26. Bölüm – İlk Müslümanlar…

26. Bölüm – İlk Müslümanlar…

Kainatın Efendisi

Peygamber efendimize, ilk vahyin gelmesinden sonra, ilk îmân eden hazret-i Hadîce vâlidemizdir. Hiç tereddüt etmeden İslâmiyet’i hemen kabûl edip, ilk müslüman olma şerefine kavuştu.

Hazret-i Hadîce validimize, Cebrâil aleyhisselâmın öğrettiği gibi abdest almasını öğretti. Sonra Peygamber efendimiz imâm oldu, birlikte iki rekat namaz kıldılar.

Hadîce vâlidemiz, sevgili Peygamberimizin her sözüne, her emrine, en mükemmel şekilde, itâat etti. Böylece Allahü teâlânın katında pek yüksek derecelere kavuştu.

Resûlullah efendimiz üzülse, inkâr edenlerin alay etmesiyle elem çekse, O’nu tesellî eder, kederini giderirdi. Derdi ki: “Yâ Resûlallah! Hiç üzülme, gam çekme. Sonunda dinimiz kuvvet bulup, müşrikler helâk olurlar. Kavmin sana itâat eder…”

Hadîce vâlidemizin bu yardımlarından ötürü bir gün, Cebrâil aleyhisselâm gelip; “Yâ Resûlallah! Hadîce’ye, Allahü teâlânın selâmını bildir” dedi. Peygamber efendimiz; “Ey Hadîce! İşte Cebrâil, Allahü teâlânın sana selâmını bildiriyor” buyurdu.

Peygamber efendimiz bir defâsında da; “Allahü teâlâ bana Cennet’te inciden bir ev ile Hadîce’ye müjde vermemi emretti. Orada hastalık, üzüntü ve baş ağrısı yoktur”

Hazret-i Hadîce’den sonra yetişkinlerden ilk müslüman olan, Resûlullah efendimizin yakın arkadaşlarından hazret-i Ebû Bekr’dir.

Hazret-i Ebû Bekr, yirmi sene önce bir rüyâ görmüştü: “Gökten dolunay inip, Kâbe-i muazzamaya gelmiş, parça parça olmuş, parçalardan her biri, Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş, sonra bu parçalar bir araya gelerek gökyüzüne yükselmişti. Ebû Bekr’in evine düşen parça ise, gökyüzüne yükselmemişti. Hadiseyi gören hazret-i Ebû Bekr, hemen evin kapısını kapamış, sanki bu ay parçasının gitmesine mâni olmuştu.”

Gördüğü rüyânın tâbirini Bahîra’ya sordu. Bahîra; “Sen neredensin?” dedi. Hazret-i Ebû Bekr, “Kureyş’tenim” diye cevap verince, Bahîra; “Orada bir peygamber çıkacak ve hidayet nûru Mekke’nin her yerine ulaşacak. Sen, hayatında O’nun vefâtından sonra da, halifesi olacaksın” dedi.

Ebû Bekr bu cevaba çok hayret etmişti. Bu rüyâsını ve tâbirlerini, Peygamber efendimiz, peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti.

Muhammed aleyhisselâm peygamberliğini açıklayınca, Ebû Bekr hemen Peygamber efendimize koşup; “Peygamberlerin, peygamberliklerine delilleri vardır, senin delilin nedir?” diye suâl etti.

Peygamber efendimiz cevabında; “Bu nübüvvetime delil, o rüyâdır ki, bir Yahûdî âlimden tâbirini istedin. O âlim; “Karışık rüyâdandır, tâbir edilmez” dedi. Sonra râhip Bahîra, doğru tâbir etti”buyurarak, hazret-i Ebû Bekr’e hitaben; “Ey Ebû Bekr! Seni, Allah’a ve Resûlüne dâvet ederim” buyurdu.

Bunun üzerine hazret-i Ebû Bekr; “Şehâdet ederim ki, sen, Allahü teâlânın resûlüsün, senin peygamberliğin hakdır ve cihânı aydınlatan bir nûrdur” diyerek müslüman oldu. Müslüman olur olmaz, arkadaşlarını da getirmesi için izin istedi. Çok sevdiği arkadaşlarını da getirip onların da iman ile şereflenmelerine vesile oldu.

Bunlar Eshab-ı kiramın ileri gelenlerinden ve Cennet ile müjdelenmiş; Hz. Osman, Hz. Talha, Hz.Zübeyr bin Avvam, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Sa’d ibni Vakkas, Hz. Ebu Ubeyde gibi yüksek şahsiyetler idi.

Yarın: İlk sekiz kişi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın