DOLAR 18,6443 0.02%
EURO 19,4227 -0.04%
ALTIN 1.051,02-0,01
BITCOIN 308407-0,14%
Adana
13°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Adana Devlet Tiyatrosu Perdesini Macbethle Açtı

Adana Devlet Tiyatrosu Perdesini Macbethle Açtı

ABONE OL
25 Ekim 2022 18:26
Adana Devlet Tiyatrosu Perdesini Macbethle Açtı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

DUAYEN HOCANIN KALEMİNDEN

ÖNCER ÜNLÜ

Adana Devlet Tiyatrosu, 2022- 2023 yılı tiyatro sezonunun ilk oyunu Macbeth’i 11 Ekim’de yaptığı prömiyerle izleyicisiyle buluşturdu. Oyun hala kapalı gişe olarak gösterimini sürdürmektedir.

Bilindiği gibi eserin yazarı olan William Shakespeare, kimi tarihçi ve yorumculara göre hiç yaşamamış, kimilerine göre ise dünyanın en büyük şairi ve oyun yazarı olarak adlandırılmaktadır. Kendi yorumuma göre de tüm zamanların en büyük oyun yazarıdır. Bir kaç satır William Shakespeare’den bahsedecek olursam; oyunlarında insan davranışlarını derinden kavrayan, dili çok etkili kullanan bir yazardır. Bir çok oyun yazarının eserleri onun ki kadar incelenmemiş ve övülmemiştir. Büyük yazar kendinden sonra gelen tüm kuşaklar için saygınlığını korumuş ve korumaya devam etmektedir. Oyunları daima yeni görüş ve düşüncelere yol açmaktadır. Oyunlardaki karakterler çok yönlü ve beklenmedik davranışları her an oyunlarda sergilemektedirler. Shakespeare’in eserlerinde fiziği ve belagati güçlü oyunculara ihtiyaç vardır.

Yaklaşık beş yüz yıl önce yazılan bu eserlere yaklaşımımız, ister istemez eserin yazarının bizlerden bir okur ya da izleyici olarak beklentilerinden çok büyük farklılıklar göstermektedir. Shakespeare’nin oyunlarının yazılmasınn üzerinden yüz yıllar geçiyor ve biz bu eserleri ana diliyle değil çevrilmiş Türkçe haliyle seyrediyoruz. Yazarın dili çok kuvvetli olduğu için mutlaka bu çeviri sırasında bazen istenilen kelimeler bulunamıyor ya da kullanılamıyor. Bu da biz seyircilerin aleyhine oluyor. Ayrıca Türk seyircisinin yabancı olduğu bir kültür ve tarihlerde oyunların konusu geçince, o yıllarda oyunları seyredenlere göre bizler daha da konuya yabancı kalıyoruz tam içine giremiyoruz. Tüm bu olumsuzlukları da göz önüne alırsak yazarın oyunlarının tadına tam anlamıyla varamıyoruz diyorum.

Tiyatro oyuncuları için Shakespeare’nin önemi çok büyüktür. Onun oyunlarında oynamak büyük bir onur ve ayrıcalıktır. Bunu dünyadaki tüm oyuncular bilir. Burada bilinecek başka bir şey de; oyundaki trajik metinlerin fazla olması, seyircinin oyunu sıkılmadan takip edebilmesi için oyuncunun yorumu ve role yaklaşımıdır. Seyirci sıkıldığını hissederse oyundan zaten kopar. Bu da oyuncular için konsantrasyon kaybıdır.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Tevbe Suresi 4 ve 5: İslamlığı Oluşturacak Hukuk Kuralları

Macbeth, William Shakespeare’nin dört büyük trajedi oyununun en sonuncusu ve en kısa yazılanıdır. Oyuna adını veren Macbeth, güçlü, asil ve iyi bir askerdir. Fakat sorunlu bir karaktere sahiptir ve karısı tarafından yönetilir ve hırsı onu yanlışa, kötülüğe, gaddarlığa teşvik eder. Tahta geçmek için işlediği cinayetin ardından çektiği vicdan azabı ve karmaşık duygularını konu alan İngiltere ve İskoçya tarihi içinde geçen bir oyundur.

Gelelim oyun hakkındaki düşüncelerime. Biz millet olarak eleştiriyi pek sevmeyen bir topluluğuz. Bunu yaşamın her yerinde görüyoruz. Eleştirilere tahammül edemiyoruz. Oysa eleştiri hakkıyla ve kırıcı olmadan yapılırsa herkese faydası olur. Bende burada naçizane olarak önce olumlu sonra olumsuz düşüncelerimi belirteceğim.

Adana’da oyunu sahneye koyan yönetmen Sayın Murat Çidamlı ve Adana Devlet Tiyatrosu oyuncularını öncelikle tebrik etmek gerekiyor. Çünkü bir Shakespeare oyununu sahneye koymak ve oynamak kolay değildir. Çok emek ve çalışma ister. Oyunun başrol oyuncusu Macbeth. Fakat benim kahramanlarım cadılar oldu. Cadılar esrarengiz ve anlaşılmaz karakterler, çirkin ve yaşlı ucubeler. Kötülük düzenini yıkmayı onlar başarıyor. Üç cadıyı oynayan oyuncular, mükemmele yakın performans gösterdiler. Koreografileri rolleriyle tam bir bütünlük halindeydi.

Yine oyunda Lady Macbeth’i ve Macduff’u oynayan Adana Devlet Tiyatrosu sanatçıları Nazlı Köymen ve F. Doruk Nalbantoğlu da rollerinin hakkını hem fizik hem ses hem de oyunculuk açısından verdiler diye düşünüyorum.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ABD ve Rusya’dan arka arkaya Türkiye’nin Suriye operasyonuyla ilgili açıklamalar

Macbeth’i oynayan saygıdeğer oyuncu Mazlum Taşkıran elinden geleni yapıyor fakat bazen duygularının nerede yükseldiğini nerede inişe geçtiğini çözemedim. Ayrıca bazı tiratlara hızlı başladığında sesi zorunlu olarak alçalıyordu. Sanatçının hakkını yemeyeyim ama bu rolde daha fizikli, daha güçlü bir sese sahip oyuncu oynayabilirdi. Rol üzerine oturmamıştı. Oysa geçmiş yıllarda çok daha güzel oyunlarını seyrettiğimi anımsıyorum.

Bence özellikle Shakespeare’nin trajedik oyunlarındaki erkek karakterlerinin ister başrolde ister yardımcı rolde olsun fizikleri ve sesleri çok güçlü olmalı ki seyirciyi sonuna kadar oyunda tutsun. Bu oyunlarda bir prensin ya da şövalyenin, muhafızların fiziklerinin güçlü olması elzemdir.

Oyunun müziği, dekoru, koreografisi, ışık ve gök gürültüsü, şimşek efektleri akılda kalıcı ve güzeldi. Herkesin emeğine sağlık diyorum.

Tiyatrolarımıza, oyuncularımıza her zaman sahip çıkmamız ve onları onurlandırmamız için her oyunu seyretmeye gidelim.

Sevindirici bir olay da salonun tamamen dolu olması ve üniversiteli gençlerin çoğunluk olmasıydı.

Son olarak bir türlü istenilen seviyeye gelemeyen seyircilere diyeceğim odur ki; ” Şu lanet telefonlarınızla oyun esnasında oynamazsanız, yazışmazsanız ölür müsünüz? Bence Türkiye’deki her tiyatronun olduğu bölgede ” Jammer ” uygulaması yapacaksın ! Eminim Adana’da olan bu saygısızlık her yerde de oluyordur.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.