36. Bölüm – Demirden gömlek!..

36. Bölüm – Demirden gömlek!..

Kainatın Efendisi

Müşriklerin en çok işkence ettiklerinden biri de Habbâb bin Eret hazretleridir. Çünkü o kimsesizdi… Ümmü Enmâr adlı müşrik bir kadının kölesi idi. Onu koruyacak bir akrabası olmadığı için, müşrikler toplanırlar, mübârek vücûdunu soyup, üzerini dikenlerle tararlardı.

Bazan da çıplak vücuduna demirden gömlek giydirip, güneş altında bekletirlerdi. Güneşte veya ateşte ısıttıkları taşları çıplak vücuduna bastırırlar;

– Dininden dön! Lât ve Uzzâ’ya tap! derler, Habbâb da îmânında ısrar eder;

– Lâ ilâhe ilâllah, Muhammedün resûlullah, diyerek onlara karşı koyardı.

Müşrikler, bir gün toplanıp bir meydanda ateş yaktılar. Hazret-i Habbâb’ı bağlayıp, getirdiler. Soyarak, ateşin üzerine yatırdılar. Ya dininden döndürecekler veya ateşte yakacaklardı. Ateşin ortasına sırt üstü yatırılan hazret-i Habbâb;

Allahım! Hâlimi görüyor, durumumu biliyorsun. Kalbimdeki îmânı sabit et, büyük bir sabır ihsân eyle, diye duâ ediyordu.

Müşriklerden biri ayağıyla Habbâb’ın göğsüne bastı. Fakat onlar, Allahü teâlânın inananları koruduğunu bilmiyorlardı. Yıllar sonra bu hadiseyi Habbâb’a sorduklarında, sırtını açıp yanık izlerini göstererek;

-O ateşi ancak benim etim söndürmüştü, dedi.

Hazret-i Habbâb’a dışarıda böyle işkence ederlerken, sahibi Ümmü Enmâr da, dininden döndürmek için ateşte demiri kızartır ve başına basarak dağlardı. O, dini için bütün bu acılara katlanır, teklif ettiklerini yerine getirmez ve imanından dönmezdi.

Bir gün hazret-i Habbâb, sevgili Peygamberimizin huzurlarına çıktı ve;

– Yâ Resûlallah! Müşrikler dışarda beni gördükleri yerde ateşte yakıyorlar. Evde, sahibim Ümmü Enmâr da kızartılmış demirle başımı dağlıyor. Duânızı istirhâm ediyorum! dedi.

Sonra sırtındaki ve başındaki yanıkları gösterdi. Peygamber efendimiz, bu haline çok acıdı. Dininden dönmemek için çektiği ıstıraba, yapılan zulme dayanamadı ve;

– Ya Rabbî! Habbâb’a yardım et! diyerek duâda bulundu.

Cenâb-ı Hak, Resûlünün duasını anında kabul buyurdu ve Ümmü Enmâr’ın başına şiddetli bir ağrı verdi. Ümmü Enmâr, başının ağrısından sabahlara kadar inlerdi…

Çare olarak ateşte kızdırılmış bir demirle başının dağlanmasını söylediler. Sonunda Habbâb’ı çağırarak, demir çubuğu ateşte kızartmasını ve başını dağlamasını emretti… Habbâb da demirle onun başını dağlardı…

Fakat eziyet ve işkenceler de dayanılmaz halde devam ediyordu. Olup bitenleri Kâinâtın efendisine arzedip;

– Yâ Resûlallah! Çektiğimiz işkencelerden kurtulmamız için, duâ buyurur musunuz? dedi.

Bunun üzerine Resûlullah efendimiz;

– Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki, demir tarakla derileri, etleri soyulup kazınırdı da, bu işkence yine onları dininden döndüremezdi. Testere ile tepesinden ikiye bölünürdü de, yine bu işkenceler onları dinlerinden geri çeviremezdi. Allahü teâlâ elbette bu dini tamamlayacaktır. Bütün dinlerden üstün kılacaktır. Fakat, siz acele ediyorsunuz, buyurdular ve sırtını okşayıp duâ ettiler.

Resûlullahın rûhlara gıda ve şifâ olan bu latîf sözleri, Habbâb’ın acılarını dindirmişti…

Yarın: Hazret-i Erkâm’ın evi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın