1057 Sayılı Kanun Maziye Hakaret Etmez

1057 Sayılı Kanun Maziye Hakaret Etmez

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan bir müddet sonra Osmanlı işaretlerinin görünmesini ve anılmasını engelleyen kanunlar çıkarılmış. Onun bir sebebi olmalı. Osmanlı’yı mazisi bilenler ise, çıkarılan o kanunları ülkenin geleceğini kötü etkiler bilmiş. Öyle olanlar vardır mutlaka. Buna mukabil öyle olmadığı halde öyle olacak sanılanlar da vardır.

Araştırmacı Yazar Osman Öndeş, bu babda 1927 yılında çıkarılmış olan 1057 sayılı Kanunu, ülkenin geleceğini kötü etkiler bilmiş, bunu kamuoyunun dikkatine sunmaya çalışmış. ( Bkz: http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=43744&blnKayit=True ) Ben, meraklandım, ülkenin geleceğini kötü etkileyeceği sanılan 1057 Sayılı Kanun metnini okumaya karar verdim.

Osman Öndeş, bahsi edilen 1057 Sayılı Kanunu mazimize hakaret eder bulsa da, okumam sonucu anladım ki, bu kanun mazimize hakareti değil bilakis mazimize hörmeti esas alıyor. Şunu diyebilirim: Olabir ihtimali seslendirilecekse, evet, olabilir. Çünkü, zamanımızda, yeni kanunları amacı dışında yorumlama eğiliminde olanlar o kadar çok ki, o kanunu da çarpıtıp maziye hakaret edilecek biçimde icra edebilirler.

Kanun metnininin maddelerini okuyup anlamaya çalışalım:

Madde-1:

a) İçinde devlete mütehattim bir vazife icra, yahut Hükümetin (3. İsmet İnönü Hükümeti) veya belediyelerin efrat ile zaruri ve kanuni olan münasebetlerini temine tahsis edilen binalarla alelümum mektep binalarında vaktiyle Osmanlı saltanatını temsil için konulmuş olan, yahut vaziyetlerine göre halen temsile delalet eden tuğra veya armalar ve bunlarla beraber olarak sultanların medihelerini ihtiva eden kitabeler hakkında ikinci madde hükmü tatbik olunur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

b) Bu kabil tuğra ve arma ve kitabe bulunan hususi binalar, bunlar kaldırılmadıkça veya örtülmedikçe yukarıda zikrolunan faaliyetler ve münasebetlere tahsis edilemez.

1’nci Maddedeki ‘a’ fıkrası, devlette görevlendirilenlerin gerekli vazifelerinin icrasında kullanılacak binalardan bahsediyor. Yeni devletin yeni binalar yapımında geciktiğinde eski devletin binalarına yerleşmesi elbetteki doğaldır. O gün, eski binalardaki saltanat hatırlatan tuğralar ve armalar ve kitabeler gizlenilse de, daha ileriki yıllarda yeni binaların yapılması, eski binalara ihtiyacı kaldırmıştır. Osmanlı yapılarından tahliye, bir daha devlet hizmeti için kullanılamayacağına göre, neden tuğra, arma veya kitabelerinin gizli kalmasına gerek duyulsun? Bilakis bu Kanun, tahliye edilen Osmanlı yapılarına tarihi tuğra ve armaların ve kitabelerin iadesini gerekli kılar. Maddedeki ‘b’ fıkrasına dikkat edilirse, tuğra, arma ve kitabelerin kaldırılmadıkça ya da örtülmedikçe devlet hizmetinde kullanılamayacağını belirtiyor. Devlet hizmeti o binalarda bitmişse anılan işaretler yerlerine gelmesi gerekir.

Madde 2:

a) Birinci maddedeki kayıtların şümulü dahilinde olan tuğra ve arma ve kitabeler Devlet veya belediye malı olan binalarda bulunduğu halde kaldırılarak müzelere konulur.

b) Yerlerinden kaldırılmalarıyla gerek kendilerinin, gerek bulundukları binaların, bedii veya tarihi kıymetlerine halel gelecek olanlar, eserin ve bulunduğu mahallin bedii kıymetini nakisedar etmemek üzere münasip vesait ile örtülür. Bkz: http://www.ekanun.net/1057-sayili-kanun/index.html

Devlet hizmetine alınan Osmanlı binalarındaki tuğra, arma ve kitabelerin, yeni devletin politikasına ters geldiği herkesin malümudur. Hiç bir yeni saltanat eskiye ait işaretlerin görünmesine izin vermez. Günümüze bakılsın lütfen: O günkü yönetimin beğenmediği kimselerin torunları, devlette yer edindiklerinde, o güne ait işaretlerin kaldırılmasına çalışıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

Kural: Hakimiyeti elen geçirenler, hakimiyeti bitenlerin işaretlerine musamaha etmezler.

2’nci maddenin ‘b’ fıkrasında, yeni devletin yönetimi, Osmanlı’ya ait tuğra, arma veya işaretlerin değerini eşşiz benzeri olmayan şeklinde anlamış ki, onların değerlerinin düşmesini önleyecek münasip vasıtalar kullanılmasını vazetmiş.

Yukarıda dedim: Kanun’da ve kanun yapıcılarda anormal bir şey yok. Ama anormal kafaların Osman Öndeşin korktuğu biçimde kanunu uygulamayacaklarının da garantisi yok. Ne edelim yani?..

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 29 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın