KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Aşk-ı Osmani ve de Lisani

Aşk-ı Osmani ve de Lisani

ARAPÇA, BOŞNAKÇA, KÜRTÇE özel yayın yapıyor yıllardır TRT… Ulusun birliğini, dirliğini kavgaya dönüştürmek; sanki en birinci görev, en birinci vazife…

AKBABALAR’a yetmedi çok dilli, çok kültürlü bölücülük girişimleri; son günlerde amaç ansızın değişti… Ve bilindiği gibi ille de kurulacak YENİ OSMANLI DEVLETİ…Dolayısıyla Irak ve Suriye sınırlarına asker yığıldı.

Ve de BOP diye hoplayanların yardımlarıyla; İsrail’e bağışlanacak topraklardan sonra, planlanan Viyana kapılarına kadar uzanan Yeni Osmanlı düşleri…Kulaklarımızda çınlasa da; olan biteni seyreyleyen Avrupalı’nın alaycı gülüşleri…

Sürdükçe AKBABALAR’ın padişahlık hevesleri; devletin kuruluşundan önce, sıra geldi diline… Buyruk verildi azametle:

– Bundan böyle divanda, meydanda,bilumum mekanda konuşulacaktır OSMANLICA…

Bu buyruk nedeniyle kurulmuştur pek çok kumpanya ki bu vesile ile YENİ OSMANLI’nın potansiyel reaya sınıfı olarak yapmaktayız günlerdir; terazi lastik, fikr-i cimnastik faslından bir çeşit mizahi mizansenler eşliğinde kampanya…

*Bu arada anımsatmak isterim çok önemli bir ayrıntıyı değerli okurlara:
Karaman oğlu Mehmet bey; bundan böyle Divan’da, Dergahta, Bergah’ta, Meclis’te Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır demiş ve “Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu” nakaratı eşliğinde bu topraklardan sürgün edilmiş…Ama bir başka Karamanlı Mustafa Kemal de gelmiş; Türk Ulusu’na yeniden TÜRKÇE konuşmanın kıvancını vermiş de…Her neyse, bunlar kaldı mazide…Kahramanlıklar kaldı; bu topraklar için savaşan şehidde, gazide…Biz yeniden dönelim YENİ OSMANLI’nın doğum sancılarına…

Bilindiği gibi; yaşadığımız topraklar üzerinde var olan devlet ki son yıllarda “geçici olarak” adı YENİ TÜRKİYE diye anılan ve padişahlık düşleri görenlerce yönetilen bu devlet… Öylesine varlıklı, öylesine dirlikli, öylesine birlikli imiş ki…Tek kaygısı, tek üzüntüsü, tek beisi; merhum dedesinin mezar taşlarında yazan ulvi ve uhrevi kelamı okuyamamasına ait aciziyeti imiş…

Gel zaman, git zaman; şikayetler bir artmış, bir artmış…Bu aciziyet, vermeye başlamış pek büyük bir eziyet o dedelerin döllerine…Sanki düşmüşler kızgın ve kurak Afrika çöllerine…Hasret kalmışlar; mis kokulu güllere… Susuzluktan dudakları çatlamış bir köle gibi inlemeye başlamışlar; su, su… diye mi?…Yok canım; ” Neden bilmiyorum ben Osmanlıca ?… Kim attı benim kadim dilime kanca ?…Neden okuyamıyorum dedemin mezar taşındaki sms’yi iyice? ” diye…
Be hey dangalAK; be hey AKsalak…Dedenin ne zaman bir mezar taşı oldu?…Taşından geçtim; ne zaman bir mezarı oldu?… Velev ki mezarı vardı da acaba aynı çukura; kaç sahipsizin bedeni gömüldü?…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ESİR VE YAS İLANI

Ayağı yalın, donu yamalı deden; mezarını yaptıracak parayı ve de mezar yaptıracağı toprağı yedi düvelin işgalindeki Osmanlı’da acaba nereden buldu?…
OSMANLI PADİŞAHININ KULU, şu reaya deden; kendine mezar ve de mezarına taş yaptıracak parayı çarık kutularında mı sakladı acaba ?… diye sana sorasım var…
Ve OSMANLICA…Daha öncesinde de ARAPÇA…Bu denli zorlandıkça.. Benim de bir anımı bellekistanımdan ortaya çıkarasım var…Sakın ola ki ürkmeyiniz sözlerim değildir Osmanlıca; elbette ki TÜRKÇE…
Biz Rumeliler deriz, NATO KAFA, NATO MERMER… Ben ki meraktayım; OSMANLICA aşkına düşenlere, çağdaş dünyalılar acaba nasıl güler ?…Ama vardır bunda da bir İngiliz oyunu…Neden derseniz ?…Yıllarca öncesinde; master yaparken, İngilizcem için gidiyordum Bursa’da bir dil okuluna… Ve öğretmenim de gerçek bir İngiliz; hani Hintli’den, Çinli’den devşirme falan değil, tam mavi kan geçinenlerden…O yıllarda teker, teker türemeye başlamıştı türbanlılar ve sınıfımızda da bir tane var… Bir gün öğretmenimiz Paul; türbanlı öğrenciyi övgüye değer bulup, bize örnek göstermeye kalktı…Ben de hemen sözü aldım; ona gerçek Türkün, İslam diniyle tanışmadan önceki Türkün nasıl olduğunu anlatmaya başladım…Paul öfkeden kızardı…
Bir başka akşam da Arap alfabesine övgüler düzmeye; yabana özenmişsiniz de Latin alfabesini almışsınız diye konuşmaya başladı…Bir şeyler anlatmaya çalıştım ama …İnatçı İngiliz anlamamakta ısrarlı…

Bir sonraki dersde; ben de ona Göktürk, Orhun yazıtlarındaki alfabeye ilişkin belgeler getirdim ve dedim ki;

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Saffat Suresi'nde Polis Gücü, Bariyer, Bilgisayar

– Alsın Latinler, alsın Araplar da kendilerininkini… Buyur bak, gör; Türkün gerçek abecesi…

Ve “Ne diyorsun bakalım şimdi?” diye sorunca; öfkesi tavan yaptı…
İşte böyle öğretmen diye ülkemize gelenler de RTE ve taifesinin amaçlarına uygun alt yapıyı oluşturmak için her türlü yardımı yaptılar yıllarca; kimileri ben gibi ayırdına vardı, kimileriyse olan bitene hiç aldırmadı … Aldırışsızlıkları, sessizlikleri, tepkisizlikleri yetmezmiş gibi, çoğu da bana güldü; “işin mi yok senin, uğraşıyorsun bunlarla ?” diye… Ve onlar saf, saf dizilmekteler bugün RTE’nin ardında, yurttaş kimliğinden düşerek de aşağılara; dincinin ümmeti, padişahın kulu sıfatıyla…
NE DEMELİ?…BIRAKALIM BUNLARI OSMANLICA DERSLERİYLE BAŞBAŞA…

BAKALIM NE KADARI GİRECEK KAFALARINA ?…

EN KOLAYINDAN TÜRKÇE’Yİ SÖKEMEYENLER, BAKALIM NASIL SOKACAKLAR BAŞLARINI BELAYA; FARSÇA-ARAPÇA-FRANSIZCA KARMASI BİR DİLLE BOĞUŞURKEN ?…

Bu işin sonu taaaa…Divan edebiyatından, halk edebiyatına kadar gider…Ama bizim AKBABALAR bundan ne anlar ?…

OSMANLICA bahane…Arap harflerini dayatacak ya kafasına göre; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’ni yok saymacasına…Bunlara; Fuzuli’den iki beyit attır desen ya da Yavuz’un, Kanuni’nin mahlasla yazdıkları beyitlerden oku desen…

OSMANLICA’nın en saraylı edebiyatının yani divan edebiyatının ( ki divanda; PADİŞAH’ın huzurunda demek olduğunu bilir mi acaba?); mey(içki) ve mahbup (erkeğin oğlan sevgilisi) hakkında olduğunu öğrendiklerinde, ne olur acaba?… Gerçi bir sakıncası da olmaz bunlara; nasılsa düşledikleri kadınsız bir vaha…
Hani nasıl ki Batı’da halkın FOLK müziği varsa ve de saraylı asillerin KLASİK MÜZİKLERİ, ARYALARI, OPERALARI, BALELERİ varsa…Ve bunlar da nice yıllar sonrasında halkla buluşmuşsa; tıpkısının aynısı bizim sultanların da, padişahların da DİVAN Edebiyatı vardır ki en hasından OSMANLICA işte bunların dilidir…

Yoksul, reaya dediğin; bir taşralı kul.. Yöresinde ne konuşur ?…ÖZTÜRKÇE…
Şöyle bir üşenme de HALK OZANLARI’nın koşmalarına bak be hey AKSALAK… Ondan sonra da Osmanlıca/Arapça diye zırvalamayı bırak…
Selma ERDAL

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın