34. Bölüm – Alay edenler cezalarını buldu!

34. Bölüm – Alay edenler cezalarını buldu!

Kainatın Efendisi

Kureyşli müşrikler, Resulullah efendimizi yolundan döndüremiyeceklerini anladılar… Bu defa taktik değiştirip iftira kampanyasına başladılar… Akıllarınca böylece müslüman olmalarına mani olacaklardı.

Efendimiz hakkında, ortaya akla hayale gelmiş iftiralar edip, edepsizce laflar ediyorlardı. Peygamberimiz bu muamelelerden müteessir oluyor ve teessürlerinin izi mübarek çehrelerinde görülüyordu. Üzüntüleri had safhaya çıkmıştı.

Bir gün Kâinâtın sultânı Kâbe-i muazzamayı tavâf ederken, Cebrâil aleyhisselâm geldi, “Ben seninle alay edenlerin hakkından gelmek üzere emir aldım” dedi. Biraz sonra Velîd bin mugîre önlerinden geçti. Cebrâil aleyhisselâm Efendimize sordu:

– Bu geçen nasıl bir kimsedir?

– O, Allahü teâlânın en kötü kullarından biridir.

Cebrâil aleyhisselâm, Velîd’in bacağına işaret etti ve; “Hakkından geldim” dedi. Biraz sonra Âs bin Vâil geçiyordu. Onu da sorup aynı cevabı alınca, karnına işaret etti ve; “Ona da haddini bildirdim” dedi.

Esved bin Muttalib geçince, gözüne; Abdiyagves’i görünce, başına işaret etti. Hâris bin Kays geçerken de karnına işaret edip,

– Yâ Muhammed! Allahü teâlâ bunların her biri bir belaya uğrar, dedi.

Bunlardan Âs bin Vâil’in ayağına diken battı. Ne kadar ilâç yaptılarsa da derdine çâre bulamadılar. Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip; “Muhammed’in Allahı beni öldürdü” diye feryâd ederek can verdi.

Esved bin Muttalib’in gözleri kör oldu. Başını ağaca çarpa çarma helâk etti kendini. Esved bin Abdiyagves, Bâd-ı Semûm denilen yerde iken, yüzü ve gövdesi simsiyah oldu. Evine gelince tanımadılar ve kapıdan kovdular. Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü.

Hâris bin Kays da tuzlu balık yemişti. Harâreti arttıkça arttı. Ne kadar su içtiyse kanmadı. Sonunda çatladı. Velîd bin Mugîre’nin de baldırına demir parçası battı. Yarası iyileşmedi, çok kan kaybetti feryâd ederek can verdi. Böylece her biri yaptıklarının karşılığını görmüş oldu.

Sevgili Peygamberimiz, bir gün Hakem bin Ebü’l-Âs’a rastladı. Yanından ayrıldıktan sonra Hakem, Resûlullah efendimizin arkasından alay ederek; ağzını, yüzünü ve vücûdunu oynattı.

Resûl-i ekrem, Hakem’in yaptıklarını nübüvvet nûru ile gördü ve öyle kalması için duâ buyurunca, vücûdunu bir titreme aldı, ömrünün sonuna kadar öyle kaldı.

Müşrikler sâdece Peygamber efendimize eziyet etmiyordu. O’nun şanlı Eshâbına da işkence yapıyorlardı. Bilhassa fakir, kimsesiz olanları tercih ediyor, ellerinden gelen, akla hayale sığmayan baskı ve zulmü hiç çekinmeden yapıyorlardı.

Bunlardan biri de Bilâl-i Habeşî idi. Ümeyye bin Halef isminde bir müşrikin kölesi olan hazret-i Bilâl, Ebû Bekr-i Sıddîk’ın vasıtası ile müslüman olmuştu.

Ümeyye, on iki kölesinden en çok Bilâl’ı sevdiği için, puthaneye bekçi yapmıştı. Hazret-i Bilâl, müslüman olunca, puthanedeki bütün putları secde vaziyetine getirdi. Bu haber Ümeyye’ye ulaşınca, büyük bir dehşete kapıldı. Çağırtıp;

– Sen müslüman olmuşsun. Muhammed’in Rabbine secde ediyormuşsun, öyle mi? diye sordu. Hazret-i Bilâl de;

– Evet. Büyük ve yüce olan Allahü teâlâya secde ederim, dedi.

İşte bu cevaptan sonra, tarihte az görülen akıl almaz işkencelere muhatap oldu hazret-i Bilâl…

Yarın: “Allah birdir!..”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın