KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Asker ocağı, Peygamber ocağı

Asker ocağı, Peygamber ocağı

Bizim inançlarımızda, örf ve adetlerimizde askerlik kutsaldır. Her ana, asker anası olmayı ister, her baba da asker babası. Bin bir emek ve meşakkat içinde büyüttüğü yavrusunu askere göndermek büyük bir şereftir insanımız için.

Bilindiği gibi, asker adayı gençler, günler öncesinden evlere yemeklere davet edilir. Son gün de onun evinde toplanıp törenle yolcu edilir.

Geçtiğimiz günlerde bir asker uğurlama merasimine katıldım. Gerçekten coşkulu anlar yaşanan bu merasim vesilesiyle, birkaç önemli gerçeğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum:

Binler rahmet ecdadımızın aziz ruhlarına, bu tür hizmetleri bir düğün bayram havasına sokmuşlar. Bilmiyorum askere gitmeyi ve onu uğurlamayı böylesine merasimlerle yapan başka bir millet var mı?

Asker ailesinde bir onur ve vakar gözden kaçmıyordu. Belli ki, bir evlât yetiştirmişlerdi. Bu yavru büyüyüp serpilmiş, delikanlı olmuştu. Vatan hizmetine böyle bir yavuz yiğit gönderiyor olmanın mutluluğu vardı hallerinde.




Dost, arkadaş, akraba ve komşularla diğer yakınların toplandığı bir ortamda, herkes neşeliydi. Sohbetlerde, muhabbetlerde, şakalarda hep sevinç vardı. Askere gidecek delikanlının nişanlısı da oradaydı. O da kâh hüzün ve kâh sevinç içindeydi. Arada bir bu ikisi de birleşip gözyaşlarına dönüşüyordu. Ailenin diğer fertlerinde de zaman zaman bu hüzün hissediliyordu, ama bu hiçbir zaman askerlik vakarının gölgesinden çıkmıyordu.

Askere gidecek olan gencimizde tatlı bir heyecan vardı ve ana ocağından ayrılıp gurbete çıkıyor olmanın hüznü okunuyordu gözlerinde. Gidilen yer güzel bir yerdi, gidilen yer Peygamber ocağıydı. Helâlinden çalışıp kazanma imkânını bulduğu, başı dik olarak özgürce dolaşabildiği, dinini, inancını, örfünü ve adetlerini rahatça yaşayabildiği, bütün mukaddes değerleriyle birlikte ahlâk ve namusunu üzerinde koruyabildiği bir vatanı vardı. İşte bu vatan için hizmete gidiyordu. Böylesine kutsal ve şerefli bir hizmete giderken hüznünü belli etmemeliydi ve öyle de yaptı.

Hiç şüphesiz bu manzarada Yüce Dinimizin büyük etkisi vardı. “Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim” inancının önemini bir defa daha vurgulamak gerekiyor. Askerliğin en çok korkulan tarafı tehlikeli bir görev oluşudur. Bu kutsal vazifeyi yerine getirirken her türlü zahmete katlanmak, zorlukları göğüslemek, gerekirse yaralanmaktan ve ölmekten çekinmemek icap eder. Şehitlik ulaşılabilecek en yüce manevî makamlardan biri olunca, askerliğin korkulacak bundan daha öte neyi kalır ki!

Haçlı ordularının tehditlerine karşı, Selâhaddin Eyyûbî’nin, “Sizin yaşamayı sevip istediğiniz kadar, ölmeyi isteyen, yani şehit olmayı bin can ile arzu eden askerlerimle geliyorum!” cevabı onları korkutmaya yetmişti. Tarih boyunca bizi zaferden zafere koşturan sır işte bu olduğu için, düşmanlarımız maalesef hep kahraman ordumuzu hedef tahtası etmişler ve her vesileyle onu bu ruhtan uzaklaştırma çabası içinde olmuşlardır. Bilindiği gibi, her iş ve meslekten önce askerlik, ölümü her an göze almayı gerektirir. Ölüme karşı inançtan başka hangi gücün etkisi olabilir? İnançtan başka, şehitlik inancından başka, insanı ölümün üzerine hangi kuvvet seve seve yürütebilir?

Bir paragraf da terör örgütüne açmak gerekiyor, sanırım. Asker evinde, morallerin bozulmasına yol açmaması için pek fazla gündeme gelmese de, bu canilere karşı müthiş bir kin ve öfke dikkatlerden kaçmıyordu. Birliğimizi bozup, yüz yıllardır birlikte kardeş olarak yaşayan insanlarımızı bir birlerine düşman etmeye çalışanlara binler nefret ve lanetler! “Böl, parçala ve yut!” felsefesiyle bu memleketin insanlarını birbirine düşürmeye çalışan din, iman, vatan ve millet düşmanları ile onların dışta ve içteki bütün işbirlikçilerine Yüce Mevlâ’m fırsat vermesin. Kardeşliğimizi, birlik ve bütünlüğümüzü bozdurmasın. Baştaki başlarımıza da akıl ve feraset versin de, düşmanlarımızın oyunlarına gelmemize sebep olacak yanlış politikalar yerine, ülkemizde din kardeşliği, birlik ve beraberlik motiflerini etkili bir şekilde nakşedecek uygulamalara yönelsinler.




Tekbirler ve dualarla evden uğurlandı asker adayı, tıpkı evden gelin çıkarılır gibi. Hele hele garajın hali görülmeye değerdi. Asker adaylarının yakınları garajın içini dışını tamamen doldurmuştu. Davullar gümbür gümbür çalıyor, tezahüratlar yeri göğü inletiyordu. Kelimenin tam anlamıyla, düğün bayram havası vardı.

Güle güle gidin, sevgili gençler! Yolunuz açık olsun. Vatanî görevinizi yapıp sağ salim dönün inşallah. Siz o vazifeyi ifa edin ki, hepimiz huzur içinde bu güzel vatanımızda yaşayabilelim. Dualarımız sizinle. Rabbim yardımcınız olsun ve hıfz u himayesine alsın. Sizleri Ona emanet ediyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın