ATATÜRK’Ü SEVMEK

ATATÜRK’Ü SEVMEK

İktidarın son dediğine mi bakılacak, yoksa dünkü denilenler bir yerde saklanacak mı, bugün denilenler yarın ters biçimde anlatılınca hangisine uyulacak, ‘İnönü paralardan Atatürk’ün resmini kaldırdı*’ diye anlattığı olayın gerçeği anlatmadığını bile bile inanılacak mı, bugüne dek yapılanlar başta müfredat bile Atatürk ilkelerinin çiğnenmesi anlamını taşımasına karşın ya On Kasım söylemi…

Bu; ‘Atatürk’ü sevmek’ mi?

***

Yıllardır önemsenmedi!

On Kasımlar, 29 Ekimler, 23 Nisanlar, 19 Mayıslar…

Nisan ayının içerisine, Çocuk Bayramına denk gelen günleri de içine alacak biçimde ayarlanıp düzenlenen ‘Kutlu doğum Haftası’ adı altındaki etkinliklerde yapılan konuşmalar neyin nesiydi?

Bu haftayı allayarak-pullayarak yaygın biçimde yapılmasını sağlayanlar; Ata’nın çocuklara bıraktığı, üstelik dünyada eşi-benzeri olmayan bir bayramı unutturabilmek için neler yapılmıştı, kimlerden güç alınmıştı öyle?

İktidarın milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe yöneticileri daha düne değin ne diyorlardı?

Atatürk için, devrimleri için, yenilikleri için, kurtuluş savaşı yılları için, kaldırılan medreseler için, abece için neler demiyorlardı, giyim-kuşam için, ‘medeni’ yasa için neler denilmedi, neler yapılmadı?

Geçmişin sayfalarına kazınan bir tümce de ‘iki ayyaş’ sözü değil miydi?

Atatürk ile silah arkadaşlarının verdiği savaşla kazanılan ‘cumhuriyet’, resmi kurumların tabelalarında ‘TC’ olarak imleşmişken kaldırıldı, ilkokullardan ‘andımız’ kaldırıldı…

Onbeş yıldır, en son getirilen ‘müfredatla’ birlikte; ders kitaplarından çıkarılan, yerine getirilen konuları bir bir irdelendiğinde eğitimin nerelere geldiği, uygulamadaki eğitimle öğretimin nerelerde olduğu, dünya ülkeleri arasındaki bilgi akışımızın ne denli bozguna uğratıldığı görülüyor!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Gelinen ‘noktadan’ hoşnut olan var mı?

***

CHP Milletvekili Tuncay Özkan, Atatürk ile silah arkadaşlarının yeni müfredatta nasıl bir verildiğine ilişkin bir rapor hazırlıyor. Hepimizin yer yer duyduğu-bildiği, ancak bir araya getirilmesi açısından önem taşıdığını düşünerek köşeye taşıdım…

O rapor:

-Yeni müfredatta T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Tarih gibi dersler hedef alındı. Bu derslerin Atatürkçülük ve Atatürkçü düşünce sistemi ile bağlantısı kesildi.

-TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi müstakil bir ders olmaktan çıkarıldı ve milli mücadele, Atatürk ve Atatürk ilkeleri zaman ve kapsam olarak daraltıldı.

-Türk Dili ve Edebiyatı programında, öncekilerin aksine, Atatürk’e devrimlerine ve toplumun harcı olan laikliğe yer verilmedi. Söylev konusunda bile Atatürk’ün adı geçmemektedir. Çoğu edebi tür için yazar- şair adı verilerek kaynak gösterilirken söylev türünde, dünyanın en iyi örneklerinden olan “Nutuk” ve yazarı Atatürk yok sayılmıştır.

-Atatürkçülük konularının programdan nasıl çıkarıldığının, etkisizleştirildiğinin, oransal olarak nasıl azaltıldığının en güzel örneği Hayat Bilgisi 1-3 programında görülüyor.

-Daha önce neredeyse her sınıf için en az 5 ünite olan Atatürkçülük konuları, her sınıfta birer ünite olacak şekilde azaltıldı.

***

Günlük yaşamda da, birlikte yol aldığımız kişinin ‘içtenliğine’ inanmak isteriz!

Siyasetçilerin de ‘içtenliğine’ inanmak ‘yurttaş’ için en doğal hak!

Yıllar yılını bırakalım, ne son yapılanlar da bile Ata’nın devrimleri hiçe sayılıp yerden yere vurulurken, ne oldu da kısa bir süredir ‘güzellemeler’ yapılmadan geçilmiyor?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Atatürk’ün adı yazılı stadyumlar ‘yeni’ isimleriyle ‘arena’ oldu, ‘AVM’ oldu! Konya, Kayseri, Antalya, Rize, Sakarya, Eskişehir, Afyon şu an anımsayabildiklerim…

Hükümetin bu güne değin yaptıklarını yan yana getirdiğinizde, uygulamalarını gördüğünüzde ‘bu ne biçim Atatürk sevgisi’ demek geçmiyor mu içinizden?

***

Bu ülkenin her bireyinin Atatürk’ü sevme, savunma hakkı vardır.

Bu ülkenin her bireyinin Atatürk’ün eksik kaldığı yerlerde ‘bilgi’ üretme hakkı vardır.

Bu ülkede yaşamını sürdürüp, cumhuriyetin ergilerinden yararlanan kimileri Atatürk’e saldırma gücünü nereden bulduğu bilinmelidir.

‘Atatürk sevmek’ kimsenin tekelinde olmadığı gibi, kimsenin de ‘sevmek sömürüsü’ yapacağı alan olmamalıdır.

‘Atatürk sevmek’ içtenlik gerektirir…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın