‘Adana için’ ya da ‘Adanalı için’

‘Adana için’ ya da ‘Adanalı için’

Yerel yönetimler, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ‘Adana için’ çalışıyorlar; kimi yol yapıyor, kimi asfalt döküyor, kimi köprü yapıyor, kimi hastane açıyor, kimi park çalışması yapıyor, kimi üreticiyi diniliyor, kimi patronları ağırlıyor, kimi bürokratlara koşuyor, kimi yeni alanlarını imara açıyor, kimi yeni avm yeri ayarlıyor, kimi salon toplantılarında konuşuyor, kimi karışık sözcüklerle her şeyi iki dakkaya sığdırıyor, kimi konuşurken sağlayacağı rantı düşünüyor, kimi bilbordlarda yeni bir açılış fotosunu görmek istiyor!

Her şeyden önce ‘Adana için’ çalışılıyor!

Yolları, kaldırımları, rant getirecek bölgeleri, iki yakayı birbirine bağlayan köprünün noktalarını aylar öncesinden masaya yatırmak, sağlayacağı kazancın hesabını yapmak ‘Adana için’!

Adana-Kozan karayolunun, üç-beş yıl arayla; yeniden yerinden sökülmesi, yeniden doldurulması, yeniden duvarlanması, yeniden mıcırlanması, yeniden asfaltlanması, yeniden birilerinin ceplerinin dolması da ‘Adana için’!

Kentin ‘farklı’ bölgelerindeki hastanelerin Şehir Hastanesinin içine alınması, açılışı yapılmadan hasta bakımına başlanması, ilk günlerde hastaların kapıda karşılanması, son günlerde hem hasta hem hasta yakını hem de sağlık çalışanlarının sorunlar yaşaması, Şehir Hastanesine ulaşımın hastaya çile yaşatmak olması hep ‘Adana için’!

Adana için, Adana için!

Bunun içinde ‘Adanalı’ yok mu?

***

Adanalı, Adana’da bugün yaşamını sürdüren, insan…

Bu konuda yapılacak bir şey yok mu?

Tamam… Kaldırımlar, yollar, köprüler, parklar, hastaneler Adanalı için de; nasıl?

Burada birkaç kez yazdım, yeniden yazayım duymayanlar-unutanlar için; Adana ile komşumuz Mersin ülkemizin en yoksul iki kenti!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

Siyasetçiler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, Adanalı patronlar; sizler çok kazanıyor, sizler yaşamın yükselen çıtasında yerinizi buluyor, sizler gereksinmelerinize kavuşmakta zorluk yaşamıyor olabilirsiniz. Yoksul kent Adana’nın Adanalı yurttaşı tek sözcükle; yoksul! Bunun için çözüm önerileriniz nelerdir, bunun için nasıl bir çalışma içerisindesiniz?

Yerin üzerinde ‘göz boyama’ çalışmaları için zaman harcamanıza kimsenin dediği bir şey yok! Yolunuzu, kaldırımınızı, köprünüzü yine yapın! Yerin altında kalıyor, kimse görmez denilerek alt yapı, kanalizasyon sorunları dururken koca koca binalar yapılması için arazilere imar da verin; ona da tamam!

Peki, Adana’ya, ya da kentlere kayan nüfusun nedenlerini hiç düşündünüz mü, köylerde yaşam günden güne neden yok oluyor kafa yoranınız oldu mu? Kentler neden yaşam alanı olmaktan çok ‘karmaşık düzen’ içerisinde, köylerde neden topraklar verimlileştirilemiyor, köylerde üretim neden yok olmaya yüz tuttu, köylünün ürettiğini değil de dışalımla sağlanan ürünlerle beslendiğimizi sorduk mu, köylü köyünden neden uzaklaşmak istiyor, buğdayı-samanı buna ek olarak eti neden dışarıdan alıyoruz??

Bunların düşünülmesini, konuşulmasını, çözüm yolları aranmasını gerekli gördünüz mü?

***

Aynısını hükümet de yapıyor; üstelik fazlasıyla…

Yollar yapıyor, tüneller açıyor, köprüler yapıyor, havaalanları yeri belirliyor…

Geçmediğimiz tünel-köprü, yürümediğimiz yol yurttaşımıza ‘mutluluk’ vermesi bekleniyor ya; sanki asgari ücretlileri, sanki her an işten koparılma korkusuyla yaşayan taşeron işçileri sevindirecek bir haber!

Yıllardır asgari ücret belirlemede uzun uzun tartışmalar-atışmalar olur, sendikalardan gelen öneri yerine patron-iktidar anlaşmasından çıkacak sonuç uygulanır; sanki çalışan, sanki o maaşla geçinemeyen kendileri gibi! Yine taşeron işler konusu… İktidar kaç kez ‘çözdük, çözüyoruz, müjdemizi veriyoruz’ diyerek duyurmasına karşın, gelinen yol bir arpa boyu bile değil!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Alacakları maaşlar, alacakları sözde önlemler olunca ne de çabuk parmaklar kalkıveriyor, günümüzde KHK’de olduğu gibi nasılda ‘hırslar’ yasalara dönüşüveriyor!

***

‘Adana için’ ayrı bir şey yok!

Adanalı için yapılan bir şey yok!

Siyasetçiler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, bölgenin patronları ‘hep’ yerlerini sağlamlaştırmak, Nasrettin Hoca’nın dediği gibi ‘halk alış-verişte görsün’ mantığıyla; salonları dolduruyorlar, yol-asfalt-kaldırım çalışması yapıyorlar, üreticinin çamurlu bahçesine-tarlasına giriyorlar, dışarıdan gelen konukları ağırlıyorlar…

Ya Adanalı…

Kırsal bölgelerden, köylerden gelenlerin; ellerinden hayvancılık, elerinden üreticilik koparılınca ‘taşı-toprağı altın’ kentlerden biri olan Adana artık içine sığmıyor. Ekim alanları imara açılıyor. İnşaatlar yapılıyor. Göç edenler için barınaklar tamam! Barınak dört beton duvar; soğuk, buz gibi!

Yaşamı sürdürmek için doymak, doymak için iş…

‘Adana için’ yapılanlarda ‘Adanalının’ olmadığı çalışmalar; düşünüyor musunuz?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın