A. Raif Öztürk Bilerek İtiraz Etmeli 

A. Raif Öztürk Bilerek İtiraz Etmeli 

Metin Karabaşoğlu’nun Taksim olayını yorumlayış biçimini normal görmüş, ama bunun İttihad-ı İslam’ı önleme girişi olmamayacağını belirttmiştim. Risale-i Nurdan aldığım ders şöyle: Bir fikir ileri sürüyorsam, o fikri teyid edici ifadeleri örnek vererek kullanırım.
Moralhaber Yazarı A. Raif Öztürk, benim için, ”Aysbergin bir köşesini görmekle olayı çözdüğünü zannetmiş. Aklı sırada tenkid etmek istemiş” demiş. Bkz: (Bakamazsınız, Moralhaber kendini fesh etti)
Etmek istememişim; etmişim. Karabaşoğlu anladığını yazmışsa bende anladığımı yazacaktım elbette. Ben, Taksim olayının İttihad-ı İslam’ı önleme olmadığını anlattığım halde, Öztürk Hoca, buna ‘yanlışsın’ diyememiş. Demek ki bu konu üzerine yazdığım tenkid yorumumu kabul etmiş.
Öztürk Hoca, Ergün Diler’in ‘Bu Erdoğan’dan hemen kurtulmak istiyorlar’ başlıkllı yazısını dikkatime vermiş, beni doğru düşünmeye davet etmiş. Tavsiyesi yerindedir; teşekkür ederim. Diler’in yazısını bir daha okudum; düşünmeye başladım. Öztürk Hoca’ya derim: Diler’in yazısına bakıp, düşünmeyi beraber yapalım.
1- Diler’in, çoğunun adını verdiği dev koalisyon için söylediği söz: ”Yukarıda isimlerini saydığım ve sayamadığım onlarca medya kuruluşu işi gücü bırakıp Erdoğan’a saldırıyor”.
Diler’in bahsettiği baronlar koalisyonu, İttihad-ı İslam’ı oluşturmaya başladığı için mi Erdoğan’a saldırıyor? Dikkat edilirse, bahsedilen saldırı, on bir yıl saltanat süren Erdoğan’ın son yılında. Ya BARONLAR İslam eğitiminden geçtiği bilinen Erdoğan ve ekibini ‘islamlığı’ geliştirmesi için serbest bırakmışlardı; ya da Erdoğan’ı destekleyen Türkiye’deki bilcümle dindar taifesi İslam adına yalan söylüyordu. Başka cemaatlerin yalanı normal görülebilir. Ama, Nur cemaatinden olanların buna dahil olması İslam Dini’ne işlenen cinayetle eşdeğerdir.
2- Gizli bir yayın yönetmeninin gazete ve kanalları yürüttüğünü söyleyip o gücün kim olduğunu soruyor Diler. Ve hükmünü veriyor: ”Bu sorunun cevabını bilemediğiniz zaman laiklik için, hayat tarzınız için yürüdüğünüzü sanırsınız”.
Uzun yıllar, dindar bilinenler, başörtüsünü konu edip ”İnancımızın gereğini yaşamak istiyoruz” diye bağırdılar. Bunu sağlayacak olanın Erdoğan ve ekibi olduğunu sandılar, onu desteklediler. Erdoğan, başörtüsü sorununu çözme vaadiyle dindarları kendine çekmişti; onlara sorunun çözümünü bekletti. Ama Avrupa’ya gittiğinde, oranın kamuoyuna bilcümle rezil hayat tarzının serbest olacağı sözünü verdi. İşte Diler’in dediği doğru: Erdoğan ekibinin on yıl boyunca BARONLARIN emrine göre haereket ettini bilmezsen, baronların emrinden sapma gösteren Erdoğan’ı BARON düşmanı sanırsın.
3- Diler’in verdiği bilgi: ”Lodra’dan gelen emirle ayağa kalkan baronlar, sahibi oldukları bütün medya kuruluşlarında AYNI DİLLE yayına başladılar: Diktatör Erdoğan!”
Bu cümlenin içindeki sırrı anlamak isteyen, Ergün Diler’in ‘derin devlet’ ve ‘derin akıl’ terimlerinin geçtiği yazılarına baksınlar. Mahir Kaynak’ın Ortadoğu’nun el değiştirme operasyonuyla ilgili yazıları da yardımcı olabilir. Şu kadar diyeyim: Nurcu bilinenler Suriye olayına kafa yormamışlarsa, Taksim olayının onunla bağlantısını anlayamazlar.
4- Ergün Diler Türkiye hakkında kıvırmadan, net söylüyor: ”Cumhuriyet’i kuran İngiliz aklı ve gücüdür”.
Raif Öztürk, Birinci Şua’nın Yirmisekizinci Ayet açıklamasına bakabilir mi acaba? Diler’in bu cümlesiye oradaki cümle arasında ne kadar fark görecektir?
5- Diler doğru diyor: ”Sınırlarımız içindeki bu GÜÇ sebebiyle düne kadar istedikleri başbakanı getirip götürdüler”.
‘Dün’ kelimesini kullanan Diler, 2002 öncesini kastediyor elbette. Burada okuyucusunu yanıltıyor. ‘Dün’ ifadesi son seçime kadar ki bütün zamanları içine alır. Bilmeyen öğrensin: O güç, 28 Şubat operasyonuyla Erbakan-Çiller koalisyonuna son vermiştir ama, Erbakan’ın has adamı Erdoğan’a saltanata konma yolunu açmıştır. İyi mi olmuştur kötü mü olmuştur, anlamam. Politika arenası önümüze getirilmiştir; bazen hoş heyecan, bazen de korkulu heyecan yaşamamıza seber olur.
6- Şu sözü bakalım kim düşünecek: ”-Demokrasi- diyerek 40 aileye ülkeyi peşkeş çektiler! Hep onlar kazandı, millet kaybetti”.
Bizim dindarlarımız, demokrasinin ne olduğunu anlamış mıydı da 1950’den bu yana ”demokrasi geldi” diye sevinmiş, darbeler olunca da ”demokrasi isitiyoruz” diye bağırmıştı? On yıl boyunca Erdoğan’ın ‘ileri demokrasi’ hamlesine dikkat edilsin. peşkeşin o 40 aileyi itip başka kırk aileye kaydırılması faaliyetidir bu. Şimdi, milletin kaybetmesi ne kelime, millet ‘kalkınma’ yaldızıyla batağa çekiliyor.
7- Son cümlesini alayım Diler’in, bitireyim: ”Bir paket çorbayı izinsiz aldığı için vatandaş 12 yıl ceza alırken, onlar deveyi hamuduyla götürdü. Hesap sormayı bırakın kimse çıkıp -Ne yapıyorsunuz!- diye bile soramadı”.
O ‘kimse’ sözcüğünün şümulüne Erdoğan, O’nun bakanları ve onları alkışlayan dindarların hepsi girer. Erdoğan öncesinde bu denilen oluyor idiyse, Erdoğan’ın bunu düzeltmesi gerekirdi.
a) Bırak düzeltmeyi, çıkardığı son kanunlarla, bir kaç gündür bağırdığı FAİZ LOBİSİ’ne vatandaşları esir etti.
b) Genç kızların kadın tüccarlarının çengeline takılmasını umursamadı. Sinem Yurdakul’un annesini iki buçuk yıl bağırtı televizyon ekranlarından. Şikayet edildiğinde ”Sahip çıksaydın, bana ne” dedi.
c) Urfa’da, Zonguldak’ta, Kocaeli’nde, yoksul aile çocuklarının tecavüzcülerine sessiz kaldı.
d) Beş yıldır yorum yapıp ”Çalışanların hakları gasp ediliyor” diyorum, Çalışma Bakanı, ”Kanun hazırlıyoruz, düzelecek” diye yalan söylüyor.
Son söz: Nurcu bilinenlere deve kuşu gibi kafayı kuma gömmek yakışmıyor; haberi olsun.
İbrahim Faik Bayav

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SOPA…

Bu makale 18 Haziran 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın