DOLAR 9,3186-0.15%
EURO 10,86290.08%
ALTIN 532,330,49
BITCOIN 5825002,57%
Adana
27°

AÇIK

15:55

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Abdülaziz Han

Abdülaziz Han

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:42
Abdülaziz Han
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Osmanlı padişahlarının otuz ikincisi ve İslam halifelerinin

doksan yedincisidir. Sultan ikinci Mahmud’un ikinci oğludur. 1830 da

doğdu. 1860 da halife oldu. 1876 da Dolmabahçe sarayından alınıp,

Topkapı sarayına hapis edildi. Beş gün sonra Mithat paşa ve

serasker [savunma bakanı] Hüseyin Avni paşa, Süleyman paşa ve

arkadaşları tarafından, Ferıyye sarayında Kur’an-ı kerim okurken

bilek damarları kestirilerek şehid edildiği, sultan Vahideddinin baş

katibi, Ali Fuat beyin hatıralarında yazılıdır. Ferıyye sarayı, Beşiktaş

ile Ortaköy arasında, Galatasaray lisesinin orta kısmı olan yalıdır.

Sultan Mahmud türbesindedir. Sultan Murad, bu işkenceli ölümü

işitince, korkudan aklı bozuldu.

(Belgelerle Türk tarihi dergisi)nin 1967 Kasım ve 2 sayılı

nüshasında diyor ki:

İstanbul üniversitesine bağlı kıymetli eserler arasında, İbnül-

Emin Mahmud Kemal beyin [3310] numaralı defterinde, sultan

Abdülaziz hanın annesi Pertevniyal valide sultanın söyleyip

yazdırdığı (Sergüzeşt-name) vardır. Yıldız evrakı arasında görülüp,

İbnül-Emin Ahmed Tevfik beyin, 1918 de suretini çıkardığı bu

sergüzeşt-namede Pertevniyal sultan diyor ki:

1876 senesi, Camazil-evvelin yedinci [30 Mayıs] günü, sabaha

karşı saat sekizde, valide sultanı yataktan kaldırıyorlar. Sultan, oğlu

Abdülaziz hanı uyandırıyor. Halife, (Anne bunu bana kim yaptı?

Beni sultan Selime mi döndürecekler? Ben kime ne ettim?) diyor.

Valide sultan (Avni paşa etti) diyor. (Yalnız Avni etmedi. Rüştü paşa

ile Ahmed ve Mithat paşalar da, bu işe dahil. Ben bu felaketi otuz

kırk defa rüyamda gördüm. Bundan sonra, Cebrail gökten inse,

devlet reisi olmam. Cenab-ı Hakkın takdiri böyle imiş) diyor. 30

Mayıs 1876 Salı günü kayıkla Topkapı sarayına götürülüp, üçüncü

Selim hanın şehid edildiği odada, hapis olunuyor. Çorba

gönderiyorlar. Kalfa (Kaşıksız, efendimizin önüne nasıl koyayım?)

diyor. Bir kırık tahta kaşık veriyorlar. Halife, biraz içiyor. Abdest

almak için, nalın aratıyor. (İzin yok) diyerek vermiyorlar.

Abdesthaneye yalın ayak giriyor. Üç gün kuru tahta üstünde aç,

susuz bırakılıyor. Kayıkta yağmurdan ıslanmış olan elbisesini

çıkarmak için gecelik istiyor. (İrade yoktur) diyerek vermiyorlar.

Sultan Murada tebrikname ve acıklı mektuplar gönderip yalvarıyor.

Dördüncü gün, (2 Haziran sabahı) sultan Muradın iradesi ile diyerek,

Ferıyye sarayına götürüyorlar. İçeri hızlı girdiği için, bir süngülü

asker, göğsünden itiyor. (Annem nerede?) diyor. Annesi koşup

gelerek, yukarı çıkarıyor. Askerlerin saygısızca konuşturulduğunu

görünce, (Aman anneciğim. Bunlar beni öldürecekler) diyerek

ağlıyor. İki gün sonra, eski, yırtık eşya gönderiyorlar. Askerler, ikide

bir, kılıcını isteriz diye hücum ediyor. Vermiyor ise de, Valide sultan,

gizlice vermek zorunda kalıyor. 4 Haziran sabahı Valide sultan içeri

gelip, kapının açık olduğunu ve halifenin kanlar içinde yattığını

görünce, feryat ediyor. Halife, ellerini, annesinin göğsü üzerine

koyup (Allah, Allah) diyor. Gelenler, Valide sultanı başka odaya

götürüyor, kulağındaki küpeleri ve yüzüğünü çekip alıyorlar. Halifeyi

eski bir perdeye sarıp, Ortaköy karakoluna götürüyorlar. Can

çekişirken Rüştü, Mithat ve Avni paşalar ve yardakçıları gelip, (Bizi

azlet!) diyerek alay ediyorlar. Valide sultan, (Aslanım şehid oldu.

Beni de şehid etsinler) diye feryat ediyor. Asker gelip, (Sultan Murad

irade etti. Seni Beylerbeyi sarayına götüreceğiz) diyorlar. Valide

sultan, (Benim yerim, Yeni-saraydır) diyor. Valide sultanın

kollarından çekip yalın ayak, yaşmaksız ve feracesiz karakola

götürüp, paşalara seyrettiriyorlar. Halifenin zevcelerinden Tıryal

hanım efendi gelip, (Canım, Allah rızası için namusu ile oynamayın.

Hiç olmazsa araba ile götürünüz) diyor. Paşalar, başarılarından pek

keyifli kahkaha atmaktadırlar. Tıryal hanımın arabasına bindirilerek

yeni-saraya (Topkapı sarayına) götürülüyor. Başka araba ile Tıryal

hanımı da, zorla oraya götürüyorlar. Üç gün sonra kızlar ağası

Topkapı sarayına geliyor. İki sultanın ayrı odalarda baygın

yattıklarını görüyor. Altı gece sonra, odalarına birer kandil

gönderiliyor. Otuzsekiz gün sonra Ferıyye sarayına götürülüyorlar.

Kapı ve pencereleri çivileniyor. Sekiz gün Valide sultana eziyet

ederek (Mallarının yerini bildir) diyorlar. Dokuzuncu gün, pencereler

açılıyor. 31 Ağustos 1876 da beşinci Murad tahttan indirilip,

Dolmabahçe sarayından Çırağan sarayına götürülüyor. Sultan

Abdülhamid han tahta çıkınca, işkencelerden kurtulup, rahata

kavuşuyorlar. Sultanlara yapılan işkencelerin, sultan Muradın emri

ile olduğunu söylerlerdi. Halbuki sultan Muradın bir şeyden haberi

yoktu. Sultan Abdülaziz’in tebriklerini ve yalvarmalarını paşalar

sultan Murada göstermiyor. Sultan adına kendileri cevap yazıp

aldattıkları, 1959 tarihli askeri tarih mecmuasında uzun yazılıdır.

1967 de İstanbul’da basılmış olan T.Yılmaz Öztuna’nın (Türkiye

tarihi)nin onikinci cildinde özetle diyor ki:

(Sultan Abdülaziz’in hal edilmesi, birkaç ahlaksız veya safdil

devlet adamının, şahsi ihtirasları uğruna oldu. Bunların başında,

eski sadrazam Hüseyin Avni paşa geliyordu. Kurmaylıktan yetişmiş,

üç defa serasker olmuştu. Bir uşağın oğlu idi. (Kinim dinimdir) diyen

kindar adamlardan biri idi. Mason Fuat paşanın yetiştirmesi idi.

Meziyetsizliklerinden, kötülüklerinden dolayı azlolunur, sonra

entrikalarla yine bir makam kapardı. Mahmud Nedim paşa

tarafından azledilip sürüldüğü ve rütbesi ve nişanları alındığı için,

padişaha kin bağladı. Sultanı tahtından indirmeye ve öldürmeye

karar verdi. Londra’ya gidip, ingilizlerle bu işi planlaştırdı. Facianın

ikinci adamı Mithat paşanın batı kültürü olmadığı gibi, din bilgisi de

yoktu. Tuna ve Bağdat valiliklerinde yaptığı işler, Avrupa basınında

alkışlanmış, bilhassa ingilizler tarafından şımartılmıştır. Hislerine

kapılan, acele ve yanlış kararlar veren, bu yüzden iyi iş görmeye

müsait olmayan bir adamdı. Ali paşa gibi, ölünceye kadar sadarette

kalacağını umarken, iki ay içinde azledilmesini, gururuna

yedirememiş, hükümdara düşman olmuştur. İçki masalarında,

devlete ait kararlar alırdı. İngiltere’deki parlamento idaresini aynen

alırsa, Türkiye’nin aynen İngiltere olacağını sanırdı. Böyle bir idareyi

yürütecek tek şahsın, kendisi olacağına inanırdı. Mithat paşanın,

meşrutiyeti tesis edebilmek için hal işine karıştığını ileri sürmek,

gerçeğe hiç de uymamaktadır. Avni paşa, hal projesini Mithat ve

Şirvanizade Muhammed Rüştü paşalara, sonra zamanın sadrazamı

mütercim Rüştü paşaya açtı. Şirvanizadeden yüz bulamayınca, onu

Taife sürdürdü ve orada zehirletti. Mithat paşa, sadrazam Mahmud

Nedim paşanın, kendisini merkezden uzaklaştıracağını vehim

ederek, hal işine karışmıştır denilebilir. Hal işine Mithat paşanın emri

ile, uydurma fetva veren Şeyhul İslam Hasen Hayrullah efendi de,

bu makamından, önce azledilmiş, bu yüzden sultana kin bağlamıştı.

Sultan Abdülaziz, bunun için, (O, sarayda iken, müfsid imam denirdi.

Rüştü paşanın tavsiyesi ile Şeyhul İslam yaptık, Allah vere de, bir

halt etmese) demiştir.

Sultan Abdülaziz’in hal’inin bir vatanperverlik olacağına inanan

tek adam, savaş okulu nazırı [kumandanı] Süleyman paşa idi.

Yirmibeş Mayıs gecesi, Redif ve Süleyman paşalar, Avni paşanın

Kuzguncuktaki evinde toplanarak, üçyüz (300) harbiye talebesinin

Dolmabahçe sarayını kuşatmasına karar verdiler. Talebeye, Sultanı

korumak için gidiyoruz denildi.

Avni paşa sultanı öldürmeyi çoktan planlamış ve nihayet bu

cinayeti işlemiştir. Uzun zaman sarayda casusu olan, ikinci

mabeynci Fahri beyi bu işte kullandı. Cezayirli Mustafa pehlivanı ve

Yozgatlı pehlivan Mustafa çavuşu ve Boyabatlı hacı Mehmed

pehlivanı Ferıyye sarayına bahçıvan yaptılar. Fahri beyle bu

pehlivanlar, odaya girip, uzun dövüşmeden sonra bileklerini kesip

pencereden bahçeye kaçtılar. Avni paşa, çığlık seslerini

duyarduymaz, Kuzguncuktaki yalısından, kayıkla, hemen Ferıyyeye

geldi. Ölüm raporunu imzalamak istemeyen iki doktordan birini, Avni

paşa hemen Trablusgarba sürdü. İkincisi olan Ömer beyin

apoletlerini [formalarını] hemen orada sökmüştür. 1293 [m. 1876]

Haziranın 4. cü günü sabahı, sultan Abdülaziz’in Ortaköy sahilinde

Ferıyye sarayındaki odasından garip sesler gelmeye başladı. Saat

dokuz buçukta odaya girenler, eski hakanı kanlar içinde buldular.

Ertesi gün yayınlanan hükümet tebliği, şöyle diyordu: (Sultan

Abdülaziz sakalını düzeltmek üzere istediği küçük makasla her iki

bileğinin damarlarını açarak intihar etmiştir. Serasker Avni paşa

cesedi karakola nakil ettirmiştir.) Bu tebliğ ve ekli tabib raporu, hiç

kimseyi inandıramadı. Doktorlara yalnız bilekler gösterilmiştir. Avni

paşa, birkaç sene önce de, sultan Abdülazizi zehirlemeye teşebbüs

etmişti. Mithat paşa, ölümü işitince, (Hakanın muhafazası pek

müşkil ve tehlikeli olduğundan, bu vech ile vefatı pek iyi oldu)

demiştir. Maliye nazırı Yusuf paşa ise, (Melun herif [Avni paşa]

padişahın başını yedi. İnşaallah yakında o katil de katledilir)

demiştir. Sadrazam mütercim Rüştü paşa da, (Naşı karakola

çıkardıkları zaman canlı imiş. Hekimler de, canlı olduğunu tasdik

eylediler) demiştir. Üç pehlivana yüzer altın maaş bağlanarak, sırrı

ifşa etmeleri önlendi. Sultan Abdülaziz’in naşını yıkayan sekiz imam,

Yıldız muhakemesinde, sultanın iki dişi kırılmış, sakalının sol tarafı

yolunmuş, sol memesi altında büyük bir çürük vardı demişlerdir.

Pehlivanlar da, yaptıklarını sonradan itiraf etmişlerdir. İntihar edecek

şahsın her iki bileğinin damarlarını birlikte kesemeyeceği de tıp

ilminde meydandadır. Hüseyin Avni paşa, sultan Abdülaziz’in hal

edileceğini birkaç sene önce Londra’da İngiliz nazırlarına söylemek

cesaret ve hiyanetinde de bulunmuştu. Bunun için, (Encyclopaedia

Britannica) intihar tezini ileri sürmektedir. Son çıkan, (Grand

Larousse) ise, öldürüldüğünü yazmaktadır. 1940 tarihli (Larousse

illustre)de, (fut assassiné en 1876= 1876 da katledildi) yazılıdır. 5

Haziran günü cenazesi büyük merasimle kaldırıldı. Topkapı

sarayında yıkandı. Pederi sultan ikinci Mahmud hanın

Çemberlitaş’taki türbesine defnedildi.

Süleyman paşa, bu inkılabın meşrutiyet için yapıldığını

söyleyince, Avni paşa, sen sus! Asker siyasete karışmaz demiştir.

Halbuki, kendisi, askeri çoktan siyasete karıştırmış. Balkanlarda

felaketli hadiselerin patlak vermesine sebep olmuştu. Nitekim, 2

Temmuzda Sırp ve Karadağ prenslikleri isyan etti. Balkanlar karıştı.

24 Nisan 1296 [m. 1877] de Rusya’nın arabulucu teklifi red edilerek,

93 harbi başladı. Hemen müşir yapılan Süleyman paşa, Şıpka

geçidini ruslara kaptırınca, mağlubiyete sebep oldu. Plevne’de üç

kere zafer kazanarak gazi ünvanını alan Osman paşayı kıskandı.

Maçka meydan muharebelerini de gayb ederek, Edirne’ye kadar

kaçtı. Böylece, Edirne de, harap oldu. Ruslar Ayastefanosa

[Yeşilköye] kadar geldi. İngilizler, bu mağlubiyeti fırsat bilerek, 20

Mayıs 1878 de, İstanbul’da Ali Süavi vakasını çıkarıp, ikinci

Abdülhamid hanı devirmek, hilafeti lağv etmek istedi ise de,

muvaffak olamadı. Ali Süavi mason idi. Karısı ingiliz idi. (Yeni

Türkiye tarihi) diyor ki, (İkinci Abdülhamid hanın diplomasisi [Aklı ve

zekâsı] olmasaydı, 93 harbinin zararları daha büyük olacaktı).

Süleyman paşa, sefih ve zelil bir hayat sürerek, 1891 de Bağdat’ta

öldü.

Abdülaziz hanı şehid ettiren paşalar, başarılarının zevki içinde,

Mithat paşanın Bayeziddeki konağında, 15 Haziran gecesi

toplanmışlardı. Odaya giren erkan-ı savaş kolağası, 26 yaşındaki,

Hasen bey, Avni paşayı ve sonra hariciyye nazırı Raşit paşayı vurup

öldürüyor. Mithat paşayı kovalıyor ise de, paşa mutfağa kaçıp,

aşçının dolabına saklanıp, ölümden kurtuluyor. Yaralı yakalanan

Hasen bey, ertesi gün Bayezid meydanında şehid ediliyor.

Edirnekapı’dan Topkapı’ya giderken, sağ köşede, parmaklıklı

mezarının büyük taşında (Ümera ve guzati çerakiseden İsmail beyin

oğlu olup, Savaş okulunu bitirip, kolağası rütbesinde iken, genç

yaşında, velinimeti uğrunda fedayi can eden, Çerkes Hasen beyin

kabridir) yazılıdır. Sultan Abdülaziz han, Çerkes Hasen beyin

eniştesi idi. Halifenin feci şekilde şehid edildiğini ve annesi

Pertevniyal sultana çok çirkin işkenceler yapıldığını işiten sultan

Muradın üzüntüden ve bu felaket yolunun sonunu düşünmekten aklı

bozuldu.

Sultan Abdülaziz han, onbeş senelik saltanat zamanını

Dolmabahçe sarayında geçirdi. Bu sarayda iken hal edildi. Beşinci

Murad da üç aylık saltanatını bu sarayda geçirdi. İkinci Abdülhamid

han, bu sarayda yedi ay oturduktan sonra, Yıldız kasrlarına yerleşti.

Sonra Yıldız sarayını yaptı. Sultan Mehmed Reşad da, Dolmabahçe

sarayında oturdu.

Sultan Abdülaziz han, 1862 de yeni askeri elbiseleri kabul etti.

1863 de posta pulu kullanıldı. 1869 da Süveyş kanalı açıldı. 1871 de

İstanbul’da tramvay işletilmeye başladı. 1875 de Galata tüneli

yapıldı ve askeri rüştiyye mektepleri açıldı. 1863 de Osmanlı

bankası açıldı. 1864 de sahillere deniz feneri konuldu ve devlet

şurası [Danıştay] kuruldu. 1867 de sultani mektepleri [liseler] açıldı.

1868 de Sanayi mektepleri açıldı. 1869 da Fransa imparatoriçesi

İstanbul’u ziyaret etti. 1870 de Avusturya imparatoru, sultan

Abdülazizi ziyarete geldi. 1870 de şark demir yolları yapıldı. 1870 de

tıbbiyyei mülkiye açıldı ve orman ve maden mektepleri açıldı ve Eski

saray dış kapısı, yani üniversitenin Bayezid meydanına açılan giriş

kapısı yapıldı. 1871 de itfaiyye alayı teşkil edildi. 1872 de seyyar

havz yapıldı ve Darüşşefeka lisesi açıldı. 1873 de İran şahı, sultan

Abdülazizi ziyarete geldi ve İzmit demir yolu yapıldı.

Abdülaziz han, kardeşi gibi, memleketin idaresini Ali ve Fuat

paşanın ve bunların yetiştirdiği masonların ellerine bıraktı. Bunlar

da, İngilizin siyasetine göre hareket ettiler. Dağıstanlı şeyh Şamil,

yirmi sene ruslarla kahramanca cihad yaparak, ordularını perişan

ederken, seyirci kaldılar. Bu mücahidin 1866 da esir düşmesine

sebep oldular. Rusların 1873 de, Semerkand, Buhara ve Hiveyi

işgal etmelerine de sebep oldular. Ömürlerini Avrupa’da geçirdiler.

Memlekette kaldıkları zaman, Tanzimat fermanındaki mason

planlarının tatbik edilmeleri için çalıştılar. Bu hıyanetlerinin sebebi

mesulü elbette Halifenin gafleti idi. Bu gafletinin neticesinde,

masonlar ve onlara aldananlar tarafından şehid edildi.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.