8 Mart’ın Anlamı

8 Mart’ın Anlamı

Yeniden, yeniden gündeme getirmek, bilmeyenlere neyin ne olduğunu dilimiz döndüğünce anlatmak gereklidir diyorum şu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlamını ya da nereden çıktığını…

Çünkü bazıları pırlantaların armağan edilebileceği bir gün olarak, tüketim toplumunun çarkları arasında kadının emeğini hiç ediyor, bazıları da ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ ile kazanılan kadın
hak ve özgürlüklerini, toplumsal bellekden silip, onun yerine “dış mihraklı” bugünü ikame etmeye kalkışıyor.

Baylar ve bayanlar; sizin hak ve özgürlükleriniz ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’nin tanıdığı SİYASAL HAKLAR bağlamında ANAYASAMIZ ve MEDENİ HUKUK (YURTTAŞLAR YASASI) kapsamında güvence altındadır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ne bağlantılıdır, ne de o günün size getirisidir.

Üstelik bugün 1975 yılından beri gündemdedir. Siz Türk kadınları olarak; 1975 yılından öncesinde haklarınızdan yoksun ya da kısıtlı mıydınız?… Sizin için; 29 Ekim 1923’de kurulan YENİ TÜRKİYE
CUMHURİYETİ DEVLETİ’nin ve Kuruluş İlke ve Devrimleri’nin hiç mi anlamı yoktur?… O hakların güvencesinde; erkeğe eş ve eşit olmadınız mı?… Genel ve yerel seçimlerde; seçme ve seçilme hakkınız için (üstelik de pek çok Avrupa ülkesinden bile öncesinde)
oy kullanmadınız mı?… 1475 Sayılı İş Kanunu çerçevesinde “eşit işe, eşit ücret” ilkesiyle iş yaşamında yer almadınız mı?…

Tarladan, TBMM’ye; her alanda görev yapmadınız mı?…




Bütün bu gerçekleri yok sayarcasına, nedir bu böyle 8 Mart gününde var olduğunuzu sanmak ya da varoluşunuzu bugünle ilişkilendirmek?… Atatürk İlke ve Devrimleri’nin aydınlamasında; birinci
sınıf yurttaş kimliğini edinmiş Türk Kadınları’na yakışıyor mu böylesi bir umut arayışı?…

Ey Türk Kadını!…

Varlığın için, yurttaş kimliğin için, çağdaş yaşamda her alanda yer alabilmek için ve çok daha güçlü olabilmek için…

Üstelik de unuttuğun ya da sana unutturulmak istenen gerçekler varsa, onları 8 Mart günlerinde değil; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’nde ara!…

Ve bir kez daha…

Bıkmadan, usanmadan anlatmak istiyorum bir daha şu 8 Mart gününü değerli okurlarıma…

Amerikan’ın Salem köyünde, cadılık suçlaması gerekçesiyle 1692’de genç kızları yakmış yobaz Amerikalılar…

Ve 1857 yılında; daha iyi koşullarda çalışmak isteyen dokuma işçisi 129 kadın üstüne kapılar kitlenerek yakılmışlar diri, diri sömürgenlerin katillerinin eliyle…

Cenazelerin kaldırıldığı gün onbinden çok sayıda kişi katılmış bu saygı törenine…

Daha sonrasında Alman Sosyal Demokrat Partili Clara Zetgin’in önerisiyle 8 Mart Kadınlar Günü olarak anılmaya başlamış dünya genelinde…

Ve 1975 yılında, elbette ki Feminist Duygu Asena’nın da katkılarıyla, anma gününden çok, kadınların feministçe başkaldırılarının ve giderek de amacından bütünüyle saptırılarak yiyip, içip,
göbek atmalarının günü oldu ülkemizde…

Üstelik bu gün yakılarak öldürülen 129 kadın işçicinin anılması ve kadın emeğinin öneminin vurgulanması gereken bir gün olacağına, yozlaştırıldı, kadınlar çiçekdir, hakları için sokaklarda
dans edecekdir kutlamalarına dönüştürüldü.

Ey kadınlar!…

Hiç sordunuz mu kendinize; acaba bu gün ne tür haklar tanıdı size?..

Seçme mi, seçilme mi?… Eğitim mi?… İstihdamda öncelik mi?…

Ne tür haklar; söyler misiniz bize?…

Size her türlü haklarınızı tanıyan,siyasal, sosyal, hukuksal tüm haklarınızı tepeden inme ve altın tabakda sunan; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’dir. Artık bunu öğrensenize!…

8 Mart mı?…Yalnızca bir anma günüdür; yakılarak öldürülen 129 kadın emekçiyi anma günüdür, bir farkındalık günüdür.

Ve sizler için de sömürgenlere, vahşi kapitalizmin acımasız efendilerine karşın; emek gücünüzle direnme, karşı koyma, güçlenme ve bilinçlenme günüdür.

Bugünün anlam ve önemini gerdan kırıp, kalça titretmeye indirgeyenlere karşı; bilinçlenin!…

Sizi çıtkırıldım, duygusal, güçsüz, korunası varlıklar olarak görmek ve evlerinize göndermek için çabalayan güçlere karşı gelin!…

İşliklerinizi, atelyelerinizi,fabrikalarınızı; terk etmeyin!…

Emeğinizle, alın terinizle kazanın!…

Daha sonrasında eğlenmek için göbek de atarsınız, gerdan da kırarsınız, ama sizi yanlış yönlere çekmeğe çalışanlara kanmayın, yenilmeyin!…

Haklarınız; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’nde…




8 Mart günlerindeyse; vahşi kapitalizmin sömürgenlerine karşı emeğinizin gücüyle kadınca dayanışma ile dik başlı olmanın günü olmalıdır.

Son söz olarak da derim ki…

Ben bir kadın olarak saygıyı, kişilik ve yurttaşlık haklarımı; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ ile kazandım.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; acılı bir anma günüdür, bana haklarımı veren bir gün değildir. Dolayısıyla kendiniz için de bir durum değerlendirmesi yaparsanız; yararı olacaktır geleceğinize…

Hoşgörünüzle sunarım bilginize!…

Selma Erdal; 8 Mart 2020

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın