31. Bölüm – Eziyet, işkence ve zulüm…

31. Bölüm – Eziyet, işkence ve zulüm…

Kainatın Efendisi

Bir gün müşrikler Kabe’de toplanıp, Peygamber efendimizin aleyhinde atıp tutuyorlardı. O sırada Resûlullah efendimiz oraya teşrif etti.

Müşrikler, hemen Allahü teâlânın Habibinin üzerine saldırdılar. İçlerinde en bedbaht olanlardan Ukbe bin Mu’ayt, sevgili Peygamberimizin mübârek yakasına yapıştı.

Mübârek boynunu nefes alamayacak kadar sıktı. O anda oraya gelen hazret-i Ebû Bekr;

– Rabbim Allah’dır diyen bir kimseyi öldürecek misiniz? Size Rabb-il-âleminden âyet getirdi… diye bağırarak, Resûlullah’ı korumak için aralarına daldı.

Müşrikler, Habibullahı barıkıp, hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’a saldırdılar. Mübârek başına yumruk ve tekme vuruyorlardı. Utbe bin Rebîa denilen bedbaht, hazret-i Ebû Bekr’in mübârek yüzüne ayakkabılarıyla vurdu ve kan içinde bıraktı. Tanınmayacak hale getirdi.

Teymoğulları yetişip ayırmasalardı, öldürünceye kadar döveceklerdi. Kabilesinden olanlar, bitkin ve perişan bir hale gelen hazret-i Ebû Bekr’i, bir çarşafın içine koyarak evine götürdüler. Hemen geri dönüp Kâbe’ye geldiler;

– Eğer Ebû Bekr ölecek olursa, yemîn olsun ki, biz de Utbe’yi gebertiriz!” dediler. Sonra hazret-i Ebû Bekr’in yanına gittiler. Ebû Bekr, uzun bir süre kendine gelemedi. Babası ve Benî Teymliler, ayılması için çok uğraştılar. Ancak akşama doğru kendine gelebildi. Gözlerini açar açmaz ezik bir sesle;

– Resûlullah ne yapıyor? O, ne haldedir? O’na da dil uzatmışlar, hakaret etmişlerdi, diyebildi. Annesi Ümm-ül-Hayr’a;

– Sor bakalım, bir şey yer veya içer mi? dediler. Ebû Bekr-i Sıddîk’in hiç tâkati yoktu. Bir şey yemek ve içmek de istemiyordu. Onun derdi başkaydı. Annesi sordu:

– Ne yersin, ne içersin?

– Resûlullah ne hâldedir, ne yapıyor, sen onu söyle bana?

– Vallahi arkadaşın hakkında hiç bir bilgim yok!

– Hattâb’ın kızı Ümmü Cemîl’e git, Resûlullah’ı oradan sor!

Ümmü Cemîl hazret-i Ömer’in kız kardeşi olup, müslüman olmuştu. Annesi Ümm-ül-Hayr, kalkıp, Ümmü Cemîl’in yanına gitti durumu anlattı. O çok üzüldü. Hazret-i Ebû Bekr’in yanına geldiler. Ümmü Cemîl, Ebû Bekr-i Sıddîk’ı böyle perişan görünce, kendisini tutamıyarak çığlık kopardı :

Sana bunu yapan bir kavim, muhakkak azgın ve taşkındır. Allahü teâlâdan dileğim, yaptıklarının karşılığını bulmalarıdır, dedi. Hazret-i Ebû Bekr sordu:

– Resûlullah ne yapıyor, ne haldedir?

– Burada annen var, söylediğimi işitir

– Ondan sana bir zarar gelmez, sırrını yaymaz.

– Hayattadır, hali iyidir. Erkâm’ın evindedir.

Hazret-i Ebû Bekr rahatlamamıştı;

– Vallahi, Resûlullah’ı gidip görmedikçe, ne yemek yer, ne de bir şey içerim!

Herkes uyuyup, ortalık tenhalaşınca, hazret-i Ebû Bekr, annesine ve Ümmü Cemîl’e dayanarak, yavaş yavaş Resûlullah’ın yanına vardı. Ebû Bekr’in bu hali, Peygamber efendimizi çok üzdü. Hazret-i Ebû Bekr; Annesinin müslüman olması için dua talep etti. Bu duanın bereketi ile Ümm-ül-Hayr da hidayete kavuşup, müslüman oldu ve ilk müslümanlar arasında olmak şerefine kavuştu.

Yarın: “Elleri kurusun!”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın