KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Tombul Aslan

Tombul Aslan

Cipris denen adanın kuzey cenahını mekan edinmişti Tombul Aslan. Farelerin kemiri danslarının yapıldığı günler, hayli geride kalmıştı. Büyük Beyaz Deniz’in parçası idi önündeki deniz; fazla da dalgalanmıyordu artık. Ufka bakıldığında, Aslan Ana’nın ve Aslan Baba’nın Nurdolu toprakları rahatça görülüyordu.

Yuvasında sakin, tatlı kükremeler içindeydi ki, Papağan’dan bir mesaj aldı, Tombul Aslan.

Huzuruna gelen Papağan;

”Saygıdeğer Efendim! Amerikanya ülkesinin hakimi İri Buffalo, sizi Amerikanya’ya misafirliğe çağırıyor” dedi.

Tombul Aslan meraklanmıştı. Madem ki misafirliğe çağırılıyordu, öyleyse, gidecekti.

Yükselen Kartal’ı çağırdı Tombul Aslan. Papağan ile birlikte onun kanatlarının arasına yerleşti. Batı’ya… hep Batı’ya doğru aheste uçmaya başladı.

Çok uçtu, yüksekten uçtu Tombul Aslan. Aydınlığın devrilmeye başladığı bir zamanda Amerikanya ülkesine vardı. Geniş bir arazi üzerinde Kartal’ın kanatlarından indiğinde, taşların, çeşitli şekil almış yükselen yapılarıyla yüz yüze geldi. Söylendi ‘burada et yürekliler mi, taş yürekliler mi barınır’ diye. Küçük bir bizon nezaretinde yürüyüp, Amerikanya Hakimi İri Buffalo’nun huzuruna buyur edildi.




İri Buffalo ‘muuu’ ederek karşıladı Tombul Aslan’ı. ‘Buyrun’ işareti yaparak ona yer gösterdi.

Tombul Aslan denileni yaptı. Gösterilen yere varıp gövdesi yere değecek şekilde çöktü. İri Buffalo da onun karşısında yüksekçe yere çöküp;

”Bravo sana Tombul Aslan, bravoo!..” dedi.

Tombul Aslan bir şey anlamamıştı. Dev Amerikanya ülkesinin Hakimi, kendisine neden ‘bravoo’ desindi ki?!

İri Buffalo devam etti:

”Nasıl da elde ettin o güzelim beldeyi!”

Tombul Aslan, ‘Aoovvv’ edip kükredi sadece.

İri Buffalo kaşlarını çattı bu sefer:

”Ya farecikler?..” dedi. ”Farecikleri boynu bükük mü bırakacaktın? Senin yüzünden At beldesinden de sitemler geldi bana.”

Tombul Aslan bir şeyler sezinler gibiydi. Bir oyunun içine girmiş gibiydi… ama ne? Beyaz Deniz’in kuzey sahillerini boydan boya kaplayan Uropanya, her cins atların cirit attığı ülke olarak biliniyordu. Oranın hakimi, kendisi için, Amerikanya Hakimi’ne laf yetiştirmişti demek ha!

Tombul Aslan;

”Haşmetli Buffalo Kardeş!” dedi. ”Farelerin arlanmazlıklarını, kemiricilik tıynetleriyle çevreye zarar verdiklerini duymadınız mı? Yıllarca süren o ıstırap hâlâ yüreğimdedir benim. Yoksa sen, bunların mı boynu bükük kaldığını söylüyorsun?”

İri Buffalo laf değiştirdi:

”Orası senin gibi tombullara fazla büyük yer!..”

Tombul Aslan karşılık verdi:

”Orası aslancıklarıma mezar olan yer!..”

”Oranın semiz mahsulünden otlamak bana da gerek: Uropanya hakimi At’a da gerek!..”

Tombul Aslan artık anlamıştı. Gözlerini toprağa mıhlayıp;

”Ben ne tombul aslan mışım, ben!” dedi. ”Meğer, At ile Buffalo’nun ağız suyu akıttığı şirin beldeye sahip olmuşum!”




* * *

Amerikanya ülkesine misafirliğe giden Tombul Aslan, rencide olmuş halde geri dönmüştü. Yuvasında bir zaman mahzun oturdu. Ne beslenecek hâli, ne de billur deresinden su içecek hâli, vardı. Kalktı. Sendeleyen adımlarla deniz önüne geldi.

Karşı taraftaki Nurdolu sahillerini gözleriyle taradı Tombul Aslan. ”Aslan Anam!.. Aslan Babam!..” diye bağırdı. ”Duyun beni. Bir uğursuz tuzağa düşüyorum, kurtarın beni.”

Tombul Aslan, kendi bağırdığını yine kendi dinledi. Ne duyan olmuştu, ne de sesine kulak veren. Bir kaç defa çevresinde tur attı. Sonra Papağan’a seslenip;

”Karşı sahillere gideceğim Papağan Kardeş!” dedi.

Kartal yine huzurundaydı onu uçurmak için. Tombul Aslan, beklemedi. Papağan ile beraber onun kanatları arasına yerleşip Aslan Ana’nın ülkesine doğru uçmaya başladı.

Yol fazla uzun sürmemişti. Alt tarafı denizin öbür yanı işte. Aslan Ana ile Aslan Baba’nın yuvasına vardığında onları, birbirine darılmış buldu. O an, Ana Aslan yavrularına söz dinletmekle meşguldü; Baba Aslan ise, yüksek bir tepeye kurulmuş, ülkesinin olaylarını temaşa ediyordu.

Gün öğle vaktiydi. Güneş her tarafı yakıyordu. Aslan Ana’nın huzuruna giren Tombul Aslan, baktı ki yanında bir maymun, ona danışman olmuş. Şaşırdı. ‘Maymundan danışmanı olan Aslan Ana’nın işi zor olacak, zor.’ diye içinden geçirdi.

Aslan Ana, ona kükreyerek kucak açtı:

”Gel Tombulum!”

Tombul Aslan hoş mırıltılar çıkarıp geldi. Aslan Ana’nın yanına oturdu.

Aslan Ana, sordu:

”Derdin ne Tombulum?”

Tombul Aslan ona dönüp;

”Şu At ile Buffalo var ya!..” dedi. ”Benim beldemde, hem otlamak, hem de fareciklerle benim iç içe olmaklığımı istiyor.”

Aslan Ana, bir şey diyemedi. At ile dostluk hevesindeydi çünkü. Maymun’a baktığında Maymun;

”Vah Tombul Aslan, vah!” dedi. ”Onlar buradan bile otlamak istiyorlar. Aslan Ana ile Aslan Baba birbirine dargın olunca, o mahluklara karşılık verilemiyor ki! Danışman olarak gelen bende de, işleyen kafa olmayınca, sana, senden başka yardımcı kalmıyor artık.”

Tombul Aslan, mutlaka Ana Aslan’dan destek almalıydı. Kükredi. Ne demekti Aslan Ana ile Aslan Baba arasındaki dargınlık? Burası aslanlar diyarıysa, kendi beldesi de aslanların can verdiği diyardı. Nice aslancıklar oraya koşmuş, karanlıkları delip geçen bir hilalin uğruna kendilerini feda etmişlerdi.

Aslan Ana, kendisinden yardım dilenen Tombul’a döndü. Onun gözlerinin içine baktı. ‘Ya sabır’ demek istiyordu sanki. Başka bir şey diyemedi. Yuvasının yanında bulunan kovuğa geçip istirahate çekildi.




Tombul Aslan üzgündü. Ama ümitliydi de. Oradan ayrıldı. Yeniden, Papağan’la birlikte Kartal’ın kanatları arasına yerleşip beldesine doğru uçmaya başladı.

Tombul Aslan’ın gözlerinden yaş dökülüyordu. Aşağısını son bir defa süzerken;

”Yetişin imdadıma ey benim Aslan Anam, ey benim Aslan Babam!” diye bağırdı. ”Yetişin gayri! Aslanların namlarını unutup farelerle eşit kılmaya çalışan kafalarla karşı karşıyayım ben!”

Beldesine uçtu, gitti.

İbrahim Faik Bayav

(13 Şubat 1995)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın