DOLAR 15,5402 0.39%
EURO 16,2317 0.67%
ALTIN 906,270,51
BITCOIN 454910-2,82%
Adana
24°

AZ BULUTLU

20:21

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Allahü teâlânın bu ümmete ikramı

Allahü teâlânın bu ümmete ikramı

ABONE OL
18 Şubat 2015 08:10
Allahü teâlânın bu ümmete ikramı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sual: Keramet hak ise, Eshab ve Tâbi’in neden hiç keramet

göstermediler?

CEVAP

Kerameti inkâr etmek, İslamiyet’ten haberi olmamayı ve çok

cahil olmayı açıkça göstermektedir. Eshab-ı kiram hiç keramet

göstermedi demek de, alçakça ve çok çirkin bir yalandır. Eshab-ı

kiramdan herbirinin yüzlerce kerametlerini kıymetli kitaplar

yazmaktadır. Yusuf-i Nebhani’nin Cami-ul-keramat kitabında

ellidört Sahabinin kerametleri, vesikaları ile birlikte arabi yazılıdır.

Bunlardan birkaçını bildirelim:

Keramet ehli zatlar

Hazret-i Ebu Bekir, vefat edeceği zaman, (Ya Âişe, bir oğlum

ile iki kızım sana emanettir) dedi. (Babacığım benim bir kız kardeşim

var. Öteki nerede?) diye sorunca, (Hanımım hamiledir) dedi.

Vefatından sonra bir kızı doğdu. (Şevahid)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı şeyleri

haber veren keramet ehli zatlar vardı. Ümmetimden ise Ömer

onlardandır.) [Buhari, Müslim, Tirmizi]

Hazret-i Ömer, Medine’de hutbe okurken, İran’a gönderdiği

ordu mağlup olmak üzere iken, bu hali görüp, kumandana, (Ya

Sariye, arkanı dağa ver) buyurdu. O da, dağa yanaştı ve zafere

kavuştu. (Cami-ul-keramat, Kısas-ı enbiya, Şevahid, İrşad-üttalibin)

Hazret-i Ali, vefat edeceği zaman, (Tabutumu Arneyn’e

götürün, orada ışık saçan bir kaya görürsünüz. Beni oraya

defnedin!) buyurdu. Öyle yaptılar, buyurduğu gibi buldular.

(Şevahid)

Hazret-i Osman, yanına gelen birine, (Gözünde zina eseri var.

Bir kadına bakmışsın) buyurdu. O kimse, (Nereden bildin?) dedi.

Hazret-i Osman da, (Müminin firasetinden korkun, o, Allah’ın

nuru ile bakar) hadis-i şerifini bildirdi. (Buhari) (Cami-ul-keramat)

Hazret-i Ömer’in oğlu Abdullah, insanların yolunu kesen

aslana, (Derhal uzaklaş) diye kızınca, aslan kuyruğunu sallayarak

uzaklaştı. İbni Ömer hazretleri, “Resulullah elbette doğru söyler”

diyerek, (Allah’tan korkandan her şey korkar) hadis-i şerifini

bildirdi. (Hakim)

Hazret-i Hubeyb, esir edilince, yanına gelenler, onun önünde

taze üzüm görürlerdi. (Buhari)

Avn bin Abdullah güneşte uyurken, bir bulut ona gölge ederdi.

(Ebu Nuaym)

Evliyadan bunun gibi binlerce keramet işitilmiştir. Seyyid

Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin kerametleri ise pek meşhur

olmuştur. Keramet haktır, inkâr eden ahmaktır. (Avarif-ül-mearif)

Eshab-ı kiram, bütün evliyadan üstün olduğu halde, kerametleri

az duyulmuştur. Asr-ı saadetteki insanların imanı kuvvetli idi.

Kerametle imanlarının kuvvetlenmesine ihtiyaç yok idi. Daha sonra

gelenlerin imanı zayıfladı. İmanlarının kuvvetlenmesi için keramete

ihtiyaç hasıl oldu. Onun için daha sonra gelen evliyada keramet çok

görüldü. (Şevahid)

Şevahid-ün-nübüvve’de diyor ki:

Hazret-i Hasan, Abdullah bin Zübeyr ile yola çıkmıştı. Bir

hurmalıkta dinlendiler. Ağaçlar kurumuştu. Abdullah bin Zübeyr,

ağaçta hurma olsaydı, iyi olurdu dedi. Hazret-i Hasan, dua etti. Bir

ağaç hemen yeşerip hurma ile doldu. Bu bir sihirdir denildi. Hazret-i

Hasan, hayır, Resulullahın torununun duası ile cenab-ı Hak yarattı,

buyurdu.

Ali Zeynelabidin bin Hüseyin çoluk çocuğu ile kırda yemek

yiyorlardı. Bir ceylan yakınlarında durdu. Ey ahu! Ben Zeynelabidin

Ali bin Hüseyin bin Ali, anam Fatıma binti Resuldür. Gel, sen de ye

dedi. Ceylan gelip yedi ve gitti. Sofradaki çocuklar, yine çağır

diyerek yalvardılar. Bir şey yapmazsanız çağırırım buyurdu.

Yapmayız dediler. Yine çağırdı. Geldi, yedi. Bir çocuk elini hayvanın

sırtına sürdü. Ürküp kaçtı.

Muhammed bin Hanefiyye, imam-ı Zeynelabidin’e, (Ben senin

amcanım ve yaşça da senden büyüğüm. İmameti bana bırak) dedi.

Hacer-ül esved’den sormaya karar verdiler. Taş titredi, (İmamet

Zeynelabidin’in hakkıdır) sesi işitildi.

İmam-ı Ali Rıza, bir duvar yanında oturuyordu. Önüne bir kuş

gelip ötmeye başladı. İmam hazretleri, yanında oturana bu kuş ne

diyor anlıyor musun dedi. Hayır, dedi. Yuvama yılan yaklaştı. Gelip

yavrularımı yiyecek. Bizi bu düşmandan kurtar diyor. Kuş ile git!

Yılanı bul, öldür buyurdu. Gitti, buyurduğu gibi buldu.

Resulullahın azat etmiş olduğu kölelerinden Sefine diyor ki,

deniz yolcusu idim. Fırtına çıktı. Gemi battı. Bir tahta üstünde

kaldım. Dalgalar, beni sahile götürdü. Bir orman içine düştüm.

Karşıma bir aslan çıktı. Ey aslan! Ben, Resulullahın Sahabisiyim

dedim. Boynunu büktü. Bana sürtündü. Yol gösterdi. Ayrılırken

mırıldandı. Veda ettiğini anladım.

Eyyub-i Sahtiyani, bir arkadaşı ile çölde kalmıştı. Arkadaşının

susuzluktan dili sarkıyordu. Derdin mi var dedi. Susuzluktan ölmek

üzereyim dedi. Kimseye söylemezsen sana su bulayım dedi.

Söylemem diye yemin etti. Ayağını yere vurunca, su belirdi, içtiler.

Eyyub ölünceye kadar arkadaşı bunu kimseye söylemedi.

[Görülüyor ki, Allahü teâlâ, sevdiği kullarına kerametler ihsan

etmektedir. Veliler, kerametlerini saklarlar. Kimsenin duymasını

istemezler.]

Hamid-i Tavil diyor ki, Sabit Benani’yi kabre koyup örterken bir

tuğla düştü. Sabit Benani’nin kabirde namaz kıldığını gördük. Kızına

sorduk. Babam elli sene hep gece namaz kılar ve seher vakitleri dua

ederek, ya Rabbi! Peygamberlerden başka kullarına kabirde namaz

kılmak nasip ettin ise, bana da nasip et derdi, dedi.

Habib-i Acemi’yi Terviye günü Basra’da, ertesi arefe günü

Arafat’ta görürlerdi. [Habib-i Acemi, Hasen-i Basri’nin talebesidir.]

Fudayl bin İyad diyor ki, gözleri kör biri, Abdullah bin Mübarek

hazretlerine gelip, gözlerinin açılması için dua etmesini istedi.

Abdullah, uzun dua etti. Gözleri hemen açıldı. Gözleri açılmış

görenler çok idi. [Abdullah bin Mübarek, İmam-ı a’zamın talebesidir.]

Şevahid-ün-nübüvve kitabından aldığımız yukarıda yazılı,

Eshab-ı kiramın ve Tâbi’inin kerametleri, mezhepsizlerin yalan

söylediklerini ortaya koymaktadır. Eshab ve Tâbi’in hiç keramet

göstermediler diyerek, müslümanları aldatmak istiyorlar.

Abdülgani Nablüsi hazretleri buyurdu ki:

(Evliyalığı inkâr etmek, dinin bir hükmünü inkâr etmek gibi

küfürdür. Evliya ve peygamber, ne kadar yüksek olursa olsun

kuldur. Harika, keramet hasıl olmasında, kulların hiç tesiri yoktur.

Her şeyi yalnız Allahü teâlâ yaratmaktadır. Ancak Allahü teâlâ,

Peygamberlerini ve evliyasını başka kullarından üstün tutmuş,

başkalarına vermediği keramet ve mucize gibi harikaları, nimetleri

bu zatlara ihsan etmiştir.) [Hadika]

Evliya [Allah dostları] için ahirette de korku yoktur. Kur’an-ı

kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Evliya için elbette korku yoktur, onlar mahzun da

olmazlar.) [Yunus 62]

İslam âlimleri de buyuruyor ki:

(Evliyanın kerameti, enbiyanın mucizelerinin devamıdır. Bunun

için bu ümmetin evliyasından hasıl olan kerametler de Peygamber

efendimizin mucizesidir.) [Şevahid]

(Velinin kerameti, nebinin mucizesidir. Bunun için bu ümmetin

evliyasından hasıl olan kerametler de, Peygamber efendimizin

mucizelerinden sayılmıştır.) [Birgivi Vasiyetnamesi]

(Gaybdan bilmek Peygamberlerin mucizesidir. Evliyanın

gaybdan bildiği kerametleri de yine Resulullahın mucizesinin

devamıdır.) [Redd-ül-muhtar]

(İnsanların kalblerinden geçenleri haber vermesi gibi evliyanın

kerameti sayılamayacak kadar çoktur.) [İhya]

Sual: İmam-ı a’zam hazretlerinin iki rekat namazda Kur’an-ı

kerimi hatmettiğini bir kitapta okudum. Kur’an-ı kerimi üç günden

önce hatmetmek kolay olmadığı gibi, müstehab da değildir. Bu

büyük imam iki rekatta Kur’an-ı kerimi nasıl hatmetmiştir?

CEVAP

İmam-ı a’zam hazretleri en büyük ve nadide âlimlerden birdir.

(Âlimler Peygamberlerin vârisleridir) hadis-i şerifindeki müjdeye

kavuşmuş büyük bir zat olup, Peygamber efendimiz, onun

geleceğini bildirmiştir. Diya-i manevi, Mevduat-ül-ulum, Hayrat-ülhisan,

Mirat-i kâinat, Dürr-ül Muhtar ile Redd-ül-muhtar’da sahih

olduğu bildirilen hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Âdem ve bütün Peygamberler benimle övündüğü gibi, ben

de, lakabı Ebu Hanife, ismi Numan olan bir kimse ile övünürüm.

O, ümmetimin ışığı olacak, müslümanları yoldan çıkmaktan,

cehalet karanlığına düşmekten koruyacaktır.)

İmam-ı a’zam hazretleri hakkında daha başka hadis-i şerifler de

vardır. Böyle büyük bir zatın iki rekat namazda Kur’an-ı kerimi

hatmetmesi zor değildir. Bir rekat namazda hepsini hatmetmek,

yalnız, Hazret-i Osman’a, Temim-i Dari’ye, Said bin Cübeyr’e ve

imam-ı a’zam Ebu Hanife’ye nasip olmuştur. (M. Zühdiyye)

Peygamber efendimiz, sual edenlerin haline, işine uygun bir

zamanda hatmetmesini emir buyurmuştur. (Kur’an-ı kerimi üç

günden önce hatmeden manasını anlayamaz) hadis-i şerifi de

böyle olup, bir namazı hatimle kılmaya mani değildir. (Şir’a)

İmam-ı a’zam hazretlerinin kırk sene yatsı namazının abdesti ile

sabah namazını kıldığı, yani yatsıdan sonra uyumadığı Mevduat-ülulum,

Dürr-ül Muhtar, Mizan-ül-kübra ve İbni Abidin’de senetleri

ile yazılıdır. Bunun gibi nimetler, İmam-ı a’zam hazretleri gibi birkaç

büyük zata Allahü teâlânın bir ihsanıdır. O dilediğine bol bol ihsan

eder.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.