12. Bölüm – Süt annenin anlattıkları

12. Bölüm – Süt annenin anlattıkları

Kainatın Efendisi

Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt anne olarak kabul ettikten sonra gördüğü fevkalâdelikleri şöyle anlatır:

Âmine Hâtun da bana sevgili yavrusunu verdikten sonra sordu;

– Ey Halîme, üç gün evvel; “Senin oğluna süt verecek kadın, Benî Sa’d kabilesinin Ebû Züeyb soyundandır”diye bir ses işittim” sen hangi kabiledensin?

-Benî Sa’d kabilesindenim ve babamın künyesi Ebû Züeyb’dir” cevabını verdim.

Ben de Mekke’ye gelmeden önce gördüğüm rüyâyı ve gelirken sağımdan solumdan; “Sana müjdeler olsun ey Halîme! O gözler kamaştıran ve âlemleri aydınlatan nûru emzirmek sana nasib olacak” diye sesler geldiğini anlattım.

Daha sonra, Muhammed aleyhisselâmı alıp hazret-i Âmine’nin evinden ayrıldım. Kocamın yanına varınca,

– Ey Halîme bugüne kadar böyle güzel yüz görmedim. Bilmiş ol ki, sen çok mübârek ve kadri yüksek bir çocuk almışsın, dedi. Ben de;

Vallahi, zaten böyle dilerdim, istediğim oldu, dedim.

Halîme Hatûn, kocası ile birlikte, Muhammed aleyhisselâmı alıp, Mekke’den yola çıktıkları andan itibaren, O’nun bereketine kavuşmaya başladılar. Çelimsiz ve hızlı gidemeyen merkebleri, artık küheylan kesilmişti.

Beraber geldikleri kafile, onlardan önce yola çıkıp çok uzaklaşmış olmasına rağmen, kâfileye tetişip onları geride bırakmıştı. Benî Sa’d yurduna vardıktan sonra görülmemiş bir bolluğa ve berekete kavuştular. Sütü az olan hayvanlarının memeleri dolup taşıyordu.

Kuraklık sebebiyle çok sıkıntıya düştüler ve bir ara yağmur duâsına çıktılar. Muhammed aleyhisselâmı yanlarında götürüp duâ ederek O’nun hürmetine bol yağmura ve berekete kavuştular. Peygamber efendimiz, süt annesi Halîme Hâtun’un sağ memesini emer, sol memesini emmezdi. Onu da süt kardeşine bırakırdı. İki aylık iken emekledi. Üç aylık olunca ayakta durur, dört aylık iken duvara tutunarak yürürdü. Beş aylık iken yürüdü, altı aylık iken çabuk yürümeye başladı.

Yedi aylık iken her tarafa gider oldu. Sekiz aylık iken anlaşılacak şekilde, dokuz aylık iken gayet açık konuşmaya başladı. Konuşmaya başladığında ilk sözü, “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber. Velhamdülillahi rabbil âlemin” oldu.

O günden sonra Allahü teâlânın ismini anmadan hiç bir şeye elini uzatmadı. Sol eli ile bir şey yemezdi. Yürümeye başladığında, çocukların oynadıkları yerden uzak durur ve onlara; “Biz, bunun için yaratılmadık” buyururdu. Her gün O’nu güneş ışığı gibi bir nûr kaplar ve yine açılırdı. Ay ile konuşur, ona işaret ettikçe hareket ederdi. Halîme Hâtun şöyle anlatır:

Muhammed aleyhisselâm, iki yaşına girince, O’nu sütten kestim. Sonra anesine vermek üzere kocamla Mekke’ye gittik. Fakat O’nun öyle bereketlerine kavuşmuştuk ki, O’ndan ayrılmak, mübârek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu. O’nun hallerini annesine anlattım. Amine Hâtun;

– Benim oğlumun büyük şanı vardır, dedi. Ben,

– Vallahi, bundan daha mübârek bir kimse görmedim, dedim.

Sonra, Âmine Hâtun’a, bir çok bahaneler bularak biraz daha yanımızda kalmasını istedim. Bizi kırmadı ve yanımızda kalması için izin verdi. O’nunla tekrar kabilemize döndük. Bu sayede evimiz bereketle doldu, malımız, mülkümüz ve şanımız arttı. Sayısız nimetlere kavuştuk. Sanki gökten nimet yağmakta ve yerden feyz bitmekteydi…

Yarın: Mübârek göğsünün yarılması

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın