20. Bölüm - “O, bu ümmetin Peygamberi!” - KozanBilgi.Net

20. Bölüm – “O, bu ümmetin Peygamberi!”

20. Bölüm – “O, bu ümmetin Peygamberi!”

Kainatın Efendisi

Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin üzerinde, O’nu gölgeleyen bir bulutun ve kuşun (kuş şeklinde iki meleğin) O’nunla birlikte, sefer bitinceye kadar hareket ettiğini gördüler.

Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin ayaklarını eliyle sığamasından sonra, develerin birden sür’atlenmesi gibi nice hallerini görünce, O’nu son derece sevip, şânının çok yüce olacağını anladılar.

Busra denilen yere vardıklarında, yine oradaki manastırın yakınında konaklamışlardı. Gördüğü bir çok alâmetlerden, O’nun son peygamber olacağını anlayıp söyleyen râhip Bahîra ölmüş, yerine Nastûra adında bir başkası geçmişti.

Manastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden râhip Nastûra, yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin oturduğunu ve o anda yeşerdiğini görünce, Meysere’ye; “Şu ağacın altındaki zât kimdir?” diye sordu. Meysere; “Bu Kureyş kabilesinin Harem halkından bir zâttır” dedi. Râhip; “Şimdiye kadar bu ağacın altına peygamberden başkası oturmamıştır” dedi.

Diğer alametleri de gördükten sonra, “Bu, İncil’de bildirilen son peygamber olacaktır. Ne olaydı ben O’nun peygamberlikte emrolunduğu zamana ulaşsaydım” dedi…

Muhammed aleyhisselâm, Busra pazarında Hadîce Hâtun’un mallarını satarken de, bir yahûdî; “Lât ve uzzâ” adındaki putlara yemin et de inanayım” deyince, Muhammed aleyhisselâm; “Ben o putlar adına aslâ yemin etmem!Onların yanından geçerken yüzümü başka tarafa çeviririm” buyurdu.

O’ndaki diğer alâmetleri de gören yahûdî; “Söz, senin sözündür. Vallahi bu zât peygamber olacak bir kimsedir” dedi ve; “Âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfını bulmuşlardır” diyerek hayranlığını dile getirdi.

Meysere, Resûlullah efendimizde gördüğü ve hakkında duyduğu her şeyi zihnine nakşediyor ve O’na olan hayranlığı git gide artıyordu. Meysere’nin kalbinde, Âlemlerin efendisine karşı büyük bir muhabbet hasıl olmuştu. Artık O’na zevkle ve hürmetle hizmet ediyor, en küçük bir işaretini büyük bir aşkla yerine getiriyordu.

Götürülen mallar satılmış, Peygamber efendimizin bereketiyle her zamankinden kat kat fazla kâr edilmişti. Kervan dönüşe geçti. Merr-uz-zahrân mevkiine geldikleri zaman Meysere, sevgili Peygamberimize, Mekke’ye müjde haberi götürmesini teklif etti. Efendimiz de kabul buyurarak kervandan ayrılıp Mekke’ye doğru devesini sür’atlendirdi. Hadîce vâlidemizin konağına geldi ve durumu anlattı. Verdiği müjde ile onu çok sevindirdi.

Bir müddet sonra da kervan Mekke’ye girdi. Meysere, hazret-i Hadîce vâlidemize, yolculuk esnasındaki fevkaladelikleri tek tek anlattı. Peygamber efendimizi dili döndüğü kadar medh etti. Hazret-i Hadîce, bunları biliyordu, fakat bu sözler onun yakinini arttırdı. Meysere’ye, “Bu gördüklerini kimseye söyleme!” diyerek tenbih etti.

Hadîce vâlidemiz, olup bitenleri Varaka’ya anlattı. O; “Ey Hadîce, bu anlattıklarından, O’nun, bu ümmetin peygamberi olacağı anlaşılıyor” dedi.

Peygamber efendimiz 12 yaşında iken amcası Ebû Tâlib ile ticaret için Busra’ya kadar, 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile Yemen’e, 20 yaşında Şam’a ve 25 yaşında da hazret-i Hadîce’nin mallarını satmak üzere yine Şam’a olmak üzere tam dört defa seyahate çıktı. Bu seyahatlerinden başka hiç bir yere seyahat yapmadı.

Yarın: Hz. Hadîce ile evlenmesi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın