul sayılmaktadır. Oğlan çocuğunun ana-babaya bakacağı, kız çocuğunun ise ele gideceği düşüncesi hakimdir. Oğlan çocuğunun doğumu müjdeli olarak karşılanmaktadır. Kozan yöresine ait doğum adetleri ile ilgili inanç ve uygulamalar incelendiğin de, görünüş olarak eskiye göre birçok uygulamanın değişikliğe uğradığı ya da yeni uygulamaların ortaya çıktığı görülmektedir. Doğum ile ilgili uygulamalarda görülen bu değişiklik, biçimsel bir farklılaşma olup, içerik halen korunmaktadır.
ASKERLİK:
Türkler, millet olarak, tarih boyunca askerliğe ve askere büyük önem vermişlerdir. Askerliği ve vatan savunmasını kutsal bir vazife olarak telakki etmiş ve hatta Osmanlı’da asker ocağına “Peygamber Ocağı”denmiştir. Bizim milletimiz belli bir yaşa gelmiş olan erkek evlatlarını vatanın savunması için “Peygamber Ocağı” ismini verdikleri asker ocağına seve seve göndermektedir. Türk milleti bilir ki, vatan, millet, bayrak ve hürriyet için mücadele kutsaldır. Bu uğurda ölmek ise şahadettir. Türk milleti tarih boyunca bu mefkure ile vatanına, milletine, dinine düşman olanlarla ve saldırıda bulunanlarla savaşmış, destanlar yazmıştır. Bugün Kozan ve çevresinde, diğer yörelerimizde olduğu gibi, bu kutsal vazifeye gidecek olan gençlerimizi uğurlarken bazı inanışlar, uygulamalar ve adetler ortaya çıkmıştır. Bu adetleri kısaca belirtmeye çalışalım. Askere gidecek genç bir hafta öncesinden itibaren hazırlıklarını yapar. Gitme günü yaklaştıkça, son günlerini arkadaşlarıyla birlikte geçirir, gülüp eğlenirler. Askere gitmeden bir gün önce de genç bütün akraba konu, komşu ve arkadaşlarıyla helalleşir ve vedalaşır. Bilinir ki asker ocağına gidip de dönmemek var. Son gün akşam tüm arkadaşlar toplanıp yemek yerler ve sohbet ederler. Akşamdan gece yarısına kadar, askerliğini yapmış olanlar hem askerdeki anılarını anlatırlar hem de yeni asker olacak gence nasihatlerde bulunurlar. Sabah olup ta yolculuk vakti gelince askere gidecek delikanlı anne, baba ve kardeşleriyle helalleşir. Genç ve annesi sarılıp ağlaşırlar. Anne oğlunun eline kına yakar. Bu adet Kozan ve çevresinde eskiden beri uygulanır. Bu Metle ilgili yöremizde şöyle bir hikaye anlatılır. Mehmet isminde delikanlının biri askere uğurlanırken, annesi tarafından avuç içine kına yakılır ve uğurlanır. Eğitim esnasında gencin elindeki kına, komutanın dikkatini çeker. Komutan Mehmet’i çağır tır ve bunun manasını sorar. Mehmet ise, kınayı annesinin yaktığını ve manasının ne olduğunu niçin yakıldığını bilmediğini söyler. Komutan ise, Mehmet’e izine gittiğinde bunun manasını annesinden sormasını ve öğrenmesini ister. Mehmet izi ne gittiğinde annesine sorar ve manasını öğrenir. İzin bitip asker ocağına döndüğünde, Komutanı, Mehmet’i tekrar çağırtır ve kına yakmanın ne anlama geldiğini öğrenip öğrenmediğini sorar. Mehmet ise şöyle cevap verir: “Komutanım, bizim kültürümüzde üç şeye kına yakılırmış. Birincisi, gelin olacak kıza kına yakılır. Kocasına kurban olsun diye. İkincisi, kurbanlık hayvanlara kına yakılır. Allah’a kurban olsun diye. Üçüncüsü ise askere gidecek gençlere kına yakılır, vatanına kurban olsun diye” der ve olayı anlatır. Komutan dinledikten sonra bu adetin inceliği ve manası karşısında gözyaşlarını tutamaz. Anne, oğlunun eline kına yaktıktan sona oğlu ile son bir defa sarılıp helalleşir ve arkasından biraz su döker. Genç arkadaşlarının omuzlarında tezahüratlarla terminale kadar getirilir. Mesafe uzak ise arabalarla gelinir. Terminalde davul zurna eşliğinde halay çekip eğlenirler. Otobüsün hareket saati geldiğinde genç arkadaşlarıyla bir bir helalleşip, vedalaşır. Arkadaşları tarafından otobüse bindirilip uğurlanır. Bazı kesimlerde bir gün öncesinde mevlit ve Kur’an okutma adeti vardır. Bu mevlitte bütün arkadaşlar, akrabalar, komşular toplanırlar gençle helalleşirler. Kozan ve çevresinde askere uğurlama genellikle bu şekilde yapılır.

KIZ İSTEME (DÜNÜR GİTME):
Bilindiği gibi insan yaşamının üç önemli geçiş dönemi vardır. Bunlar sırasıyla doğum, evlenme ve ölümdür. İşte bu geçiş dönemlerine kümelenen gelenek ve görenekler, o bölgenin kültürel değerlerinin büyük bir bölümünü oluşturur. Evlilik bu dönemlerden bir tanesidir. Evlenme çağına gelen gençler, eşlerini eskiden olduğu gibi anne ve babasının isteğiyle veya kendi istekleri ile seçmektedirler. Genç erkek yaşantısını birleştireceği kızı bulduktan sonra durumu ailesi seçmemişse doğrudan doğruya annesine veya arkadaşları vasıtasıyla annesine bildirir. Annesi de çocuğun bu isteğini kocasına bildirir. Erkeğin ailesi çocuklarının bu isteğini olumlu karşılarsa, kız tarafı üzerinde etkili olabilecek birkaç kişi ile birlikte kızı istemeye giderler. Erkeğin ailesi kızı tanımıyorsa kız tarafını tanıyan bir kimse ile kimi zaman haber verilerek, kimi zamanda haber verilmeden kız görmeye gidilir. Kız beğenilirse başka bir gün yakın akrabalardan birkaç kişi kızı istemeye giderler. Kız ailesi durumu zaten anlar. Fakat yine de dünürcüleri beklerler. Dünürcüler de “Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istemeye, hısım-akraba olmaya geldik” sözleriyle tekliflerini yaparlar. Kızın ailesi, kızlarını vermek isterse ‘Aramızda bir danışalım” derler ve dünürcülere ikramda bulunurlar. Eğer kızın gönlü varsa çayı veya kahveyi bizzat kızın kendisi ikram eder, yoksa annesine veya kız kardeşlerinden birisine yaptırır. Ayrıca, kızın gönlü var ise damat adayına “Bir daha içer misin” diye sorar. Başka bir gün aynı dünürcüler yine kız evine giderler. Tekliflerini tekrar ederler. Teklifleri kabul edilirse, en kısa zamanda söz kesilir. Söz kesmede kıza alınacak eşyalar liste halinde dünürcülere verilir. Söz kesilince “Şirinlik” denilen ağız tadı (lokum veya tatlı) yenir. Buna yöremizde “Tatlısını Yemek” denir. Orada bulunanların huzurunda istek listesi “Yedi Hacet” okunur. “Yedi Hacet” yeni evlenenleri bilhassa erkek tarafını gerçekten mali yönden büyük sıkıntıya sokar. Mobilya takımı, tuvalet takımı, misafir odası takımı, mont, gelinlik, çay - kahve takımı, sandık ve ziynet eşyası (bilezik, küpe, tokalı, beşi birlik) vb. gibi...


NİŞAN:
Söz kesildiği gün nişanın ne zaman yapılacağı tespit edilir. 0 tarihte etrafa haber salınır. Haberci ev ev dolaşarak, komşuları akrabaları davet eder. Belirlenen tarihte davet edilen kimseler nişan için toplanır. Oğlan evi tarafından getirilen tatlı yenir. Tatlıdan sonra dua edilir. Dua bittikten sonra kadınlar kendi aralarında eğlenirler, erkekler sohbet ederler. Eğlence bittikten sonra kıza nişan takısı takılır. Oğlan, evinin kız için aldığı nişan hediyeleri getirilir ve gösterilir. Oğlan evinin kız için aldığı nişan hediyeleri şunlardır: Elbiselik, palto, mendil, çorap, iç çamaşırı, terlik ve ayakkabı ve çeşitli ziynet eşyalarıdır. Kız evi de karşılık olarak oğlan evine hediyeler alır. Nişandan sona gidip - gelmeler iki taraf ailesinin anlayışına bağlıdır. Bazı aileler özellikle kırsal kesimlerde nişanlıları görüştürmezler. Şehir merkezinde ise durum tersinedir. Yeni nişanlıların birbirlerini tanımaları ve kaynaşmaları için birbirlerini görmelerine izin verilir. Oğlan, kız evine ziyarete gittiği zaman hediyesiz gitmez. Bu sıralarda düğünün tarihi belirlenir. Her iki aile için uygun olan bir tarih belirlenir. Kozan ve çevresinde nişanlar genellikle ilkbahar ile sonbahar arasında yapılır. Özellikle buğday hasat zamanından sonra Pazar ve Perşembe günleri yapılır.


ÇEYİZ:
Kozan çevresinde genç kız on, on iki yaşında çeyizini dizmeye başlar. Her genç kızın bir çeyiz sandığı ve bohçasının bulunması adettir. Çeyiz işlenmeye başlanınca ilk önce bir bohça işlerler. Çeyize bununla başlanırsa kızın çeyizinin çok olacağına inanılır. Çeyiz gelin getirilme den bir veya iki gün önce oğlan evine getirilir, eşyalar yerleştirilir. Çeyiz getirme genellikle kamyonla yapılır. Halılar kamyonun kenarlarından sarkıtılır. Davulcular diğer çalgıcılarla kamyona biner; davul çalınır. Bir kişi bayrağı eline alır ve elinden hiç indirmez. Şehrin içerisinde bir müddet davul zurna ile çeyiz dolaştırıldıktan sonra oğlan evine getirilir. Oğlan evi misafir odasını hazırlar. Kız giyimi ile ilgili eşyaların, elbiselerin kararlaştırılması ve alınması işi düğüne yakın bir zamanda yapılır. Kız ve erkek evinden birkaç kişinin katıldığı bu alışverişe genellikle kızın da iştirak ettiği görülür. Bu kesime halk arasında “Çeyiz Kesimi” denir. Masraflar erkek tarafına aittir. Erkek evi ayrıca çeyiz kesiminden sonra alışveriş sırasında orada bulunanların hepsini yemeğe davet eder. Gelinin yüzü ve kıyafeti köylerde sadedir. Gelinin yüzüne bir tül örtülür ve başına gelinlik tacı konulur. Yüzüne kırmızı duvak örtülür. “Gelin Göçürmek” dağ köylerinde yakın tarihe kadar, çeyizi ile birlikte at ile yapılırdı. Fakat bu adet yerini, yavaş yavaş arabaya bırakmıştır. Düğünden birkaç gün önce gelinin çeyizi oğlan evine merasimle getirilir. Düğünden sonra ise gelinin çeyizi serilir, oğlan evi tarafından görülür. Buna “Çeyiz Serme” veya “Çeyiz Görme” denilir.
DÜ?ÜN:
Köylerde düğünler adetlere göre yapılmasına rağmen ilçe merkezinde adetler yavaş yavaş kaybolmaktadır. Özellikle bazı adetler şehir merkezinde terkedilmiştir. Düğünler köylerimizde Perşembe günü başlar ve Pazar günü son bulur. Şehirler de ise çoğunlukla düğün salonlarında yapıldığı için bir gün içinde yapılır. Şehir merkezinde ve köylerde düğünlerden bir gün önce kına gecesi tertip edilir.
ÖLÜM:
Kozan ve civarında ölümle ilgili inanç ve uygulamalar diğer bölgelerden pek farklı değildir. Bir kimse ölümcül şekilde hastalanır veya yaşamasından ümit kesilirse, ölmeden önce bir imam bulunur. İmam bulunmaz ise Kur’an okumasını bilen birisi çağrılır. Hastanın başucunda “Yasin-i Şerif” okunur. Hastanın imanlı bir şekilde ruhunu teslim etmesi için yanındakiler alçak sesle şahadet getirirler. Hasta bu şahadetleri duyunca tekrar etmeye başlar. Hasta ölünce önce elbiseleri çıkarılır. Üzerine büyük bir bez örtülür. Ölü sırt üstü yatırılır. Elleri yana bağlandıktan sonra gözleri kapatılır ve çenesi bir bezle bağlanır. Böylece ölü yıkanmaya hazır hale getirilir. Ayrıca, Kozan ve civarında bir kimse öldüğü zaman herhangi bir camiden “Sela” verilir. Ölenin kimliği herkese ilan edilir. Cenaze yıkandıktan sonra kefenlenir. Kefen erkeklere üç kat, kadınlara beş kat olarak kesilir. Birinci kat ayaktan tepeye kadar kesilir. İki tarafı birbirine kavuşacak şekilde çadır biçiminde cenaze sarılır. İkinci kata; erkek cenazelerin diz kapağı ile göğüs arasını örter. Kefenin ucu boğazına geçirilir. Diğer katlarda sarıldıktan sonra cenazeyi kefenleme işi biter. Kadınlarda ise, kefen topuklar ile boğaz arasına sarılır. Kefenin iki tarafı ayak altı ve baş üstünden itibaren bağlanır. Kadınların kefenlerinin erkeklerinkinden farklı olarak göğüs ve baş örtüsü bulunur. Cenaze böylece kefenlendikten sonra camiden bir tabut alınır, ceset tabuta konur. Öğle ya da ikindi namazından sonra cenaze el üstünde taşınmak suretiyle “Allah Rahmet Eylesin” sözleri ile mezar lığa götürülür. Ölü daha sonra musalla taşına konur. Burada cenazeye “telkin” denen dualar okunur. Cenaze namazı kılındıktan sonra ölü defnedilir. Bütün işler bittikten sonra cemaat mezarlıktan yavaş yavaş dağılır. Önceden mezara çelenk koyma adeti yoktu. Günümüzde ölen kişi gelinlik kız veya nişanlı ya da erkek delikanlı ise mezarının başına bir bayrak veya kırmızı renkli eşarp gibi şeyler dikilerek konmaktadır. Ölen yeni gelin ise cenazeye kızın gelinliği de örtülür. Bundan gaye; kızın çok genç yaşta ve en mutlu gününde öldüğü; hayata doymadığını belirtmektir. Şehirde cenaze çıkan eve komşuları ve akrabaları birkaç gün yemek gönderirler. Köylerde ise cenaze evinde koyun veya keçi kesilir. Halk mezardan dönünce birlikte yemek yenir. Sofra ortada iken Kur’an okunarak ölünün ruhuna bağışlanır. Aynı zamanda mevlit okunur. Yemekten sonra hısım, akraba orada kalarak ev sahibinin (ölü sahibinin) üzüntüsüne ortak olunur. Cenazenin haftası, kırkıncı günü ve yıl dönümlerinde yemekli mevlit okutulur.

TURİSTİK VE TARİHİ YERLER

YARIKKAYA (UZUNO?LAN) KALESİ
Resimler Sadece üyeler içindir!
Kozan İlçe merkezinin kuzeydoğusuna düşen Yarıkkaya kalesi, Ferhatlı ve Eskimantaş köylerini birbirinden ayıran Uzunoğlan tepesinde bulunur.Karstik bir araziden oluşan tepe, Anavarza ve Karasis kalelerini görebildiği gibi, Dededağı’nı da görür. Yaklaşık 750 metre yükseklikte kurulu kalenin, güney ve güneydoğusunda Ferhatlı, kuzey ve kuzeybatısında Eskimantaş köyleri yer alır. Uzunoğlan tepesinin hemen karşısında (güneybatısında) Tülek tepesi, kuzeybatısında ise Çamlıtepe bulunmaktadır. Uzunoğlan ve Tülek tepelerini birbirinden ayıran 530 metre rakımlı, Gedikboğazı mevkiinden asfalt bir yol geçer. Kalenin hemen yanından geçen bu yolun iki ucu da kaleyi, ilçe merkezine bağlar. Hakim bir tepeye kurulu bu kale çok eski bir tarihi geçmişe sahiptir. Eski Hitit kaleler zincirinin bir halkasını oluşturan kale, halen sapasağlam ayaktadır. Anadolu’daki diğer kaleler gibi bu kale de tarih çağlarında çok el değiştirmiştir. Kalenin en yüksek yerinde bulunan ibadet hanedan, kaleyi inşa edenlerin Hititler olduğu kanaatine varılabilir. Çünkü tabanı mermer ile kaplı ve çevresinde büyük sütunlar dikili olan bu ibadethanenin, güneybatıya bakan kısmında yer alan bir kayada, Hitit tanrıçasının kabartması bulunur. (Yerli ve yabancı arkeologların kalede yaptığı araştırmada bu kabartmanın bir Hitit Tanrıçası olduğu ortaya çıkmıştır. Kalenin zirvesinde yer alan açık hava tapınağı, günümüzde sütunları ve kaya kabartması ile hala sapasağlam ayakta durmaktadır. Ayrıca kale ve yakın çevresinde, yeraltından çıkan geyik ve aslan heykelcikleri ile çeşitli motifler burayı Hititler’in yaptığı tezini güçlendirmektedir. Uzunoğlan’ın eteklerinde ve yakın çevresinde şehir yerleşmelerinin izlerine rastlamaktadır. Elek sırt, Beşiktaş mevkileri ile Tülek ve Çamlıtepe eteklerinde vardır. Belirtilen yerlerdeki şehir harabeleri kale ve şehir yaşantısı hakkında, bizlerin bilgi sahibi olmasını sağlamaktadır.
KARASİS KALESİ
Karasis kalesi, Çukurova’daki kaleler zincirini önemli bir halkasını

Resimler Sadece üyeler içindir! Resimler Sadece üyeler içindir!
oluşturur. Kozan Barajı’nın hemen kuzey kesiminde yer alan kale, ilçe merkezine kara yoluyla yaklaşık 17 Km. uzaklıktadır. Kaleyi inşa edenlerin Selefkoslar (Selefkiler) olduğu bilinmektedir. Milattan önce 333 de Büyük İskender’in eline geçen Kozan, O’nun ölümünden sonrada Selefkosların idaresine girmiştir. (Selefkos, Büyük İskender’in Komutanlarından biridir.) Kalede en son Almanyadan bir ekip çalışmalar yapmaktadır.



BUCAK KALESİ
Resimler Sadece üyeler içindir!
Bir orta çağ kalesi olan Bucak kalesi, ilçe merkezine yaklaşık 30 km. mesafede bulunmaktadır. Kale, surları ve burçları ile sapasağlam ayakta durmaktadır. Bucak Kalesi’ni kimin inşa ettiği bilinmemektedir. Ancak, kalenin yapılış tekniği ve kullanılan malzemeler açısından orta çağ kalesi olduğu bilinmektedir. Yaklaşık 60-70 metre yükseklikteki bir tepeye kurulu Bucak Kalesi’nin, askeri amaçlı kurulduğu tahmin edilmektedir

FERHAT TEPESİ KİLİSESİ
Resimler Sadece üyeler içindir!
Büyük bir kısmı yıkılmış olan kilise Ferhatlı Köyünün tepe mahallesinde bulunur. Okulun yanı başında bulunan Kilise, Kozan ilçe merkezine yaklaşık 15 km. mesafededir. Koyun evi köyünde bulunan kilise gibi bu kilise de Bizans devri köy kilisesi özelliği taşır. Orta çağ kalıntısı olan kilisede, her hangi bir kitabeye rastlanmamıştır. Taşların üzerinde bir kaç tane haç işareti bulunmaktadı

KÖREKEN (KIRKKAPI) KİLİSESİ

Resimler Sadece üyeler içindir!
İlçenin hudutları içinde bulunan çok sayıdaki kilise harabelerinden ayakta kalabilenlerden birisi ve en önemlisi Köreken Tepesi’nde bulunan kilisedir. Halk tarafından Kırkkapı olarak da bilinen kilise, ilçe merkezine yaklaşık olarak 20- 25 km. uzaklıktadır.

ANAVARZA KALESİ(Anazarbos Antik Kent)
Kilikya Ovasının önemli merkezlerinden biri olan Anavarza’nın antik kaynaklarda adı “Anazarbos”, “Anazarba” olarak geçer. Yaklaşık olarak Adana’nın 70 km kuzeydoğusunda, Dilekkaya Köyündedir. Bu antik şehir, Sumbas Çayı’nın Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km kuzeyin de bir ada gibi yükselen tepe üzerindedir. Kentin yerleşme tarihi belli olmamakla beraber M.Ö.ll.yy’da ovalık Kilikya’yı ele geçiren Asurlular tarafından kurulduğu ya da eski bir yerleşmenin üzerine inşa edildiği tahmin edilmektedir. Fakat, Anavarza Antik Kenti’nin, Asurlular tarafından kurulmasına yönelik ileri sürülen görüşlere şüphe ile bakmak gerekmektedir. Çünkü, eski çağ tarihi alanında araştırma yapan bilim adamlarına göre, Asurlular Çukurova’ya 50-60 yıl gibi kısa bir süre hakim olmuşlardır. Ayrıca, bu bölgeyi Asurlular, bir sömürge olarak kullanmışlardır. 50 yıl gibi kısa bir süre ve sömürge olarak kullanılan bir bölgede zamanın şartları da düşünülürse Anavarza gibi muhteşem bir antik kentin kurulması mümkün görülmemektedir. Bu yüzden, Anavarza’nın kurulmasına yönelik yapılacak araştırmalarda, 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu’ya ve dolayısıyla Çukurova’ya egemen olan Hititler üzerinde yoğunlaşmak gerektiği düşüncesindeyim. Anavarza kale ve şehri, çeşitli kültürlerin birbirini etkilediği ve zamanla da kaynaştığı önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Zafer Tak’ı yakınlarında bulunmuş bir yazıtta, iki kez depremlerle yerle bir olmuş kent surlarının onarıldığından bahsedilmektedir. Bu yazıtlardan birinde Vali San Dogenes’in adı geçmektedir. Bugün ayakta duran yapıtları ile Antik Anavarza Şehrinin kesin olarak bilinen tarihi M.Ö. 1. yy.da İmparator Augostos’un (M.Ö. 27-M.S.14) Anavarza’yı Roma İmparatorluğuna bağlamasıyla başlar. Roma İmparatorluğu devrinde bölgenin önemli kentlerinden birisi olmuş ve kentte imparator şerefine büyük anıtlar yaptırılmıştır

andIL(andala)KALESİ
Dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Anadolu’da da, eski çağlardan günümüze kadar çok sayıda uygarlık kurulmuş, belli bir süre yaşamış ve sonra yok olmuştur. Özellikle Toros Dağlarında gerek tarih öncesi, gerekse tarih çağlarında yoğun bir yerleşim olmuştur. Tarih çağlarında kıyıdan içerilere, derin vadileri takip ederek uzanan yolları, düşmandan ve soygunculardan korumak amacı ile birbirini gören yüksek noktalar da kaleler veya gözetleme kuleleri inşa edilmiştir. Bu amaçla yapılan Anadolu’daki kalelerden biri de Kozan’daki andıl Kalesi’dir. Orta Toroslar’da bulunan çok sayıdaki kale kalıntılarından biri olan andıl Kalesi, Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan ticaret yolunun güvenliğini sağlamak için yapılmıştır. Kozan’dan Feke ve Saimbeyli’ye giden tarihi kervan yolunun batı yanına inşa edilen kale, haberleşme açısından çok önemli bir rol üstlenmiştir. Bu kale hakkında yapılan araştırma raporları kalenin, 13. yy.da bir manastır olarak da hizmet verdiğini ortaya koymaktadır. (R. Edwards). andıl Kalesi, Kozan’ın 15. km. kuzeyinde olup, ilçe merkezinden görülebilir bir mevkide yer alır. Denizden 1510 metre yüksekte yer alan andıl Dağı’nın zirvesine kurulu kale, geniş bir çevreye hakimdir. Bu kale Kozan’da bulunan kalelerin en yüksek olanıdır. andıl Kalesi, Çukurova’daki kaleler zincirini oluşturan kalelerin büyük çoğunluğunu görebilmektedir. Bunlar; Karasis, Uzunoğlan (Yarıkkaya) Anavarza ve Kozan Kaleleridir. Bu kaleye, Kozan merkezinden Turgutlu’ya giden ve oradan da andıl Köyüne geçen, büyük çoğunluğu asfalt olan, bir yol ile ulaşmak mümkündür. Kozan’ın önemli kalelerinden birini oluşturan bu kalenin, kesin tarihi hakkın da bir bilgimiz yoktur. Fakat, kalenin yapımında kullanılan malzemelerden, inşaat tekniklerinden ve kale ile yakın çevresinden çıkan çeşitli sikke ve araç-gereçten bu kalenin bir Ortaçağ kalesi olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kale hakkında ilk ilmi araştırmayı yapan kişi, W. Robert Edvards’tır. Bu araştırmacının 1949 yılında yaptığı araştırma raporları, sonra yapılan andıl kalesi tetkikleriyle örtüşmektedir. Kale ve yakın çevresinde çok sayıda sikke bulunmuştur. Köylüler tarafından bulunan bu sikkeler içerisinde, Kilikya Ermeni Prensliği’ne ve Roma dönemine ait olduğu bilinenler de vardır. Orta çağa ait olan bu sikkeler içinde, Ermeni prenslerinden 2. Levon ve 2. Het’um’a ait olanlar da bulunmaktadır. Son olarak kalede Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Kozan Belediyesi tarafından bir çalışma başlatılmıştır.
BEDESTEN (ARASTA)
Bedesten (Arasta) Kozan’ın merkezinde Aşağı Çarşıda Hoşkadem Camii’nin hemen altında yıllardır kapalı tutulan tarihi bir yapıdır. İçinde yirmiye yakın dükkan ve iş yeri vardır. Bu tarihi yapı, eski Kozan ticaretinin döndüğü en önemli mekandır. Bedesten, 1904 tarihinde Helvacı zade Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmış bir Osmanlı yapısıdır. Hacı Ali Usta tarafından da inşaatı yapılmıştır. 17 iş yeri olmakla birlikte içerisinde zeytinyağı mahseresi ve helva yapımı da muhtelif zamanlarda yapılmıştır. Bedesten Kozan’ın kapalı çarşısıdır. 2004 yılı öncesinde yıkılmayı beklerken, sahipleri tarafından Kozan Belediyesine devredilmesi için kamulaştırma çalışmaları başlatıldı. Restorasyonu için Ankara Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden gelen bir öğrenci grubuna Rölevesi yaptırılmıştır. Bedesten son olarak 25 Eylül 2004’te 1. Kozan Sempozyumu’nun Çalıştay programına ev sahipliği yapmıştır.
HOŞKADEM CAMİİ
Kozan’ın önemli tarihi eserlerinden birisi de Hoşkadem camiidir. Çarşı için de bulunan cami, Türk mimari özelliklerini göstermektedir. Caminin kuzey kapısı üzerinde bulunan kitabesinde, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında yaptırılmış olduğu yazılmaktadır. Bütünü ile dikdörtgen plan oluşturan cami, ulu camiler sınıfına dahil edilmektedir. Yay kemerli giriş kapısının üzerinde büyükçe bir kartuş içine yazılmış üç satırlık inşa kitabesi bulunmaktadır. Halk tarafından Büyük Cami olarak da adlandırılan tarihi cami, günümüzde ibadete açık durumdadır.

KİLİKYA MANASTIRI
1292-1921 yılları arasında Kilikya Ermenilerinin merkezi olan Sis Ermeni Manastırı, Kozan Kalesi eteklerinde bulunmaktadır. Kilikya Manastırı eski devirlerde hükümet kurmuş Ermeni mülkünün üçüncü tabakasından, Rubinyan Krallarından “Haytum” tarafından Ayasofya’nın benzeri olarak inşa edilmiştir. Bu manastırın bir benzeri de Ermenilerin merkezi olan “Açmiyazin” şehrinde olduğu söylenmektedir. Kilikya Manastırı, Ermeni papalarının ruhani bir merkezi sayılırdı. Manastırın etrafında bulunan çiçekler, yedi kulplu altın kazanların içine konulur. 3-4 senede bir yağ çıkartılırdı. Buna “Pelesenk Yağı” denilirdi. Altın kazanların ağzının açılış töreni için açık artırma yapılır ve en çok parayı veren altın kazanın ağzını açarmış. Pelesenk yağı (suyu) her taraftan gelen Hıristiyanların katıldığı büyük bir merasimle elde edilir. Kilikya Manastırının o zamanın Hıristiyan dünyasında çok büyük bir yeri vardı. Manastırın iki büyük kapısının, 366 odasının ve bir kaç tanede altın kazanının olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca manastırın bir çok bölümünün mermerlerle kaplı olduğu belirtilmektedir. Bu manastır, 1921 yılında Beyrut’a taşınmış ve halen oradan faaliyetlerini sür dürmektedir. Kozan’daki manastırın, diğer Ermeni Kilise ve manastırlardan statü olarak yüksek olduğu belirtilmektedir. 2 Haziran 1920’de Fransızlar Kozan’ı terk ederken Katalikos vekili Yahişa efendi manastırın bütün anahtarlarını bir çuvala koyarak Kozan Mutasarrıfı Ihsan Bey’e teslim ederken şunları söylemiştir; “Biz artık buralardan gidiyoruz ve bir daha dönüşümüz olmayacaktır. Bu manastır bir mabettir. Burasını bir cami yahut hastane veya mektep yapınız. Memleketiniz için çok hayırlı olur.” demiştir. Maalesef aradan zaman geçtikten sonra Kilikya Manastırı o zamanki yetkili kimselerin fikirlerine yenik düşmüş, sonuçta ortada Kilikya Manastırı diye bir şey kalmamıştır. Yalnızca çevre duvarları ayaktadır. 1950’li yıllarda belediye başkanlığı yapan Dede Akçalı, Kilikya Manastırı’nın taşlarını söktürmüştür. Manastırdan sökülen taşların Arap Camii’nin inşaatında ve Belediye Mezarlık duvarlarında kullanıldığı belirtilmektedir. Bu manastır şu an olsaydı, Kozan’ın konumu çok daha farklı olurdu. Dileğimiz diğer tarihi eserlerimizin de aynı akıbete uğramamasıdır.
KOZAN (SİS) KALESİ
Çukurova’nın en önemli kalelerinden biri olan Kozan (Sis) Kalesi, “Amfi tiyatro” şeklinde inşa edilmiş olup, Ermeni mimari karakterindedir. Kalenin alçak surları, Tarsus Kalesi örnek alınarak yapılmıştır. Kale, kalkerden meydana gelen oldukça dik bir tepe üzerinde bulunmaktadır. 400 m. rakımlı olan bu tepe ilçeye hakim bir konumdadır. Kozan Kalesi, bazı devirlerde (Küçük Ermeni Prensliği ile Selçuklu Imp. dönemlerinde) tamirattan geçmiştir. Günümüzde ise oldukça sağlam bir durumdadır. Sis Kalesi’nin, çeşitli kaynaklarda, Asurlular tarafından yapıldığı ve sonradan da bir çok el değiştirdiği belirtilmektedir. Fakat, Asurluların, Çukurova bölgesine 50-60 yıl gibi kısa bir süre egemen oldukları ve bölgeyi sömürge olarak kullandıkları göz önünde tutulur ise, bu yukarda belirtilen bilgiye şüphe ile bakmak gerekmektedir. 700 yıla yakın bir süre bölgeye hakim olan Hititlerin de bu kaleyi yapmış olabileceği düşünülebilir. Yörede bulunulan birçok antik şehir ve kale kalıntıları ile ilgili tarihi ve arkeolojik araştırmaların yetersizliği, araştırmacıları farklı düşüncelere sevk etmiştir. Dileğimiz, ilçe ve yakın çevresindeki bilimsel araştırmaların bir an önce başlatılması yönün dedir. Yörenin en eski kalelerinden biri olan Kozan Kalesi, “Dağ kaleleri” zincirinin dördüncü halkasını teşkil etmektedir. Kalenin, iki grup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Güney kesimindeki tepede bir iç kale (Ahmedek) vardır. Kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar mevcut tur. İç kale de dahil altı bölümden oluşmaktadır. Bütün bölümleri birbirine bağlayan kapılar vardır. Kalenin su ihtiyacı ise, büyük su sarnıçları sayesinde karşılanmakta idi. Sis kalesi, kuzey ve güney olmak üze re iki ayrı kale grubundan oluşur. Bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Daha dışarıda olan ikinci sur ile, Ermeni Katolikosluğu’na merkezlik yapan kiliseyi, kiliseye ait kütüphaneyi, misafirhaneyi ve keşiş odalarını çevreler. Kalede Asur, Roma ve Ermeni dillerinde yazılmış bir kaç yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlar kalenin, tarih çağlarından günümüze kadar çok sayıda el değiştirdiğini ortaya koyar. Kozan Kalesinden Anavarza, Karasis ve andıl Kalelerinin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca berrak bir havada Akdeniz’in bile görülebileceği kaleye farklı bir önem kazandırır. 1952 yılında, kalenin ana giriş kapısına kadar varan, 1.5 km kadar bir yol yapılmıştır. Bu yol şu anda asfalt durumdadır.

KUDRET KALESİ
Orta çağ kalesi olan Kudret (Tepecikören) Kalesi, Tepecikören Köyünün su boğazı mevkiinde bulunur. İlçe merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktadır. 15-20 m. yükseklikteki bir tepeliğe kurulu kalenin surları, büyük oranda yıkılmış durumdadır. Kale içerisinde bir kaç tane daire şeklinde delikler vardır. Bu delikler kale içinde bulunan mahzenlerin giriş kısmındadır. Kalenin hemen yakınında bulunan Kalemli Pınar mevkiinde mezarlık vardır. Mezarlıktaki kesme taşlar üzerinde haç işaretleri bulunmaktadır.
TARİHİ KÖPRÜ
Kilgen Çayı olarak da bilinen Kozan Çayı üzerinde kurulmuştur. 9 ayrı gözü olan tarihi köprü geçmişten günümüze Kozan’ı batı kısmıyla birleştirmektedir. Kozan Barajının yapımından önce Kilgen Çayı’nın azgın sularından Kozan ahalisi Tarihi Köprüyle kurtulmuştur. Köprü yapımından bugüne sağlam bir şekilde Kozan halkına hizmet vermektedir.
YAVERİN (ARIKAN) KONA?I
Yaverin Konağı Kozan İlçesinin tarihi merkezinde bulunan eski yapılar arasında özel bir yere sahiptir. Konağı yaptıran kişi Mıcırıkyan Kirkor Efendi’dir. 19. yy’ın sonlarında inşa edilmiş olduğu düşünülen yapı, yüksek taş avlu duvarları, kemerli giriş kapıları, taş zemin katlar gibi Kozan ilçesindeki tarihi yapıların karakteristik özelliklerini barındırmasının yanı sıra; ara katta ve birinci kattaki açık sofaları, kuzey ve güney yönlerindeki dairesel çıkmaları ve işçiliği ile diğer yapılardan ayrılmaktadır. Doğu cephesinde, son katta, ahşap payandalarla desteklenen ahşap balkon ve payandaların arasını bağlayan ahşap kemerler sokak cephesini zenginleştiren öğelerdir. Zemin katın ve ara katın yüksek taş duvarları üzerinde yükselen, bu son kat Kozan’ın genel görünüşüne hakimdir. Yapı, geniş bir açık sofa ile güneye yönlendirilmiştir. Ara katta odalar doğrudan sofaya açılmaktadır. L şeklindeki yapının bir diğer kanadındaki odalara balkondan ulaşılmaktadır. Bu kanatta mutfak, banyo gibi mekanlar bulunmaktadır. Aslında dam çatılı olan bu kanat günümüzde çinko ile örtülmüştür. Esas yapının üzeri ise, konak yapıldığı zamanda kullanımı çok nadir olan Marsilya kiremidi ile örtülmüştür. Avluda yer yer orijinal zemin döşemesi görülmektedir. Ön ve arka avlularda birer su kuyusu bulunmaktadır. Ön avludan geçilerek ulaşılan konağın kuzey yönündeki avlusuna geçiş sadece sokak üzerinde bulunan kemerli kapıdan olmaktadır. Güney yönündeki avlu ile kuzeydeki avlu arasında bağlantı yoktur. Tüm döşeme ve kirişler ahşaptır. Ara kata taş basamaklarla, üst katlara ise ahşap basamaklarla ulaşılmaktadır. Yaverin Konağı’nın restorasyon çalışmalarının ilk aşaması olan Rölöve (mevcut durumun çizim aşaması) bitirilmiş, butik otel için restorasyon çalışmaları yapılmaktadır

Resimler Sadece üyeler içindir!


İLÇE HARİTASI

False
   
» Yazı Ara
Başlıklarda : Yazılarda :
 » Kategoriler
Çevre İlçelerimiz 1
Çevre İlçelerimiz 7
Şiir Dünyası 1
Adnan Deniz Şiirleri 13
Kozanın Köyleri 2
Kozanın Köyleri 86
Köylerimizden Haberler 15
Muhtelif Yazılar 4
Efsaneler 10
Genel Kültür 26
Duygusal İçerikli Yazılar 16
Şiirler 22
İnanç Dünyası 1
İslami İçerikli Yazılar 18
 » Son Yazılar
slm
Yazan : serifezehra Hit : 111
Tarih : 16.Oca.2012 10:51:29
Ay Tutulması
Yazan : serifezehra Hit : 104
Tarih : 16.Oca.2012 10:50:16
slm
Yazan : serifezehra Hit : 99
Tarih : 16.Oca.2012 10:47:41
Kozan'da Bir Çobanın Cesedi Bulundu
Yazan : TurkesManga Hit : 767
Tarih : 19.Haz.2011 07:47:30
Anne Gözüyle Görmek
Yazan : TurkesManga Hit : 979
Tarih : 16.Haz.2011 06:59:39
GENÇ FATİH ( 9 )
Yazan : Genc_Turk Hit : 520
Tarih : 20.May.2011 07:53:39
Kalbimdesin hilalim
Yazan : Genc_Turk Hit : 618
Tarih : 04.May.2011 19:11:15
Ananıda alda git partisi
Yazan : Genc_Turk Hit : 501
Tarih : 02.May.2011 15:54:03
Bizler şerefimiz ile şehit’iz
Yazan : Genc_Turk Hit : 484
Tarih : 02.May.2011 12:15:59
Muzafferdir benim Mehmetçik
Yazan : Genc_Turk Hit : 431
Tarih : 30.Nis.2011 23:08:02


 » Hit Yazılar
Kozanı Tanıyalım
Yazan : TurkesManga Hit : 12261
Tarih : 17.07.2008
6 Aylık Hava Tahmini Ürkütücü
Yazan : TurkesManga Hit : 11316
Tarih : 08.11.2007
Anne Sevgisi İle İlgili Şiirler
Yazan : TurkesManga Hit : 11096
Tarih : 09.May.2010 00:02:56
Anneler Günü İle İlgili Hikayeler
Yazan : TurkesManga Hit : 7132
Tarih : 09.May.2010 00:06:06
Anadolu Adının Efsanesi
Yazan : TenTen Hit : 3181
Tarih : 21.09.2008
İdem Köyü
Yazan : TurkesManga Hit : 3152
Tarih : 05.Şub.2010 19:59:44
Kurban Nedir? Neden Kesilir?
Yazan : TurkesManga Hit : 3128
Tarih : 22.11.2009
Ejderha ve Kral Kızı Efsanesi
Yazan : TenTen Hit : 2903
Tarih : 21.09.2008
Gezelim Görelim Ekibi Tapan’da
Yazan : TurkesManga Hit : 2822
Tarih : 23.Mar.2010 16:08:29
Kızlar Sekisi Köyü
Yazan : TurkesManga Hit : 2778
Tarih : 24.Şub.2010 14:56:03
 » Son Yorumlar
FAYDALI KÖYÜMÜZÜN YOLLARI VE İÇECEK SUYU
Yazan : Misafir103196
Tarih : 16.May.2012 12:59:51
Yazarları varSevgili Misafir496194, bütü
Yazan : TurkesManga
Tarih : 08.May.2012 21:04:11
yazarları yok
Yazan : Misafir496194
Tarih : 08.May.2012 20:09:38
SEVGİHERKEZE GÖRE ŞİİRLER BEYENİLMEZ BEN
Yazan : Misafir254352
Tarih : 08.May.2012 08:52:52
şiir ile ilgili yorumbana tut elimi anne
Yazan : Misafir1
Tarih : 30.Nis.2012 19:29:58
güzel bir resiimm
Yazan : Misafir110169
Tarih : 26.Nis.2012 21:21:11
kjmgüzel olmuşş
Yazan : 021
Tarih : 12.Nis.2012 18:46:05
wtwebrikler
Yazan : Misafir202182
Tarih : 11.Nis.2012 19:16:18
köyün geçmişi hakkındaki bilgi yetersiz,
Yazan : Misafir164249
Tarih : 31.Mar.2012 23:17:36
eyvall agzına salık ellerine saglık başk
Yazan : Misafir074185
Tarih : 31.Mar.2012 12:17:43
» Yazı İstatistikleri
» Ust Kategori (5)
» Alt Kategori (9)
» Yazı (252)
» Okunma (182144)
» Yorum (129)
» Toplam Adettir
» İframe
Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'i cüz cüz takip etmek için (Mukabele) Lütfen TIKLAYINIZ!Bir birinden güzel dini içerikli filmleri sizin için bir araya getirdik İzlemek İçin Lütfen TIKLAYINIZ!Öğrencilerimizin ihtiyacı olan yüzlerce ders konusunu görüntülü anlatımla bir araya getirdik İzlemek İçin Lütfen TIKLAYINIZ!Unutamadığınız eski filmler ve bir birinden güzel yeni Türk filmleri burada... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYINIZ!İzlemeye doyamayacağınız hepsi bir birinden güzel seçme Türkçe dublaj yabancı filmler burada.. İzlemek İçin Lütfen TIKLAYINIZ! Vatan, Bayrak, Şehit ve değerlerimize sahip çıkan videolar burada... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYINIZ!Duygusal şiirler, öyküler, konuşmalar, aşk adına her şey burada video olarak sizler için toplandı... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN! Yabancı müzik üstelik en hit şarkıları sizler için topladık... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN! Mükemmel dans figürleri, oyunlar, folklor etkinlikleri burada... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN!Çocuklarınızın çok sevdiği Caillou'nun bütün bölümlerini sizin için burada sunuyoruz. Çocuklar için eğitici özelliği olan Caillou ile yavrularınız hem eğlenecek hem de öğrenecek. İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN!En güzel çizgi filmleri mi arıyorsunuz?... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN! Farklı kültürlerdeki etnik kökenler için bir birinden güzel videolar... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN!Bir birinden güzel ilahiler ve kasideler burada. İzlerken kendinizden geçeceksiniz... İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN!Nasıl mı yapılır? İzleyip öğreneceksiniz. İzlemek İçin Lütfen TIKLAYIN!
» CopyrightYukarı Git
2oo6-2o12 © Türkeş Manga - KozanBilgi.Net İçerik Yönetim Sistemi
KozanBilgi.Net © Türkeş Manga Tarafından Kurulmuştur. Tüm Hakları Saklı Olup Yazılı ve Görsel Bilgiler İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
KozanBilgi.Net İletişim Adresimiz : turkesmanga@windowslive.com
Free PageRank Checker