DOLAR 16,3353 1.59%
EURO 17,4403 0.77%
ALTIN 972,530,67
BITCOIN 4856052,47%
Adana
27°

AZ BULUTLU

17:04

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Anadolu Selçuklu Devleti
203 okunma

Anadolu Selçuklu Devleti

ABONE OL
23 Temmuz 2015 19:23
Anadolu Selçuklu Devleti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Malazgirt Zaferi’ni takip eden yıllarda, Selçuklu komutanları emrindeki Türkmenlerle birlikte Anadolu’nun büyük bir kesiminde fetih hareketlerine girişmişlerdi. Yukarıda da bahsettiğimiz  gibi özellikle Doğu ve Güney doğu Anadolu  bölgelerinde birçok Türk devleti kurulmuştu. Orta ve Batı Anadolu akınları  ise Artuk Bey  ve Tutak tarafından yönetilmekteydi. Ordusu Malazgirt’te büyük ölçüde dağılmış,  taht  mücadeleleri ile çalkalanan Bizans,  bu akınlara  karşı   koyacak güçten yoksundu. Artuk Bey’in bölgeden ayrılmasından sonra, Süleyman Şah ve kardeşleri, Melikşah tarafından Anadolu’nun fethiyle görevlendirildiler. Böylece Türkiye Selçuklu-larının temeli atılmış oldu.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu:
Türkiye Selçuklularının kurucusu  olarak bilinen Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Selçuklu hanedanına mensuptu. Dedesi Arslan Yabgu, hile ile Gazneliler tarafından yakalanıp, tutsak alınınca, Selçuklu tahtına yeğenleri Tuğrul ve Çağrı  Bey geçmişti. Arslan Yabgu’nun  ailesi bu olayı hiçbir zaman unutmadı.  Nitekim Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış, Alp Arslan’ın hükümdarlığını kabul etmeyerek isyan etmiş ve savaş sırasında ölmüştü(1063). Melikşah, Kutalmış’ın oğullarını Anadolu’nun fehtinde görevlendirerek, hem bu ailenin gönlünü almış hem  de merkezden uzaklaştırarak, olası bir taht mücadlesinin önüne geçmiş oluyordu. Ayrıca Arslan Yabgu’ya bağlı Türkmenler de bu yolla, Anadolu’ya sevk ediliyordu. Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve kardeşleri Mansur,  Alpdilek ve Dolat,   önceleri Fırat ırmağı boylarında ve  Urfa civarında fetihlerde bulundular. Bizans’ın elindeki Antakya’yı kuşatarak, burayı  vergiye bağladılar (1074).  Süleyman Şah  daha sonra Batı Anadolu’ya yönelerek Bizans’a karşı topraklarını genişletir. İstanbul’un yanı başındaki İznik’in fethiyle  burası merkez yapılır ve böylece  Türkiye Selçukluları fiilen kurulmuş olur (1075).Süleyman Şah’ın, devletin  sınırlarını Üsküdar ve Kadıköy’e kadar genişlettiğini duyan Türkmenler akın akın Anadolu’ya göçüyor, ülkede Türk nüfusu sür’atle çoğalıyordu. Onun adil yönetimi, Müslüman  olmayan kitleleri de kendine çekiyordu. Bizans’ın köle muamelesi yaptığı köylüler, Selçuklu yönetimi altında hürriyetlerini kazanıyor, toprak sahibi oluyorlardı. Bizans tahtına geçen Aleksi Komnen, her geçen yıl  itibarını  ve topraklarını artıran  Süleyman Şah ile bir anlaşma imzalamak zorunda kalır (Dragos Anlaşması) . Anlaşmaya göre Selçuklular, İstanbul Boğazı’nı terk ederek Dragos Suyu’na çekilecek, karşılığında ise Bizans’tan vergi alacaktır  (1081). Süleyman Şah, Bizans ile anlaşma yaptıktan sonra yeniden Doğu seferine çıktı. Ermeniler’in  elindeki Antakya’yı ele  geçirdi (1084). Antakya ile beraber  Çukurova’nın tamamı Selçuklu hâkimiyetine girdi . Antakya’dan vergi alan Halep emiri Şerifüddevle, bu durumu kabul etmeyerek Süleyman Şah ile savaştı. Ancak savaş alanında öldü. Süleyman Şah Halep’i kuşattı. Kendi hâkimiyet sahasındaki  Halep’in kuşatılması üzerine Suriye Selçuklu Meliki Tutuş, Artuk Bey’le beraber harekete geçti. Haleb yakınında yapılan savaşta Süleyman Şah yenildi. Üzüntüsünden kendi hayatına kıydı (1086).    Sultan Melikşah, kendine bağlı beylerin birbiriyle mücadele etmesinin Selçuklu hâkimiyetini sarsabileceği endişesiyle duruma müdahale etmek üzere Suriye’ye  gelir ve neticede hanedan üyelerinin hak talep ettiği Antakya, Halep ve Urfa’yı  merkeze bağlar. Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın oğulları Kılıçarslan ve Kulan Arslan’ı (Davud), yanına alarak, geri döner. Böylece Anadolu Selçukluları Melikşah’ın ölümüne kadar merkezden gönderilen komutanlar tarafından idare edilmek istenir. Fakat bu maksatla Anadolu’ya gönderilen Porsuk ve Bozan bunu başaramazlar. Sultan Melikşah’ın  vefat etmesi üzerine, Kılıç Arslan ve kardeşi  6 yıldır gözetim altında bulundukları İsfehan’dan Anadolu’ya dönerler (1092). 1.nci Kılıçarslan, İznik’te tahta çıkarak, Türkiye  Selçuklularının hükümdarı olur. Büyük Selçuklu Devleti ile gizliden gizliye sürdürülen hâkimiyet mücadelesi  Melikşah’ın ölümüyle aşikâr bir hâl almış ve Türkiye Selçukluları artık müstakil hareket etmeye başlamıştır. I.Kılıçarslan, kuvvetli bir donanma inşa eden Çaka Bey’in  kızını alarak, onunla ittifak kurdu.  Ancak Bizans’ın kışkırtmasıyla, Anadolu hâkimiyetine engel gördüğü Çaka Bey’i  daha  sonra ortadan kaldırdı (1093). Marmara kıyısında oluşturduğu donanma ile  güçlenen I.Kılıçarslan, Bizans’a yöneldiği esnada kendisini Haçlılar gibi büyük bir  tehlike bekliyordu. Vatan kurma aşamasında olan Selçuklular Haçlı seferleriyle büyük bir darbe yedi. Batı Anadolu ve Marmara elden çıktı. Selçuklular iç bölgelere çekilmek zorunda kaldılar. Kalabalık Haçlılar karşısında şehirler harap hâle geldi; sayısız can ve mal kaybı oldu. Suriye, Mısır ve Filistin’de birçok şehir  Haçlıların eline geçti. İlk Haçlı Seferi: Bizans  İmparatoru Aleksi Komnen, Türk ilerleyişini durdurmak için Papa 2.nci Urban’dan yardım istemişti. Papa bir çağrıda bulunarak Türklere karşı harekete geçilmesini sağladı. Böylece Haçlı seferleri başlamış oluyordu. Piyer L’hermit liderliğindeki sayıları yüz binleri  bulan çapulcu ve düzensiz  kitlelerden  oluşan ilk Haçlı grubu İstanbul’a ulaştı(1096). Bu sırada 1.nci Kılıçarslan, Danişmentlilere karşı Malatya  kuşatmasında  bulunuyordu. Haçlı ordusunun geldiğini duyunca hemen geri döndü. İlk Haçlı kitlesinin tamamına yakını sultanın kardeşi Davud tarafından yok edildi. Ancak arkadan gelen ve sayıları yüz binleri bulan asıl Haçlı ordusu İznik’i ele  geçirdi (17 Haziran 1097). 1.nci Kılıçarslan Haçlı ordusunu Eskişehir (Doreleon) yakınında karşıladı. Onları bozguna uğrattıysa da sayıları oldukça fazla olan Haçlılar karşısında  geri çekilmek zorunda kaldı. Bundan sonra Haçlılara karşı  vur kaç taktiği uygulandı. Yıpratma savaşıyla Haçlılara büyük zayiat verdiriliyordu. Ancak Konya, Urfa, Antakya gibi şehirlerin  düşmesine engel olunamadı. Nihayet Haçlılar, Fatımîlerin elindeki Kudüs’e ulaştı  ve burayı işgal ettiler(15 Temmuz  1099). Haçlılar ele geçirdikleri yerlerde, Haçlı kontluklarını  kurdular.
1.nci Kılıçarslan’ın Ölümü:
İlk Haçlı seferinin bu şekilde neticelenmesinden sonra, 1.nci Kılıçarslan,  Anadolu Türk birliğini sağlamak için tekrar doğuya sefer düzenler.  Kendine rakip gördüğü Danişmentliler üzerine yürür.  Elbistan, Maraş  ve Malatya’yı alır. Hâkimiyet sahasını Musul’a kadar genişletir. Bunun  üzerine Irak ve Suriye Selçukluları  telâşa kapılırlar. Çavlı idaresindeki Büyük  Selçuklu ordusu ile  1.nci Kılıçarslan birlikleri karşı karşıya gelir. Artuklu İl Gazi ve Suriye Meliki Rıdvan’ın da katılmasıyla daha da kalabalıklaşan  orduya karşı koyamayan 1.nci Kılıçarslan savaşı kaybeder. Geri çekilirken Habur ırmağında boğulur. (1107) 1.nci Kılıçarslan’ın ölümüyle, Anadolu’da hâkimiyet Danişmentlilerin eline geçmiştir. 1110 yılında  1.nci Kılıçarslan’ın  kardeşi Şehinşah tahta oturur. Ancak kardeşi 1.nci Mesud,  Danişmentlilerin de desteğini alarak, onunla mücadele eder ve  Konya’da tahta   çıkar(1116). İznik’in düşmesinden sonra artık  Türkiye Selçuklularının yeni başkenti Konya olmuştur.  Selçukluların içinde bulunduğu durumdan faydalanmak isteyen Bizans, Gürcü ve Ermeni kuvvetleri Türklere  karşı harekete geçmişlerdir.Danişmentli  Emir Gazi’nin ölümü üzerine (1134), Sultan Mesut tekrar güç kazandı ve birliği sağlamayı  başardı. Bizans İmparatoru Manuel Komnen ile Konya yakınlarında yapılan savaşta Selçuklular büyük bir zafer kazandılar (1146). Ancak bu sırada  2.nci Haçlı ordusu yola çıkmıştı.Musul Atabeyi İmadeddin Zengi Urfa’yı Haçlılardan kurtarınca  (1144),  2.nci Haçlı Seferi düzenlenmiştir. Seferin başında Alman Kralı 3.ncü. Konrat ve Fransa Kralı 7.nci Lui  bulunmaktaydı. Ceyhan yakınlarında yapılan savaşta 3.ncü Konrat hezimete uğrar ve İznik’e çekilir. 7.nci Lui de Yalvaç yakınında Türklerin anî  hücumuna uğrar, Antalya’ya kaçar.  Oradan Kudüs’e geçer (1147).  Haçlılar’a karşı kazanılan bu  başarılar, Selçukluların itibarını  daha da artırır.Sultan I.Mesud  daha sonra Ermeni işgalindeki Maraş’ı ele geçirir. Çukurova’da  hâkimiyeti sağlar. Danişmentli Beyi  Yağı-basan’ı kendine bağlar. Böylece 1.nci Mesut öldüğünde Anadolu’da  siyasî birlik sağlanmış oluyordu. (1155).
2.nci Kılıçarslan Zamanı:
1.nci Mesut ölmeden evvel ülkeyi üç oğlu arasında taksim etmiş, fakat taht için 2.nci Kılıçarslan’ı vasiyet  etmişti. 2.nci Kılıçarslan sultan olduğunda öncelikle, kardeşleriyle mücadele eder. Bu sırada  gittikçe güçlenen Musul Halep Atabeyi Nurettin Mahmut’un güney sınırlarındaki  faaliyetlerini  önler. Karışıklıklardan faydalanarak Maraş’ı  ele geçiren Ermenileri buradan çıkarır. Kardeşi  Şehinşah’ı  destekleyen Danişmentliler Bizans ile anlaşır. 2.nci  Kılıçarslan, nüfuzunu artırmak için Saltuklu Beyi’nin  kızıyla evlenmek ister. Ancak Danişmentli Yağı-basan gelin adayını kaçırır.  Bu yüzden Selçuklular,  Yağı-basan’ın üzerine yürür, fakat yenilirler  (1162).
Danişmentliler ile yaptığı ittifakı bozmak için 2.nci Kılıçarslan İstanbul’a gider ve Bizans’ın Danişmentlilere verdiği desteğin kesilmesini sağlar. Artuklular ile girdiği mücadeleden de zayıf düşen Danişmentlilerin şehirlerini teker teker ele geçirir. Nihayet Malatya ve Sivas’ı  da ele geçiren 2.nci Kılıçarslan, Danişmentlilerin hâkimiyetine son verir (1178).
Miryakefalon Savaşı:
Bizans, 2.nci Kılıçarslan ile yapılan anlaşmayı bozarak, tekrar Danişmentlileri desteklemeye başlamıştı. Ayrıca Danişmentlilerden alınan bazı şehirlerin kendine verilmesini istiyordu . Dolayısıyla  Selçuklularla savaşmak için bahaneler aramaktaydı. Gerçek sebep Selçukluların Anadolu’da siyasî birliği sağlaması ve Türklerin gittikçe güçlenmesiydi. Nitekim  2.nci  Kılıçarslan’ın barış teklifini reddeden imparator Manuel, 100 bin kişilik bir ordu hazırladı. Manuel’in maksadı işgalci olarak gördüğü  Türklerden Anadolu’yu tamamen temizlemek ve onları Orta Asya’ya kadar sürmekti! İstanbul’dan çıkan Bizans ordusu Konya’ya doğru yola çıktı. Türkmen beyleri bu kalabalık fakat hantal   orduya yol boyunca küçük çaplı saldırılarda bulunarak,onları yıpratıyordu. Bizans ordusu, Homa-Sandıklı-Dinar arasında Miryakefalon adı verilen sarp ve dar bir vadiye girdiğinde,  Selçukluların tuzağına düştü. 2.nci Kılıçarslan, çıkışını kestiği vadide Bizans ordusunu ablukaya aldı. Tepelerde mevzilenmiş  okçuların oklarından kaçanlar, süvariler tarafından yok edilmekteydi.    Miryakefalon Vadisi Bizans askerlerinin  cesetleriyle dolmuştu.  (Eylül 1176 ).  Bu büyük zafere karşılık, Bizans İmparatoru  Manuel ile mütevazi bir anlaşma yapıldı.  Anlaşmaya  göre Bizans, Eskişehir’de inşa ettiği mevzileri kaldıracak ve Selçuklulara  yüklüce bir savaş tazminatı  ödeyecekti. Bu savaş, yaklaşık yüz yıl önce kazanılan Malazgirt  Savaşı’ndan  sonraki en büyük zaferdir. Miryakefalon Savaşı ile, Anadolu’nun Türklerin vatanı olduğu onaylanmıştır. Bizzat Bizans kaynaklarının  da belirttiği gibi o zamana kadar Türkleri işgalci olarak gören Bizans, bu zaferle gerçeği görmüş; Anadolu’nun Türklerin yurdu olduğunu kabul etmek zorunda  kalmıştır. Nasıl ki, Malazgirt Meydan Muharebesi vatan kuran bir savaş olarak niteleniyorsa Miryakefalon da vatan kurtaran bir savaş olarak nitelenebilir. Son kez savunmada kalan Türklere karşı  artık Bizans savunma yapmak zorunda kalacaktır.  Bu  savaş sonuçları  itibariyle Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz ile benzerlik gösterir. Miryakefalon öncesinde Bizans, Türkleri Anadolu’dan atmayı  plânlamış; İstiklal Harbi’nde de Yunanistan aynı maksadı gütmüştür. Fakat her iki mücadele sonunda Türklerin, Anadolu’nun tapusunu ellerinde bulundurduğu gerçeğini, düşmanların tescil etmek zorunda kalmasıyla neticelenmiştir.  Miryakefalon Zaferi’nden sonra Selçuklular, Batı Anadolu yönünde genişlediler.
2.nci Kılıçarslan zamanında Selçuklular bölgenin en kuvvetli devleti hâline gelmişti. İyice yaşlanmış olan sultan ülkesini eski Türk geleneklerine uygun olarak 11 oğlu arasında   paylaştırdı. Küçük oğlu Gıyaseddin Keyhusrev’i veliaht tayin etti.  Fakat henüz  sağlığında oğulları arasında taht mücadeleleri başladı.  Bu  esnada 3.ncü Haçlı Seferi düzenleniyordu. Selahaddin Eyyubî’nin Kudüs’ü  ele geçirmesi  (1187), üçüncü kez Haçlı seferinin  düzenlenmesine vesile olmuştur. Bu sefere Alman İmparatoru Frederik Barbaros, İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar ve Fransa Kralı Filip Ogüst katılmıştır. Anadolu’ya geçen Frederik Barbaros’a karşı, kardeş kavgası ile  uğraşan Selçuklu ordusu  fazla bir direniş göstermedi. Konya Haçlıların  eline geçti . Buna rağmen Türkmen cemaatleri baskınlar düzenleyerek Haçlı ordusunu oldukça yıpratmaktaydı. Alman İmparatoru F. Barbaros Silifke Suyu’nda  boğulunca ordusu tamamen dağıldı. Böylece Selçuklular yeni bir Haçlı tehlikesini  daha atlatmış oluyordu.  Deniz yoluyla giden diğer krallar da başarı  sağlayamadılar. Ancak  2.nci Kılıçarslan, oğullarının birbiriyle mücadele etmesinden duyduğu derin üzüntünün neticesinde  vefat etmişti  (1192). 2.nci Kılıçarslan’ın ölümünden sonra, Uluborlu hâkimi 1.nci Gıyaseddin Keyhüsrev tahta çıktı. Ancak kardeşleri onun hükümdarlığını tanımadılar. Batıda Bizans ile mücadele ettiği sıralarda, Tokat meliki olan ağabeyi 2.nci Süleyman  Şah  güçlenmekteydi.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.