105. Bölüm – “Ne derse güzeldir!”

105. Bölüm – “Ne derse güzeldir!”

kainatın efendisi

Mekkeli müşrikler, Peygamber efendimizin Medine’de, Eshabını birbirlerine kardeş yapmak suretiyle kaynaştırmasını, kendileri için büyük bir tehlike gördüler.

Kısa zamanda bu işin üstesinden gelemezlerse, müslümanlar güçlenip Mekke’ye saldırabilir, bıraktıkları arazilerini, evlerini, yurtlarını ellerinden alabilirlerdi…

Bu düşünceler içinde bulunan Mekkeli müşriklerden Medineli müslümanlara tehdit mektupları geliyordu. Bu mektupların birinde;

“Şüphesiz ki aramızda düşmanlık bulunan hiçbir Arap kabilesinde, bizi, sizler kadar öfkelendiren olmamıştır. Çünkü, bizden olan bir adamı bize teslim etmeniz gerekirken, O’na yardımcı olup, kucak açarak korudunuz. Bu, sizin için çok büyük bir kusurdur. Lütfen, O’nunla bizim aramızdan çıkınız ve O’nu bize bırakınız. Eğer O’nun gidişatı iyi olursa, buna en çok sevinecek olan biziz. Aksi olursa, O’nu çekip çevirmek de yine bize düşer!..” deniliyordu.

Bu mektuba; Hazret-i Ka’b bin Malik, Peygamberimizi medh eden çok güzel bir cevap yazdı.

Mekkeli müşrikler, Medineli müşriklere de aynı şekilde tehdit mektupları yazdılar. Onlara da;

“Eğer bizim düşmanımızı şehrinizden çıkarmaz veya öldürmezseniz, üzerine yürür, sizleri öldürür, kadınlarınızı hizmetimize alırız!..” diyerek tehditlerde bulundular.

Bunun üzerine Medineli müşrikler, Abdullah bin Übey münafığının etrafında toplanıp, fırsatını buldukları an Resulullah efendimize zarar vermek üzere karar aldılar.

Müslümanlar bu durumu öğrenince; sevgili Peygamberimizi korumak için ellerinden gelen bütün gayreti gösterip, O’nun etrafında kenetlendiler. Geceleri sokağa çıkamaz, evlerine uyuyamaz hale geldiler.

Übey bin Ka’b anlatır:

“Resulullah efendimiz ile Eshabı, Medine-i münevvereye teşrif ettiklerinde müslümanlar, müşrik Arap kabilelerinin düşmanlıklarına hedef oldular. Eshab, silahlı olarak sabahlara kadar nöbet bekledi.”

Eshab-ı kiram yekvücut olmuşlar, tehlikeli hallerde bütün güçleri ile müslüman kardeşlerine yardıma koşuyorlardı.

Bunların başında sevgili Peygamberimiz geliyordu. Resulullah efendimiz, her güzel haslette önde olduğu gibi, cesarette de Eshabının en önünde yer alırdı.

Gecenin hangi saatinde olursa olsun, bir feryad işitilince, Peygamberimiz, hiç kimse varmadan atı ile oraya yıldırım gibi yetişir, korkulacak bir şeyin olmadığını Eshabına bildirir ve onları teskin ederdi.

Hicretin beşinci ayında, Ensar ve Muhacirler, Resulullahın emriyle Enes bin Malik’in evinde toplandılar.

Efendimiz, Muhacirleri Mekke’ye ve Mekkelilere tam manasıyla ısındırmak, içlerindeki gariplik duygusunu atmak ve yaklaştırmak istiyordu. Bunun için de aralarındaki kardeşliğin sağlamlaşması için akid yapılacak ve bir senede yazılacaktı.

Eshab-ı kiram, Efendimizi büyük bir aşk ve heyecanla dinlemiş; her şeylerini kendisi için feda etmeye hazır olduklarını, ihlasın en yüksek noktasında bir kere daha dile getirmiş, sözleşme yapılmıştı.

O, ne derse güzeldir, ne yaparsa doğrudur. Buna her biri can-ı gönülden iman ettiler…

Yarın: Mescid-i Nebi…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın