Anızları Yakmayalım 

Anızları Yakmayalım 

Anızları Yakmayalım 

Hasatın hızla devam ettiği şu günlerde, yine çok geniş alanlarda anızların bilinçsizce yakılması endişesini taşımaktayız. Her yıl, yakılması kesinlikle yasak olmasına rağmen binlerce hektar alanın yakıldığı, bunu yapan kişilerin yasaklara aldırış etmeme cüretini gösterdikleri ve yaptıkları işten zerre kadar rahatsız olmadıkları veya ne yaptığının farkında olmayacak kadar bilinçsiz veya sorumsuz oldukları bir gerçektir.
Anız yakmanın herkes tarafından bilinen olumsuz bir çok etkisi vardır. Bunlar arasında, arazide yaşayan canlıların, telefon ve elektrik direklerinin yanması, yangınların ormanlara, yeşil alanlara ve yerleşim yerlerine sıçraması, çevre kirliliği, trafik kazalarına meydan vermesi, insan sağlığını tehdit etmesi ve çıkan gazlar nedeniyle dünya iklimini olumsuz yönde etkilemesi sayılabilir. Bütün bunlar, insan olarak vatandaş olarak bu konuda gerekli hassasiyeti göstermemiz için sanırım yeterlidir. Bu nedenlerden dolayı, anızların yakılmaması, üretim açısından anızın sebep olduğu problemlerin başka yöntemler ve planlamalarla önlenmesi mesleğine, çevresine ve ülkesine saygısı olan herkesin, her çiftçimizin görevidir.
Bu yazıda yukarıda verilen nedenlerin dışında çiftçi uygulamaları açısından anız yakmamanın faydalarını vurgulamaya çalışacağım. Öncelikle anız yakan çiftçiler belli sebepler ortaya atmaktadırlar; Bunlardan en önemlisi: Tarladaki anızdan kurtulmadan, özellikle sulanan alanlarda, tekrar ekimin zor olduğu tarla hazırlığının düzenli bir şekilde yapılamadığıdır. Rotasyonun yeterince uygulanmadığı, tahıl üzerine tahıl ekilen tarlalarda gerçekten toprağın işlenerek yeni ekime hazırlanması zor olmaktadır. Bu zorluk işleme aletlerinin çalışmasını engellediği gibi toprağın düzgün bir şekilde işlenmesini de engellemektedir. Öte yandan anızlı toprakta tohum yatağının gevşek olması nedeniyle kış ölümlerinin arttığı, böcek ve hastalıklara anızın yataklık ettiği, böcek ( zabrun, tel kurdu gibi) zararının arttığı, bazı hastalıkların anızla bir sonraki yıla aktarıldığı gibi nedenlerle bazı çiftçilerimiz anız yakmaya sıcak bakmakta ve fazla düşünmeden bu işi yapmaktadırlar. Yanmanın dışında diğer metotlar genelde ekstra bir iş ve masraf gerektirdiğinden ve uzun süreli planlamalara ihtiyaç duyulduğundan çoğu çiftçimiz yakmayı tercih etmektedirler.
Anızı yakmanın bazı yabancı otların kontrolü (köy göçüren, Aegilops cylindrica, vs.) bazı zararlılardan (sap sineği, Hessian sineği, vs). kurtulma, anız üzerinde yaşayıp bir sonraki yılda tehlike oluşturan hastalıkların yok edilmesi yönünden tamamen etkisiz olmadığını söylemek mümkün değildir. Ancak; anızlar yandığı zamanda bir çok olumsuzluğun ortaya çıktığını bazı hastalıkların yakma ile kolayca yok edilemeyeceğini unutmamak gerekir. Anız yandığı zaman toprağa girecek organik maddeden toprağın mahrum kaldığını, toprakta sertleşme olduğunu sık sık tekrarlanan yakmalarla topraktaki mikroorganizma faaliyetinin ve toprak verimliliğinin azaldığını, toprak besin maddelerinin yok olduğunu, yağmur suyunun toprağa giriş hızının düştüğünü, dolayısıyla yağan yağmur sularının daha azının toprağa işleyip kısa sürede yüzey akışının başladığını, toprağın erozyona hassas bir hale geldiğini hiç unutmamak zorundayız. Bir başka deyişle anız yakmanın kısa süreli ve doğru olmayan bir çözüm yolu olduğunu buna karşılık uzun vadede çok şeyler kaybettiğimizi unutmayalım.
Yapılan araştırmalar, tohum yatağının iyi hazırlanması nedeniyle kısa sürede, örneğin bir kaç yıl içinde verimin daha iyi olduğunu ortaya koymuş olsa bile, anızın yakılmadan toprağa karıştırılması ile uzun vadede toprak verimliliğinin düzenli bir şekilde arttığını göstermiştir. Öte yandan, bazı kök ve başak hastalıklarında anız yakmanın işe yaramadığı, hastalığı yapan etmenlerin kışı kök ve kök tacında geçirdiği, yakmadan sonra yapılacak sürüm ile yanmamış kök artıklarının yine tarlada kalmasıyla değişen bir şey olmadığı görülmüştür.
Eğer esas sıkıntı tarladaki anızın kolay toprak işleyebilmek amacıyla temizlenmesi ise bu durumda yakmadan başka yöntemler düşünülebilir. Hasat sırasında biçerdöverin sapı parçalayarak toprak yüzüne eşit şekilde dağıtan bir sistemle donatılması, veya anızın başka bir aletle toprak yüzeyine dağıtılması, balya yoluyla veya klasik yollarla anızların tarladan toplanması, biçerdöverin anızı toprağa en yakın seviyede kesmesinin sağlanması, hasattan sonra tarladaki anızı parçalayarak toprağa kolayca karışmasını sağlayan aletlerin kullanılması, az anız veren kısa boylu çeşitlerin yetiştirilmesi gibi değişik alternatifler düşünülebilir. Bazı hastalık ve zararlı ile ot kontrolünde anız yakmanın bir çözüm olacağı düşünülse bile derin sürüm ile anızın derine gömülmesinin benzer etkiler sağlayabileceğini unutmamalıyız.
Nadas-tahıl ekim sisteminde anızı yakmanın hiç bir mantığı yoktur. Biçerdöverden düşen anızın toplanarak topraktaki dikili kısmın olduğu gibi bırakılması hem kış boyunca toprağı erezyondan koruyacak, hem de karın daha iyi tutulması ile toprağa kış boyunca daha fazla su girişi sağlanacaktır. Özellikle sulu veya her yıl ekilen tarlalarda en iyi yol rotasyon uygulamasıdır. Tahıl üzerine tahıl ekerek anızı yakmak zorunda kalan, toprağı hor kullanan, hastalık ve zararlı ve yabancı ot probleminden kendisini kurtaramayan çiftçilerimizin rotasyona sıcak bakmaları mecburidir. Üst üste tahıl ekmek yerine, çiftçilerimizin buğday, arpa, mısır, baklagil, şeker pancarı veya diğer uygun bir kombinasyonla rotasyonu düzenli bir şekilde uygulamaları tavsiye edilebilecek en uygun yoldur.
Bazı çiftçilerin tarladan anızlarını toplamadıkları, toplayacak olanlara da izin vermedikleri, sırf kıskançlıktan dolayı, başkalarının işine veya hayvanına da yaramasın düşüncesiyle ateşe verdikleri görülmektedir. Yasaklar karşısında zor durumda kalmaktan korktukları için, bazen bir çocuğa, çobana veya bir yabancıya yaktırdıkları, ya da yaktıktan sonra iz bırakmadan kaçtıkları bilinen gerçeklerdir. Böyle yaklaşımlar yanlış olup uzun vadede çiftçimizin kendisine, toprağına ve ülkemize zararlı olmaktadır. Şu anda geçimimizi sağladığımız toprakların gittikçe fakirleşmesi, verimliliğini kaybetmesi, erezyonla yok olup gitmesi çocuklarımıza fakir bir gelecek bırakmak anlamı taşımaktadır.
Ülkemizde son yıllarda anız parçalayan aletler geliştirilmiştir. Anızın halledilip toprak hazırlığının kısa sürede uygun bir şekilde yapılmasını gerektiren durumlarda bu aletler kullanılabilir. Nispeten pahalı aletler olsalar da çiftçilerimiz ortaklaşa olarak veya kiralayarak kullanım imkanı bulabilirler. Bazı Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinin bu tür aletleri satın alarak çiftçiye tanıtmak ve onların hizmetine sunmak gayreti içinde olduklarını da bilmekteyiz.
Çoğumuzun dikkatinden kaçmasına rağmen yakılan anızlardan çıkan dumanların çevreye, insanlara ve tabiata verdikleri zararlar çok ciddi boyutlardadır. Çıkan dumanların bir çok hastalığa neden olduğunu, solunum yollarından şikayeti olan insanları sıkıntıya soktuğunu bilmek ve hassas olmak zorundayız. Öte yandan, duman içinde bulunan gazların atmosfere karışarak iklimin değişmesine önemli etki yaptığını aklımızdan çıkarmamak zorundayız. Dünyanın gittikçe ısınması, kuraklık tehlikesinin artması, iklim dengesinin bozulması, aşırı kuraklıklar yanında aşırı yağışların olması ve bunların sebep olduğu zararlar gözden kaçırılmamalıdır. Bütün bunlarda bizimde payımızın olduğunu düşünürsek, ateşi yakmadan yüreğimizin yandığını hissedebiliriz diye düşünüyorum.
Çiftçilerimizin veya anız yangınlarına neden olan kişilerin bu konudaki hassasiyeti yangına karşı gerekli tedbirleri alması, sebep olanları ve ilgilileri uyarması bir vatandaşlık görevidir. Vatandaşın gösterecekleri hassasiyet yanında kontrol görevi olan ilgili ve yetkililerinde her zaman uyanık olmaları, yangınları yakından takip etmeleri, sorumluları hesaba çekmeleri gerekmektedir. Yanan tarla birsinindir ama, bu ülke ve dünya bir tane olup hepimizindir.
Bu yılki hasatın bereketli, çiftçimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını umar, dumansız bir yıl dilerim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın