39. Bölüm – Kulaklarına pamuk tıkadı

39. Bölüm – Kulaklarına pamuk tıkadı

Kainatın Efendisi

Peygamber efendimiz Mekke’de gece-gündüz insanlara nasihat veriyor; onları, İslam dinine davet ediyordu… Mekkeli müşrikler, Resulullah efendimizin bu gayretlerini boşa çıkarmak için çabalıyorlar; O’nun anlattıklarını kabul edip iman edenlere de, her türlü hakaret, iftira ve işkenceyi reva görüyorlardı…

Peygamber efendimizle görüşen, konuşan birini gördüler mi, hemen yanına varıyorlar, O’nu dinlemeyip anlattıklarına inanmaması için her türlü hile ve yalana başvuruyorlardı. Dışarıdan Mekke’ye gelenleri O’nunla görüştürmemek için, ellerinden geleni yapmaktan geri durmuyorlardı.

Müslümanların, sıkıntı içinde olduklarını ve kafirlerden eziyet çektikleri bir zamanda, Tufeyl bin Amr , Mekke’ye gelmişti. Bunu gören müşriklerin önderleri, yanına giderek ikazını yaptı:

“Ey Tufeyl! Aramızda ortaya çıkan Abdülmuttalib’in yetiminin, şaşılacak birçok halleri vardır. Söylediği sözler sihir gibidir. Oğlunu babasından, kardeşi kardeşten, kocayı karısından ayırıyor! Ortaya attığı fikirlerle, ortalığı karıştırıyor, O’nun sözünü işiten oğul, babasına bakmıyor. O’na tabi oluyor. Artık kimse birbirini dinlemeyip, müslüman oluyor. Korkarız ki, bizim başımıza gelen bu ayrılık belası, seninle kavminin başına da gelir. Sana nasihatimiz olsun, O’nunla sakın konuşma! Ne O’na bir söz söyle, ne de O’nun sözünü dinle! Anlattıklarına kulak asma! Çok dikkatli ol! Burada fazla da kalma! Hemen çekip git!”

Bundan sonrasını kendisi şöyle anlatıyor:

Yemin ederek söylüyorum, bu sözü o kadar çok söylediler ki, artık O’nunla konuşmamaya ve sözünü asla dinlememeye karar verdim. Hatta Kâbe’ye girdiğim zaman, ne olur ne olmaz belki sözlerini duyarım endişesiyle kulaklarıma pamuk bile tıkamıştım.

Ertesi gün, sabahleyin Kâbe’ye gittim. Resul aleyhisselamın orada namaz kıldığını gördüm. O’na yakın bir yerde durdum. Cenab-ı Hakk’ın hikmeti olarak, okuduklarından bazısı kulağıma çarptı.

İşittiğim sözler ne kadar güzeldi. Kendi kendime; “Ben, iyiyi kötüden ayırt edemeyecek bir adam değilim. Üstelik şairim. Bunun söylediklerini ne diye dinlemeyeyim? Sözlerini güzel bulursam kabul ederim, güzel gelmezse terk ederim” dedim.

Ve bir tarafa gizlenip, Resulullah namazını kılıp evine hareket edinceye kadar orada bekledim. Sonra peşinden gittim. Evine girince, ben de girdim ve;

-Ya Muhammed! “aleyhisselam” Ben bu diyara geldiğimde, senin kavmin bana şöyle şöyle dediler. Senden uzak durmamı istediler. Korkumdan sözünü işitmemek için kulaklarıma pamuk tıkadım. Ama Allahü teâlâ senin okuduklarından bir miktarını işittirdi. Onları pek güzel buldum. Şimdi sen, bana ne söyleyeceksen bildir! Kabul etmeye hazırım, dedim.

Resulullah efendimiz bana İslamiyeti anlattı ve Kur’ân-ı kerimden bir miktar okudu. Yemin ederim ki, ömrümde bundan daha güzel söz işitmemiştim. Hemen Kelime-i şehadet getirip Müslüman oldum.O anda dedim ki:

-Ya Resulallah! Ben, kavmimde sözü dinlenen, itibarlı bir kimseyim. Hiç biri sözümden dışarı çıkmaz. Gidip, onları da, İslam dinine davet edeyim. Dua ediniz de, Allahü teâlâ benim için bir alâmet, bir keramet buyursun! Böylece o alâmet, kavmimi İslamiyete davet ederken bana bir kolaylık, bir yardım olsun!

Bu ricam üzerine Resulullah efendimiz; “Ey Allah’ım! Onun için bir âyet, alâmet yarat!” diye dua etti. Bu alâmet sebebiyle çok kimse Müslüman oldu…

Yarın: “Yumuşak davran!”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın