KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Adenomiyozis

Adenomiyozis

Adenomiyozis endometrial stroma ve glandların miyometriumun içinde bulunması halidir. Bu tarif için endometrial dokunun derinliği kesin olarak tanımlanmamış olmakla birlikte endometriumdan 2-3 mm daha derinde olması ya da miyometriumun 1/3’ünden fazlasından daha derinde olması gerektiği söylenir. İlk olarak 1860’ta Rokitansky tarafından tanımlanmıştır.

Hastalığın sıklığı konusunda değişik rakamlar vardır. Tanı esas olarak histerektomi materyalinde konduğu için,çeşitli nedenlerle histerektomi yapılan hasta gruplarında %5-70 sıklıkta görüldüğünü bildiren yayınlar vardır. Adenomiyozisin patomorfolojik görünümü hakkında eski klasik kitaplarda tarifelere rastlamak mümkündür.

a-Projektil tip: Yani bir yerde miyometriumun endometrium tarafından infiltasyonu.

b- Tümöral tip: Yalnız bir bölgede miyom çekirdeği gibi oluşum meydana getirmesi.

c- Yaygın tip: Bütün miyometriumda yer yer adenomiyozis odaklarının bulunmasıdır. En ağır klinik belirtiler veren tip sonuncu tiptir.

Adenomiyozis sıklıkla uterusu büyütür,çoğunlukla uterusun arka duvarı ön duvarına göre daha fazla tutulur,bu nedenle daha kalındır. Uterus kesildiği zaman kesit yüzeyinin dışarı doğru kabardığı ve granüler bir görünümün içerdiği gözlenir.




Mikroskopik olarak adenomiyozis odaklarında endometrial glandüler ve stroma gözlenir. Glandlar endometriumun bazal tabakasına benzerler. Adenomiyozis odakları miyometriumun düz kas lifleri tarafından çevrelenmiştir. Adenomiyozis odakları her zaman östrojen,progesteron ve androjen reseptörler içermez. Bu nedenle de hormonal uyarıya yanıtlar farklıdır. Aynı hastada bile farklı odaklarda hormonal uyarıya yanıt farklı olabilir. Bazı odaklarda progesteron uyarısına karşı sekretuar yanıt görülürken,bazı odaklarda görülmez,yine aynı şekilde menstrüasyon kanaması da her odakta görülmeyebilir.

Adenomiyozis çoğunlukla 30’lu ve 40’lı yaşlarda görülür. Etyolojisi bilinmemektedir,ancak önerilen bazı teoriler vardır. Bunlardan bazıları hastalığın doğum sırasında ya da doğum sonrası endometrit olgularında endometriumun reaktif hiperplazisi sonucu miyometriumu invaze etmesi ile geliştiği biçimde açıklamışlardır. Hastalık çoğunlukla doğurmuş kadınların hastalığıdır (%80-90). Diğer teoriler de hastalığın hiperöstrojenemi sonucu geliştiğini ileri sürerler. Hastalığın sıklıkla östrojene bağımlı olduğu düşünülen diğer patolojilerle birlikte bulunması bunun bir kanıtı olarak ileri sürülmektedir.

Adenomiyozis olgularının %60-80’inde birlikte miyom, endometrial hiperplazi, endometriozis ve endometrial karsinoma gibi östrojene bağımlı hastalıklar bulunur. Adenomiyozisin tipik bir klinik tablosu yoktur,hastalık her zaman semptom vermez. Hastalarda dismonore ve menoraji bulunabilir. Dismenore,adet sırasında adenomiyozis odakları içine kanamaya,menoraji de uterusun kontraktilitesinin ve uterusun venöz dönüşünün bozulmasına bağlanmaktadır. Muayenede belirgin bir bulgu yoktur,uterus genel olarak ve simetrik bir şekilde büyümüştür. Hastalığın belirgin bir tanı aracı yoktur.




Tanıda en önemli basamak şüphelenmektir. Ultrason tanıda yardımcı olabilir,genel olarak büyümüş bir uterus,uterusun arka duvarında kalınlaşma ve uterus içinde 5-7 mm’lik küçük kistik alanlar görülebilecek sonografik belirtilerdir. Tedavi esas olarak histerektomidir. Bugüne kadar endometrioziste kullanılan hormonal tedavinin etkili bir sonuç verdiği kabul edilmemektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın