Asıl İnce korkusu da bu…

Asıl İnce korkusu da bu…

CHP Cumhurbaşkanı adayını Muharrem İnce olarak açıklamasıyla birlikte, ‘cumhur ittifakı’ cephesi dışında olanları bir ‘umut’ sardı.

‘Cumhur ittifakı’ diyenler ‘açtı adayı’ olmasını, özellikle de Ekmeleddin İhsanoğlu benzeri bir adayın çıkarılmasını olmasını-çıkarılmasını istiyorlardı!

Partiye emek vermiş, partiyle özleşmiş, parti tabanınca istenen bir adayı yerine; örgütü bilmeyen, yaşama bakışı ayrı, bugüne değin birçok konuda ayrı duruşu öne çıkan, üstelik toplumsal konularda duyarlılık göstermemmiş bir ismin açıklanmasını bekliyorlardı, istiyorlardı…

Yerine göre onaltı yıllık süreci sorgulamayacak,

Yerine göre ‘cumhur ittifakı’ dışında kalan seçmen gücünü birleştirmek yerine parçalayacak,

Yerine göre geçmiş yanlışlarından dolayı çoğu zaman susacak birini bekliyorlardı…

Beklenen olmadı; ‘cumhur ittifakını’ şaşırttı…

***

Muharrem İnce, bunlar değil de ‘iki kez liderinin karşısına çıkmış, liderince örgütten uzaklaştırılmak istenen’ biri olarak şimdiden konuşulmaya başlandı bile…

AKP hükümetiyle birlikte 2002’demeclise girmiş; gerek çarpıcı konuşmalarıyla, gerek bölgesinde estirdiği havayla, gerek gündeme vurduğu damgayla hep kendinden söz ettirmiş.

Günü gelmiş iktidarı eleştirdiği gibi kendi partisini eleştirmiş,

Günü gelmiş partide ‘dik çıkışlı’ olarak adlanmış, kurultayların aranan ‘ayrı bakış, ayrı yorum’ sergileyen Genel Başkanın karşındaki aday olmuş,

Dünü gelmiş ‘ayrı yorum’ tutumu öne çıkmış…

Ancak ‘sonucun’ arkasından partisini, partisinin Genel Başkanını yalnız bırakmamış.

Uğraşını sürdürmüş…

Aday olmuş, kazanamayınca Genel Başkanı kutlamış. ‘Bana düşen görevi her zaman yapmaya hazırım’ mesajını vermekten uzak durmamış!

‘Cumhur ittifakı’ bugün bunu gündeme taşımakla, böyle bir anlayışın ‘nasıl’ olabildiğini soruyor olmalı…

İnce, Kıılçdaroğlu’nun karşında yer yer duruş sergileyecek,

İnce, Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olacak,

İnce, Kılıçdaroğlu’nun yer yer eleştirecek,

Tüm bunlar olmamışçasına İnce ile Kılıçdaroğlu ‘kuzu sarması’ gibi birbirine tutunacak,

Birbirlerine destek olacak,

O da yetmeyecek Kılıçdaroğlu partisinin verdiği yetkiyle İnce’yi Cumhurbaşkanı adayı gösterecek…

Kanımca ‘cumhur ittifakını’ düşündüren, yurttaşça ‘hiçbir’ temel bağları olmayan suçlamalar yapmaları da bundan…

CHP’nin bu demokrasi anlayışına, bu demokrat duruşuna ‘yan’ bakmaları da bundan…





***

Ülkemizde özellikle siyasi arenada ‘eleştiri’ denince ilk akla gelen ‘teoriye katkı’ değil, ‘karalama’dır.

Bizdeki yapılanın eleştiriyle’ uzaktan-yakından ilişkisi de yoktur!

Halk arasında ‘kedinin ulaşamadığı ete…’ diye başlayan tümce benzeri!

Gazetecinin her sorduğuna, o an için yanıt vermek zorunda değil ‘hiçbir’ politikacı ya da bir başka birey. O soru üzerine yorum yapması da düşünülemez! Bilgisi olmayabilir! Bilgisiz ‘fikrin’ olamayacağını söyleyen düşünüre hak veriyorum. Oysa bizde öyle bir şey yok nedense! Sıcağı-sıcağına sorular ard arda gelirken, mikrofona bir çift söz söylemek için yarışan ‘hödüklerle’ dopdolu her yer…

Yeter ki soru yöneltilsin!

Yanında olan biri değilse at atabildiğince…

Adı da ‘eleştiri’ olsun…

***

Muharrem İnce CHP’nin içerisinde yetişmiş, partinin hamutuyla kendini yoğurmuş bir isim.

Kentim Adana’dan biliyorum…

Belki Kılıçdaroğlu bile İnce kadar seçmen tabanında olumlu bulunmazdı…

Olayları anlatımı,

Enerji doluluğu,

Yurttaşa seslenme biçimi, ses tonu parti tabanında olumlu bulundu.

Daha adının açıklandığı ilk dakkalarda, kürsüden yaptığı konuşma seçmenin her katmanını sevindirdi.

Yurttaşın, emeklinin, üreticinin, gençlerin ‘hakkını’ yedirmeyeceğini söylerken, yıllar öncesine, çocukluğumun Karaoğlan’ı Ecevit’in ‘ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzen’ dediği günlere götürdü…

‘Cumhur ittifakı’nın asıl İnce korkusu da bu…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın