Al-i İmran Suresi Ayet 139 Nedir?

Al-i İmran Suresi Ayet 139 Nedir?

Başbakan Erdoğan, Mısır’a yaptığı ziyarette Kahire Üniversitesi’nde hararetli bir konuşma yapmış. Gazze- İsrail dalaşı gündemde olduğundan, konuşmasına İsrail aleyhinde sözler katmış. Bol alkış almış. Alkışlar arasında ”İnanıyoruz; öyleyse güçlüyüz” demiş.

Bu sözü Al-i İmran Suresi’nin 139’ncu ayeti diye lanse etti bir kısım gazeteci. Bir başbakanın ayetten bahsetmesi, ayet uygulamasına önem verdiği oranda muteberdir. Fakat, ayeti, kendinin ve hitap ettiklerinin anlaması şartıyla. Acaba Başbakan ayetten mi esinlenmiş o sözü söylerken?

Al-i İmran, Ayet: 139: ”Gevşemeyin, üzülmeyin, müminler iseniz en üstün sizsiniz”.

Ayette belirtilen ‘en üstünlük’ vasfı, Allah’tan gelenlere kesin iman etmeyle mümkündür. Peki gevşememe ve üzülmeme tavsiyesinin sebebi nedir? Daha önceki ayetlere gidip bunu anlamamız gerekiyor.

Al-i İmran 134: ”Onlar (müttakiler) bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yenerler, insanlardan çıkan kusurları afederler. Allah muhsinleri sever”.

Mümin vasfını kazanmanın bir işaretidir bu. Bir şekilde servet edinenler, muhtaçlara ve zorda olanlara infak edecekler. İnfak etmede -yani kasalarındaki paralardan harcamada- gevşerlerse, üzerlerindeki muttakilik vasfı silinmeye başlar. Müminlerin kendinibilmezler tarafından rencide edilmesi de hiddete sebep olabilir. Öfkeyi yenmede, kusur affetmede ”gevşemeyin ve üzülmeyin” tavsiyesi önem kazanır. Öyle ki, bu tavsiyeye uyma Allah tarafından muhsinlik değerine çıkarılmaktadır.

Al-i İmran 135: ”Ve onlar, çirkin amel işlediklerinde ya da nefislerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlarlar. Sonra da günahları için af dilerler. Günahları Allah’tan başka kim affedebilir? Yaptıklarında ısrarcı olmamışlardır. Halbuki onlar neyin ne olduğunu bilirler”.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  IŞILTINIZA SAHİP ÇIKIN

İnanıyorum, güçlüyüm diyen kişi, demek ki, çirkin iş yapmamakla, kendini meşrunun dışındaki bir yaşama itmemekle üstün oluyormuş. insandır bu; nefsin baskın gelmesiyle çirkinliğe bulaşabileceği bu ayetten anlaşılıyor. Ama, müminlik vasfının belirtisi, çirkinliğin çirkin olduğunu bilmesi, Rabbini hatırlayıp ondan af dilemesiyle mümkün imiş. Tabi, işlediği çirkin işin cazibesine kapılıp ısrarcılığa düşmemesi şart. İşte bu özellik müminlik belirtisidir. Bu özelliği taşıyan kişi güçlü olmaz da kim olur?

Al-i İmran 136: ”İşte onlar var ya… Onların karşılığı Rabbleri’nden bahşedilen af ve devamlı kalacakları içinde ırmaklar akan cennetlerdir. Yaptıklarının karşılığı ne güzeldir”.

Ulema taifesinin, bu bilgiyi saklamaları, söylememeleri, Allah’ın sunduğu güzelliklerden toplumun mahrum kalmasına sebep oluyor. Belki de ulema taifesinin akılları anlamaya yetmiyor bu ayeti. Eğer toplum, çirkin iş işlediğini bilemez, ya da bildiği halde Rabbi’ne iltica etme gereğini duymazsa, ne affa uğrayabilecek ne de cennetten bir koku duyabilecektir. Eeee, zıddı ne bunun?.. Cehennem. Efendim!.. İsrail Gazze’yi bombalıyormuş; çoğunluğu çocuk ve kadınlar olan insanları katlediyormuş. Bunu seslendirenlerin akıllarına, Allah’ın mesajlarını anlayıp anlatma bir türlü gelmiyor.

Al-i İmran 137: ”Sizden önce kanunlar-kurallar kendi hâline bırakılmış. Yeryüzünde gezin, kanunları-kuralları tekzip edenlerin sonları nasıl olmuş bakın”.

Mısır’da ”İnanıyoruz, öyleyse güçlüyüz” tafrası atan Başbakan Erdoğan’ın orada-burada konuşmasına ara verip bu ayetteki uyarıya mutlaka bakmalıdır. Yandaşları da tabi. Türkiye’de Nurcular’a şirin gözükmek için iltifat ettiği Said Nursi, ”Kuvvet kanunda olmalı” uyarısını boşa yapmamış. İsrail’e karşı haklarının mutlaka korunacağını bildirdiği Gazze, bu ayetin sırrına varabilmiş mi acaba? Sen, İsrail’e ”Bugünün şartları 2008’in şartları değil; Gazze’ye yaptığının hesabını soracağız” desen de, kanun-kural tanımadan bunu gerçeleştiremezsin. Türkiye’de çocukların ayda 200 liraya çalıştırıldığını sen söyledin; çocuklara bu zulmü yapanlara İsrail Cumhurbaşkanı’na çektiğin ‘van minüt’ benzeri bir çıkış yapmadın. Mısır’dan İsrail’e Gazze için tafra atman, ancak Gazze’nin cehennem oluşunu arttırır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Yerden Göğe Yükselme teşviki

Al-i İmran 138: ”Bu, insanlar için açıklama, muttakîler için hidayet ve mev’ızadır”.

Demek ki insanlar, Türkiye’de, Mısır’da, Gazze’de olmuş farketmiyor. İnsanlar bu ayetteki açıklamalara kulak verdiğinde, muttaki vasfını kazanacaktır. Bu da buna inanmayla olur elbette. Ne kaldı geriye? Bunun zıddına davranışlarla karşılaştığında, beklemek.

İşte bunlara inananlar güçlüdür. İnanmayan veya inanıyormuş gibi yapanların vay hâline!

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 19 Kasım 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın