78. Bölüm – Kaçırılan büyük fırsat

78. Bölüm – Kaçırılan büyük fırsat

Kainatın Efendisi

Sevgili Peygamberimiz, her türlü engellemelere rağmen İslamiyeti anlatmaya sabırla devam ediyor…

Bir gün yine tebliğ için Ukaz Panayırı’na gitti. Benî Amir kabilesine varıp, onlara sordu:

– Ey Benî Amir! Sizde, size sığınan kimselere himaye nasıldır?

– Bize hiç kimse laf atamaz, habersiz ateşimizden ısınamaz!..

– Ben, Allahü teâlânın Resulüyüm. Yanınıza geldiğim zaman, Rabbimin bana verdiği Peygamberlik vazifesini insanlara ulaştırıncaya kadar beni korur musunuz?

-Sen, Kureyş’ten kimlerdensin?

– Abdülmuttalib oğullarındanım.

– Madem ki, Abdülmuttalib oğullarındansın, niçin onlar seni korumuyorlar?

– Beni yalanlayanların önde geleni onlar oldular.

Ey Muhammed! Biz seni ne reddederiz, ne de getirdiklerine iman ederiz. Ancak, sen, peygamberlik vazifeni insanlara ulaştırıncaya kadar seni koruruz…

Bunun üzerine Peygamber efendimiz, onların yanına oturdu. O sırada Benî Amir’in ileri gelenlerinden Beyhara bin Fâris, panayırda alış verişini bitirip yanlarına geldiğinde, oradakilere, Peygamber efendimizi göstererek; “Bu kimdir?” diye sordu. Onlar da; “Muhammed bin Abdullah’dır” dediler. Beyhara onlara dedi ki;

-Sizin O’nunla ne işiniz var ki, yanınıza oturttunuz?

– Bize sığındı. Allah’ın Resulü olduğunu söylüyor ve Peygamberlik vazifesini insanlara tebliğ edinceye kadar, kendisini korumamızı istiyor.

Bunun üzerine Beyhara, Peygamber efendimize dönüp;

-Seni korumağa kalkmamız bütün Arabların okuna göğsümüzü hedef tutmamız demektir. Derhal aramızdan ayrılıp kavmine dön!.. Yemin ederim ki, kavmimin arasında olmasaydın, şimdi senin boynunu vururdum!.. demek bedbahtlığında bulundu. Bu sözler üzerine, Âlemlerin efendisi büyük bir üzüntü içerisinde devesine bindi. O küstah Beyhara, Resulullah efendimizi devesinden düşürdü. Bu hadiseyi gören Eshab-ı kirâmdan Dabaa binti Amir isminde bir hanım feryad edip;

-Allahü teâlânın Habibine, şu yapılanı nasıl reva görüyorsunuz? Benim hatırım için Resulullahı bunların elinden kurtaracak yok mudur? diyerek akrabalarına seslendi. Amcaoğullarından üç kişi, hemen bahtsız Beyhara’nın üzerine yürüdü.

Beyhara’nın kavminden iki kişi ona yardım etmek istediyse de, diğerleri Beyhara’yı ve yardımcılarını hırpalayıp dövdüler…

Bu durumu takibeden sevgili Peygamberimiz, kendisi için dövüşen o üç kimse için;

“Ya Rabbi! Bu kimselere bereketini ihsan eyle” diye hayır dua etti.

Beyhara ve yardımcıları için de;

“Ya Rabbi! Bunları da rahmetinden zaklaştır” diye dua etti.

Hayır dua buyurduğu kimseler, Müslüman olmakla şereflenirken, diğerleri de kâfir olarak can verdiler. Beni Amir kabilesi mensupları memleketlerine döndüklerinde, yaşlı bir kimseye, Mekke’de başlarından geçenleri anlattılar. O kimse, Peygamber efendimizin ismini duyunca;

-Siz ne yaptınız? İsmail oğullarından hiç biri şimdiye kadar yalan yere Peygamberlik davasında bulunmamıştır. Büyük bir fırsatı kaçırdınız. Kaçırılan bu fırsatı artık telafi etmek çok zordur!.. diyerek üzüntüsünü bildirdi.

Yarın: Mirac hâdisesi…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın