Allah Niçin Resul Gönderir? 

Allah Niçin Resul Gönderir? 

Biz, O’na ‘Allah’ deriz. Başkaları başka isim vermiş olabilir. Ama biz, bize böyle öğretildiği için O’na Allah deriz.

 

Bize öğretilenler içinde, Dünya’ya geliş sebebimizin ‘Allah’ diye andığımız varlığı tanımak, O’na abd olmak bilgisi de var. Bunu böyle bellemişizdir, kurulmuş teyp gibi fırsat buldukça söyler dururuz. Farkederiz ki umduğumuz düzen oluşmuyor… sebebini bulmuş edasıyla ortaya çıkar, ”dünyaya niçin gönderildiğimizi anlayamamışız, idrak edememişiz” diye hayıflanır dururuz.
Sık tilavet ettiğimiz Kur’an-ı Kerim’de, sadece bir yerde, ”İns’i ve Cinn’i bana abd olmaklığı dışında yaratmadım” ayeti var (Zariyat: 56). Mealciler, bu ayetle verilen mesajı toplumun anlamayacağını sanmışlar, meal yaparken cümleyi ‘Ben insanları ve cinleri ancak beni tanısınlar, bana kulluk etsinler diye yarattım’ biçimde oluşturmuşlar.
Kur’an’ın aslından değil de meallerinden toplumu irşad işine girişenler, Allah’ı tanımış da kulluk merhalesine geçmiş edasıyla konuşurken ya da yazarken, Kur’an mesajının dışına zihin sevkiyatı yaptırdıklarını anlayamamışlar.
Yaratılan ilk insanların, Yaratan’ını bildiğini tanıdığını, Kur’an’ın Adem ve meleklerle ilgili bahisleri işaret ediyor. Yaratılan ilk insanlar, Yaratan’a kulluk görevleri olduğunu bildiklerinden, bu ayetle verilen mesajı şahıslarında tecelli ettirmişler. Sonraları, Rab, görünürde yok. Ama nakilden nakile ulaştırılan uyarı gündemde. Nefis ve şeytan bunu unutturdukça, unutulan bu uyarıyı bir şekilde topluma ulaştırılmasının yolu açılmış: O toplumun içinden resul çıkarılması.
İnsanların yaratılma gayesinin Allah’ı bilmek ve ibadet etmek olduğunu dile getiren ilim ehli, amaçları gerçekten Allah’ı tanıtmak ve O’na abidliği hatırlatmak ise, anlatımına bu ayetten önceki ayetlerle başlamak zorundadır. Bakalım:
Zariyat Suresi, Ayet 50: ”O halde Allah’a kaçın. Çünkü ben O’nun tarafından gönderilen açık-belirgin uyarıcıyım”.
Zariyat Suresi, Ayet 51: ”Allah’la birlikte başka ilah edinmeyin. Ben, size O’nun tarafından gönderilen açık-belirgin uyarıcıyım”.
Zariyat Suresi, Ayet 52: ”Onlardan öncekilere de resul olarak ne gelmiş ise… ona verdikleri ad ‘sihirbaz’ veya ‘deli’ sözcüklerinden başka olmadı”.
Bu üç ayete dikkat edilirse, insanlar, nakledilen bilgilerle bir ilahın var olduğunu ya da olması gerektiğini biliyorlar. Fakat görmedikleri için, o ilahın zatını tanımada karmaşaya düşüyorlar. İşte o zaman Yaratan, zatının doğru tanıtılması için resul gönderiyor; abd olunması gereken o ilahın tek ve benzersiz olduğunu hatırlatıyor; toplumu, aksi kabul edildiğinde düşecekleri vartaya karşı uyarıyor. Ama, şeytan işbaşındadır. Allah’ın yanında ilah edinerek karmaşa içinde debelenişlerini onlara ‘cici’ gösteriyor. Bu şekilde Allah’ın zatının tanıtılması için gönderdiği elçiler hakir görülüp reddediliyor.
Halık-ı Kerim, o gün topluma ”İns ve Cinn’i bana abd olmaklığı dışında yaratmadım” bilgisini dahi, resul seçtiği Hz. Muhammed dilinden duyurmuş. Ayetlerin önünü arkasını incelemeye gerek duymayan ilimbazlar, bunu anlayamamış.
Son söz: İnsanlar, gönderilmiş bir resul olmadan, -var olduğunu bilseler dahi- O’na abd olmaları mümkün değil.
İbrahim Faik Bayav

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN