29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

49. Bölüm – “Allah birdir!.. Allah birdir!..”

49. Bölüm – “Allah birdir!.. Allah birdir!..”

Kainatın Efendisi

Hazret-i Bilal’e yaptıkları bütün tehditlerden, zorlamalardan bir netice alamadı müşrikler… Bu defa tehdidi işkenceye çevirdiler… Hem de ne işkence…

Öyle vakti güneş tam tepeye geldiğinde, onu soyup, sıcaktan kavrulmuş taşları, çıplak vücuduna koyarak dağladılar.

Ateş gibi yanan taşların bir kısmını arkasına, bir kısmını da karnı üzerine yığdıktan sonra;

– İslâm dininden dön!.. Lât ve Uzzâ putlarına îmân et, diyorlar… Hz. Bilâl ise;

– Allahü teâlâ birdir! Allahü teâlâ birdir! diyerek îmânını bildiriyordu.

Ümeyye bin Halef, onun bu sabrını gördükçe deliye dönüyor, dikenler üzerinde süründürerek vücûdunu yaralıyor ve işkence ediyordu. Hazret-i Bilâl, vücûdundan akan kanlara aldırmadan;

– Allahım! Senden gelene râzıyım. Allahım! Senden gelene râzıyım, diyordu.

Hazret-i Bilâl, bu halini şöyle anlatmıştır:

habîs Ümeyye, beni, günün sıcağında bağlayıp, devamlı azâb ederdi.

Hıncını almak için, bir gün çok büyük bir kayayı göğsümün üzerine koydu. O anda bayılmışım. Ayıldığımda, üzerimdeki kayanın kalkmış ve güneşin buluta girmiş olduğunu gördüm. Allahü teâlâya şükrettim ve kendi kendime;

“Ey Bilâl! Cenâb-ı Hak’tan gelen her şey güzeldir, hoştur” dedim.”

Ümeyye bin Halef, yine bir gün Bilâl-i Habeşî’ye işkence yapmak için dışarı çıkarmıştı. Elbiselerini çıkarıp sadece bir don ile, yakıcı sıcakta kızgın kumlara yatırıp, üzerine taşlar yığmıştı. Müşrikler toplanıp ağır işkenceler yapıyorlar;

“Dininden dönmezsen seni öldüreceğiz” diyorlardı. Bilâl-i Habeşî, bu dayanılmaz işkenceler altında; “Allah birdir! Allah birdir!” diyordu.

Bu sırada sevgili Peygamberimiz oradan geçiyordu. Hazret-i Bilâl-i Habeşî’nin bu halini görünce çok üzüldü;

– Allahü teâlânın ismini söylemek seni kurtarır, buyurdu.

Evine döndükten biraz sonra, yanına hazret-i Ebû Bekr geldi. Bilâl-i Habeşî’nin çektiği işkenceyi, Ebû Bekr-i Sıddîk’a anlatıp;

– Çok üzüldüm! buyurdu. Efendimizin üzüldüğünü gören, Hazret-i Ebû Bekr, hemen oraya gitti. Müşriklere;

– Bilâl’e böyle yapmakla elinize ne geçer? Bunu bana satın! dedi.

– Dünya dolusu altın versen satmayız. Fakat, senin kölen Âmir ile değişiriz dediler.

Hazret-i Ebû Bekr’in kölesi Âmir, onun ticaret işlerini yapar ve çok para kazanırdı. Yanında şahsi malından başka, on bin altını vardı. Hazret-i Ebû Bekr’in yardımcısı olup, her işini yürütürdü. Fakat müşrik idi ve küfründe ısrar ediyordu. Hazret-i Ebû Bekr;

Âmir’i bütün malı ve paraları ile Bilâl için size verdim, buyurdu.

Ümeyye bin Halef ve diğer müşrikler çok sevinip; “Ebû Bekr’i aldattık” dediler. Hazret-i Ebû Bekr, hemen Bilâl-i Habeşî’nin üzerindeki ağır taşları atıp ayağa kaldırdı. Bilâl-i Habeşî ağır işkenceler sebebiyle çok halsizleşmişti.

Elinden tutup, doğruca sevgili Peygamberimizin huzûruna getirdi.

– Yâ Resûlallah! Bilâl’i, bugün Allah rızası için âzâd ettim dedi.

Resûlullah efendimiz, çok sevindi. Hazret-i Ebû Bekr’e çok duâ buyurdu. O sırada Cebrâil aleyhisselâm; Ebû Bekr’in Cehennemden uzak olduğunu müjdeleyen, Leyl sûresinin 17. ve 18. âyet-i kerîmelerini getirdi. Âyet-i kerîmelerde meâlen; “Ziyade takvâ sahibi olup, malını, Allahü teâlânın katında pak olmak için hayr yolunda harcayan kimse, Cehennemden uzaklaştırılmıştır” buyuruldu.

Yarın: Demirden gömlek!..

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın