98. Bölüm – Resulullah çok hüzünlendi

98. Bölüm – Resulullah çok hüzünlendi

Kainatın Efendisi

Müşrikler mağaranın önüne geldiklerinde, içerde hazret-i Ebu Bekr endişeye kapıldı. Üzüntüsünü arz etti: “Ya Resulallah! Vallahi kendim için tasalanmıyorum. Fakat yüksek zatınıza bir şey gelmesinden korkuyorum. Ben öldürülürsem bir tek kişiyim, hiçbir şey değişmez. Lakin size bir zarar gelirse, bütün ümmet helak olur, din yıkılır” dedi.

Kâinatın sultanı efendimiz; “Ya Eba Bekr! Üzülme!… Şüphesiz Allahü teâlâ bizimledir” buyurdu.

Ebu Bekr-i Sıddik , “Ya Resulallah! Canım sana feda olsun! Onlardan biri, başını eğip baksa bizi görür!” deyince, Efendimiz; “Ya Eba Bekr! İki kişi ki, üçüncüsü Allahü teâlâdır. Üzülme!.. Hak teâlâ bizimledir” buyurdu…

Müşrikler içeri bakmadan geri döndüler.

Allahü teâlâ bu hali Kur’ân-ı kerimde mealen şöyle buyuruyor:

“Eğer siz, O’na yardım etmezseniz, (hatırlayın o vakti ki) kâfirler O’nu (Mekke’den) ikinin ikincisi olarak (hazret-i Ebu Bekr ile) çıkardıklarında, (Sevr dağının tepesindeki) mağarada iken, Allahü teâlâ O’na (Resulullah’a) yardım etmişti. O zaman arkadaşına (Ebu Bekr-i Sıddik’a); “Üzülme! Allahü teâlânın yardımı, nusreti muhakkak bizimledir” demişti. Allahü teâlâ, O’nun üzerine sekinetini indirmiş, O’nu (Habibini) görmediğiniz (manevi) ordularla kuvvetlendirmiş, kafirlerin (küfür) kelimesini alçaltmıştı. Allahü teâlânın (tevhid) kelimesi ise, çok yücedir. Allahü teâlâ mutlak galiptir. Yegane hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tövbe suresi: 40)

Sevgili Peygamberimiz ile hazret-i Ebu Bekr, bu mağarada geceli gündüzlü üç gün kaldılar. Hazret-i Ebu Bekr’in oğlu Abdullah, Mekke’de duyduklarını, geceleyin mağaraya gelip haber veriyor, azadlı kölesi ve sürülerinin çobanı Amir bin Füheyre ise, geceleri süt getirip izleri siliyordu.

Sevr mağarasından dördüncü günü ayrılan sevgili Peygamberimiz, Kusva adlı devesine bindi. Bir rivayete göre terkisine hazret-i Ebu Bekr’i bindirdi. Diğer deveye de Amir bin Füheyre hazretleri ile yolları iyi bilen Abdullah bir Üreykıt bindiler.

Âlemlerin efendisi, Allahü teâlânın medhettiği, beldelerin en kıymetlisi olan Mekke-i mükerremeden, vatanından ayrılıyordu. Devesini Harem-i şerife doğru döndürüp, mahzun bir halde;

“Vallahi! Sen, Allahü teâlânın yarattığı yerlerin en hayırlı; Rabbim katında en sevgili olanısın! Senden çıkarılmamış olsa idim, çıkmazdım. Bana, senden daha güzel, daha sevgili yurt yoktur. Kavmim beni, senden çıkarmamış olsalardı, çıkmaz, senden başka bir yerde yurt, yuva tutmazdım” buyurdular.

O anda Cebrail aleyhisselam inip; “Ya Resulallah! Vatanına müştak mısın, ayrılığa üzüldün mü?” dedi. Efendimiz de; “Evet “ buyurdular. Cebrail aleyhisselam, sonunda Mekke’ye döneceğini müjdeleyen, Kasas suresi 85. âyet-i kerimesini okuyup, mübarek hatırını teselli eyledi…

Yolculuk sakin geçiyordu. Müşrikler, her yeri aramalarına rağmen bulamıyorlar, cenab-ı Hak, habibini onların şerrinden muhafaza ediyordu.

Yarın: Keşke hizmetle şereflenseydim!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın