24. Bölüm – “Allah’ın adı ile oku!..”

24. Bölüm – “Allah’ın adı ile oku!..”

Kainatın Efendisi

Peygamber efendimiz kırk yaşında… Ramazanın onyedinci Pazartesi günü, Hira Dağı’ndaki mağarada… Tefekküre dalmış halde… Gece yarısından sonra bir ses işitti.

Başını kaldırıp etrafa bakınca, ikinci defa aynı sesi duydu ve her tarafı âniden bir nûrun kapladığını gördü. Arkasından Cebrâil aleyhisselâm karşısına geldi ve “Oku!” dedi. Efendimiz, ona; “Ben okumuş değilim” cevabını verdi.

O zaman melek, tutup tâkati kesilinceye kadar sıktı ve; “Oku!” dedi. Yine “Ben okumuş değilim” cevabını verdi. Bir daha sıktı ve; “Oku!” dedi. “Ben okumuş değilim” buyurunca, üçüncü defa sıktı. Sonra bıraktı ve;

“Ya Muhammed! Yaratıcı Allahü teâlânın adı ile oku! O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku, Allahü teâlâ büyük kerem sahibidir. O, kalemle öğretir bilmediklerini öğretir” meâlindeki Alak sûresinin ilk beş âyet-i kerîmesini getirdi.

Muhammed aleyhisselâm da onunla beraber okudu. İlk vahy bu sûretle geldi ve bütün cihânı aydınlatan İslâm güneşi böyle doğdu.

Resûlullah efendimiz, büyük bir ürperti ve heyecanla Hira dağındaki mağaradan çıkıp, aşağıya inmeye başladı. Dağın ortasına geldiği sırada bir ses duydu. Cebrâil aleyhisselâm;

– Yâ Muhammed! Sen, Allahü teâlânın resûlüsün, ben de Cebrâil’im, dedi ve ökçesini yere vurdu. Vurduğu yerden su çıktı ve abdest almaya başladı. Peygamber efendimiz dikkatle onu seyrediyordu.

Cebrâil aleyhisselâm abdestini bitirince, Peygamber efendimize, gördüğü gibi abdest almasını söyledi. Sevgili Peygamberimiz, abdestini bitirdikten sonra, Cebrâil aleyhisselâm imâm olup, iki rekat namaz kıldılar.

Bundan sonra Cebrâil aleyhisselâm;

– Yâ Muhammed! Rabbinin sana selâmı var “Sen, benim, cin ve insanlara resûlümsün. O halde onları tevhîde dâvet eyle!” buyurduğunu söyledi ve ayrılıp göğe yükseldi. Sevgili Peygamberimiz; böylece Cebrâil aleyhisselâmı hem görmüş, hem de konuşmuş oldu.

Peygamber efendimiz, yol boyunca her taşın, her ağacın; “Esselâmü aleyke yâ Resûlallah!” dediğini işitti. Evine gelip; “Beni örtünüz! Beni örtünüz!” buyurdu ve ürpermesi geçinceye kadar, istirâhat ettiler. Sonra gördüklerini hazret-i Hadîce vâlidemize anlattılar. Bu halleri ve bu günleri bekleyen, buna hazır olan hazret-i Hadîce; “Allahü teâlâ korusun. Hak teâlâ sana hayır ihsan eder ve hayırdan başka bir şey dilemez. Allahü teâlânın hakkı için, bu ümmetin peygamberi olacağına inanıyorum. Zîrâ sen, misafiri seversin. Doğru söylersin ve emînsin. Âcizlere yardım eder, yetimleri korur, gariplere yardımda bulunursun. İyi huylusun, bu hasletlerin sahibinde korku olmaz” dedi.

Sonra, bu durumu sormak üzere, Varaka bin Nevfel’e gittiler. Varaka, Resûlullah efendimizin anlattıklarını dinledikten sonra;

“Müjde ey Muhammed aleyhisselâm! Allahü teâlâya yemin ederim ki, sen, hazret-i İsa’nın haber verdiği son peygambersin. Sana görünen melek, senden evvel Mûsâ aleyhisselâma gelen Cebrâil aleyhisselâmdır. Âh! Keşke genç olsaydım. Seni Mekke’den çıkardıkları zamana yetişseydim de, yardımına koşsaydım. Çok yakın bir zamanda tebliğ ve cihâdla emrolunursun” dedi .

Peygamber efendimizin mübârek elini öptü. Çok geçmeden vefât etti.

Yarın: “Kavmini azab ile korkut!”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın