5. Bölüm – Semavî kitapların müjdesi

5. Bölüm – Semavî kitapların müjdesi

Kainatın Efendisi

Zaman ve mekan içinde, nebiler, resuller geldi… Mukaddes bayrağı birbirlerine teslim ederek gittiler. Gaye, bayrağın bütün zamana ve mekana hakim, Allahın Habibine ulaşmasıydı.

Hepsinin geleceğini haber verdiği biri vardı… Hatta, ümmet olmayı arzu ediyorlardı O’na…

Kainatın efendisi Muhammed aleyhisselâmın geleceği, Âdem aleyhisselamdan itibaren her peygambere ve ümmetlerine bildirilmiş; doğması yaklaşınca, olacak hadiselerden pek çoğu müjdelenmişti. Musa aleyhisselama gelenTevrât’ta, şöyle yazılıydı:

“O, öyle bir mübârek zâttır ki, himmeti yüksek, yardımı ziyâdedir. Fakirlerin sevgilisi, zenginlerin tabibidir. O, güzellerin güzeli, temizlerin temizidir. Sohbet ederken yumuşak taksim ederken âdil, her muâmelede doğrudur.

Kâfirlere karşı sert ve şiddetlidir. Yaşlılara hürmet, küçüklere şefkat eder. Az şeye şükreder. Esirlere acır. Hep güler yüzlüdür. Gülüşü, tebessüm şeklindedir, kahkaha etmez. Ümmîdir; hiç bir şey okumadan ve yazmadan her şey O’na bildirilmiştir.

O’nun ümmeti de iyi ahlak sahibidir

O Allahü teâlânın resûlüdür. Kötü huylu, katı kalbli değildir. Çarşı ve pazarlarda yüksek sesle bağırmaz. O’nun ümmeti iyi ahlâk sahibidir. Yüksek yerlerde Allahü teâlânın ismini anarlar.

Abdest alarak namaz kılarlar. Namazda safları düzeltir, bir hizâda dururlar. Geceleri onların tesbih sesleri bal arısının sesi gibi duyulur. Mekke’de doğar. Medine’den Şam’a kadar her şey O’nun idaresinde olur.

İsmi Muhammed’dir ki, O’na mütevekkil diye isim verdim. Bozuk dinleri kaldırıp doğru olan hak dini yayıp yerleştirmedikçe, O’nu dünyadan çıkarmam. O, halkı Hak’a çağırır. O’nun bereketiyle görmeyen gözler açılır, görür, işitmeyen kulaklar işitir. Kalblerden gaflet gider…”

Dâvûd aleyhisselama gelen, Zebûr’da ise O yüce peygamberin vasıfları şöyle bildiriliyordu.

“O, öyle bir kimsedir ki, eli açıktır. Yani cömerttir. Aslâ kızmaz. Çok yumuşaktır. Tatlı sözlü, güzel ve nûrânî yüzlüdür. İnsanların tâbibidir. Çok ağlar, az güler. Az uyur, çok düşünür. Yaratılışı hoş ve güzeldir. Sözleri gönülleri alır, rûhları cezbeder…

Ey Habîbim! Himmet kılıcını sıyırıp, bütün kuvvetinle kahramanlık meydanında kâfirlerden intikam alasın. Güzel bir lisân ile benim hamd ve senâmı her yere yayasın. Bütün kâfirlerin başları, senin kerâmetli ellerin önünde eğilecektir…”

İncil’deki işaretler

İsa aleyhisselama gelen, hakiki İncil’de ona tâbi olunması hususunda ikaz ediliyordu insanlar:

“O, çok yemez, cimri değildir. Hile yapmaz, kimseyi kötülemez, hiç acele etmez. Kendi için intikam almaz. Tembel değildir. Kimseyi gıybet etmez…”

Yine İncil’de şöyle yazılıdır:

“Rab tarafından çıkıp gelecek O Mühhamennâ gelmiş olsaydı, O, bana şehadet ederdi. Siz de şehadet edersiniz. Çünkü öteden beri benimle birlikte bulunuyorsunuz. Ben bunları, size söyledim ki, şüpheye düşmeyesiniz ve sürçmeyesiniz.”

Burada geçen Mühhamennâ kelimesi Süryânîce Muhammed demektir.

Bütün bu müjdeler, alametler açıkca gösteriyordu ki, Makâm-ı mahmûd sahibi, şefâatçıların baş tâcı geliyordu!..

Kâinâtın hocası, varlıkların özü, insanların efendisi geliyordu! Mahşer gününün imdâda yetişicisi, peygamberlerin sultanı geliyordu!..

Allahü teâlânın Habîbi, sevgilisi, hürmetine yaratıldığımız, âlemlere rahmet olan sevgili Peygamberimiz geliyordu!…

Yarın: Dünya karanlığa gömülmüştü

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın