DOLAR 17,9685 0.17%
EURO 18,3269 -0.44%
ALTIN 1.026,62-1,21
BITCOIN 431934-1,81%
Adana
32°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:03

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Arazi Toplulaştırma
390 okunma

Arazi Toplulaştırma

ABONE OL
11 Ocak 2017 20:46
Arazi Toplulaştırma
0

BEĞENDİM

ABONE OL
1(10)
Tarımsal üretimin artırılması amacıyla, kişi ve işletmelere ait olan, küçük parseller halinde birden fazla parçaya bölünmüş, değişik yerlere dağılmış veya elverişsiz biçimde şekillenmiş arazilerin; Modern tarım işletmeciliği esaslarına göre ve ayrıca sulama hizmetlerinin getirilmesine en uygun bir şekilde birleştirilmesi, şekillendirilmesi ve düzenlenmesi işlemine “Arazi Toplulaştırması “ veya “Arazi Düzenlemesi” adı verilmektedir.
ARAZİ PARÇALANMASININ NEDENLERİ İLE TOPLULAŞTIRMANIN SAĞLADIĞI FAYDA VE OLUMLU ETKİLER:
Toprak ve insan ilişkilerinde oluşan dengesizliğin yanı sıra ülkemizde işletmelerde verimliliği büyük ölçüde düşüren arazi parçalanmasının nedenlerini şöylece sıralayabiliriz;
1- Miras ve intikal yoluyla parçalanma.
2- Hisseli ve bölünerek yapılan satışlarla parçalanma.
3- Sermaye ve işgücü yetersizliğinden dolayı yapılan kiracılık ve ortakçılık yoluyla parçalanma.
4- Muhtelif amaçlarla yapılan kamulaştırmalar yoluyla parçalanma.
5- Tarım kesimindeki yüksek nüfus yoğunluğu baskısı.
6- Mer’a ve yaylak parçalanmaları.
7- Coğrafi ve topoğrafik konumdan dolayı oluşan parçalanmalar.
Nüfusun hızla artması ve bunları beslemeyi gerektiren zorunluluklar, tarımsal üretimi de buna paralel şekilde artırma ihtiyacını doğurmuştur. Toprak kaynakları sınırlı olduğundan istenilen düzeyde ihtiyaç duyulan tarımsal üretim artışı; ancak birim alandan sağlanan verimin artırılmasının temini ile mümkündür.
Birim alandan sağlanan verimin artırılması; teknoloji seviyesi, üretimde kullanılan tohum, gübre, ilaç, sulama v.b. girdilerin miktarı ve kalitesinin yanısıra, tarımsal bünye ile yakından ilgilidir. Tarımsal bünyedeki yapısal bozukluklar verimi azaltıcı tesirlerde bulunduğu gibi, verimi artırıcı tedbirlerin alınmasını da engellemektedir. Bu nedenle tarımsal bünyenin ıslah edilmesi hususu ön plana çıkmaktadır.
Tarımsal bünyenin ıslahı ile alınabilecek tedbirlerin başlıcaları; Mülkiyet ve tasarruf rejiminin ıslahı, arazi ıslahı, toprak muhafaza tedbirlerinin alınması, drenaj ve sulama çalışmaları gibi tedbirlerdir. Bu tedbirler demetinin tamamı geniş anlamda “Arazı Toplulaştırması” veya “Arazi Düzenlemesi” adını verdiğimiz hizmetler kapsamı dahilinde bulunmaktadır.
Toplulaştırmanın tarımsal bünye üzerine Sağladığı fayda ve olumlu etkileri şu şekilde sıralayabiliriz:
– Nüfus artışı, miras,alım-satım, kiracılık, ortakçılık gibi nedenlerle ortaya çıkan arazi parçalılığı ve dağınıklılığını ortadan kaldırarak işletmeleri rasyonel büyüklüğe getirmektedir.
– Çok parçalı oluşun ortaya çıkardığı tarla sınırı, yol ve su arklarından doğan arazi kayıplarını azaltmaktadır.
– Küçük parsellerde, ekim esnasında tarla sınırına fazla yaklaşılmama nedeniyle doğacak ürün kayıplarını azaltmaktadır.
– Toplulaştırmadan sonra, parseller daha büyük ve şekilleri daha düzgün olacağından, makineli tarım daha kolay yapılmakta ve giderlerde önemli oranda azalmalar olmaktadır.
– Küçük parseller bir araya getirileceği için, işletme merkezi ile parseller arasındaki uzaklık azalmakta ve buna bağlı olarak ulaşım giderleri azaldığından, zaman, işçilik ve yakıttan tasarruf sağlanmaktadır.
– Parsel sayısı azaldığı, şekilleri düzeldiği ve büyüklükleri arttığı için tohum, gübre, ilaç gibi tarımsal girdiler, daha optimal bir düzeyde kullanılmaktadır.
– Sulama projelerinin uygulanmasında, eski dağınık ve şekilsiz parsellerin sınırlarına bağlı kalma zorunluluğu olmayacağından, yatırım giderlerinden tasarruf sağlanmaktadır.
– Her parselin yola ve kanala sınırı olacağından sulama ve ulaşım randımanı artmaktadır.
– Parsellerde müştereklikten doğan huzursuzluklar giderilmektedir.
– Köy sınırları sabit noktalara dayandırılarak, köyler arasındaki sınır ihtilafları ortadan kalkmaktadır.
– Varsa. dağınık ve müşterek haldeki Hazine arazisi birleştirilerek dağıtıma hazır hale getirilmektedir.
ÜLKEMİZ ARAZİLERİNDE MÜLKİYET DAĞILIMI VE PARÇALILIK DURUMU:
Ülkemizdeki tarım işletmelerinin işletme büyüklükleri, yeterli genişliğe sahip değildir. Çiftçi bazındaki işletmelerin işledikleri arazi miktarı; sınırlı ve birbirinden uzak. çok sayıda parçalardan meydana geldiği için de, bunlar üzerinde düzenli işletmeler kurulamamakta ve mevcut durumuyla istenilen üretim artışı sağlanamamaktadır.
Ülkemizde tarım işletmelerinin sayısı parçalanmadan dolayı devamlı artmaktadır. 1950 yılında 2.274.675 olan işletme sayısı: 1970 yılında 3.058.900’ye, 1980 yılında ise 3.558.815’eulaşmıştır.
1950 ila 1979 yılları arasında ortalama olarak yıllık %1 artış hızıyla 39.211 işletme oluşurken, 1970 ila 1980 yılları arasında, yıllık %1.6 artışla 50.000 adet yeni işletme daha oluşmuştur.
İşletme sayısında 1970-1980 arasında %16.34’lük artış olurken parsel sayısında %48.94 oranında artış olduğu gözlenmiştir. Bu göstergeler tarım işletmelerinin sürekli olarak parçalandığını ortaya koymaktadır.
1980 yılı tarım sayımına göre işletmelerin, %9.46’sı bir parsel, %26.22’si 2-3parsel, %22,40’ı 4-5 parsel, %22.22’si 6-9 parsel. %19,701 ise 10 ve daha fazla parsel üzerinde üretim yapmaya çalışmaktadır. 6 ve daha fazla parça üzerinde çalışan işletmelerin sahip oldukları parsel sayısı, toplam parsellerin %72.74ünü teşkil etmektedir.
Büyük denebilecek düzeyde arazi sahibi işletmeler daha azdır. Tarım işletmelerinin ancak %0.82’si 500 dekarın üzerinde araziye sahiptir. Bu işletmelerin işledikleri tarım alanı, toplam işlenen alanın %4,18’ni teşkil etmektedir.
Konuya başka bir açıdan bakıldığında; 1-99 dekar arasında araziye sahip çiftçi işletmelerin %81,9’u, işlenen tüm toprakların %4l,3’üne sahip iken, buna karşılık 100 dekardan büyük işletmeler grubu, mevcut işlenen arazinin %58,7’sine sahip bulunmaktadır.

1980 tarım sayımında 22.764.028 Hektar alan tarım alanımız 1991 yılında 23.263.931Hektar olarak belirlenmiştir. Kırsal kesimde yaşayan nüfusun baskısı miras hukukunda önleyici hükümlerin olmaması nedeniyle tarım topraklarımız devamlı parçalanmış, tarım işletmelerimiz çoğalmış ve işletmelerin kullandıkları tarım toprakları ise devamlı küçülmüştür.
Türkiye’de ise 1950 yılında 2,2 milyon olan işletme sayısı 1980 yılında 3,5milyona 1990 yılında ise 3,9milyona çıkmıştır. Ülkemizde 1950 yılında 10 hektar olan ortalama işletme büyüklüğü 1980 yılında 6 hektara, 1990 yılında ise 5.9 hektara düşmüştür.(Tablo- 1)
İşletmelerde parça sayısı açısından bakıldığında özellikle 2-3ve 4-5 parça arasında parça sayısının giderek arttığı gözlenmektedir. 1980 yılında 2-3parçaya ait işletme sayısı 933.000 iken, 1990 yılında bu sayı 1.139.000e yükselmiştir. 4-5parçalı işletme sayısı 1980 yılında 797.000 iken 1990 yılında 904.000’e yükselmiştir.
Artan nüfusun tarım dışı sektörlere çekilememesi ve diğer parçalanma nedenlerinden dolayı tarım işletmelerinin sahip olduğu araziler, belirtilen şekilde sürekli parçalamakta ve ekonomik işletme büyüklüğünün altına düşmektedir. Bunun için ülkemizde süratle mevcut işletmelerle ilgili arazi toplulaştırması yapılarak işletmelerin dağınık ve parçalı arazisinin birleştirilmesi suretiyle bir işletme bünyesi bütünlüğü sağlanmalıdır. Böylece mevcut işletmeler tarım kesiminde, verimli üretim yapan ve iktisaden yeterli düzeyde olan işletmeler seviyesine çıkarılabilir.
ÜLKEMİZDE YÜRÜTÜLEN TOPLULAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ TARİHÇESİ:
Ülkemizde arazi toplulaştırma çalışmalarına ilk olarak 1961 yılında Konya ili Çumra ilçesi Karkın Köyü’nde başlanmış olup, 1962 yılına kadar çalışmalar sürdürülmüştür. Toplulaştırmanın teknik ve hukuki yönden arz ettiği özellikler nedeniyle yeterli mevzuatın ve yetişmiş teknik elemanların bulunamayışı gibi faktörler sonucunda çalışmalara bir süre ara verilmiş ve bilahare çalışmalara yeniden başlanmış, DPT ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO)’nın Antalya Bölgesinde müştereken yürüttükleri proje kapsamında “Arazi Toplulaştırma” çalışmaları yapılmıştır. 1967 yılında Manisa ve İzmir illerine bağlı Salihli, Turgutlu, Manisa ve Menemen ovalarında sulamanın geliştirilmesi ve tarımsal üretimin arttırılması amacıyla geniş ölçüde çalışmalara başlanmıştır. Daha sonra da çeşitli zamanlarda mevzuat ve yasa değişiklikleri yapılarak, toplulaştırma çalışmaları sürdürülmüştür.
İlk yapılan toplulaştırma çalışmaları; mülga TOPRAKSU Genel Müdürlüğü tarafından, 7457 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin (j) bendi ile Medeni Kanun’un 678. maddesine dayanarak yapılmıştır.
1966 yılına kadar yapılan toplulaştırma çalışmalarından sonra bir tüzük çıkarılması ihtiyacı doğmuş ve ilk “Arazi Toplulaştırma Tüzüğü” 27.06.1966 tarih ve 6/6707 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konmuştur.
17 Temmuz 1973 tarihinde 1757 Sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu yürürlüğe girince, bu kanuna eklenen bir madde ile reform bölgesi ilan edilen yerler dışında , bu kanun hükümlerine göre toplulaştırma çalışmaları yapılması imkanı sağlanmış ve 1978 yılına kadar uygulamalar sürdürülmüştür. 1978 yılında, 1757 Sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince, ikinci defa 7457 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (j) bendi ile, Medeni Kanun’un 678. maddesine dayanılarak, 24.09.1978 yılında çıkarılan 7/1 8231 sayılı “Arazi Toplulaştırma Tüzüğü”ne göre çalışmalara devam edilmiştir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, Tarım Reformu Bölgeleri dışındaki toplulaştırma çalışmaları bu tüzüğe göre sürdürülmektedir. Tarım Reformu Bölgesi olarak ilan edilen yerlerde ise toplulaştırma çalışmaları 22/11/1984 tarihinde kabul edilen “Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu” hükümlerine göre yürütülmektedir.

ÜLKEMİZDE ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI YAPILMASI GEREKEN ALANLAR VE HEDEFLER:
Türkiye’de işlenebilen tarım arazisi miktarı 27,7 milyon hektar olup, bunun ancak 8,5milyon hektarı ekonomik olarak sulamaya uygun bulunmaktadır. 1992 yılı itibariyle tarım arazilerinin halk sulamaları da dahil 4.1 milyon hektarı sulamaya açılmıştır. Bu da işlenen tarım arazisinin %14.8’ini oluşturmaktadır. Ekonomik olarak sulanabilecek tarım arazisinin ise ancak %48.3’ü sulama imkanına kavuşturulmuştur. İleriki dönemlerde 4,4 milyon hektarlık arazinin daha sulamaya açılması imkanı mevcut olup, bunlarında sulanması zorunlu görülmektedir.
Sulamaya açılmış tarım arazilerinde, fiilen sulanan alanların miktarı, projede öngörülen alana oranla daha düşük olmaktadır. Devlet Sulama Şebekelerinde bölgelere göre sulama randımanı %20 ile %85 arasında değişmektedir. Bölgelerin sulama randımanı oranları ortalaması ise %65,1’dir. (DSİ yıllığı 1987) Bu da devlet eliyle sulamaya açılan alanın, yaklaşık 1.028.000 hektarının sulanmasının projelendirildiği halde sulamanın fiilen yapılamadığı anlamına gelmektedir.
Sulama şebekelerinde, sulama oranlarının ve sulama randımanlarının düşük olmasının temel nedeni, proje sahalarında toplulaştırma işlemine yer verilmesinden ve ayrıca tesviye gibi tarla içi geliştirme hizmetlerinin yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Arazi toplulaştırması ile birlikte yürütülen sulama projelerinde, her parsel yola ve kanala en uygun şekildedoğrudan doğruya bağlandığından, parsellerin yol ve kanaldan faydalanma oranları%100’lere varmaktadır.
Toplulaştırma düşünülmeden uygulanan sulama projelerinde; kamulaştırmaya ve arazilerin parçalanmasına mani olmak için, kanalların ve yolların planlaması ve uygulanması, parsel sınırlarına bağlı kalınarak yapılmaktadır. Bu durumda parseller zaten küçük ve şekilleri de düzensiz olduğundan, kanal uzunlukları gereksiz yere uzamakta, bu da tesis maliyetlerini yükseltmektedir. Arazi toplulaştırması ile birlikte yürütülecek sulama projeleri bütün bu sakıncaları ortadan kaldırmaktadır.

Sonuç olarak sulama projelerinin arazi toplulaştırmalı olarak öncelikle uygulanmasında, sağlanacak faydaların yanında ekonomik yönden de zorunluluk görülmektedir.
Toplulaştırmaya, öncelikle sulama projeleri halen hazırlanmakta olan ve tatbikat aşamasına getirilmiş yerlerde başlanılmalıdır.
DSİ Genel Müdürlüğünce kısmen sulama inşaatları devam eden 1.402.000 hektar sahada her yı1 ortalama 50.000 hektar alanın bir program dahilinde toplulaştırmasının yapılması gerektiği önerilmektedir.
İleriki dönemlerde; işlenebilen tarım arazilerimizden ekonomik olarak sulamaya uygun olan 8,5milyon hektarlık alanda toplulaştırma hizmetleri peyderpey yürütülmeli ve zaman içerisinde imkanlar ölçüsünde kuru tarım yapılan diğer alanlarda da, parçalı ve dağınık arazilerin birleştirilmesine yönelik toplulaştırma çalışmalarına mutlaka başlanmalıdır.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.