Adını siz koyun!

Adını siz koyun!

/1

Her belediyenin öncelik verdiği çalışmaların başında “parklar” gelir!

Kimi önceden var alanı, kendi döneminde oluşturulmuş gibi, kent yaşayanlarının “yaşam alanlarına” katmışlar gibi allandıra-ballandıra anlatır!

Kimi önceden var olan parkların kilit taşlarını, bordürlerini yenilemekle başlayıp, üç-beş de çocuk oyun alanları oluşturarak bir/ kaç yükleniciyi sevindirme yolunu seçerler!

O parka giden yolların bakımı/ temizliği nasıl bilinmeden…

Aylardır “o bozuk/ park alanı” kaç kişinin acı çekmesine neden olmuştur düşünülmeden…

Seyhan Belediyesi’nin “apartmanlar arasında nefes alınabilecek yeni parklar oluşturuyoruz” diye anlattığı “alanlardan” biri Tellidere Mahallesi’nde…

Geçtiğimiz yıllarda, muhtarlık altına kurulan “cumartesi pazarı”nın yeriydi. Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar döneminde yapılan “çok amaçlı” yapı, aynı zamanda “cumartesi pazarı”nın yeni yeri olmuş, “eski” alan boş bırakılmıştı!

Şimdi “o” boş alan parka dönüştürüldü!

Burada daha uzun anlatmak, kafa yormak istemiyorum; “park” nerelere soluk aldırmış, ya da nerelerin soluklanmasına katma değer katmış isteyen görebilir!

Yalnız Tellidere değil, diğer mahallelerden tanıdıklarımın da “en öncül” sıkıntıları “temizlik”…

Parklar yapılırken, parklara ulaşan yolların kir-pas içerisinde olması, son zamanlarda “maske atıklarından” geçilmemesi, çöplerin zamanında alınmaması hiç mi önemli değil?

“Park” denince, Tellidere yolu üzerinde bulunan, birçok kişi için “adres” niteliği taşıyan “Fatih Sultan Mehmet Parkı”nın girişinde yer alan ağacı çevreleyen “simit bankın” iç toprağı aylardır doldurulmadı! Üstelik Park Bahçeler yetkilisi’ne önceden de bildirilmesine karşın!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Diyorsunuz ya; güldürüyorsunuz beni!

Olanı koruyamayıp, “yeni” denilenleri konuşmanın adını “isterseniz” siz koyun!





/2

Yerel yönetimlerde aralıklarla da olsa “yerel basın” anımsanır…

Yerel yönetimlerin, “yerel basına” vereceği destek konuşulur!

Geçtiğimiz günlerde AKP Seyhan Belediye Meclis Üyesi Sinan Altun, “yerel basının” içinde bulunduğu koşullara ilişkin değerlendirmeler yapmakla birlikte şunları söyledi:

“Adana için çok önemli kararlar belediye meçlisinde alınıyor. Yerel basın yaptığımız çalışmaları Adanalılara duyuruyor. Yapılanları yerel basın sayesinde gündemde tutuyoruz. Öncelikle yerel basının güçlendirilmesinde siyasilerin ön ayak olması gerekiyor. Belediyelerin üstüne düşeni yapması gerekiyor.”

“Yerel Basın”ın, “yerelin sesi” olduğu unutulmazsa “her şey” yolunda gidecek de; her geçen gün “karşı alanda” olanlar tartışma konusu olunca, “işin” anlamı da kalmıyor!

Doğrusu “biz yapalım, yerel basın yazsın” değil, “yapılanlardan toplumun bilgisi olsun” içindir!

Yerel yönetimler, halkın yerel gereksinmelerine karşılık bulmaları/ çözüm aramaları için seçilmişlerdir!

Halkın gereksinmeleri yerine, çevrelerini kuşatan yüklenicileri sevindirebilmek için uğraş verirlerse, bu olgu toplumu üzer/ kaygılandırır!

Yerel yönetimin, yerel basına yapacağı katkı “anlamsız” olmamakla birlikte, “anlam” taşıyacak günlerde anımsanmaması asıl sorundur!

Bu toplumun yaşadığı ulusal/ dinsel günler vardır.

Bu süreçte, yerel yönetimlerin “bilboartlarda” yarışırcasına afiş astıklarına tanık olmayan var mı bilmiyorum!

Üstelik on-onbeşgün aralıklarla değiştirilen, “plastik atık” olan malzemelerin ulusal ekonomiye verdiği yük göz ardı edildiğinde; yerel basının yüz üstü bırakılmışlığı da ortaya çıkar!

Özellikle covid 19 nedeniyle “sayfa” azaltmaya, çalışan sayısını düşürmeye giden yerel basının kendi yazısına terk edilişi acı…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  “Her şey” iyice anlatılmış olsa…

Burada ÇGC’nin edilgen, olanla yetinen, basının kaygılarını görmeyen, uğraş vermeyen yanını da unutmamak gerekir! ÇGC’nin yerel yönetimle/ yerel basının eşgüdümünü sağlamada kendini göstermemesi de anlamlıdır!

Bu yazgıcılığın adını “isterseniz” siz koyun!

 

/3

Aklı karışıklık biçimde “olaylara” yaklaşmak; çözümün de önünü tıkıyor, her şeyi anlaşılmaz kılıyor!

Herkesin, her yerde, paronaya tutulmuş biçimde konuştuğu covid 19 “her yönüyle” karma-karışık!

Daha “maskenin” önemi konusunda bile “ne” dedikleri anlaşılmıyor!

Tamam, korunmanın “ilk yolu” bu da, “yüzü iyice kapatacaksın” nedir anlamıyorum!

“İyice” kapatarak, “havasızlıktan” götüreceksiniz siz insanları!

Siz insanlara, “bir maskeyi ne kadar süre kullanıyorsunuz” diye sorun bakalım, aldığınız yanıt ne olacak! Sorduklarımın çoğu “ne zamandan beri kullandığımı bilmiyorum ki, ben pek dışarı çıkmadığım için takmıyorum” diyor.

Bilim insanlarına sorarsanız, “bir saatten çok” takılmamalıymış!

Hergün beş saat dışarıda olmak zorunda olan için “ekonomik yükü” düşünsenize!

Bir de dezenfektan var…

Maske gibi, sokaklarda kurulu tezgahlarda satılıyor şimdi dezenfektan…

Sağlığa uygunluğu var mı, denetilmiş mi, değerleri biliniyor mu?

Daha soru çok! Bilinçsiz dezenfektan kullanımı nedeniyle akciğerlerin etkilendiği, bağışıklığın bozulduğu ileri sürülüyor!

Aylar öncesinde maskede oksijen kullanımından, dezenfektanda kimyasalından dolayı “kaygılar” ortaya çıkabileceğini yazmıştım

Gelinen son noktanın adını “isterseniz” siz koyun!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın