Adanalı gazeteye, gazetecilere de iletiler kalır; çok yaşayın emi!

Adanalı gazeteye, gazetecilere de iletiler kalır; çok yaşayın emi!

‘Toplumsal sorunlar karşısında kamuoyu oluşturmak, vatandaş ile devlet arasında köprü kurmak gibi önemli misyonları da yüklenen gazetecilerimiz, demokrasinin ve sivil toplum örgütlerinin güçlenmesine, gelişmesine de katkı sağlamaktadır.’ (Adana Valisi Mahmut Demirtaş)

‘Bir bayram havasında kutlanması gereken bu gün de aynı şeyleri tekrarlamak zorunda kalıyoruz. Bugün birçok meslek örgütü, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlamıyor. Bu günü işsiz bırakılmış, mesleğini yapamaz duruma gelmiş gazetecilere adıyor. Oysa gazetecilik aynı zamanda toplumun özgürlüğüdür. Gazetecinin iş güvencesi, toplumun haber alma özgürlüğünün teminatıdır.’ (Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin)

‘Ülkemizde son yıllarda gazetecilik çok zor yapılmaktadır. Anadolu’da bulunan yerel gazeteler çok zor koşullarda ayakta durmaktadır. Gazeteciler sendikal haklarını da kullanamamaktadır.’ (Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar)

‘Haber alma ve yayma özgürlüğünün en etkili aracı yazılı-görsel basımızdır. Doğru, ilkeli ve objektif görev anlayışıyla kamuoyuna, ülke ve dünya gerçeklerinin aktarılmasının yanında, farklı görüşlerin de seslendirilmesine imkan sağlayarak toplumu düşünmeye, araştırmaya, doğru sonuçlara ulaşmaya yönlendirmektedir. Kamuoyunu aydınlatmak adına büyük bir özveri ile çalışan arkadaşlarımızın gününü kutluyorum.’ (Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan)

‘Basın kuruluşlarının çeşitli uygulamalarla siyasi, ekonomik güç odaklarının çıkarlarına hizmet eden yandaş kuruluşlar durumuna getirilmeye çalışıldığına, idealist bir şekilde gazetecilik yapmaya çalışan basın çalışanlarının da baskıyla sindirilmeye çalışıldığına tanık oluyoruz.’ (CHP İl Başkanı Aydın Barut)

***

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle, Adana’da gazete sayfalarında yer alan önemli sayılacak iletilerden bir kaçını aldım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Salt kentimizde değil, ülke genelinde yayınlanan cumhurbaşkanından başbakanına, bakanından milletvekillerine, valisinden kaymakamına, belediye başkanlarından çeşitli bürokratlarına değin içerik olarak ‘genelde’ aynı vurgu yer almakta…

Sorunların bilinmesinde, toplumun özgürleşmesinde, kamuoyunun aydınlatılmasında gazeteciler önem taşımaktadır; korunması, desteklenmesi, çalışma yapacakları için özgür ortam oluşturulması zorunludur…

İletilerde yer alan sözcüklere ne yurttaşın ne de gazetecilerin karşı gelmesi olanaksız.

Yurttaş medya aracılığıyla olanları gördüğünü, yaşadığı dönemi sorguladığını, duracağı yeri belirlediğini biliyor elbette.

Gazeteci, yurttaşın ‘duracağı’ yer konusunda bilgi verici görev üstlendiği için olayları yansız vermesi gerektiğini, asılsız bir ‘bilginin’ meslek yaşamında her zaman karşısına çıkabileceğini biliyor, elbette.

Yurttaş ile gazeteci arasında bu eşgüdüm olmasına karşın hem yurttaşın ‘bilgi’, hem de gazetecilerin ‘siyasi-ekonomik’ sorunlar yaşamasının nedeni nedir öyleyse?

***

Ulusal basında yer alan bazı gazetelerin, gazetecilik dışında birçok işlerle iç içe olduklarını, zaman zaman da gazeteyi ‘bilgilendirme’ amaçlı değil de yaptıkları ‘ek işlerin’ yerinde gitmesi için ‘izleme’ aracına dönüştürdüklerini duyuyoruz…

Yerelde ‘ek iş’ yapan gazete sahipleri, gazeteyi güçlendirmek için ‘yazan’ köşe yazarları var mı, bilmiyorum.

Ancak yazdığım, Çukurova Barış Gazetesi’nin gazetecilikten başka uğraşının olmadığını, verilen resmi ilanlar, kutlamalar, bazen da iş çevrelerinden gelen kıytırık reklamlarla yayın yaşamını sürdürdüğünü biliyorum.

Aynı biçimde yayın yapan, duruşundan ödün vermeyen başka gazeteler de biliyorum.

Gazetecilik yaptıklarını biliyorum…

Hangi sıkıntıları yaşadıklarını, aylık nerelere ne denli harcamalar yaptıklarını, kaç çalışanının olması gerektiğini, sigorta pirim ödemelerini, haber kaynaklarını…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Ay sonunda gerek kendi yaşamını, gerekse gazetenin bundan sonrası için elinde ne kaldığını da biliyorum; çok gülünç, çok düşündürücü, toplum açısından da kaygı verici…

***

Bizde bir şeyler ‘eksik’ işlendiği gibi, dünyanın her yerinde de aynı biçimde olduğu konusunda ‘algı’ oyunları yapılır oldum olası…

Bu kentin bürokratları, yönetenleri, yön verenleri bu kentte giden ‘tersliklerin’ önüne geçmekte, ‘özel günlerde’ bu denli olması gerektiği gibi iletiler vermelerine karşın, ‘neden’ çözüm oluşturmakta uzaklaşırlar; anlayamam…

Üstelik bu olgunun ‘böyle gelmiş, böyle gider’ sistem hastalığını da öne çıkararak ‘kabullenmesi’ yönünde baskılar da kurarlar!

‘Böyle gelmiş, böyle gidecekmiş’ gibi…

***

Şu an Adana’da yayın yapan günlük yerel gazetelere bakıldığında; değil gazeteci, bu gazeteyi yıllardır omuzlamış, her tür zorluklarını yaşamış, ay sonu ödemelerinde uykuları bölünmüş

sahipleri ‘yurttaşın özgürleşebilmesi’ adına direnmeyi sürdürdüğü görülür…

Ya 10 Ocak günü adına ileti yayınlayanlar…

Belediyeler, iş adamları, çeşitli odalar-dernekler…

Adana’nın gazetesine yaptıkları harcamanın daha çoğunu dışarıdan gelene verirler.

Adanalı gazetecilere verdikleri önemin çok fazlasını dışarıdan gelene verirler.

Adanalı gazeteye, gazetecilere de iletiler kalır; çok yaşayın emi!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın