22. Bölüm – “Hacer-ül-Esved”in yeri

22. Bölüm – “Hacer-ül-Esved”in yeri

Kainatın Efendisi

Resûlullah efendimiz otuz beş yaşında iken Kâbe hakemi… O zaman, yağmur ve seller Kâbe’nin duvarlarını iyice yıpratmış… Ayrıca çıkan bir yangın, Kâbe’yi tahrib etmiş.

Binâyı yeniden yapmak lâzımdı. Bunun üzerine Kureyş kabilesi, Kâbe’yi İbrahim aleyhisselâmın yaptığı temele kadar yıkıp, yeniden yapmaya başladı. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler.

Böylece Mekke’nin yüreği Kâbe, dümdüz bir plân üzerinde, altı satıhlı ve sekiz köşeli, sır dolu şekliyle meydana çıktı.

Şimdi sıra, “Hacer-ül-Esved”i yerine koymaya gelmişti…

Bu işin büyük bir şeref olduğunu bilen kabileler, Hacer-ül-esved taşını yerine koyma hususunda anlaşamadılar. Her kabile, bu şerefe kavuşmak istediğinden, aralarında büyük bir anlaşmazlık çıktı… Ortalık birden karıştı:

Biz koyacağız!- Siz koyamazsınız biz koyacağız!

– Hayır, ne siz, ne de öteki!.. Bizim şerefimiz, onu kendi ellerimizle yerine koymak hakkını kimseye bırakmayız!

Abdüddâroğulları; “Bu işi bizden başkası yaparsa kan dökeriz” diyerek ahdettiler. Dört-beş gün süren bu anlaşmazlık sebebiyle, neredeyse kan dökülecekti.

İleri gelenler araya girdiler:

– Düşünür ve bir çaresini buluruz! Hele biraz sabır…diyerek sakinleştirdiler halkı.

Bu sırada Abdülmuttalib’in dayısı ve yaşlı bir zât olan Huzeyfe bin Mugîre; “Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek üzere, şu kapıdan ilk girecek zâtı aranızda hakem yapın”diyerek, Kâbe’ye açılan Benî Şeybe kapısını gösterdi.

Orada bulunanlar bu teklifi kabûl ettiler ve Benî Şeybe kapısına bakarak, ilk girecek ve işin en nazik anında bu işi halledecek kimseyi beklemeye başladılar.

Nihayet kapıdan; doğruluğunu, üstün ahlâkını son derece takdir ettikleri ve El-Emîn yani hep kendisine güvenilir dedikleri Muhammed aleyhisselâmın geldiğini gördüler. “İşte el-Emîn! O’nun hükmüne razıyız” dediler.

Nasıl razı olmasınlar “el-Emin” sıfatlı, kâmil akıl ve ahlâkında herkesin birleşik olduğu Peygamberler Peygamberi çıkageldi. Dediler:

Seni hakem tayin ettik, yâ Ebül-Kasım, sen hangi, kabileyi seçersen taşı, yerine o koyacak…

Allahın Sevgilisi gülümsediler.

Bir örtü istettiler.

Gruplar, topluluklar, kabileler, hayretle bakıyor.

Örtü geldi.

Örtüyü yere sererek Hacer-ül-esved’i üzerine koyup;

– Her kabileden bir kişi bir ucundan tutsun, buyurdular.

Her kabilenin temsilcisi örtünün bir tarafını tuttular.

Hep beraber örtüyü kaldırttılar ve yürüttüler.

Taş, konulacağı yere geldi. Sonra mübarek elleriyle taşı alıp yerine koydular.

Herkes memnun, herkes saadet ve itminan içinde… Çünkü, fert fert ve kabîle kabîle bu işe katılmayan kalmadı. Allahın Resûlü de yapı faaliyetine iştirâk buyurdular.

Böylece, çıkmak üzere olan büyük bir kavga önlendi.

Yarın: Güneş doğmak üzere artık

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın