14. Bölüm – Muhterem annenin vefâtı

14. Bölüm – Muhterem annenin vefâtı

Kainatın Efendisi

Sevgili Peygamberimizin, üç-beş yaşlarından bile hususi bir hali vardı. Tekbir getiriyor ve Allaha hamd ediyordu. Esrarlı bir ciddiyet, ağır başlılık diğer çocuklardan ayırıyordu O’nu.

Akranı olan çocuklar oyun oynar, fakat O, aralarına katılmazdı. Bir kenara oturur, onları gülümseyerek seyrederdi.

Bu emsalsiz çocuk, altı yaşına kadar annesinin yanında büyüdü. Altı yaşında iken, annesi, Ümmü Eymen adındaki cariye ile birlikte, akrabalarını ve babası Abdullah’ın mezarını ziyaret etmek için Medine’ye gittiler.

Burada, bir ay kaldılar. Peygamber efendimiz Medine’de Neccaroğulları’na ait havuzda yüzmeyi öğrendi. Bu sırada bir yahudî âlimi O’ndaki nübüvvet alâmetlerini görünce, “acaba O Peygamber bu çocuk mu?” endişesi düştü içine.

Ertesi gün efendimizin yalnız bir anını kollayarak yanına sokulup yavaşça sordu:

– Senin adın ne?

– Ahmed…

Tahminin doğru olduğunu bu cevabı alınca anladı. Dayanamayıp haykırdı:

– Bu ümmetin peygamberi işte burada!!! Sanki şuurunu kaybetmişti.

Oradaki Yahûdî âlimlerinden bazıları da, O’ndaki peygamberlik alâmetini görmüşler, peygamber olacağını aralarında konuşup anlatmışlardı.

Onların bu sözlerini duyan Ümmü Eymen, durumu hazret-i Âmine vâlidemize haber verince, mübârek anneleri bir zarar gelmesinden çekinerek, O’nu alıp Mekke’ye dönmek üzere yola çıktı.

Ebvâ denilen yere geldiklerinde, hazret-i Âmine vâlidemiz hastalandı. Hastalığı artıp sık sık kendinden geçiyordu. Şefkat ve merhamet dolu gözlerini kâinatın özü, mukaddes oğlunun nur merkezi güzel yüzüne bakıyor ondan hiç ayrmıyordu…

Mukaddes evlad, ruhunu teslim etmek ve kendisini iki taraflı öksüz bırakmak üzere bulunun Âmine Hatun’un başına telaş ve ıstırapla dolanırken, aziz anne, yaşlı gözleri ile başında duran sevgili oğlu Muhammed aleyhisselâma bakarak şu sözleri söyledi:

“Allahü teâlâ seni, mübârek eylesin. Rüyama göre, sen celal ve bol ikram sahibi olan Allahü teâlâ tarafından, ademoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere gönderilen peygambersin. Cenab-ı Hak seni, milletlerle birlikte sürüp gelen putlardan ve putperestlikten muhafaza edip koruyacaktır” Sonra şu beytleri söyledi:

Eskir yeni olan, ölür yaşayan

Tükenir çok olan, var mı genç kalan.
Ben de öleceğim, tek farkım şudur:

Seni ben doğurdum, şerefim budur.

Geride bıraktım hayırlı evlâd,

Gözümü kapadım, içim pek rahat.

Benim nâmım kalır dâim dillerde,

Senin sevgin yaşar hep gönüllerde.

Şiir bitince nur anne, ruhunu teslim etti. Âmine vâlidemiz vefât ettiğinde yirmi yaşında idi. Şimdi de anneden öksüz kalıyordu Sevgili peygamberimiz…

Ümmü Eymen, Âlemlerin efendisini yanına alıp, birkaç gün süren yolculuktan sonra Mekke’ye getirip dedesi Abdülmuttalib’in yanına bıraktı.

Yarın: O’nun şanı yücedir

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın